İSRAİL Hemen Etkisizleştirilmelidir...

3.722 görüntülenme · 24 yanıt

Paylaş:
osman gazi

osman gazi

Yasaklı Kullanıcı · ✦ Mübarek Üye · 716 mesaj

#1
Yeni Devir Hukukçular Derneği’nin Basın Bildirisidir!




‘İsrail Hemen Etkisizleştirilmelidir!’










Çağrımız bu ülke siyasetçilerine, en başta da sayın Recep Tayyip Erdoğan’adır!
Sayın Başbakan, İsrail ‘devlet’ini ilk önce tanıyan bir ülkenin başbakanıdır.
Bu, %90’ı Amerika ve İsrail düşmanı olan bir halka büyük ihanettir.
Sayın T. Erdoğan, %47’lik bir oy oranı ile iktidara gelen bir başbakan olarak halkının hislerine tercüman olup, “İsrail’i tanıyan ilk devlet” olma ayıbından kurtulmak zorundadır.


Bu ayıptan kurtulmak için ivedilikle yapması gereken şunlardır:

1- Sayın Başbakan evvelâ, Amerikalılarca düzenlenen ve içeriğinde; “Türkiye’de Amerika’nın nam ve hesabına çalışacak politikacı tipi yetişmiştir. Dışarıdan herhangi bir müdahaleye gerek yoktur.” yazan raporda belirtilen klâsik Amerikancı politikacı tipinden olmadığını ispatlamalıdır!


2- Bu ülkeye ve bu bölgeye has ve hususi olan bir siyaseti yürütmekle mükellef olan sayın Erdoğan, mükellefiyetinin tabiî tezahürü hâlinde İsrail uçaklarının Türk hava sahasına girmesini yasaklamalı, hava sahasının ihlâlini savaş sebebi sayacağını ilân etmelidir!


3- İsrail ile imzalanan ve siyasî, iktisadî, askerî vb. mahiyetli olan bütün anlaşmalar istinasız feshedilmelidir!


4- Filistin Meselesi’nin çözümünde Hamas’ı Filistin topraklarında tek muhatap olarak kabul ve bunu ilân etmelidir!


5- Bütün bir dünyanın meselesi olan Filistin Meselesi’nin ancak ve ancak 91’den beri devam eden Irak İstiklâl Savaşı’na destek vermek suretiyle çözüleceğini idrak etmeli, bu çerçevede İncirlik başta olmak üzere bütün Amerikan üslerini kapatmalıdır!


6- Suriye devleti ve Irak’taki direniş grupları başta olmak üzere bölgenin bütün siyasi aktörleri ile “İsrail’i etkisizleştirme” ekseninde işbirliğine gitmelidir!


7- Pakistan’dan Filistin’e, Filistin’den de Somali’ye uzanan bir hat çizmeli, bu hat üzerinde olan ülkelerle münasebetimizi ve onun mahiyetini gözden geçirmeli, münasebetimizin yeni mahiyeti Türkiye’nin misyonuna yaraşır olmalıdır.


8- “İsrail’i etkisizleştirme” mihverinde şekillenen ve devlet başkanları düzeyinde olan bir konferansı İstanbul’da tertip etmeli, birçok ülkenin bu konferansa katılımını sağlamalı ve o konferansın sonuç tebliğinde şunların yazılmasına öncülük etmelidir:



“Tarihçi A. Toynbee’nin de ifade ettiği üzere; ‘Siyonizmin saldırısı ahlâkî sorumluluk bakımından Nazi cinayetlerini gölgede bırakmıştır.’


Bu cinayetler karşısında sessiz kalmak ve İsrail’e o cinayetlerin bedelini ödetmemek en başta kendi halklarımıza ihanettir.









Fakat asıl cinayet; mevcut uluslararası hukuku; ‘câri bir hukuk’ olarak görmek olacaktır.


Mevzuatlardan ibaret olan ve güçlüyü haklı kılan uluslararası hukuk; Anglo-Sakson bir kültürü bütün dünyaya dikte etmenin aracından başka bir şey olmayıp, son kertede İsrail’in menfaatlerine hizmet etmektedir.


Durum, tıpkı Romalı hukukçuların dediği gibidir: ‘Bizler, kılıçla hâlledemediğimiz şeyleri, hukukla hâllederiz.’


Romalıların torunları da aynı şeyi yapmakta, hukukları aracılığıyla ülkeleri işgal etmekte ve yine hukukları aracılığıyla zihinlerde fikrî tahakküm kurmaktadır.
F. Neumann’ın ifade ettiği üzere: ‘Liberal burjuvazi sadece kendi devletini hukuk devleti olarak adlandırmakla, kendi talepleriyle uyuşmayan diğer bütün devlet tiplerini, hukuksuzluk devletleri ya da despotluklar kategorisine yerleştirmiştir.’
Kendi talepleriyle uyuşmayan ülkeler işgal edilmiş, bütün yeraltı ve yerüstü kaynakları talan edilmiştir. Bütün bunlar, ‘insan hakları, demokrasi’ vb. yaftalarla yapılmıştır.


Yapılan işgallere hukukî bir çehre kazandırılmak istenmiş, hep tek taraflı işleyen uluslararası hukuk, işgal güçlerinin paravanı olmuştur.


Tarih bunun misâlleri ile doludur. Bunlardan bir tanesi 91’deki Körfez Savaşı’dır. Bu savaşın hukukî kılıfı; BM üyesi bir ülkenin başka bir ülkeyi işgal etmesidir. Hukukî mantık şuydu: Irak, BM üyesidir. Başka bir ülkeyi işgal etmiştir. İşgal edilen Kuveyt, BM’den yardım istemiştir. Bu yardım talebine istinaden ve uluslararası hukuk mevzuatına son derece uygun olarak bir harekat düzenlenmeli, işgal kuvveti olan Irak, Kuveyt’ten zorla çıkarılmalıdır.


Mevzuat ve hukukî mantık buysa, 2003’teki savaşta da aynı mantık işlemeli ve şöyle olmalıydı: Irak, BM üyesidir. Başka bir BM üyesi olan ABD başta olmak üzere İngiltere, İspanya vd. devletlerce işgal edilmiştir. İşgal edilen Irak, BM’den yardım istemiştir. Bu yardım talebine istinaden, uluslararası hukuk mevzuatına son derece uygun olarak bir harekat düzenlenmeli, ABD başta olmak üzere bütün işgal güçleri Irak’tan zorla çıkarılmalıydı.


Ama böyle olmamış, anlaşmalarla şekillenen ve temel mantığında ‘güçlü, haklıdır’ anlayışı olan uluslararası hukuk mezara girmiştir.


Bizler, mezara giren ve kan, nefret ve gözyaşıyla malül olan uluslararası hukuku ‘Cenevre Sözleşmesi’, ‘Lahey Adalet Divanı’, ‘Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi’ gibi lâflarla tekrar diriltmeyeceğiz!


