Devamı gelecek..
Mecazi aşk
2.748 görüntülenme · 17 yanıt
Birgün rüyamda bir kadın gördüm... Beni durupduruken öyle çok, öyle inanılmaz seviyorduki ben hemencecik olduğum yerde ona aşık oldum... Uyandığımda ilk fark ettiğim şey hiçbir kadının beni asla o kadar çok sevemeyeceği idi... Birkaç gün boyunca o kadına sırılsıklam aşık vaziyette dolaştım.
Devamı gelecek..
Devamı gelecek..
Hiçbirşeyin sevgisi benim kalbimde bu kadar büyük bir yer tutamaz, ne ben onu nede o beni, bu denli sevemez, bu sevgi başka, ama ne..? İçimde varolduğunu hissettiğime göre, ne benim ona bu denli sevgi duymama sebep olabilirdi... Amaçların ve çıkarların kesiştiği yerde başlayan basit bir aşk duygusu mu, bir kadına karşı ?
... Ama bana demeyiniz ki, aşk, karşılıksız ve çıkarsızdır... Evet biliyorum aşkın böyle bir olgu olduğunu, ancak bu aşkın ideasıdır, gerçeklikte mümkün değildir, en derinde, ne kadar olmamasını isterseniz isteyin, oralarda bir yerde mutlaka gururun bir kırıntısı olacaktır...
devam edecek
... Ama bana demeyiniz ki, aşk, karşılıksız ve çıkarsızdır... Evet biliyorum aşkın böyle bir olgu olduğunu, ancak bu aşkın ideasıdır, gerçeklikte mümkün değildir, en derinde, ne kadar olmamasını isterseniz isteyin, oralarda bir yerde mutlaka gururun bir kırıntısı olacaktır...
devam edecek
Uyandıktan itibaren o aşkın sarhoşluğuyla gezdim durdum. Aşka dair hiçbir umudum yoktu, çünkü öyle imkansız bir sevgiyle sevilmiştim ki, hiçbir insanoğlunun öyle sevmeye iktidarı yetmezdi. Saf, sebebsiz, kesinlikle karşılıksız... Bu sevgi bende öyle bir bağımlılık yaptı ki, tekrar o sevgiyi tatmak için başka bir rüyaya kadar bekleyemezdim. Aradım o sevgiyi, izini sürdüm, ona ihtiyacım vardı çünkü bende öyle karşılıksız sevmek istiyordum, aradım...
"o"na...
Arttıkça adımlarının sayısı bana doğru yaklaşırken, çaresiz bedenime attığın düğümler, kafamdaki sorulara veremediğim cevaplar için paranoyakça akıl yürütmeler ve beni sorumsuzca hissedişlerin, engel olamadığım krizlerime sebep kalp atışlarım...
Sen, çıldırtıcı güzelliğinle, arzularına set çekmiş benliğinle, bir su perisi, belkide masmavi okyanusların metrelerce derinliğinde gizemini hiç yitirmeden duracak olan bir istiridyenin içindeki parıltılı inci tanesi ve belki de “kaf dağı”nın arkasında saklanmış kaderimin “ilahi aşkı” sembolize eden anlaşılmaz melodilerini müziğinde barındıran, yalnızca ve yalnızca yokluktan meydana gelmiş tek bir noktanın “ol” diye çağırışısın...
Tatmin olmaz ihtirasımın yegane uğraşı, vitaminsiz kalmış romantizmime enjekte olunan şeytani fısıltılar ve sana aşık varlığımın umut dolu düşlerini her an tehdit eden, içinden bir türlü çıkamadığım belli belirsiz vicdan azapları...
Bir okul dolusu insan, boş gözler edebiyat’ın bahçesinde, bir umut olarak varlığını koruyan amfi-4(a4) ve nihayetinde önündeki banklarda oturan insanların sana benzemediği vakitlerde yaşadığım acizce boyun büküşlerim...
