Yardım
665 görüntülenme · 3 yanıt
Yönetici
✦ Mübarek Üye
- Mesaj
- 11.197
- Tepki
- 230
- Ödül
- 63
- Katılım
- 12.2006
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
"Es'elü'llâhe'l-azîm. Rabbe'l-arşi'l-azîm en yeşfiyeke."
"Arş-ı Azimin Rabbi olan Allahü Azîmüşşan'dan sana şifalar ihsan etmesini dilerim."
Sayın kardeşim en kısa zamanda ALLAH celle celaluh izni ile sıkıntınızı ihmal etmeden konu hakkında ehli kişilere tedavi için gidiniz.
Hayırlı ve güzel haberlerinizide bekliyoruz selametle kalınız.
"Arş-ı Azimin Rabbi olan Allahü Azîmüşşan'dan sana şifalar ihsan etmesini dilerim."
Sayın kardeşim en kısa zamanda ALLAH celle celaluh izni ile sıkıntınızı ihmal etmeden konu hakkında ehli kişilere tedavi için gidiniz.
Hayırlı ve güzel haberlerinizide bekliyoruz selametle kalınız.
Kıymetli kardeşim Allahü teala yardımcınız olsun.İnsanın yaşantısında bazı dönemleri olur nefsi kırıldığından güven(Allahü teala'ya tevekkül)zayıflar.Bu nedenle islamiyet güzel ahlaktır.Tüm aşırı davranışlar orta yoldan ayrılmak olacağından huyların ortasını bulmak gerekir.Aşağıda bazı bilgiler verildi.Altta da linkten çok işinize yarayacak bilgilere kavuşacağınızı ümid eder dualarınızı istirham ederim.
Tevâdu’un aşırı mikdârına (Tezellül), bayağılık, kendini aşağı tutmak denir. Tezellül harâmdır. Başka harâmlarda olduğu gibi, bu da zarûret ile câiz olur. Dînini, cânını, mâlını, ırzını korumak, zâlimden kurtulmak, (Zarûret)dir. Meşakkat, harâc bulununca, kolaylık aramak, câiz olur.
Tezellül, kötü huylardan biridir. Bir âlimin yanına bir kunduracı geldiği zemân, âlimin ayağa kalkıp, yerine bunu oturtması ve gideceği zemân kapıya kadar yanında yürümesi ve kunduralarını önüne koyması tezellüle bir misâldir. Yalnız ayağa kalkıp otursaydı, ona yer gösterseydi ve işini, hâlini ve niçin geldiğini sorsaydı ve süâllerine güler yüzle cevâb verseydi ve da’vetini kabûl etseydi ve sıkıntısını giderecek şey yapsaydı, tevâdu’ göstermiş olurdu. Hadîs-i şerîfde, (Din kardeşini sıkıntıdan kurtarana [nâfile] hac ve umre sevâbı verilir) buyuruldu. Hazret-i Hasen “radıyallahü teâlâ anh”, Sâbit Benânîye “rahime-hullahü teâlâ” bir hâcetini yapmasını diledi. Câmi’de i’tikâf ediyorum, başka zemân yaparım deyince, din kardeşinin ihtiyâcını gidermek için gitmenin, [nâfile] hac sevâbından dahâ hayrlı olduğunu bilmiyor musun dedi. Mevkı’ sâhiblerinin, muhtâc olanlara ve hocaların talebelerine, makâmları ile ve mâlları ile yardım etmelerinin çok sevâb olması, bu hadîs-i şerîfe dayanmakdadır. Nafakası, ya’nî bir günlük yiyeceği, içeceği olan kimsenin dilenmesi, tezellül olur, harâm olur. Bunun, bir günlük nafakası olmayan, başka bir kimse için veyâ borçlu için yardım toplaması tezellül olmaz. Fazla hediyye almak için, az bir şeyi hediyye vermek de, tezellül olur. Âyet-i kerîme böyle hediyye vermeyi men’ etmekdedir. Alınan hediyyenin karşılığını bundan fazla vermek efdaldir. Fekat fazla karşılık için hediyye vermek câiz değildir. Da’vet olunmadan ziyâfete gitmek de tezellüldür. Hadîs-i şerîfde, (Da’vet edilen yere gitmemek günâhdır. Da’vet olunmadığı yere gitmek hırsızlık etmek olur) buyuruldu. Nikâh sâhibinin da’vet etdiği yerde harâm şeyler yoksa, bu da’vete gitmek vâcib olur. Başka da’vetlere gitmek sünnetdir. Riyâ ve iftihâr için ya’nî gösteriş ve övünmek için yapılan da’vetlere gitmek câiz değildir. Bir menfe’ate kavuşmak düşüncesiyle, devlet adamları ile, hâkimlerle, zenginlerle arkadaşlık yapmak tezellül olur. Zarûretin müstesnâ olduğu yukarıda bildirilmişdi. Böyle kimselerle karşılaşınca ve bunlara selâm verirken eğilmek ve secde etmek de tezellüldür. Büyük günâhdır. İbâdet için eğilmek küfr olur. Yehûdîlerin selâm vermelerine benzemek olur. [Fakîr, muhtâc demekdir. İslâmiyyetde, havâyıc-i asliyyesinden mâ’adâ, kurban nisâbı mikdârı malı olmıyana (Fakîr) denir. Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Allahü teâlâdan istediği ve övündüğü fakîrlik, her zemân, her işde, Allahü teâlâya muhtâc olduğunu bilmekdir. Abdüllah Dehlevî “rahime-hullahü teâlâ”, (Dürr-ül-me’ârif) kitâbında buyuruyor ki, (Tesavvufda fakîr, murâdı olmıyan, ya’nî Allahü teâlânın rızâsından başka dileği olmıyan demekdir). Böyle olan kimse nafaka olmayınca, sabr ve kanâ’at eder. Allahü teâlânın fi’linden ve irâdesinden râzı olur. Allahü teâlâ emr etdiği için rızk kazanmağa çalışır. Çalışırken, ibâdetlerini terk etmez ve harâm işlemez. Kazanırken de, kazandığını sarf ederken de, islâmiyyete uyar. Böyle kimseye zenginlik de, fakîrlik de fâideli olur. Dünyâ ve âhıret se’âdetine kavuşmasına sebeb olur. Fekat, nefsine uyarak, sabr ve kanâ’at etmiyen kimse, Allahü teâlânın kazâ ve kaderine râzı olmaz. Fakîr olunca, az verdin diye, i’tirâz eder. Zengin olursa, doymaz, dahâ ister. Kazandığını harâmlara sarf eder. Zenginliği de, fakîrliği de, dünyâda ve âhıretde felâketine sebeb olur.]
Her san’atı ve ticâreti yapmak, ma’âş, ücret karşılığında mubâh olan işleri yapmak, meselâ çobanlık, bağcevanlık yapmak, inşâatda ve hafriyâtda çalışmak ve sırtında yük taşımak tezellül değildir. Peygamberler “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” ve Velîler “rahime-hümullahü teâlâ” bunları yapmışlardır. Kendinin ve çoluk çocuğunun nafakasını te’mîn için çalışmak farzdır. Başkalarına yardım için her dürlü kazanç yolunda çalışarak dahâ fazla kazanmak mubâhdır. İdrîs aleyhisselâm terzilik yapardı. Dâvüd aleyhisselâm demircilik yapardı. İbrâhîm aleyhisselâm zirâ’at ve kumaş ticâreti yapardı. İlk olarak kumaş dokuyan Âdem aleyhisselâmdır. [Din düşmanları, ilk insanların ot ile örtündüklerini, mağarada yaşadıklarını yazıyorlar. Bu yazılarının hiçbir vesîkası yokdur.] Îsâ aleyhisselâm kunduracılık yapardı. Nûh aleyhisselâm marangozluk, Sâlih aleyhisselâm çantacılık yapardı. Peygamberlerin çoğu “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” çobanlık yapmışdır. Hadîs-i şerîfde, (Evinin ihtiyâclarını alıp getirmek kibrsizlik alâmetidir) buyuruldu. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” mal satmış ve satın almışdır. Satın alması dahâ çok olmuşdur. Ücret ile çalışmış ve çalışdırmışdır. Mudârebe şirketi ve ortaklık yapmışdır. Başkasına vekîl olmuş ve vekîl yapmışdır. Hediyye vermiş ve almışdır. Ödünç ve âriyyet mâl almışdır. Vakf yapmışdır. Dünyâ işi için kimseye kızmamış, incitecek şey kimseye söylememişdir. Yemîn etmiş ve etdirmişdir. Yemîn etdiği şeyleri yapmış, yapmayıp keffâret verdiği de olmuşdur. Latîfe yapmış ve söylemiş, latîfeleri hep hak üzere ve fâideli olmuşdur. Yukarıda sayılanları yapmakdan çekinmek, utanmak, kibr olur. Çok kimseler burada yanılırlar. Tevâdu’ ile tezellülü birbiri ile karışdırırlar. Nefs, burada çok kimseleri aldatır.