Evet; Fukuyama’nın dediği gibi; tarihin sonu gelmiştir.


Sonu gelen tarih; Batı’nın ‘modern tarihi’dir. Düz bir satıh üzerinde ilerleyen, ufuksuz, öncesiz ve sonrasız olan ‘modern zaman’dan sonra bizim zamanımız ve ‘bizim zamanımız’ın ruhu bütün dünyaya hâkim olacak ve bu ruha nispetle şekillenen ve temel mantığında ‘haklı, güçlüdür.’ anlayışı olan hukuk, bütün dünyada câri hâle gelecektir.


Haklıyı güçlü kılan hukukun bütün dünyada câri hâle gelebilmesi için İsrail’in etkisizleştirilmesi şarttır! Ve bu uğurda ne gerekiyorsa yapılmalıdır ve yapılacaktır!”

Maddeler hâlinde sayılan hususlar, Filistin Meselesi’nin çözümüne ilişkin olup, son derece reel-politiktir. Bu ülkeye has ve hususi bir siyasetin özümsenmesi ile birlikte tatbiki, yani İsrail’in etkisizleştirilmesi, ân meselesidir!


Aksi hâlde çözüm gecikecektir. Ve bizler muhtevadan yoksun bir hissîlikle vakit geçirip çözümü geciktirdiğimiz her ân, İsrail Filistin’de bir çocuk daha öldürecektir.
Anca bilinmelidir ki; İsrail’in öldürdüğü her çocuk bizim ızdırabımızı daimi kılmaktadır.


Yeni Devir Hukukçular Derneği olarak bizler;


Hamas’lı gönüldaşlarımızı gönüldaşlık ruhuyla selâmlamakta, Filistin Meselesi’ne dair ızdırabımızın daimi olduğunu herkese haykırmakta, bu ızdırabın ancak ve ancak İsrail’in etkisizleştirilmesi hâlinde dineceğini ilân etmekte, İsrail’in etkisizleştirilmesinde gösterilecek gevşekliği, kişi, makam ve mevki ayırt etmeksizin, hainlikle eş değer gördüğümüzü beyan etmekteyiz!


‘Filistin Sen Oradan Biz Buradan!’


Yeni Devir Hukukçular Derneği
-adına-

Av. Ali Rıza YAMAN

Başkan

Yeni Devir Hukukçular Derneği
Valikonağı Cad. No: 157/10 Nişantaşı/İstanbul
Tel: 0 212 224 96 96 Fax: 0 212 219 78 74 GSM: 0 532 402 50 06 yenidevirhukukculardernegi@*******.com
osman gazi

osman gazi

Yasaklı Kullanıcı · ✦ Mübarek Üye · 716 mesaj

#2
Hamas’lı gönüldaşlarımızı gönüldaşlık ruhuyla selâmlamakta, Filistin Meselesi’ne dair ızdırabımızın daimi olduğunu herkese haykırmakta, bu ızdırabın ancak ve ancak İsrail’in etkisizleştirilmesi hâlinde dineceğini ilân etmekte, İsrail’in etkisizleştirilmesinde gösterilecek gevşekliği, kişi, makam ve mevki ayırt etmeksizin, hainlikle eş değer gördüğümüzü beyan etmekteyiz!


‘Filistin Sen Oradan Biz Buradan!’


Yeni Devir Hukukçular Derneği
-adına-

Av. Ali Rıza YAMAN

Başkan
osman gazi

osman gazi

Yasaklı Kullanıcı · ✦ Mübarek Üye · 716 mesaj

#3
FİLİSTİN İÇİN VARMISIN YOK MUSUN?



Filistin yine tarihi günlerinden birini yaşıyor....Bazıları belki de farkında değildir bunun ama Ortadoğu ve belki de tüm İslam dünyasının en şerefli direnişine şahit oluyoruz bizler...
Geçenlerde Vakit gazetesine Röportaj veren Filistin davasının yılmaz Savunucusu ve savaşçısı Halid Meşal bakın ne demiş;

Şunu asla unutamayız. Sultan Abdulhamid Han’ın Siyonistlere karşı olan o onurlu duruşu çok önemli. Bunu unutamayız. Rabbim makamını cennet eylesin. Umud ediyoruz ki, Abdulhamid Han’ın torunları da bugün aynı duruşu gösterecektir. Hemen yanı başınızda, odanızı süsleyen bir Osmanlı devlet arması görüyorum. Bunun anlamı nedir?
Bunu bir Türk kardeşim getirdi. Osmanlı, tüm ümmet için çok önemli. Araplar da Osmanlı’nın kıymetini bilirler. Osmanlı, asırlarca Müslümanlara sahip çıktı, hakkın adını dik tuttu. Yani Osmanlı’nın armasının odamı süslemesi çok normaldir. “ZALİME BOĞUN EĞMEYEN ASLA YENİLMEZ”


Türkiye'de uzun zamandır kavramlar kargaşası mevcuttur....Ve kasıtlı olarak birtakım basın-yayın ve enfermasyon eli ile de insanlar tıpkı tesviye makinesine konulan demirler gibi menevişleniyor...Yani toplu halde tesviyeden geçiriliyorlar....Açıkçası saf ayağına yatmadan diyebiliriz ki uyutuluyoruz mankurtlaşıyoruz.!

...Şimdi adı ne olursa olsun Türk Halkı olarak adlandırılan kesimlerin Kürdü,laz'ı,çerkezi vs 'si hep birlikte bu tesviyenin altındadır belirtmeliyiz...

Ortadoğu da bugün son yıllarda gerçekleşirilen en büyük Katliamına Şahit olduk öyle değil mi?

Hatta siyon terör devleti İsrail gözlerimizin içine baka baka Abdülhamid'in torunlarını katletti!
Abdülhamidin Ruhunu üzerine almış kitleleri katletti...Filistinliyi,Hamas'ın yiğit mücahitlerini katletti ama sadece katledilen onlar değildi onunla birlikte bizleri de katletti bugün.....

Çünkü ,Onun gibi dehalık çapta ki birinin'' Filistinden bir karış dahi olsa Yahudiye Toprak vermem '' dediği bir dönemi devamlı karaladılar bizlere ..devamlı beyinlerimizi taa ki ilkokuldan başlayarak Osmanlı'nın kötü,pis Padişahları olarak doldurdular ve bugün Tv lere hapsolunmuş bir millet oluşturuldu.....Başta Aile fertlerimizden başlayarak konu ve komşularımız ve dahi Türkiyenin tüm sokak,mahalle,köy ve kasabaları ile şehirlerde bizim öz be öz kardeşimiz olan Çanakkale de bile 13- 14 yaşında ki çocuklarını göndererek Kurtuluşumuza katkı sağlayan Filistinlileri Unuttuk!
Unuttuğumuz şey Filistin idi ama unutmadığımız ve vazgeçemeyerek her gün aynı saat ve zaman dilimlerinde çobanlarının zopası ile hizaya giren koyunlar misali dizildik ekran başlarına.....
Var mısın ? Yok musun? izleyip ekranlara hapsolmuş bu halk yıllardır kavuşamayan ailelerin kavuştuğu bir hadiseye bile göz yaşı dökmeye fırsat bulurken kendi Devletinin ilk olarak tanıdığı Siyonist Terör Devleti İsrail'in Katliamını görmedi, ...Göz Pınarlarından akan yaşlarının tükenmesine vesile olacak kadar sebebsizce ağlatıldı benim halkım ama 500 e yakın Şehid'e ağlayan anaların intikam yeminlerini göremedi....