Seni tekrardan görme planları yaptığım ve geleceğime yığılmış zaman hurdalıkları, arıyorum beni sana götürecek kimbilir kaç kat yerin dibinde veya kaç kat göğün üstünde kaderimizi ve bu arada gözlerim sımsıkı kapalı...
Arttıkça adımlarının sayısı bana doğru yaklaşırken, çaresiz bedenime attığın düğümler, kafamdaki sorulara veremediğim cevaplar için paranoyakça akıl yürütmeler ve beni sorumsuzca hissedişlerin, engel olamadığım krizlerime sebep kalp atışlarım...
Sen, çıldırtıcı güzelliğinle, arzularına set çekmiş benliğinle, bir su perisi, belkide masmavi okyanusların metrelerce derinliğinde gizemini hiç yitirmeden duracak olan bir istiridyenin içindeki parıltılı inci tanesi ve belki de “kaf dağı”nın arkasında saklanmış kaderimin “ilahi aşkı” sembolize eden anlaşılmaz melodilerini müziğinde barındıran, yalnızca ve yalnızca yokluktan meydana gelmiş tek bir noktanın “ol” diye çağırışısın...
Tatmin olmaz ihtirasımın yegane uğraşı, vitaminsiz kalmış romantizmime enjekte olunan şeytani fısıltılar ve sana aşık varlığımın umut dolu düşlerini her an tehdit eden, içinden bir türlü çıkamadığım belli belirsiz vicdan azapları...
Bir okul dolusu insan, boş gözler edebiyat’ın bahçesinde, bir umut olarak varlığını koruyan amfi-4(a4) ve nihayetinde önündeki banklarda oturan insanların sana benzemediği vakitlerde yaşadığım acizce boyun büküşlerim...
Seni tekrardan görme planları yaptığım ve geleceğime yığılmış zaman hurdalıkları, arıyorum beni sana götürecek kimbilir kaç kat yerin dibinde veya kaç kat göğün üstünde kaderimizi ve bu arada gözlerim sımsıkı kapalı...
Aradığımı bulmak kolay değildi çünkü, "arayarak bulunmaz, nitekim bulanlar hep aramıştır"denilmişti evvelden. Bir sabah, solgun gözlerimi açtığımda karnımdaki aşksı ızdıraplara takıldı aklım. Uyanır uyanmaz "O" geldi aklıma ve ben işte tam o sırada "O" na aşıktım. Ne ben "O" nu aramıştım sabahın erken saatlerinde ne de "O" zaten hiç aklımdan çıkmış değildi. Çünkü varlık bir ironiydi belli bir zamandan itibaren ve karşıki dama yığılan martıların ne idüğü belirsiz çığrışmalarından çıkardığım iyi veya kötü anlamlar gibiydi dünya... Bir yandan felaket tellallarıydı onlar benim için, diğer yandan varlığın tüm asaletini taşıyorlardı seslerinde... Çünkü korkmak her zaman güzel bir duyguydu ve bu yüzden ben hep korkaktım...
Nitekim ağır bir yüktü bu, bakalım nasıl dayanacaktım...
Nitekim ağır bir yüktü bu, bakalım nasıl dayanacaktım...
Mecnun der ki, deveme binip uyanık halde Leyla'ya doğru gittim. Gayretle devemi sürüp hayli mesafe aldım. Uyku bastırıp deveden gafil olunca, devemi yavrusunun bulunduğu, ilk hareket yerimize dönmüş ve gelmiş buldum. Sonra bir daha binip, sevgiliye doğru gittim. Öncekinden büyük gayretle sürdüm. Birincisinden çok yol almıştım ki, yine bir uyku bastırdı. Uyanınca, kendimi eski yerimde buldum. Bu minval üzere kaç yüz kere deveye, himmetle binip sürdüysem de, ondan gafil oldukça, o yavrusuna döndü ve kendimi evvel ki yerimde buldum. Nihayet zelil ve naçar olup, aciz ve şaşkın kaldım. Çare ve tedbirim kesilip , devenin sırtından kendimi yere attım. Ayağım kırıldı. Emekliyerek süründüm... ve Leyla'nın kabilesine geldim...
