MEZAR SOHBETİ ( ilginç )

5.195 görüntülenme · 31 yanıt

Paylaş:
hafize

hafize

Mübarek Üye · 14.020 mesaj

#1
YAŞLI ADAM, eşinin kabrini ziyaret etmek için gittiği kabristanda, bir inilti duyarak yavaşladı. Sağa sola bakınarak kulak kesildi. Ortalıkta kimseler yoktu ama, o sesi işittiğinden emindi. Önce hızlı adımlarla kaçmak istedi. Fakat sanki büyülenmiş gibiydi. Korkudan olsa gerek ki, gücü zaten çok azalan ayakları tutulmuş, vücudu uyuşmuştu. Diz boyu otla çevrili mezarlar arasında, güçlükle ilerleyip o tarafa yöneldi. İnlemeyi bir kez daha duyunca, daha fazla yanaşmayıp yere oturdu. Tüylerini diken diken eden ses, birkaç metre ilerden geliyordu.


Yaşlı adam, bazı velî zatların, kabirdeki insanlarla konuştuğunu duymuş, bunları da herkese anlatmıştı. Belki laf olsun diye:
— Neden böyle inleyip duruyorsun? dedi. Bir derdin mi var?
Derinlerden gelen bir erkek sesi:
— Büyük bir azap çekiyorum!. dedi. Her kemiğim tek tek kırılmış sanki.
Yaşlı adam, tâ iliklerine kadar ürperdi. Acaba kendisi de, evliya mıydı? Her ne olursa olsun, bu cevabı kesinlikle beklemiyordu. Güç bela toparlanıp:
— Ne zamandır bu haldesiniz? diye sordu. Yani ne zaman öldünüz?
— Vallahi bilmiyorum!. dedi mezarda yatan. Sanki dün yaşıyordum, hatta eğleniyordum. Arkadaşlarla birlikte biraz içki içmiştik, daha sonra ayrıldık. Bu arada, sanki yüksek bir yerden düştüm. Her halde ölmüşüm ki, şimdi bu mezardayım. Üstelik de büyük bir azap çekiyorum.
— İçkinin haram olduğunu ve kabir azabına yol açtığını bilmiyor muydun? diye sordu dışardaki. Allah bilir, başka büyük günahlar da işledin.
— Keşke ellerim kırılsaydı!. dedi, adam. Keşke kırılsaydı da, o büyük günahları işlemeseydim. Keşke dudaklarım yapışsaydı da, içki denilen zehri içmeseydim. Ne yazık ki her türlü işi yaptım, kumardan tut tâ hırsızlığa kadar. Şimdi öyle pişmanım ki hiç bilemezsin. Burada bu şekilde, bir saniyecik bile kalmaktansa, ömür boyu aç kalmaya razıydım. Ağzıma içki değil, gerekirse bir yudum su bile koymazdım. Başımı da babam gibi secdeden kaldırmazdım.
— Demek baban dindar biriydi, dedi dışardaki. Neden onun yolundan gitmedin ki?
— Namaz kılmak biraz güç geldi, dedi adam. Oruç tutmak da öyle. Günde beş kez seccadeye yatmayı, uzun yaz günlerinde, aç ve susuz kalmayı istemedim. Açıkçası, havam bozulur diye korktum. Oysa şimdi bu karanlık çukurda yatıyorum. Tertemiz bir havaya, yemeğe ve suya hasret şekilde. Üstelik de dayanılmaz acılar içindeyim.
Yaşlı adam, biraz düşünceliydi. Acaba bu ölü için bir fatiha okusa, ya da dualar etse, faydası olur muydu? Bu konuda açıkçası çok ümitsizdi. Bir insan, kullarına verdiği sayısız nimetlerle merhametini ispatlayan ve kendisini en çok "Rahim" ve "Rahman" isimleriyle tanıtan Allah'ın azabına uğramışsa, âciz bir kul, o kişiye nasıl yardım ederdi?
Sessizce yerinden kalkıp ilerleyince, henüz yeni açılmış bir mezar gördü. Sahibini bekleyen bu çukurun yanında, birkaç tane içki şişesi vardı. Bir tek de ayakkabı.
Hemen o yana koştu. Boş mezarın içinde, üstü başı içki kokan bir adam yatıyordu. Ceketi de yüzüne dolanmıştı.
Yaşlı adam, önce mezara inmeyi düşündü. Fakat ağrıyan beliyle bu işi yapamazdı. Uzunca bir dal koparıp tekrar yanaştı ve bunu cekete taktırıp, sırt üstü yatan sarhoşun yüzünü açtı. Mezardaki adam, ondan fazla korkmuştu.
Yaşlı olan, bir anda rahatlayıp:
— Demek konuşan sendin? diye tebessüm etti. Seni ölü sanmıştım.
Mezardaki, derin derin nefes aldıktan sonra:
— Ben de öyle zannetmiştim!. diye sevindi. Geçen akşam buralarda içmiştik. Kafayı bulduğumda, bu çukura düşüp kaldım her halde.
Sarhoşun vücudu perişan bir haldeydi. Sırt üstü düştüğünde, üç beş tane kaburgası kırılmış, bir kez bile çalışmayan beyni sarsılmış, bütün gece o mezarda yatıp kalmıştı.
Yaşlı adam, hemen bir ambulans çağırdı. Sarhoş, mezardan kurtulup sedyeye alınırken, başını ona doğru güçlükle çevirerek: — Sağ olasın amca!. diye teşekkür etti. İyileşir iyileşmez sana haber veririm. Bol mezeli bir çilingir sofrası düzenleyip, yeniden doğduğum günü kutlarız!

