’’Yâ Allah!.. Yâ Nevfel!..’’

1.513 görüntülenme · 10 yanıt

Paylaş:
<DAMLA>

<DAMLA>

Mübarek Üye · 6.461 mesaj

#1
Sevgili Peygamberimiz bir gün Eshâb-ı kirâm ile sohbet ederken, “Şehîdliğin fazîletlerini” anlatıyorlardı. Şehîdlerin şefâ’ati hakkında buyurdu ki:


- Kıyâmet gününde şehîdler, mahşer yerine gelirlerken, orada bulunan Peygamberler ayağa kalkarlar. Onlar, çocukları, akrabâları ve dostlarından 70 bin kişiye şefâ’at ederler.




Bu sözleri işiten Hz. Nevfel, Resûlullah efendimizden, şehîd olmak için duâ istedi. Resûlullah efendimiz de duâ ettiler.


Bir müddet sonra, muhârebeye çıkıldı. Peygamber efendimiz de aralarında bulunuyordu. Bu muhârebe Hz. Nevfel’in duâsından sonraki ilk muhârebe idi. Ve bu muhârebedeHz. Nevfel şehîd düşerek, arzûsuna kavuştu.


Peygamber efendimiz ve Eshâbı, muhârebeden dönüyorlardı. Karşılamaya gelenler arasında, Hz. Nevfel’in hanımı, çocukları ve yaşlı annesi vardı.


Yaşlı annesi, “Gazânız mübârek olsun” dedikten sonra Resûlullaha, oğlunu sordu.Peygamber efendimizin gözleri nemlendi. Oğlunun şehîdlik haberini vermeye mübârek kalbi dayanamadı. Elleriyle arkayı işâret edip, yoluna devam etti.


Hz. Nevfel’in annesi, Peygamber efendimizin hemen arkasından gelen, Allahın arslanıHz. Ali’ye de aynı şekilde oğlunu sordu. O da şehîdlik haberini veremeyip, arkayı işâret etti.


Yaşlı kadın daha sonra,Hz. Ömer’e ve Hz. Osman’a rastladı.Onlara da oğlunun durumunu sordu.Onlar da cevap veremeyip Resûlullahın yaptığı gibi arkayı işâret ettiler.


En son gelen Hz. Ebû Bekir idi. Kadıncağız büyük bir ümitle sevgili Peygamberimizin azîz arkadaşına yaklaşarak aynı şeyleri sordu.


Hz. Ebû Bekirkendi kendine düşündü:


“Yâ Rabbî! Ne kadar zor bir durumdayım. Eğer doğruyu söylersem, mahzûn kalbleri üzmüş olacağım. Bunu yapmaktan sevgili Peygamberimiz çekindi. O’na nasıl aykırı davranabilirim. Sen bana öyle bir şey ilhâm et ki, bu gariplerin yüreği daha fazla yanmasın Allahım!”




Daha sonra, Hz. Ebû Bekir, bütün kalbiyle:


- Yâ Allah!.. Yâ Nevfel!..diye bağırdı.


İşte o sırada, yaydan fırlamış ok gibi bir atlı, yıldırım hızıyla yanlarına yetişerek dedi ki:


- Buyur yâ Sıddîk, beni mi çağırdın?


Bu atlı, Hz. Nevfel’den başkası değildi.


Sonra, Cebrâil aleyhisselâm gelip, Peygamber efendimize şunları söyledi:


- Yâ Resûlallah! Hak teâlânın selâmı var. “Eğer Peygamberin mağara arkadaşı Sıddîk, bir kere daha (ALLAH) deseydi, yüceliğim hakkı için, bütün şehîdleri diriltirdim. Çünkü, Ebû Bekir, câhiliyye devrinde bile yalan söylememiştir”buyurdu.


Bu hâdiseden sonra, Hz. Nevfel senelerce yaşadı. Nihâyet, “Yemâme” cenginde tekrar şehîdlik şerbetini içti.

(alıntı)
HÜZÜNLE DOLUYUM

HÜZÜNLE DOLUYUM

Kıdemli Üye · 343 mesaj

#2
Allahuekber..................................................................
<DAMLA>

<DAMLA>

Mübarek Üye · 6.461 mesaj

#3
HÜZÜNLE DOLUYUM, post: 920364, member: 2262Allahuekber..................................................................


gözlerinize saglık kardeşim
rabbimize emanetsiniz inşallah
selam ve dua ile
<<B)>>
cemre42_

cemre42_

Aktif Üye · 73 mesaj

#4
saol paylasimin icin selam ve dua ile..
<DAMLA>

<DAMLA>

Mübarek Üye · 6.461 mesaj

#5
cemre42_, post: 920392, member: 23787saol paylasimin icin selam ve dua ile..


gözlerinize saglık kardeşim
rabbimize emanetsiniz inşallah
selam ve dua ile
<<B)>>
mürmüdük

mürmüdük

Mübarek Üye · 6.952 mesaj

#6
Allahuekber....
hasgül

hasgül

Mübarek Üye · 1.965 mesaj

#7
Selamun aleyküm değerli kardeşim,

Her bir hücremi titreten yegane hikayelerden biridir.
Emeğine yüreğine sağlık.
Selametle..
mürmüdük

mürmüdük

Mübarek Üye · 6.952 mesaj

#8
<DAMLA>, post: 920353, member: 94172
Sevgili Peygamberimiz bir gün Eshâb-ı kirâm ile sohbet ederken, “Şehîdliğin fazîletlerini” anlatıyorlardı. Şehîdlerin şefâ’ati hakkında buyurdu ki:




- Kıyâmet gününde şehîdler, mahşer yerine gelirlerken, orada bulunan Peygamberler ayağa kalkarlar. Onlar, çocukları, akrabâları ve dostlarından 70 bin kişiye şefâ’at ederler.