Bir filistinliye değil de Bir israil'li çocuğa gözyaşı akıtan hocaların da tesviyesinden geçrilmişti çünkü bu halk....Ilımlı,diyalogcu ve son derece İsrail severler ellerinde yetişen yığınlar elbette kendi burjuva hayatlarını da dayatarak toplumumuzu Varmısın Yok musun? la avutacaklardı....

Siyonist kuşatmayı yaramayıp Mısır ve diğer Arap devletlerinin işbirlikçi devlet başkanlarının sayesinde Ekmek almak,aç kalmamak,ilaç bulmak için Mısır'a geçirilmeyen ve yine Mısır Devleti eli ile İsrail'e satılan FİLİSTİNLİ kardeşleri de Sınırı geçemedi geçemediler ve katledildiler...

O zaman Varmısın Yok musun izleyip Filistin den geçenlerle, Filistin 'i Kurtarmak ve İslam ümmetinin onurunu Kurtarmak için candan geçenleri öncelikle ayırt edelim...
Sadece Filistin mi?
Irak'ı Afganistan'ı Doğu Türkistan'ı ve Asyadan Afrikaya Kadar kan ağlayan bütün işgal altında ki topraklardan vazgeçtiler VAR MISIN? YOK MUSUN ?cu lar!

Ve en önemlisi Abdülhamid Han'ın torunu olmaktan vazgeçtiler......vazgeçmeyenler biraz da olsun Adülhamid Han ruh'unu üzerine almış yiğitler, Filistin de,Irak ta ,Keşmirde,Çeçenya da canlarını verdiler ve Meydanlar'a dökülerek ''Kahrolsun İsrail ''sloganları ile yürüdüler İsrail isimli gerçek mana da terörist sıfatını hakeden devlete karşı hiç değilse buğz ettiler....

Siz o asil ve Soylu Padişahın Ruh'unu üzerine alsaydınız Filistin 'de bugün Siyonistler kardeşlerinizi Katledemeyecek ve İsrail isimli devlet olmayacaktı...Siz eğer Abdülhamid gibi liderleri başınıza getirseydiniz Amerika ve İsrail sizin olan topraklarda işkence,kan ve zulm estiremiyecekti...Aslan Yürekli Halid Meşal 'de bunu haykırdı aslında yapılan röportajın da ama anlayabilene ........

Halid MEŞAL 'gibi direnebilmek için de ABDÜLHAMİD HAN gibi düşünmek gerekliydi zaten.... Saatlerce Var mısın? Yok musun dalavereleri ile uğraşan veyahut ta açıkça belirtmeliyiz ki uğraştırılan halkımız Halid Meşal'in bile Kim olduğu sorusuna cevap veremez oldu bugün emin olun!

Mücahitleri,Cihad'ı ve Filistin'i,direnişi unutturdular bize...Terörün,ve işkencenin ne demek olduğunu görüyoruz yıllardır Ortadoğu da Amerika ve İsrail tarafından....Ama terörist kelimesinin anlamını bile Müslümanlar olarak değiştirdiler...İçimizdeki işbirlikçileri de reklam etti yıllardır Filistinli,Irak'lı ,Afganistan'lı teröristleri !tv ve gazetelerinden! Sadece Var mısın Yok musun değil mevzu bahis olan aslında , o son dönemlerde püsküllendirildi...Dizileri ile ,sinema ve emperyal kültürü ile bizi Batıcı yapma adına ,Amerikan Rüyalarında gezdirmediler mi? yıllardır...Ve hala geziyoruz boş boş...

Emperyalizm ve Kapitalizm işte böyle birşey ,sizi en Haz duyduğunuz şeylerle uğraştırıyorlar ve Size kendi öz varlığınızı,Törenizi,Kültürünüzü,Vatanınızı,ve Tarihinizi bile unutturarak yanıbaşınızda Katledilen öz Kardeşlerinizi unutturuyorlar.

Şimdi soruyorum ;
Hakiki bir İnsan olmaya ,İnsanlığı kötünün elinden kurtarıp İyi'ye yöneltmeye ve Abdülhamid Han'ın torunu olmaya ,Filistin dahil emperyalistlerin işgaline uğramış sömürülen Halkları Kurtarmaya ,Kendine gelip Halid Meşal kadar yürekli olmaya aslında bir Ulu Hakan Abdülhamid han ve ya Yürekli Savaşçı Halid Meşal gibi olmaya

VAR MISIN ? YOK MUSUN?
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#4
Şimdi soruyorum ;
Hakiki bir İnsan olmaya ,İnsanlığı kötünün elinden kurtarıp İyi'ye yöneltmeye ve Abdülhamid Han'ın torunu olmaya ,Filistin dahil emperyalistlerin işgaline uğramış sömürülen Halkları Kurtarmaya ,Kendine gelip Halid Meşal kadar yürekli olmaya aslında bir Ulu Hakan Abdülhamid han ve ya Yürekli Savaşçı Halid Meşal gibi olmaya

VAR MISIN ? YOK MUSUN?
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#5
Filistinli Annenin Evladına Son Bakışı


kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#6
Filistinli Annenin Evladına Son Bakışı


kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#7
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#8
yaMUNTAKİM...
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#9
Şimdi soruyorum ;
Hakiki bir İnsan olmaya ,İnsanlığı kötünün elinden kurtarıp İyi'ye yöneltmeye ve Abdülhamid Han'ın torunu olmaya ,Filistin dahil emperyalistlerin işgaline uğramış sömürülen Halkları Kurtarmaya ,Kendine gelip Halid Meşal kadar yürekli olmaya aslında bir Ulu Hakan Abdülhamid han ve ya Yürekli Savaşçı Halid Meşal gibi olmaya

VAR MISIN ? YOK MUSUN?
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#10

Kudüs Seriyyeleri’nin Komutanı Gerçek Hayat’a konuştu...

İsrail İşgaline karşı Filistin'de mücadele veren direniş gruplarından biri de İslami Cihad Hareketi. Son Gazze Savaşı'nda İslami Cihad Hareketi'nin silahlı kanadı olan Kudüs Seriyyeleri tarafından gerçekleştirilen saldırılar sonucu 18 İsrail Askeri hayatını kaybederken, 56 asker de yaralanmıştı.


