Kaygı, Özgüven, Sonuç ve Süreç - 2
İnsan kendisine bir hedef koyarken bu hedefi nasıl seçiyor?
Bu soru benim kendi seminerlerimde sorduğum bir soruyu anımsattı: seminere gelenlerin yüzlerine bakarım, “Farkında mısınız, sizlerin yüzüne bakıyorum!” derim. Kafa sallayarak farkında olduklarını belirtirler. “Bir şey anlamaya çalışıyorum; ne olduğunu biliyor musunuz?” diye sorarım. Birbirlerinin yüzlerine bakarlar, bu adam ne anlamaya çalışıyor acaba, sorusu vardır bakışlarında.

“Kim gelmiş, kim gönderilmiş, onu anlamaya çalışıyorum!” derim. Hepsi gülerler. Ama o anda yüz ifadelerinin farkına varırlar ve ‘gelmiş bir insanın yüz ifadesi’ni takınmaya özen gösterirler. Gerçekten de, seminere gelmiş olanlarla gönderilmiş olanların dinlemeleri çok farklıdır.
İnsan kendisine hedefi koyuyor mu, yoksa o hedef onun için konuyor mu? Bu ikisi arasında önemli farklar vardır.
Misafir çağırıyorsunuz, onların gerçekten yemeğe gelmesini istiyorsunuz. Şevkle ve istekle yemek pişiriyorsunuz, yemek masasını zevkle hazırlıyorsunuz. Masa örtüleri, peçeteler, bıçak, çatal, kaşık yerli yerinde. Masanızda bir gül ve mum da var. İçinizden gelerek misafirleri davet ettiniz.
Bir de şunu düşünün: çağırmanız gerektiği için, gerçekte istemediğiniz halde yemeğe misafir davet ediyorsunuz. İçinizden gelmeye gelmeye yemek pişiriyor ve sofrayı hazırlıyorsunuz. Masa örtüleri, peçeteler, bıçak, çatal, kaşık yerli yerinde. Gül ve mum için ayrıca bir zahmete girmek içinizden gelmiyor ve “onlar da eksik oluversin” diyorsunuz, içinizden. Misafirleri isteyerek davet etmediniz, davet etmek zorunda kaldığınız için ettiniz.
Şimdi genel bir sistem yaklaşımı içinde bu durumu irdeleyelim. Yaşamda genellikle ilk gördüğümüz bir olay, bir sonuçtur. “Ne?”sorusunun yanıtıdır bu. Hazırlanmış masa “Ne gördün?” sorusunun yanıtıdır. Buna “OLAY” diyelim.
Şimdi bir adım geriye gidelim: bu olayın arkasında bir “EYLEM” göreceğiz. Yemek masasının hazırlanma eylemi. Eylem, “Niçin?” sorusunun yanıtını verir. Ama bu “Niçin?” olayı anlatır tüm öykünün (episode) “Niçin?”i değildir. Yani, “Niçin tabakları taşıyorsun?” gibi bir sorunun karşılığı, “Misafirler gelecek, masayı hazırlıyorum!” şeklindedir. Tüm öykünün ne olduğunu ve onun “Niçin?”ini biraz sonra anlatacağım. Demek istediğim iki düzeyde niçin ile ilgilenebiliriz: 1- “eylemin niçini” ve 2- “tüm öykünün niçini.”
Şimdi bir adım daha geriye gidelim ve “Nasıl?” sorusunun karşılığı olan “BECERİ”yi görelim. Yemeği “nasıl” yaptın, tabakları “nasıl” taşıdın, masaya “nasıl” yerleştirdin gibi eylemin biçimiyle ilgili yönleri beceri yönetir.
Ama tek başına beceri pek bir şey ifade etmez, becerinin uygulanabilmesi ancak bir “BİLGİ”nin varlığıyla mümkündür. Yemek pişirirken neyi, ne kadar, ne ile karıştıracaksın, ne kadar süre pişireceksin, gibi.