Yüreğimin yangınından mum gibi eriyorum. Sanki beni geceleri yakıyorlar, gündüzleri öldürüyorlar Allah'ım, bu gecenin gündüzü olmayack mı ? Feleğin mumu yanmayacak mı ?
Güneş hicranımdan mı söndü yoksa ? Ya da sevgilimi görüp utandığından mı gizlendi ? Gece, onun saçları gibi uzun ve kara... Gecenin bu benzerliği olmasaydı hicranımdan ölürdüm ben.
Bütün gece aşk sevdasıyla yandım, sevginin hücumuna karşı duracak gücüm kalmadı.
Nerede ömür ? Hiç durmadan sevdiğimi öveyim. Ya da muradıma ermek için feryada koyulayım.
Nerede sabır ? Ayağımı toplayıp eteğime çekeyim, ya da yiğitleri bile deviren koca şarap kadehinden çekeyim..
Nerede talihim ki ya uyanıp kalksın ya da halimi görüp benim için ağlasın..
Nerede akıl ? Ki bilgimi elime alayım veya düşünüp taşınayım da aklımı başıma toplayayım.
Nerede el ki yolunun toprağını başıma saçayım yahut kanlara bulanmışken kalkayım, başımı kaldırayım...
Ayak nerede ki sevgilimin etrafında dolanayım, göz nerede ki sevdiğimin yüzünü göreyim..
Sevgili nerede ki halime acıyıp merhamet etsin, dost nerede ki durmasın, gelsin elimi tutsun.
Şimdi aklımda gitti, sabrımda; hatta sevgili de! Bu ne aşktır, bu ne derttir Allah'ım, bu ne iş !(Attar)
Güneş hicranımdan mı söndü yoksa ? Ya da sevgilimi görüp utandığından mı gizlendi ? Gece, onun saçları gibi uzun ve kara... Gecenin bu benzerliği olmasaydı hicranımdan ölürdüm ben.
Bütün gece aşk sevdasıyla yandım, sevginin hücumuna karşı duracak gücüm kalmadı.
Nerede ömür ? Hiç durmadan sevdiğimi öveyim. Ya da muradıma ermek için feryada koyulayım.
Nerede sabır ? Ayağımı toplayıp eteğime çekeyim, ya da yiğitleri bile deviren koca şarap kadehinden çekeyim..
Nerede talihim ki ya uyanıp kalksın ya da halimi görüp benim için ağlasın..
Nerede akıl ? Ki bilgimi elime alayım veya düşünüp taşınayım da aklımı başıma toplayayım.
Nerede el ki yolunun toprağını başıma saçayım yahut kanlara bulanmışken kalkayım, başımı kaldırayım...
Ayak nerede ki sevgilimin etrafında dolanayım, göz nerede ki sevdiğimin yüzünü göreyim..
Sevgili nerede ki halime acıyıp merhamet etsin, dost nerede ki durmasın, gelsin elimi tutsun.
Şimdi aklımda gitti, sabrımda; hatta sevgili de! Bu ne aşktır, bu ne derttir Allah'ım, bu ne iş !(Attar)
_________selamun aleykum..
emeginize saglık ..beşer aşkından ilahi aşka dogru giden bir seyir izlemekte yazınız öyle algıladım...devamını merakla bekliyoruz kardeşim....
son kısım MANTIKU'T-TAYR danmı alıntıdır...hep okudugum ama hiç bitiremedigim kitap ..o yüzden emin degilim..
selam ve dua ile__________
emeginize saglık ..beşer aşkından ilahi aşka dogru giden bir seyir izlemekte yazınız öyle algıladım...devamını merakla bekliyoruz kardeşim....
son kısım MANTIKU'T-TAYR danmı alıntıdır...hep okudugum ama hiç bitiremedigim kitap ..o yüzden emin degilim..
selam ve dua ile__________
selamun aleykum kardeşim.Bende amine kardeşimin dediği gibi algıladım.Mecnunun ilahi aşkı bulmasıda leyladan geçmiştir....
