EKMEK ARASI TARİH
Ekmeğin hikâyesi de, her şeyin hikâyesi gibi, Âdem babamızın Cennetten, yeryüzüne indirilmesiyle başladı.
Âdem Peygamber için Cennetten dünyaya gönderilmek, elbette son derece sıkıntılı bir sürecin başlaması demekti. Dünya hayatı, Cennet hayatına hiç benzemiyordu. Dünyada soğuk vardı, sıcak vardı, yorulmak vardı, uykusuzluk vardı ve elbette açlık vardı. Dahası, bu dünya hayatı, çalışıp çabalamak yeriydi. Burada Cennetteki gibi bir rahat yoktu.
Ve Allah, Âdem’e ekin ekmesini emretti.
Âdem, alnının terini sile sile toprağı sürdü.
Sonra ekini ekti.
Sonra o ekinleri suladı.
Ve biçme zamanı geldiğinde, ekinleri biçti.
Ve biçtiği ekinlerin tanelerini ayırdı.
Taneleri öğütüp un yaptı.
Ve unu hamur etti.
Hamuru pişirdi. Hamur ekmek oldu.
Ve Allah’ın izin verdiği zamanda ekmeği yedi.
Böylece ilk insan, ilk ekmeği yapmış oldu. Bugün Müslüman fırıncılar, Hz. Âdem’i mesleklerinin pîr’i sayarlar.
Allah’ı ve Peygamberlerini kabul etmeyen tarihçilere göre ise, ekmek tesadüfler sonucu bulundu. Ateist bilim adamlarının, yeryüzündeki canlıların tesadüfen ortaya çıktıklarını iddia etmesi gibi, Ateist tarihçiler de, herşeyi tesadüflerle açıklarlar. Onlara göre, ilk insanlar, iri buğday başaklarını görmüşler ve “Bakalım bunun içinde ne var?” demişler. Tabii son derece ilkel oldukları için, ilk yaptıkları şey, başakları ağızlarına tıkamak olmuş.
Çiğnemişler, çiğnemişler… Yüzlerce yıl böyle çiğneyip yutmaya çalışmışlar. Sonra içlerinden bir tanesi:
“Arkadaşlar şunun sapla samanını, taneleri ile çöpünü ayırsak ya!” deyivermiş. O günden sonra, sap ile saman, tane ile çöp ayıklanmaya başlanmış.
Ve ilk insanlar uzun bir süre de, o taneleri beygirin arpa kırması gibi kütür kütür yemeye başlamış. Ancak bu pek zahmetli bir işmiş. Hazmı da çok zormuş.
Zaman geçip gitmiş.
Aralarından bir akıllı daha çıkmış ve:
“Bu buğday tanelerini taşla falan kırsak nasıl olur?” demiş.
Sonra bir başkası:
“Bu kırılmış taneleri su ile ıslatalım, bakalım tabiat ne gösterecek” diye düşünmüş.
Birkaç yüz yıl da, böyle su ile ıslatılmış buğday yemiş insanoğlu.
Aradan yine hatırı sayılır bir zaman geçmiş. Ve bir gün farketmişlerki, bu ıslanmış ve kırılmış buğday taneleri durdukları yerde şişip kabarıyor.
Ve insanoğlu hamuru bulmuş!
Hikâyenin devamını tahmin edebilirsiniz. “Hadi bunu pişirelim, nasıl olsa ateşi de bulduk” diyerek ekmek yapmaya başlamışlar.
İşte, Ateist tarih görüşüne göre, ekmeğin keşfi… Bilimsel bir dayanağı var mı derseniz, öyle bir dayanak yok. “Ama olsa olsa böyle olmuştur herhalde” diye ortaya atılan bir ekmek tarihi öyküsü bu kadar olur.
Ha, bir de, sakın o tarihçilere “Peki o buğday nerden çıktı?” diye sormayın. Çünkü bu sorunun cevabını, Evrimci bilim adamları çoktan verdi:
“Tabii ki, tesadüfler sonunda! Bir kısım çok şefkâtli ve insanoğlunun ihtiyaçlarını düşünen terliksi hayvanlar, evrimleşe evrimleşe buğday olmaya karar verdiler!”
(...)