Tezellül, kötü huylardan biridir. Bir âlimin yanına bir kunduracı geldiği zemân, âlimin ayağa kalkıp, yerine bunu oturtması ve gideceği zemân kapıya kadar yanında yürümesi ve kunduralarını önüne koyması tezellüle bir misâldir. Yalnız ayağa kalkıp otursaydı, ona yer gösterseydi ve işini, hâlini ve niçin geldiğini sorsaydı ve süâllerine güler yüzle cevâb verseydi ve da’vetini kabûl etseydi ve sıkıntısını giderecek şey yapsaydı, tevâdu’ göstermiş olurdu. Hadîs-i şerîfde, (Din kardeşini sıkıntıdan kurtarana [nâfile] hac ve umre sevâbı verilir) buyuruldu. Hazret-i Hasen “radıyallahü teâlâ anh”, Sâbit Benânîye “rahime-hullahü teâlâ” bir hâcetini yapmasını diledi. Câmi’de i’tikâf ediyorum, başka zemân yaparım deyince, din kardeşinin ihtiyâcını gidermek için gitmenin, [nâfile] hac sevâbından dahâ hayrlı olduğunu bilmiyor musun dedi. Mevkı’ sâhiblerinin, muhtâc olanlara ve hocaların talebelerine, makâmları ile ve mâlları ile yardım etmelerinin çok sevâb olması, bu hadîs-i şerîfe dayanmakdadır. Nafakası, ya’nî bir günlük yiyeceği, içeceği olan kimsenin dilenmesi, tezellül olur, harâm olur. Bunun, bir günlük nafakası olmayan, başka bir kimse için veyâ borçlu için yardım toplaması tezellül olmaz. Fazla hediyye almak için, az bir şeyi hediyye vermek de, tezellül olur. Âyet-i kerîme böyle hediyye vermeyi men’ etmekdedir. Alınan hediyyenin karşılığını bundan fazla vermek efdaldir. Fekat fazla karşılık için hediyye vermek câiz değildir. Da’vet olunmadan ziyâfete gitmek de tezellüldür. Hadîs-i şerîfde, (Da’vet edilen yere gitmemek günâhdır. Da’vet olunmadığı yere gitmek hırsızlık etmek olur) buyuruldu. Nikâh sâhibinin da’vet etdiği yerde harâm şeyler yoksa, bu da’vete gitmek vâcib olur. Başka da’vetlere gitmek sünnetdir. Riyâ ve iftihâr için ya’nî gösteriş ve övünmek için yapılan da’vetlere gitmek câiz değildir. Bir menfe’ate kavuşmak düşüncesiyle, devlet adamları ile, hâkimlerle, zenginlerle arkadaşlık yapmak tezellül olur. Zarûretin müstesnâ olduğu yukarıda bildirilmişdi. Böyle kimselerle karşılaşınca ve bunlara selâm verirken eğilmek ve secde etmek de tezellüldür. Büyük günâhdır. İbâdet için eğilmek küfr olur. Yehûdîlerin selâm vermelerine benzemek olur. [Fakîr, muhtâc demekdir. İslâmiyyetde, havâyıc-i asliyyesinden mâ’adâ, kurban nisâbı mikdârı malı olmıyana (Fakîr) denir. Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Allahü teâlâdan istediği ve övündüğü fakîrlik, her zemân, her işde, Allahü teâlâya muhtâc olduğunu bilmekdir. Abdüllah Dehlevî “rahime-hullahü teâlâ”, (Dürr-ül-me’ârif) kitâbında buyuruyor ki, (Tesavvufda fakîr, murâdı olmıyan, ya’nî Allahü teâlânın rızâsından başka dileği olmıyan demekdir). Böyle olan kimse nafaka olmayınca, sabr ve kanâ’at eder. Allahü teâlânın fi’linden ve irâdesinden râzı olur. Allahü teâlâ emr etdiği için rızk kazanmağa çalışır. Çalışırken, ibâdetlerini terk etmez ve harâm işlemez. Kazanırken de, kazandığını sarf ederken de, islâmiyyete uyar. Böyle kimseye zenginlik de, fakîrlik de fâideli olur. Dünyâ ve âhıret se’âdetine kavuşmasına sebeb olur. Fekat, nefsine uyarak, sabr ve kanâ’at etmiyen kimse, Allahü teâlânın kazâ ve kaderine râzı olmaz. Fakîr olunca, az verdin diye, i’tirâz eder. Zengin olursa, doymaz, dahâ ister. Kazandığını harâmlara sarf eder. Zenginliği de, fakîrliği de, dünyâda ve âhıretde felâketine sebeb olur.]