Emeklerine sağlık.Allaha emanet olunuzB)
Emeklerine sağlık.Allaha emanet olunuzB)

Görüyorsun ya, gönlümü çalıp gittiğin günden beri nasıl biçare oldum ? Nazından, kibrinden vazgeç de şu serseri aşığın haline bir bak !
Güzelim, aşkım serseri değildir benim. Ya gönlümü geri ver, ya da hemdem ol. Ey güzel yüzlü maksadım, maksudum; dudağıyla zülfü bütün karım, zararım olan sevgili ! Gel zülfünün parlaklığıyla yakma beni, sarhoş gözlerinle uyutma..
Senin yüzünden yüreğime ateş düştü, gözlerim yağmur bulutuna döndü. Sana sebep kararsız ve sabırsız oldum, kimsesiz ve bir başıma kaldım..
Canım sevgilim, aşkınla bak nelere katlandım, kesem nasıl bomboş, nasıl büzüp kapattım. Sensiz bütün cihanı sattım. Benim gönlümden çektiğimi başkası ne gördü, ne duydu. Artık bu yoksulun gönlünü daha fazla yaralama, çiğneyip geçme onu...
Aşkınla can veriyorum sevgilim, aç kapını artık, huzuruna al beni, dermanım ol !
Güzelim, aşkım serseri değildir benim. Ya gönlümü geri ver, ya da hemdem ol. Ey güzel yüzlü maksadım, maksudum; dudağıyla zülfü bütün karım, zararım olan sevgili ! Gel zülfünün parlaklığıyla yakma beni, sarhoş gözlerinle uyutma..
Senin yüzünden yüreğime ateş düştü, gözlerim yağmur bulutuna döndü. Sana sebep kararsız ve sabırsız oldum, kimsesiz ve bir başıma kaldım..
Canım sevgilim, aşkınla bak nelere katlandım, kesem nasıl bomboş, nasıl büzüp kapattım. Sensiz bütün cihanı sattım. Benim gönlümden çektiğimi başkası ne gördü, ne duydu. Artık bu yoksulun gönlünü daha fazla yaralama, çiğneyip geçme onu...
Aşkınla can veriyorum sevgilim, aç kapını artık, huzuruna al beni, dermanım ol !
gülün aşkı olmasa bülbül ötmeyi ne bilsin leyla olmasaydı mejnuna ali bile denmezdi aşkın hoşnutluğu ve zerafeti gönülü cesbedince maşuktan kalbi gafil eder aşk okyanusuna bir defa dalarsan o zaman yüzmezsiniz yüzdürülürsünüz perdeyi arala yüzdüren eli gör mesafe yakındır uzaktta deyil size şah damarınızdan daha yakinim denmiştir yan toprak olki hayat olasın sana bahar densin yaz densin türlü tohumlarla bitki olasın adına nimet densin yotur bu alemin sonu başı olmadığı gibi erenler herkes bir şeye erer
Ne güzel anlatmış aşkı mecazimi? Sanmam gerçek aşk bu
Rabbim nasıl anlatsam, bilemedim, nasıl saklasam seni?
(anlatmasan olmaz mı?) olmuyor, içim daralıyor, aynı volkan gibi kaynıyor, nerde patlıyacagı belli olmaz, şiirlerle rahatlıyorum anca...
Rabbim nasıl anlatsam, bilemedim, nasıl saklasam seni?
(anlatmasan olmaz mı?) olmuyor, içim daralıyor, aynı volkan gibi kaynıyor, nerde patlıyacagı belli olmaz, şiirlerle rahatlıyorum anca...
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/44308-mecazi-ask · 22.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
◆İlgili Konular
Giriş yap ve cevap yaz.