Fikri yapı ve siyasi çizgi olarak Hasan el Benna, Seyyid Kutup, İzzettin el Kassam ve İmam Humeyni gibi İslamcı önderlerden etkilenen İslami Cihad Hareketi Amerika tarafından tehlikeli bir terör örgütü olarak kabul ediliyor. Bu nedenle Amerika tarafından her yıl yayınlanan terör örgütleri listesinde ilk sıralarda mutlaka İslami Cihad Hareketi'nin de ismi geçiyor.
Fethi Şikaki ve Abdülaziz Avde tarafından 1980'li yıllarda kurulan İslami Cihad Hareketi'nin şu anki liderliğini entelektüel ve devrimci kimliğiyle ön plana çıkan Dr. Ramazan Şallah yapıyor. İslami Cihad Hareketi'nin Askeri Kanadı Kudüs Seriyyeleri'nin Genç Komutanlarından olan Ebu Mahmud ile başta hareketin yapısı olmak üzere Filistin'deki son gelişmeler, Kahire'de yapılan görüşmeler, tekfir düşüncesi, Türkiye'nin Filistin konusundaki tavrı çerçevesinde bir röportaj gerçekleştirdik. Ebu Mahmud'un sorularımıza verdiği cevaplarla sizleri baş başa bırakıyorum.

- Öncelikle sizin kişisel yaşantınızla başlayalım. Örneğin Kudüs Seriyyelerine nasıl katıldınız?

Mülteci Kamplarında geçen çocukluk yıllarımızda bir çok acıyı bir arada yaşadık. Mesela sokakta birlikte oyun oynadığımız arkadaşlarımızdan bazıları işgalci düşmanın saldırıları nedeniyle sakat kaldılar. Yakın akrabalarımızdan şehit düşenler oldu. Filistinli bütün çocuklar gibi ben de mahallemizin mescidine gidip Kur'an dersleri almaya başladım. İlerleyen yıllarda mescidde bize ders veren hocalarımız sayesinde İslami Cihad Hareketi'nin fikriyle ve mensuplarıyla tanıştım. Hareket, Filistin'in sadece direniş ve cihadla kurtulacağını savunuyordu. İslami Cihad Hareketi'nin askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri ile irtibata ilk defa 21 yaşımda geçtim. Kudüs Seriyyeleri eğitime, gizliliğe ve hareket mensuplarının seçilmiş gençlerden olmasına büyük önem veriyor. Bu nedenle Kudüs Seriyyeleri ile irtibata geçmek son derece zor oldu. Kudüs Seriyyeleri'ne katılarak Allah'ın bizlere farz kıldığı cihad vazifesini yerine getirmeye başladım.

-Kaç yıldır askeri kanat içerisinde faaliyet gösteriyorsunuz?

Yaklaşık 13 senedir Kudüs Seriyyeleri'nin bünyesinde düşmana karşı savaşıyorum. Bu süre zarfında mücahit arkadaşlarımla birlikte işgalci düşmana etkili darbeler vurduk. Mücadelemiz esnasında yüzlerce arkadaşımız şehit ve gazi oldu. Kudüs Seriyyeleri'ne bağlı direnişçiler olarak Yahudilerin hepsini topraklarımızdan atıp, başkenti Kudüs olan bir İslam Devleti kurana kadar Siyonist Düşmana karşı savaşmayı sürdüreceğiz.

“ÖZERK YÖNETİMİ TANIMIYORUZ”

-Filistin'de işgale karşı mücadele veren bir çok silahlı direniş grubu bulunuyor. İslami Cihad Hareketi'nin askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri ile diğer direniş grupları arasında fikri ve mücadele tarzı bağlamında ne tür farklar var?

Kudüs Seriyyeleri'nin siyasi olarak bağlı olduğu İslami Cihad Hareketi ortaya çıktığında Filistin'de işgale karşı verilen mücadeleyi milliyetçi, komünist ve laik gruplar sürdürüyordu. İslami Cihad Hareketi dışındaki İslami Gruplar ise vaktin cihad vakti değil; davet vakti olduğunu savunuyorlardı. Bu nedenle işgale karşı verilen mücadele tamamen milliyetçi, komünist ve laik direniş gruplarına bırakılmıştı. İslami Cihad Hareketi işgalci düşmana karşı verilen mücadelenin İslami ve devrimci bir mücadele olması gerektiğini ilan ederek işgale karşı mücadele başlattı. İslami Cihad Hareketi'nin önderleri Kudüs'ün özgürlüğü için savaşmanın Müslümanlar için itikadi bir zorunluluk olduğunu savunuyorlardı. Hareketimizin düşman karşısındaki cesur ve dinç duruşu Filistin'deki diğer İslami Grupların da mücadele saflarına katılmalarını sağladı. Böylece Filistin Direnişi, İslami bir direnişe dönüştü. Ayrıca Kudüs Seriyyeleri olarak başta Oslo Antlaşması olmak üzere Siyonist İşgal Devleti ile yapılan bütün antlaşmalara ve görüşmelere karşı çıkıyoruz. İşgalcilerin tek kanunu güçtür. Bu nedenle düşmanlarımızla görüşmek yerine onlarla savaşmalıyız. Oslo Antlaşması sonucu kurulan Filistin Özerk Yönetimi'ni de tanımıyoruz.

-Niçin?

Çünkü bu yönetim işgalin gölgesi altında kurulmuştur. Filistinli Direniş Grupları güçlerini, işgalcilerle yapılan antlaşmalarla oluşturulan yönetimlere hakim olma mücadelesi vermek yerine, düşmana saldırarak harcamalılar. İşgal sona erene kadar kesintisiz bir devrim ve mücadeleyi savunuyoruz. Direniş projemiz İslami, devrimci ve işgal altındaki vatanımızı savunma projesidir. Tıpkı Siyonizm gibi Amerikan Emperyalizmi de bizim düşmanımızdır. Siyonist düşmana karşı vurduğumuz her darbe Amerikan Emperyalizmini de zayıflatmaktadır. Çünkü Siyonizm Emperyalizmin nefes borusudur. Eğer Siyonist düşmanı yenmeyi başarırsak, Amerika'nın nefes borusunu da kesmiş olacağız ve böylece emperyalizm de çökecek. Bu nedenle biz Filistin'de sadece kendi vatanımız için değil; bütün Ümmetimiz adına, hatta emperyalizmin sömürüsü altında olan ezilen dünya halkları için savaşıyoruz.

-Kudüs Seriyyeleri'ne maddi olarak hangi devletler yardım ediyor?

Dünyadaki Müslüman Halklarla dayanışma içerisindeyiz; fakat herhangi bir devletten yardım almıyoruz. Kudüs Seriyyeleri'ni maddi olarak destekleyen kesim daha çok Filistin Cihadı'na sempatiyle bakan Müslümanlardan ve Filistin'in içindeki taraftarlarımızdan oluşuyor. Bir Müslüman kendisi cihad edemiyorsa cihad eden mücahitleri malı ve duasıyla desteklemeli. Bu şiarı bize İslam öğretiyor. Bu şiara uyan Müslüman kardeşlerimiz de bize destek veriyorlar. Peygamberimiz; “İnsanlara teşekkür etmesini bilmeyen, Allah'a da şükredemez” diyor. Kudüs Seriyyeleri olarak Filistin Direnişi'ne destek veren bütün Müslümanlara teşekkür ediyoruz.