Her san’atı ve ticâreti yapmak, ma’âş, ücret karşılığında mubâh olan işleri yapmak, meselâ çobanlık, bağcevanlık yapmak, inşâatda ve hafriyâtda çalışmak ve sırtında yük taşımak tezellül değildir. Peygamberler “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” ve Velîler “rahime-hümullahü teâlâ” bunları yapmışlardır. Kendinin ve çoluk çocuğunun nafakasını te’mîn için çalışmak farzdır. Başkalarına yardım için her dürlü kazanç yolunda çalışarak dahâ fazla kazanmak mubâhdır. İdrîs aleyhisselâm terzilik yapardı. Dâvüd aleyhisselâm demircilik yapardı. İbrâhîm aleyhisselâm zirâ’at ve kumaş ticâreti yapardı. İlk olarak kumaş dokuyan Âdem aleyhisselâmdır. [Din düşmanları, ilk insanların ot ile örtündüklerini, mağarada yaşadıklarını yazıyorlar. Bu yazılarının hiçbir vesîkası yokdur.] Îsâ aleyhisselâm kunduracılık yapardı. Nûh aleyhisselâm marangozluk, Sâlih aleyhisselâm çantacılık yapardı. Peygamberlerin çoğu “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” çobanlık yapmışdır. Hadîs-i şerîfde, (Evinin ihtiyâclarını alıp getirmek kibrsizlik alâmetidir) buyuruldu. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” mal satmış ve satın almışdır. Satın alması dahâ çok olmuşdur. Ücret ile çalışmış ve çalışdırmışdır. Mudârebe şirketi ve ortaklık yapmışdır. Başkasına vekîl olmuş ve vekîl yapmışdır. Hediyye vermiş ve almışdır. Ödünç ve âriyyet mâl almışdır. Vakf yapmışdır. Dünyâ işi için kimseye kızmamış, incitecek şey kimseye söylememişdir. Yemîn etmiş ve etdirmişdir. Yemîn etdiği şeyleri yapmış, yapmayıp keffâret verdiği de olmuşdur. Latîfe yapmış ve söylemiş, latîfeleri hep hak üzere ve fâideli olmuşdur. Yukarıda sayılanları yapmakdan çekinmek, utanmak, kibr olur. Çok kimseler burada yanılırlar. Tevâdu’ ile tezellülü birbiri ile karışdırırlar. Nefs, burada çok kimseleri aldatır.
05-slm Ahlk
*Dilini muhafaza et, seni sokmasın. Çünkü o, büyük bir yılandır.
* Allahü teâlâ rızka kefildir ama imana kefil değildir.
* Allahü teâlâ rızka kefildir ama imana kefil değildir.
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/49357-yardim · 22.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
◆İlgili Konular
- yardım..yardım..yardım Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı 17 cevap
- Arkadaslar lutfen yardım sorunum kılom bı yardım! Sağlık ve Yaşam 10 cevap
- Kabirden yardım istemek faydalanma şekilleri Tasavvûf 57 cevap
- yardım... Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı 2 cevap
- Kur'an hatmimize yardım edermisiniz kardeşlerim:( Hatim Listesi 480 cevap
- bilen varsa yardım etsin allah rızası için Fıkıh ve Akaîd 12 cevap
Giriş yap ve cevap yaz.