Güller açtı sohbetinde

732 görüntülenme · 0 yanıt

Paylaş:
Gülüşü Yaralı

Gülüşü Yaralı

Mübarek Üye · 5.741 mesaj

#1

GÜLLER AÇTI SOHBETİNDE


HZ. HASAN, dayısı Hind b. Ebi Hale’den Peygamberimizin konuşmasının nasıl olduğunu sorduğu zaman, ondan şu cevabı almıştı:



  • “Resulûllah, dâima düşünerek konuşurdu.
  • O’nun susması, konuşmasından uzun sürerdi.
  • Lüzumsuz yere konuşmazdı.
  • Söze başlarken de, sözü bitirirken de Allah’ın adını anardı.
  • Konuşurken, kısa ve çok mânâlı kelimelerle konuşurdu,
  • Sözleri gerçek ve yerinde idi.
  • Konuşurken ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
  • Kimsenin gönlünü kırmaz, kimseyi hor görmezdi.
  • En ufak nimete bile saygı gösterir, hiçbir nimeti yermezdi.
  • Bir nimeti ne hoşuna gittiği için över, ne de hoşlanmadığı için yererdi.
  • Dünya ve dünya işleri için kızmazdı. Fakat bir hak çiğnenmek istenildiği zaman, onun öcünü almadıkça hiç bir şey kızgınlığının önüne geçemezdi.
  • Kendi şahsı ve için asla kızmaz ve öç almazdı.
  • Bir şeye işaret edeceği zaman, (parmağı ile değil) bütün eliyle işaret ederdi.
  • Konuşurken el hareketi yapar, sağ elinin avucunu, sol elinin baş parmağının iç tarafına vurur dururdu.
  • Kızdığı zaman, kızgınlıktan hemen vazgeçer ve kızdığını belli etmezdi.
  • Neşelendiği, ferahlandığı zaman gözlerini yumardı.
  • En fazla gülmesi gülümsemekti.
  • Gülümserken de, ağzındaki dişleri dolu taneleri gibi görünürdü.”


Hz. Hüseyin de, Peygamberimizin, sohbetlerinde bulunanlara karşı tutum ve davranışının nasıl olduğunu, babası Hz. Ali’den sormuştu.

Hz. Ali ona şöyle anlattı:



  • “Resulûllah, meclisindekilere karşı daima güleçti.
  • Güzel huylu idi.
  • Esirgemesi, bağışlaması çoktu.
  • Kötü huylu, katı kâlbli, acı dilli değildi.
  • Kimse ile çekişmez, bağırıp çağırmazdı.
  • Kötü söz söylemezdi.
  • Kimseyi ayıplamazdı.
  • Cimri değildi.
  • Hoşlanmadığı şeye göz yumardı.
  • Umanı, umutsuzluğa düşürmezdi.
  • Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
  • Kendisini, üç şeyden alıkoymuştu: Kimse ile çekişmezdi, çok konuşmazdı, faydasız, boş şeylerle uğraşmazdı.
  • Halkı da üç şeyde kendi hâline bırakırdı: Hiç kimsenin ayıp ve kusurunu araştırmazdı. Kimseye hakkında hayırlı ve sevaplı olmayan sözü söylemezdi.
  • Konuşurken, meclisinde bulunanlar, başlarının üstüne kuş konmuş gibi sessiz ve hareketsiz dururlardı.
  • Sözünü bitirip susunca söyleyeceklerini söylerler; fakat onun yanında asla tartışmaz ve çekişmezlerdi.
  • Birisi konuşurken öbürleri susarlar, konuşmasını bitirinceye kadar onu dinlerlerdi.
  • Resulûllahın yanında, onlardan en sonrakinin sözü ile en öncekinin sözü farksızdı.
  • O’nun huzurunda en sonra konuşan da, ilk önce konuşan gibi dinlenirdi.
  • Meclisinde bulunanlar bir şeye gülerlerse, o da onlara uyarak hareket ederdi. Huzuruna gelen gariplerin, yabancıların sözlerindeki ve sorularındaki katılık ve üzücülüğe, eshabı da kendisi gibi hareket etsinler diye katlanırdı.
  • “Bir ihtiyaç sahibinin, ihtiyacını talep ettiğini gördüğünüz zaman ihtiyacını ele geçirmesi için ona yardım ediniz” derdi.
  • Gerçeğe uygun olmayan övmeyi kabûl etmezdi.
  • Hakka tecavüz etmedikçe kimsenin sözünü kesmez, hakka tecavüz edince de, ya onu men ederek sözünü keser veya o meclisten kalkıp giderdi.”




Nail Papatya
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.