“Şİİ DEĞİL; SÜNNİYİZ”

-İslami Cihad Hareketi'nin İran'la olan ilişkileri sık sık gündeme geliyor. Kimileri hareketin İran tarafından yönetildiğini iddia ederken, kimileri de İslami Cihad Hareketi'nin bazı mensuplarının Şii Mezhebi'ni taklit ettiğini gündeme getiriyor. Gerçek nedir? İran'la olan ilişkileriniz hangi boyutta?

İslami Cihad Hareketi ve hareketin askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri'nin bütün fertleri Sünni Mezhebi'ni taklit etmektedir. Şii olduğumuz yönündeki iddialar tamamen gerçeğe aykırıdır. Fakat ister Şii, ister Sünni olsun Filistin Direnişi'ne destek veren herkese saygı gösteriyoruz. Mısır sözde Sünni. Fakat ne Mısır, ne de diğer Arap Devletleri Şii olan İran ve Hizbullah kadar Filistin Direnişi'ne siyasi olarak destek vermiyorlar. İran'ın ve Hizbullah'ın İsrail İşgali karşısında takındığı tavır, saygı ve hürmet gösterilmesi gereken bir tavırdır. Ayrıca Müslümanlar arasında mezhep ve kavim tartışmaları çıkarılmasına karşıyız. Bugün yapmamız gereken güçlerimizi birleştirip, Siyonist ve Emperyalistlere karşı mücadele etmektir.

-Şu an Gazze'ye sizin gibi İslami bir hareket olan Hamas hakim durumda. Hamas'ın Gazze'ye hakim olması aranızdaki dayanışmayı daha da arttırdı mı?

Siyonist Düşmana karşı mücadele eden her grupla dayanışmaya hazırız ve İsrail işgaline karşı mücadele eden bütün direniş gruplarını kendimize yakın görüyoruz. Ayrıca herhangi bir grup direnişten uzaklaşırsa biz de o gruptan uzaklaşırız. Hamas da işgale karşı mücadele veren bir İslami direniş hareketidir. Bu nedenle Hamas'ı kardeş hareket olarak görüyoruz. Fakat Hamas'ın Gazze'ye hakim olmasıyla çok fazla ilgilenmiyoruz. Filistin'in şu an bir hükümete değil; güçlü bir direnişe ihtiyacı var. Hükümetler Filistin'i asla özgürleştiremeyecek.
Hamas'ın askeri kanadı olan İzzettin el Kassam Birlikleri ile aramızdaki dayanışma ve irtibat en üst düzeyde. Kudüs Seriyyeleri ile İzzettin Kassam Birlikleri'ni birbirine bağlayan güç ise cihad ve şehitlerimizin kanıdır.

-Hamas'la Mahmud Abbas'a bağlı olan El Fetih arasında ciddi problemler var. Hatta bu iki grup arasında dönem dönem silahlı çatışmalar da yaşanıyor. Siz fikir ve mücadele tarzı olarak Hamas'a yakın olmanıza rağmen Hamas ile El Fetih arasında yaşanan çatışmalarda taraf olmuyorsunuz. Niçin?

Filistin sahasında iki türlü proje var. Birincisi düşmanla masaya oturarak bir takım haklar elde etme projesi. Diğeri de onurlu bir şekilde direnerek zafere kadar savaşmak. Siyonist düşmanla masaya oturulmasına karşı çıkıyoruz. Her kim düşmanla masaya oturup bir takım antlaşmalar yaparsa, Filistin Davası'na ihanet yoluna girmiştir. Siyonist işgalcilerin hakkı kurşun, bomba ve öfkedir. İşgalci düşmanla masaya oturan Mahmut Abbas asla Filistin Halkını temsil etmemektedir. Abbas'ın siyasi çizgisi ihanet çizgisidir.

-Abbas'ın siyasi çizgisini ihanet çizgisi olarak görmenize rağmen niçin Hamas'ın Abbas ve grubuna yönelik verdiği mücadeleye katılmıyorsunuz?


Çünkü şu anki aşamada yapılması gereken güçlerimizi iç çatışmalarla harcamak değil; bütün gücümüzle İsrail'e vurmaktır. Filistinlilerin arasında meydana gelen veya gelecek olan her çatışma direnişe zarar verir. Her şeyden önce direnişin Müslümanların gözündeki imajı sarsılır. İnsanların Filistin'deki mücadeleyi bir iç çatışma olarak görüp, direnişe duyulan sempatinin zayıflamasını istemiyoruz. Kanlarımız akacaksa Filistinlilerin attığı kurşunlarla değil; düşmanın attığı kurşunlarla akmalı.

“GELECEK SAVAŞA HAZIRLANIYORUZ”

-Son Gazze Savaşı hakkında da sorular sormak istiyorum. Hamas, Gazze Savaşı'nda İsrail'e karşı zafer kazanıldığını savunuyor. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

İşgalci düşman Gazze'ye saldırmadan önce bir takım hedefleri gerçekleştireceğini açıklamıştı. Fakat bu hedeflerin hiçbiri gerçekleşmedi. Bu açıdan baktığımızda direniş, işgalci düşmanı Gazze'de hezimete uğrattı. İsrail gelişmiş savaş teknolojisi açısından bizden daha da ilerde. Bunu biliyoruz. Fakat biz de sürekli olarak askeri teknolojimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Direnişin füzeleri ve imkanları her geçen gün daha da gelişiyor. Gece gündüz sürekli olarak “düşmanımıza daha fazla zararı nasıl verebiliriz?” diye düşünüyoruz. Ayrıca direniş güçleri strateji olarak sürekli olarak kendilerini yeniliyorlar. Daha önce düşmanımıza büyük acılar yaşatan şehadet eylemi silahını kullanmıştık. Son savaşta ise yeraltına kazdığımız tünellerden ani şekilde yaptığımız saldırılar sayesinde İsrail Ordusu'na büyük kayıplar verdirdik. Şu an ise gelecek savaş için yeni bir taktik ve strateji hazırlıyoruz.

-Kudüs Seriyyeleri'nin son savaşta gerçekleştirdiği saldırılar hakkında genel bilgiler verir misiniz?