Bu sözleri işiten Hz. Nevfel, Resûlullah efendimizden, şehîd olmak için duâ istedi. Resûlullah efendimiz de duâ ettiler.



Bir müddet sonra, muhârebeye çıkıldı. Peygamber efendimiz de aralarında bulunuyordu. Bu muhârebe Hz. Nevfel’in duâsından sonraki ilk muhârebe idi. Ve bu muhârebedeHz. Nevfel şehîd düşerek, arzûsuna kavuştu.



Peygamber efendimiz ve Eshâbı, muhârebeden dönüyorlardı. Karşılamaya gelenler arasında, Hz. Nevfel’in hanımı, çocukları ve yaşlı annesi vardı.



Yaşlı annesi, “Gazânız mübârek olsun” dedikten sonra Resûlullaha, oğlunu sordu.Peygamber efendimizin gözleri nemlendi. Oğlunun şehîdlik haberini vermeye mübârek kalbi dayanamadı. Elleriyle arkayı işâret edip, yoluna devam etti.



Hz. Nevfel’in annesi, Peygamber efendimizin hemen arkasından gelen, Allahın arslanıHz. Ali’ye de aynı şekilde oğlunu sordu. O da şehîdlik haberini veremeyip, arkayı işâret etti.



Yaşlı kadın daha sonra,Hz. Ömer’e ve Hz. Osman’a rastladı.Onlara da oğlunun durumunu sordu.Onlar da cevap veremeyip Resûlullahın yaptığı gibi arkayı işâret ettiler.



En son gelen Hz. Ebû Bekir idi. Kadıncağız büyük bir ümitle sevgili Peygamberimizin azîz arkadaşına yaklaşarak aynı şeyleri sordu.



Hz. Ebû Bekirkendi kendine düşündü:



“Yâ Rabbî! Ne kadar zor bir durumdayım. Eğer doğruyu söylersem, mahzûn kalbleri üzmüş olacağım. Bunu yapmaktan sevgili Peygamberimiz çekindi. O’na nasıl aykırı davranabilirim. Sen bana öyle bir şey ilhâm et ki, bu gariplerin yüreği daha fazla yanmasın Allahım!”





Daha sonra, Hz. Ebû Bekir, bütün kalbiyle:



- Yâ Allah!.. Yâ Nevfel!..diye bağırdı.



İşte o sırada, yaydan fırlamış ok gibi bir atlı, yıldırım hızıyla yanlarına yetişerek dedi ki:



- Buyur yâ Sıddîk, beni mi çağırdın?



Bu atlı, Hz. Nevfel’den başkası değildi.



Sonra, Cebrâil aleyhisselâm gelip, Peygamber efendimize şunları söyledi:



- Yâ Resûlallah! Hak teâlânın selâmı var. “Eğer Peygamberin mağara arkadaşı Sıddîk, bir kere daha (ALLAH) deseydi, yüceliğim hakkı için, bütün şehîdleri diriltirdim. Çünkü, Ebû Bekir, câhiliyye devrinde bile yalan söylememiştir”buyurdu.



Bu hâdiseden sonra, Hz. Nevfel senelerce yaşadı. Nihâyet, “Yemâme” cenginde tekrar şehîdlik şerbetini içti.



(alıntı)

güncelleme...
Allahcc, halleriyle bizleri de hallendirsin inşaALLAH...
Allahcc razı olsun gönüldaşımız...
BESMELE...SELAM....DUA...
MAKBERGÜLÜ

MAKBERGÜLÜ

Kıdemli Üye · 467 mesaj

#9
<DAMLA>, post: 920353, member: 94172
Sevgili Peygamberimiz bir gün Eshâb-ı kirâm ile sohbet ederken, “Şehîdliğin fazîletlerini” anlatıyorlardı. Şehîdlerin şefâ’ati hakkında buyurdu ki:


- Kıyâmet gününde şehîdler, mahşer yerine gelirlerken, orada bulunan Peygamberler ayağa kalkarlar. Onlar, çocukları, akrabâları ve dostlarından 70 bin kişiye şefâ’at ederler.




Bu sözleri işiten Hz. Nevfel, Resûlullah efendimizden, şehîd olmak için duâ istedi. Resûlullah efendimiz de duâ ettiler.


Bir müddet sonra, muhârebeye çıkıldı. Peygamber efendimiz de aralarında bulunuyordu. Bu muhârebe Hz. Nevfel’in duâsından sonraki ilk muhârebe idi. Ve bu muhârebedeHz. Nevfel şehîd düşerek, arzûsuna kavuştu.


