Hani Gazze'yi iç politika malzemesi yapmayacaktık
Biliyorum hepiniz çok duygusalsınız ve Erdoğan’ın çıkışı sebebiyle gururlusunuz.
Fakat Davos sürecini duygusal plandan çıkarıp irdelemekte fayda var.
İsrail Kara Harekatı’nı başlatıp Gazze’yi yakıp yıkmaya başladığı anda hepimiz büyük bir acıyı iliklerimize kadar hissettik ve bir soykırıma şahit olduk. Müslüman halklar ve vicdanı kanayan insanlar ayağa kalktılar. Türkiye’de ve Müslümanların yaşadığı birçok ülke de yüzlerce protesto gösterisi düzenlendi.
Türkiyeli Müslümanlar neredeyse gece gündüz protestolarını sürdürdüler. Sadece protesto etmedik bu zulmü aynı zamanda Gazze’ye yardım etmek için çırpındık durduk.
www anadolugençlik com.tr................................................................................................................................................
İHH, Kimse Yok mu Derneği, Deniz Feneri Derneği, Cansuyu ve diğer yardım kuruluşları ülkenin dört bir yanında yardım kampanyaları düzenlediler ve Gazze’ye ulaştırdılar.
Gazze Türkiye Müslümanlarının uyanışına vesile oldu tam anlamıyla.
Çağlayan Mitingi dünyanın gözlerinin Türkiye’ye çevrilmesine vesile oldu. İsrail’in İstanbul Konsolosluğu önünde gerçekleşen gece kuşatması da, Cuma Namazı sonrası Beyazıt’ta ve Fatih’te gerçekleşen gösterilerde de hepimiz tek yürek olduk.
Ve hep şunu söyledik Gazze ve Filistin meselesi iç siyasi tartışmalardan ve cemaatler arası fikir ayrılıklarından uzak tutulmalıdır.
Fakat Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta hepimizin yüreklerine su serpen ve Peres’e açık biçimde “siz katilsiniz ve sizi alkışlayanlarda bu zulme ortaktır” anlamına gelen o haykırışından sonra kanaatimce Gazze olayı bazı çevreler tarafından bir iç politik malzeme haline getirilmeye çalışılıyor.
Erdoğan’ın çıkışı,Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na neredeyse hakaret eder gibi konuşan Peres’e “haklı ve meşru” bir cevaptır.Uluslararası düzeyde bugüne kadar İsrail’e karşı verilen en sert ve yerinde tepkidir. Bu noktada Başbakan’ı takdir etmek ve hakkını teslim etmek herkesin boynunun borcudur.
Başta Çağlayan’da yüz binlerce insanın toplanmasına öncülük eden Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş olmak üzere CHP ve DSP dışındaki tüm siyasi partiler Erdoğan’ın Davos’taki çıkışını ve tavrını destekleyen açıklamalar yaptılar. Ve Erdoğan’a “Sakın geri adım atma, bu tavrını sürdür ve İsrail konusunda somut adımlar atmanı bekliyoruz ve destekliyoruz” çünkü millet arkandadır mesajını verdiler.
Hal böyle iken ve herkes bu konuyu siyaset üstü bir mesele olarak görmeye çalışırken, bazılarının seçim öncesi “artık Erdoğan’ın bu çıkışından sonra oylarınızı AK Parti’ye vermelisiniz” propagandası yapmasını yadırgıyorum doğrusu.
Üstelik bu sözü söyleyenlerin Saadet Partisi Çağlayan Mitingi’ne hazırlanırken ve sonrasında “aman ne olur bu konuyu iç politik malzeme yapmayalım, hassas bir konu ve ümmetin meselesi” sözleri hala zihinlerde sıcaklığını koruyor.
Saadet Partisi Çağlayan Mitingi’nde Gazze meselesini bir iç politik bir malzeme yapmaktan kaçındı ve hassas davrandı.
Hatta Saadet lideri Kurtulmuş miting konuşmasında Türkiye-İsrail Dostluk Grubu’ndan istifa eden AK Partili milletvekilerine teşekkür etti.
AK Parti aleyhine slogan atan partili gençlere ve “Başbakan Numan” sloganı atılmasına da “bunun yeri burası değil arkadaşlar bugün Gazze için buraya toplandık” diyerek büyük bir olgunluk gösterdi.
Milli Görüş Lideri Erbakan Çağlayan’da hem de seçim öncesi gerçekleşen bir mitingde ilk defa AK Parti aleyhinde bir kelime dahi sarfetmedi.
Saadet Partisi’nin bu hassasiyetine karşı, o gün Saadet Partisi’ne “sakın bu konuyu bir iç politik malzeme yapmayın” diyenlerin Erdoğan’ın Davos çıkışı sonrası “oylar AK Parti’ye”
çığırtkanlığı yapmasını gerçekten yadırgıyorum.
Sözüm Erdoğan’a ve AK Parti’ye değil, Saadet ve AK Parti arasında sürekli kıyas yapan ve Saadet’e oy vermeyi düşünen seçmene baskı yapan çevreleredir.
Başbakan Erdoğan önemli bir adım atmıştır. Fakat bu adım Türkiye-İsrail-ABD ilişkilerinin eksenini değiştirecek midir? Bunu zaman gösterecektir.
İsrail’in ve ABD’deki Siyonist lobilerin açıklamalarına bakılırsa “stratejik ortaklık” sürecektir.
İsrail’in Türkiye’deki 180 milyon dolarlık askeri anlaşmaları bu süreçten etkilenmeyecektir. Bunu açıklamayı bizzat Savunma Bakanı Vecdi Gönül geçen hafta AK Parti Grup Toplantısı’nda açıklamıştır. Türkiye-İsrail arasındaki askeri alandaki işbirliğinin ve anlaşmaların iptalinin sözkonusu olmadığını ve sürecin devam ettiğini açıkça ilan etmiştir.
Erdoğan’ın Davos’taki tavrını ve çıkışını haklı buluyorum ve önemsiyorum ama bunun bazı İslamcı(!) çevrelerce iç politik malzeme yapılmasını yadırgıyorum.
Sapla samanı birbirine karıştıranlardan da şu soruya cevap vermelerini bekliyorum: İsrail Gazze’ye veya Filistin’de başka bir yere yeni bir harekat başlatırsa ve bu harekat tamda seçim öncesine denk gelirse ve o zaman Davos’taki sözlerin somut adım atılmadıkça ne anlam ifade eder?
Unutmayalım ki; Gazze’ye başlatılan saldırı İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in Türkiye ziyaretinin hemen ardından başlamıştır.
NOT: Davos’taki toplantının perde arkasını, Türk Dışişleri Bakanlığı değil, Cüneyd Zapsu iyi biliyor. Toplantıdan sonra televizyonlara yaptığı açıklamalardan bu durum net bir şekilde anlaşılıyor.
Öyle ki Zapsu’nun Davos Başkanı Klaus Schwab’ın basın toplantısı metni üzerinde bile söz sahibi olduğu, CNN Türk görüntüleriyle ortaya çıktı.
Görüntülerde Klaus Shwab’ın bir yanında Coca Cola CEO’su Muhtar Kent, diğer yanında Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen işadamı Cüneyd Zapsu var. Schwab’ın konuşma notları dikkatle inceleniyor, bazı maddelerin üzeri çiziliyor, eklemeler yapılıyor. Ekranlara yansıyan bu görüntüde oldukça düşündürücü.anadolugençlikcom.tr.
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)
www.anadolugenclik.com.tr