Kudüs Seriyyeleri olarak bu savaşta Siyonist düşmana 158 füze ve 87 havan topu attık. Askalan, Sderot, Kefar İzze, Nahil Uz, Biri, Nir Uz, Nirim, Meftahim ve Aşkol gibi bölgelere fırlattığımız füzeler sayesinde onlarca Yahudi işgalci yaralandı. Kudüs Seriyyeleri'nin evlatları ayrıca 27 adet RPG tanksavar füzesi ve 35 adet el bombasını da İsrail Askerlerine karşı kullandılar. 22 günlük savaşta 18 İsrail Askeri'ni öldürdük ve 56 İsrail Askeri de bizim saldırılarımız sonucu yaralandı.

-Sizin kayıplarınız hangi boyutta?

Kudüs Seriyyeleri'ne bağlı 34 direnişçi son savaşta şehit düştü. Şehit olanlar arasında üst düzey komutanlarımız da bulunuyor. Şehit olan kardeşlerimizin önemli bir kısmı savaş esnasında İsrail Uçakları tarafından gerçekleştirilen hava saldırıları sonucu hayatlarını kaybettiler. Kudüs Seriyyeleri'ne bağlı bir kardeşimiz de Zeytün Bölgesi'nde İsrail Askerleri'ne karşı gerçekleştirdiği Şehadet Eylemi sonucu şehit oldu.

-İsrail, Gazze Savaşının ardından ateşkes ilan etti ve şu an Kahire'de Mısır'ın arabuluculuğuyla görüşmeler yapılıyor. Bu görüşmelerden herhangi bir beklentiniz var mı?

Hayır. Hiçbir beklentimiz yok. Filistin'deki en etkili strateji direniştir. Bu nedenle biz yeni bir savaş için hazırlıklarımıza başladık. Görüşmelerden çıkacak sonucu değil; füzelerimizin Tel Aviv'e nasıl ulaşacağını düşünüyoruz. İşgalci düşman mutlaka tekrar saldıracak ve bu sefer onlara daha büyük acılar yaşatacağız.

“TEKFİRCİLİK DİRENİŞİN İNTİHARIDIR”

-Başta Irak olmak üzere direniş adına gerçekleştirilen bir takım eylemlerde siviller de hedef alınıyor. Ayrıca bazı direniş grupları tekfirci fikirler öne sürerek insanları kafir ilan edip, kolayca öldürebiliyorlar. Sivillere yönelik gerçekleştirilen eylemler ve tekfirci düşünce hakkında fikirleriniz nelerdir?

Her kim sivil insanların kanını akıtırsa o direnişçi değil; katildir. İslam sadece Müslümanların değil; bütün insanların canını kutsal kabul ediyor. Bu nedenle hiçbir Müslüman Direnişçi sivil bir insanın canına kıyamaz. Eğer böyle bir olay gerçekleşirse ahirette bunu hesabı çok ağır olur. Tekfirle ilgili sorunuza gelince: Tekfir düşüncesi direnişin intiharıdır. İşgale karşı mücadele verilen bir bölgedeki Müslüman Direnişçiler arasında tekfir fikri yayılmaya başladığı andan itibaren o bölgedeki direniş güç kaybetmeye başlar. Tekfir fikri tehlikeli bir mikroptur ve bir an önce bünyeden atılmazsa bünyeyi zayıf düşürür. Bunun günümüzdeki örneğini de Irak'ta gördük. İşgal altındaki bölgelerde mücahitler tarafından sürdürülen direniş İslam'ın savaş hukukunu gözeten, mutedil, kapsayıcı ve insani olmalıdır.

-Kudüs Seriyyeleri olarak Türkiye Halkı ve Hükümeti'nin Filistin Davası'na yönelik tavrını nasıl buluyorsunuz?

Şunu açıkça söylemek istiyorum: Bugün İslam Dünyası'nda Filistin Davası'na en çok sahip çıkan ve Filistin Direnişi'ne maddi ve manevi olarak en fazla destek olan Türkiye Halkıdır. Özellikle son savaşta Türkiye Halkı'nın Filistin Direnişine verdiği destek bize güç ve moral verdi. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi duruş olarak Filistinlilerin yanında yer alması da bizi son derece sevindirdi. Bu tavır 2. Abdülhamid'in Torunlarına yakışan bir tavırdır. Osmanlı, başta Filistin olmak üzere yıllarca İslam Topraklarını ve Müslümanları kâfirlerin saldırılarına karşı korudu. Türkiye bugün Osmanlıyı kendine örnek alıp tarihi misyonuna dönerek Filistin'i ve Müslümanları koruma altına almalıdır. Türk Hükümeti'nden ayrıca İsrail'le aralarında olan bütün askeri antlaşmaları ilk fırsatta sona erdirmelerini talep ediyoruz. Biz inanıyoruz ki Türk Halkı ve Hükümeti bunu gerçekleştirecek güçtedir.

Adem ÖZKÖSE - Gerçek Hayat
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#11
Şimdi soruyorum ;
Hakiki bir İnsan olmaya ,İnsanlığı kötünün elinden kurtarıp İyi'ye yöneltmeye ve Abdülhamid Han'ın torunu olmaya ,Filistin dahil emperyalistlerin işgaline uğramış sömürülen Halkları Kurtarmaya ,Kendine gelip Halid Meşal kadar yürekli olmaya aslında bir Ulu Hakan Abdülhamid han ve ya Yürekli Savaşçı Halid Meşal gibi olmaya


VAR MISIN ? YOK MUSUN?
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#12

Anasının çığlığını
Seçiyor çocuk
Kurşun seslerinin içinden.
Umut suskun
Umut işgal altında
Zulüm; Kaf dağı




can kırıkları

can kırıkları

Mübarek Üye · 1.967 mesaj

#13
yürek parçalayıcı bir resimdi emeğine sağlık kardeşim rabbime emanetsiniz...selametle
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#14
can kırıklarıyürek parçalayıcı bir resimdi emeğine sağlık kardeşim rabbime emanetsiniz...selametle

Allahcc yar ve yardımcınız olsun kardeşimiz...
Allahcce emanet olasınız...
O EN GÜZEL VEKİLDİR...
BESMELE...SELAM...DUA...
mürmüdük

mürmüdük

Mübarek Üye · 6.952 mesaj

#15



Karınca gibi yaktık



16 Temmuz 2009



İsrail Yönetimi, 3-18 Ocak tarihleri arasında kanlı bir kara harekatı başlattığı Hamas denetimindeki Gazze Şeridi’nde “savaş suçu” işlendiği iddialarıyla ilgili bir darbe de kendi askerlerinden yedi.



İsrail ordusunda hâlâ görev yapan veya daha önce görev yapmış olan bir grup asker, “İsrail halkına, Filistin topraklarındaki askerlerinin yaptıklarını göstererek tabuları yıkmak ve gerçekle yüzleşmelerini sağlamak” amacıyla, “Şovrim Şıtika” (Sessizliği Bozmak) adlı bir sivil toplum örgütü kurmuşlardı. Örgüt, bir süredir yayınladığı asker röportajlarına devam ediyor. 30 askerin ifadelerinin yer aldığı 112 sayfalık son rapor, Gazze’de orantısız güç, canlı kalkan ve fosfor bombası kullanıldığı iddialarını doğruluyor. Soyadları verilmeyen İsrailli askerlerin bazı ifadeleri şöyle:

Bu operasyonda yer almak nasıl bir duyguydu?