Peygamber efendimiz ve Eshâbı, muhârebeden dönüyorlardı. Karşılamaya gelenler arasında, Hz. Nevfel’in hanımı, çocukları ve yaşlı annesi vardı.


Yaşlı annesi, “Gazânız mübârek olsun” dedikten sonra Resûlullaha, oğlunu sordu.Peygamber efendimizin gözleri nemlendi. Oğlunun şehîdlik haberini vermeye mübârek kalbi dayanamadı. Elleriyle arkayı işâret edip, yoluna devam etti.


Hz. Nevfel’in annesi, Peygamber efendimizin hemen arkasından gelen, Allahın arslanıHz. Ali’ye de aynı şekilde oğlunu sordu. O da şehîdlik haberini veremeyip, arkayı işâret etti.


Yaşlı kadın daha sonra,Hz. Ömer’e ve Hz. Osman’a rastladı.Onlara da oğlunun durumunu sordu.Onlar da cevap veremeyip Resûlullahın yaptığı gibi arkayı işâret ettiler.


En son gelen Hz. Ebû Bekir idi. Kadıncağız büyük bir ümitle sevgili Peygamberimizin azîz arkadaşına yaklaşarak aynı şeyleri sordu.


Hz. Ebû Bekirkendi kendine düşündü:


“Yâ Rabbî! Ne kadar zor bir durumdayım. Eğer doğruyu söylersem, mahzûn kalbleri üzmüş olacağım. Bunu yapmaktan sevgili Peygamberimiz çekindi. O’na nasıl aykırı davranabilirim. Sen bana öyle bir şey ilhâm et ki, bu gariplerin yüreği daha fazla yanmasın Allahım!”




Daha sonra, Hz. Ebû Bekir, bütün kalbiyle:


- Yâ Allah!.. Yâ Nevfel!..diye bağırdı.


İşte o sırada, yaydan fırlamış ok gibi bir atlı, yıldırım hızıyla yanlarına yetişerek dedi ki:


- Buyur yâ Sıddîk, beni mi çağırdın?


Bu atlı, Hz. Nevfel’den başkası değildi.


Sonra, Cebrâil aleyhisselâm gelip, Peygamber efendimize şunları söyledi:


- Yâ Resûlallah! Hak teâlânın selâmı var. “Eğer Peygamberin mağara arkadaşı Sıddîk, bir kere daha (ALLAH) deseydi, yüceliğim hakkı için, bütün şehîdleri diriltirdim. Çünkü, Ebû Bekir, câhiliyye devrinde bile yalan söylememiştir”buyurdu.


Bu hâdiseden sonra, Hz. Nevfel senelerce yaşadı. Nihâyet, “Yemâme” cenginde tekrar şehîdlik şerbetini içti.

(alıntı)


kaç gündür hep bu hadiseyi düşünüyordum meğer kardeşlerim daha evvel paylaşmışlar.rabbim razı olsun.çok etkilendiğim ve neredeyse ezber derecesinde okuduğum bir hadise...rabbim bizleride şehadet şerbetinden içenlerden eylesin inş.amin...
mürmüdük

mürmüdük

Mübarek Üye · 6.952 mesaj

#10
Hz. Ebû Bekirkendi kendine düşündü:



“Yâ Rabbî! Ne kadar zor bir durumdayım. Eğer doğruyu söylersem, mahzûn kalbleri üzmüş olacağım. Bunu yapmaktan sevgili Peygamberimiz çekindi. O’na nasıl aykırı davranabilirim. Sen bana öyle bir şey ilhâm et ki, bu gariplerin yüreği daha fazla yanmasın Allahım!”





Daha sonra, Hz. Ebû Bekir, bütün kalbiyle:



- Yâ Allah!.. Yâ Nevfel!..diye bağırdı.



İşte o sırada, yaydan fırlamış ok gibi bir atlı, yıldırım hızıyla yanlarına yetişerek dedi ki:



- Buyur yâ Sıddîk, beni mi çağırdın?



Bu atlı, Hz. Nevfel’den başkası değildi.



Sonra, Cebrâil aleyhisselâm gelip, Peygamber efendimize şunları söyledi:



- Yâ Resûlallah! Hak teâlânın selâmı var. “Eğer Peygamberin mağara arkadaşı Sıddîk, bir kere daha (ALLAH) deseydi, yüceliğim hakkı için, bütün şehîdleri diriltirdim. Çünkü, Ebû Bekir, câhiliyye devrinde bile yalan söylememiştir”buyurdu.



Bu hâdiseden sonra, Hz. Nevfel senelerce yaşadı. Nihâyet, “Yemâme” cenginde tekrar şehîdlik şerbetini içti.
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#11
- Yâ Resûlallah! Hak teâlânın selâmı var. “Eğer Peygamberin mağara arkadaşı Sıddîk, bir kere daha (ALLAH) deseydi, yüceliğim hakkı için, bütün şehîdleri diriltirdim. Çünkü, Ebû Bekir, câhiliyye devrinde bile yalan söylememiştir”buyurdu.
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.