Cüneyt Suavi
..

Bazen yaşadıklarımızın ağırlığını, acısını, pişmanlığını ne kadar hissedersek hissedelim yine de ders alamayabiliyoruz..
Rabbim ders alanlardan eylesin..:a17:
Amin..
Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili Biz

YARADAN'ı görmeden sevmedik mi

Mevlana'dan

Beni Kimsenin Bilmesi Önemli Degil Rabb'im Bilsin , Yeter. Kim Ne Derse Desin


Bana


Rabb'im Kulum Desin Yeter...


Dualarafukara

Dualarafukara

Kıdemli Üye · 125 mesaj

#2
Bazen yaşadıklarımızın ağırlığını, acısını, pişmanlığını ne kadar hissedersek hissedelim yine de ders alamayabiliyoruz..
Rabbim ders alanlardan eylesin..
Amin..

Amin amin amin.Bende sonunu başka bekliyordum ama malesef uyuyan nefis gene uykuya devam etmiş.:(
osslemgkc

osslemgkc

Yeni Üye · 7 mesaj

#3
evet bende sonunu daha farklı bekliyordum ama nefis yine ağır basmış.Rabbim nefsimizin esiri etmesin bizi.
hafize

hafize

Mübarek Üye · 14.020 mesaj

#4
Dualarafukara, post: 829030, member: 23787Bazen yaşadıklarımızın ağırlığını, acısını, pişmanlığını ne kadar hissedersek hissedelim yine de ders alamayabiliyoruz..
Rabbim ders alanlardan eylesin..
Amin..

Amin amin amin.Bende sonunu başka bekliyordum ama malesef uyuyan nefis gene uykuya devam etmiş.:(
insanlar neyle ıslah olucaklar acaba?Rabbim hatalarını anlayan kullarından eylesin inş.



insanlar neyle ıslah olucaklar acaba?Rabbim hatalarını anlayan kullarından eylesin inş.:a43:

Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili Biz

YARADAN'ı görmeden sevmedik mi

Mevlana'dan

Beni Kimsenin Bilmesi Önemli Degil Rabb'im Bilsin , Yeter. Kim Ne Derse Desin


Bana


Rabb'im Kulum Desin Yeter...