O gücü hissedebiliyordum. Nasıl biliyor musun? Büyüteçle oynarken karıncaları yakan bir çocuk gibi hissediyordum. Cidden. 20 yaşında bir çocuk insanlara böyle şeyler yapmamalı.


Tetiği çekerken hiç tereddüt ettin mi?


Görevden sonra hep kimleri vurduğumuza dair bir telefon alırdık. Masumları öldürdüğümüz hiç söylenmezdi. Her zaman, ‘Hamas’ın üç füze ekibini vurdunuz’ gibi şeyler söylenirdi.

Sivil-terörist ayrımı yapıyor muydunuz?


Şüpheli bir şey görürsek mutlaka vurmamız istenirdi. ‘Bir masumu öldürmek, bir düşmanı hedef alırken tereddüt etmekten iyidir’ dendi. Önceliğimiz İsrail halkının operasyona desteğinin sürmesi için kendi kayıplarımızı asgariye indirmekti, Gazzelilerin kayıplarını değil.

Bu bir emir miydi?
Komutanım şöyle demişti: “Benim askerimin kılına bile zarar gelmeyecek. Hiçbir askerimin tereddüt ederek kendisini riske atmasını istemem.” Yâni emin değilsek, vuracaktık. Ateş gücü çılgındı. İçeri giriyorduk ve deli gibi patlamalar oluyordu.

Askeri hahamların katıldığı sohbetler nasıldı?
Hahamlar Tevrat’tan alıntılar yapar, dört düşmanımız olduğunu söylerdi. İran, Hamas ve Filistin Yönetimi. Dördüncü düşman ise İsrail vatandaşı Araplardı. Onların bizi güçsüzleştirdiği açık açık söyleniyordu ve bence bu bir hataydı.

İsrail askerlerinden Gazze itirafları

İsrailli bir sivil toplum örgütü, Gazze operasyonunda görev yapan 30 İsrail askerinin ifadelerini yayınladı. İfadeler, İsrail ordusunun Gazze’de “orantısız güç” kullandığı ve Filistinli sivil kayıplarını “umursamadığı” iddialarını doğruluyor. Bir asker, “Gazze’de kendimi karıncaları büyüteçle yakan bir çocuk gibi hissettim” dedi.

BİLGİ NOTU

1166 kişinin öldüğü Dökme Kurşun Harekatı konusundaki suçlamaları reddeden İsrail ordusu, son raporu da yalanladı.
mehmetdeniz

mehmetdeniz

Üye · 49 mesaj

#16
Allah razi olsun
mürmüdük

mürmüdük

Mübarek Üye · 6.952 mesaj

#17
mehmetdeniz, post: 1113476, member: 69715Allah razi olsun

Allahcc sizden razı olsun gönüldaşımız.
BESMELE.SELAM.DUA.
mürmüdük

mürmüdük

Mübarek Üye · 6.952 mesaj

#18
İsrail ile tatbikata 'one minute' diyen yok



Gelecek hafta Doğu Akdeniz’de Türkiye, ABD ve İsrail’in katılımıyla gerçekleşecek deniz tatbikatı, İsrail’de Türkiye ile “gerilimin” yatıştığının işareti olarak yorumladı.

Türkiye, İsrail ve ABD'nin kara ve deniz kuvvetlerinin katıldığı ortak "arama ve kurtarma tatbikatı" Güvenilir Denizkızı bu yıl Türkiye'de düzenlenecek. Tatbikat üç ülkenin Doğu Akdeniz'de artan işbirliğini temsil ediyor.

Türkiye, İsrail ve ABD'nin kara ve deniz kuvvetleri her yıl düzenlenen arama ve kurtarma tatbikatı 'Güvenilir Denizkızı' için bir araya gelecek. Deniz sularında acil durumlarda ortak kurtarma aktiviteleri ile koruma önlemlerinin paylaşıldığı tatbikat, her üç ülkenin donanma ve hava kuvvetleri arasında bu tür durumlarda işbirliğinin ve karşılıklı koordinasyonunun etkin ve hızlı bir şekilde sağlanmasını amaçlıyor.

Tatbikata üç ülkeden 8 gemi, 4 helikopter ile üç arama kurtarma uçağı katılacak. 17-21 Ağustos tarihleri arasında Türkiye'de yapılacak olan tatbikat geçtiğimiz yıl İsrail'in Hayfa Limanı'nın 40 kilometre açığındaki uluslararası deniz sularında gerçekleştirilmişti. Arama kurtarma amaçlı olduğu belirtilen tatbikata Doğu Akdeniz ülkelerinden Lübnan ve Suriye katılmıyor. Dahası Türkiye'nin bu iki bölge ülkesiyle ortak arama kurtarma tatbikatı da bulunmuyor.

Tatbikatın başlamasıyla Marmaris'te Aksaz Donanma Üssü'nde basın toplantısı düzenlenecek. Türkiye'nin İsrail ve ABD ile artan işbirliğine işaret eden tatbikatın ilki 7 Ocak 1998'de İsrail kıyılarında gerçekleştirilmişti. Her yıl Doğu Akdeniz'de gerçekleştirilen tatbikatlar 1996 yılındaki Türkiye İsrail işbirliği anlaşmasının ve ABD ile İsrail arasındaki askeri işbirliği anlaşmasının sonucu.

Tatbikat Türkiye'de sınırlı bilgiyle sunulurken, İsrail basını 'Güvenilir Denizkızı'nın özellikle Davos krizinden sonra yapılacak ilk askeri tatbikat olmasına dikkat çekiyor. İsrail basını tatbikatın Davos krizinin ardından iki ülkenin yetkililerinin ikili ilişkilerde sıkıntı olmadığına yönelik açıklamalarının kesin bir kanıtı olduğunda hemfikir. Türkiye'de ise tatbikatın yalnızca bir arama-kurtarma tatbikatı olmasına dikkat çekiliyor.


kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#19
İsrail Ortadoğuda Etkisizleştirilmelidir


İsrail bir korsan devlet,igalci ve terörist yapılanmadır.İsrail'in gücü çevresinde ki Müslüman devletlerle ittifak halinde olmasından kaynaklanıyor.Hakeza hemen hemen hergün Filistinli müslümanları kıyma makinesinden geçirir gibi katleden bu yapılanmaya hiç bir Müslüman devlet kararlı ve kalıcı bir tepki gösterememiştir..Bunlardan en büyük ve önemlisi ve hatta stratejik müttefiki de olan devlet malesef Türkiye'ydi.Gerçekleşen askeri işbirliği ve Konya'da Anadolu Kartalı âdı verilen tatbikat ve hergün Filistinli bombalayan İsrail uçaklarına eğitim alanı verilmesi ve dahası...
Ve dahası, İsrail'i devlet olarak tanıyan ilk devlet olma özelliği ile Türkiye bölgede kalıcı bir İsrail devletinin adeta garantörlüğünü üslenmişti...
Dün Davutoğlu'nun konuşmalarını izlerken yapılması gereken işte budur.Ve doğru adımlar atılması gerekiyorsa bu şekilde atılmalıdır demeyeniniz yoktur.Evet İsrail'e karşı gecikmiş fakat yerinde ve doğru bir tavır sergileyen Davutoğlu'nun o açıkladığı '5 maddelik yaptırım paketi' nin uygulanıp uygulanmayacağını göreceğiz.

