Başbakan Tayyip Erdoğan’dan
Kontrolsüz Sözler
Fazıl DUYGUN
Tayyip Erdoğan, daha düne kadar, İşgalci İsrail’in başbakanı katil Ehud Olmert’in en iyi dostum dediği bir adam, ABD’deki yahudi lobilerinden(2006) ilk, “Yahudi olmayan birine verilen cesaret ödülünü” almış bir kişi. İsrail ve Batı’yla bu derece içli dışlı olan, daha doğrusu çevresindeki imansız İslâmcı-liberal çapulcu takımı tarafından bu derece İsrail-AB-D bağımlısı hâline getirilen Başbakan Tayyip Erdoğan, İsrail’in Gazze’de giriştiği işgal ve katliam operasyonunda, işbirlikçi çevresi tarafından kendisine biçilen bu rolün dışına çıkıp, Filistin için çeşitli diplomatik girişimlerde bulunmaya başlayınca, Batı’nın, İsrail’in ve çevresindeki liberal çapulcu ve imansız İslâmcı hainlerin gerçek yüzünü bir kez daha mı gördü ki, Batı’ya ve İsrail’e salvolar yağdırmaya başladı. İsrail’i sözünde durmayan, ikiyüzlü bir devlet ilan eden ve hattâ BM’den atılmasını bile isteyecek kadar ileri giden Erdoğan, Avrupa’daki son konuşmasında, Batı’nın “Müslüman-Hrıstiyan” ayrımına gittiğini de söyledi. Batı, Gürcistan’ın yardımına koşarken, Gazze’yi görmezden geldi diyen Erdoğan, “madem demokrasi diyorsunuz, o zaman Hamas’a katlanacaksınız, yok öyle çifte standart” diyerek, Batı’nın İslâm dünyasında niçin müslümanların gerçek temsilcilerini “demokrasi yoluyla iktidara gelmesine izin verilmediğini sorgulamış oldu”. Bu da bize, Sayın Salih Mirzabeyoğlu’nun, “Batı yönünden, kendi aralarındaki(kendilerini de yıkıma götüren) umumî hesaplaşma yerine işi birbirine tesir eden dişliler üzerinde eriterek asgariye indiren demokratik rejim, Batı dışında kalan İslâm ülkeleri ve 3. dünya ülkeleri için çukulatayla kaplanmış bir zehirdir"(Salih Mirzabeyoğlu - Başyücelik Devleti, shf; 98-99) sözünün bir itirafı oluyor.
Devamı BARAN Dergisi 106. Sayıda...