ABD ve İSRAİL yine Türkiye'ye Kumpas Kurmuş

BM Raporu'nun sızdırılmasından önce ABD'nin bu raporunun içeriğine ulaşıp Türkiye ile İsrail'in arası bozulmasın diye ABD ve Türkiye dışişleri bakanlarının raporu ertelemek için ABD'de başbaşa görüşmeleride oldukça büyük bir garabet ve ikiyüzlülük örneğidir. B.M'de ki İsrail lobisi öylesine güçlü ve öylesine etkili ki, B.M denilen emperyalistlerin figüran ve kandırmaca örgütü zaten kuruluşundan itibaren İsrail aleyhine hiç bir kararın altına imza atmamıştır.Bunun yanında ABD ve İsrail'in Türkiye'ye yönelik bir kumpas kurduğuda ortaya çıkmıştır.Velhasıl, hadiseyi incelediğimizde B.M denilen uluslararı mahkemenin kararını kimse duymadan ve görmeden ABD ile İsrail'in kararın içeriğinden haberdar olması neresinden bakarsanız bakın tam bir safsata ve skandal ötesi bir hadisedir...Ayrıca ABD'basınında son derece etkili olan yahudilerin New York Times'a sızdırdığı rapor'da başlı başına olayın nasıl tezgahlandığının bir numaralı örneğidir.

BM Raporu ile Türkiye'nin istedikleri adeta alaşağı edilmiş.İsrail'in Gazze ablukasu meşrulaştırılarak Mavi Marmara konusunda İsrail'den özür beklenmemelidir denilerek adeta Türkiye ile dalga geçilmiştir.Raporun içeriğinde İHH'nın amacının şüpheli olduğu ve hatta öldürülenlerin terörist olduğuna dair ima'ların olması ise gerçekten düşündürücü...
İsrail'in ardı arkası kesillmeyen 'B.M Raporuna uyulmalı ve biz raporu kabul ediyoruz' diye açıklamalarının ne manaya geldiğini de Türkiye ve sayın Davutoğlu iyi düşünmeli.....

Mavi Marmara hadisesi ile uluslararası sularda 9 vatandaşı israil denilen terörist yapılanmanın askerleri tarafından şehid edilirken ,Türkiye bunu bir savaş nedeni sayıp donanmasını Akdenize göndermeliydi.Bunu yazarken yazmak için değil böyle olması gerektiğine inandığımız için yazıyoruz.Uluslararası sularda alçakça ve haince masum insanların katledilmesi bile başlı başına savaş nedenidir.

Bunu yapamayan Türkiye ve Hükümeti yıllardır İsrail ile ağız dalaşı yapmaktan öteye geçemeyen İRAN devleti gibi bir pozisyona düşmüştür.Laf ile peynir gemisinin İsrail'e karşı işlemediği ise anlaşıldığında iş işten çoktan geçmiş ve bugünlere gelinmiştir.Uluslararası bir kuruluş diye lanse edilen B.M'nin kuruluşundan beri üyesi olan Türkiye'nin hiçte B.M tarafından önemsenmediği de ortaya çıkmış ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bile 'B.M Raporunu tanımıyoruz' diyerek tepkisini dillendirmesine sebeb olan hadiseler zinciri yaşanmıştır.
Türkiye'nin İsrail ile ikili ilişkileri dondurması gerçekten yerinde ve önemsediğimiz bir durumdur.Ancak Askıya alınan ilişkilerin aylardır Özür bilmecesine endexlenmesi de o derecede yalnış ve uzatıla uzatıla laçkalaştırılmış bir durumdur.Hakeza İsrail gibi bir şımarık aynı zamanda katil devletten özür beklemek Türkiye'nin en büyük hatasıydı.

İSRAİL Devlet olarak Ortadoğudan Silinmelidir.

Çok şey istemiyoruz.Alınan kararlarda askıya alma ya da ilişkileri dondurma gibi laflar bizleri ziyadesi ile üzmektedir.Doğru atılan bu adımlar, tamamı ile İsrail devletinin Ortadoğu ve İslam coğrafyasından pasifize edilerek silinmesine kadar sürdürülmelidir.Yoksa Mavi Marmara hadisesi ile beraber İskenderun limanında patlatılan bombalar ve daha bir çok hadise Türkiye'yi zorlayacaktır. Türkiye İsrail'i etkisizleştiremez ise kendisi İsrail tarafından etkisizleştirilecek ve bu hain ve katliam örgütü kendi egemenliğini ANKARA ,İZMİR,DİYARBAKIR ve İSTANBUL sokaklarında sağlayacaktır.

Türkiye ile İsrail arasının düzeltilmesi gerektiğini her zaman dikte eden ABD ile girişilecek ikili görüşmelerde de özellikle AKP hükümetini uyarmamız gerekiyor.Clinton ile Davutoğlu görüşmelerinin
sonucunda Türkiye Ne ABD'nin ne de İSRAİL için önemsenmediği ve sadece Türkiye'yi bölgede bir geçiş üssü olarak gördüğüde ortaya çıkmıştır.Emperyal projeler için kendisini kullandırmayan bir Türkiye bölgesinde gerçek bir lider ve tarihi coğrafyasında da abi'lik yapabilir. Füze kalkanı gibi projeler ise Türkiye'yi bölgede yalnızlaştırarak işbirlikçilik ve kukla olma pozisyonuna sokar.

Ne demişti mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu,
'Gerçek bir BÜYÜK DOĞU projesinde İSRAİL diye bir devlete yer yoktur.'

Gerçekten Büyük Doğu'cu olanların buna kulak vereceği günlerin yakın olduğunu ve bizlerinde bunu istediğimizi belirtir, özellikle bundan sonra İsrail ile olan ilişkilerin bu temel esaslar göz önünde bulundurularak atılması gerektiğini bir kez daha dillendirmek isteriz..

vesselam

Tuncay Aksoy
أحمد

أحمد

Yeni Üye · 0 mesaj

#20
Rahman ve Rahim (Olan) ALLAH'ın adıyla.

"Kafirlerde aslında birbirlerinin dostları yardımcılarıdırlar. Eğer sizde öyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar." [Enfal Suresi/73]

Sadakallahulazim - "yüce olan allah doğruyu söyledi!
Paylaş:

Giriş yap ve cevap yaz.