ashab_kiram

ashab_kiram

Mübarek Üye · 650 mesaj

#5
çok etkilndim vallahi ben namaz kılmıyorum ama kılmak çok istiyorum başlıycam inşallah
ashab_kiram

ashab_kiram

Mübarek Üye · 650 mesaj

#6
ben çalışan biriyim işe girmeden önce namazlarımı kılıyodum ama işe girmeye başladığımdn beri kılamıyorum daha doğrusu kılmıyorum.çalıştığım yere bir kız arkadaşım girdi ayını yaştayız okuyo üniversite öğrencici bana hayatını anlatınca çok sevindim.babası koministmiş çok üzülüyo babası için.beş seneden beri namaz kılıyomuş ve hiç bırakmamış.peki baban biliyo mu namaz kıldığını diye sorduğumda hayır bilmiyo dedi.bilse beni evlatlıktan red eder dedi.beş sene önce tanıştığı biri sayesinde namaza başlıyo.sürekli sohbetlere gidiyo rasale_i nuru öğrenmeye çalışıyo bayada ilerlemiş.ayrıca hafızlık öğreniyo ve yarısına gelmiş.onun için o kadar sevindimki benimde yüreğimi hoplattı anlattıkça.RABBİM hepimize hidayet nasiyet nasip etsin
hafize

hafize

Mübarek Üye · 14.020 mesaj

#7
ashab_kiram, post: 829697, member: 86801ben çalışan biriyim işe girmeden önce namazlarımı kılıyodum ama işe girmeye başladığımdn beri kılamıyorum daha doğrusu kılmıyorum.çalıştığım yere bir kız arkadaşım girdi ayını yaştayız okuyo üniversite öğrencici bana hayatını anlatınca çok sevindim.babası koministmiş çok üzülüyo babası için.beş seneden beri namaz kılıyomuş ve hiç bırakmamış.peki baban biliyo mu namaz kıldığını diye sorduğumda hayır bilmiyo dedi.bilse beni evlatlıktan red eder dedi.beş sene önce tanıştığı biri sayesinde namaza başlıyo.sürekli sohbetlere gidiyo rasale_i nuru öğrenmeye çalışıyo bayada ilerlemiş.ayrıca hafızlık öğreniyo ve yarısına gelmiş.onun için o kadar sevindimki benimde yüreğimi hoplattı anlattıkça.RABBİM hepimize hidayet nasiyet nasip etsin


kıl yavrum namazdan geri kalanı yalan peygamberimiz s.a.s efendimiz son dakikalarında bile üç kere namaz demiş işte kılamıyorsan eve gelince farzlarını kıl kabirde ilk sualimiz namazdan olacak kılmayı bıraktınmı şeytan öyle bir güzel yerleşiyorki içimize bize güzel olan herşeyi zor gösteriyor rabbim kılıpta kabul olanlardan eylesin inş :a18:
Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili Biz

YARADAN'ı görmeden sevmedik mi

Mevlana'dan

Beni Kimsenin Bilmesi Önemli Degil Rabb'im Bilsin , Yeter. Kim Ne Derse Desin


Bana


Rabb'im Kulum Desin Yeter...


zuhruf

zuhruf

Yeni Üye · 9 mesaj

#8
MEZAR SOHBETİ (ilginç)

MEZAR SOHBETİ (ilginç)

MEZAR SOHBETİ

YAŞLI ADAM, eşinin kabrini ziyaret etmek için gittiği kabristanda, bir inilti duyarak yavaşladı. Sağa sola bakınarak kulak kesildi. Ortalıkta kimseler yoktu ama, o sesi işittiğinden emindi. Önce hızlı adımlarla kaçmak istedi. Fakat sanki büyülenmiş gibiydi. Korkudan olsa gerek ki, gücü zaten çok azalan ayakları tutulmuş, vücudu uyuşmuştu. Diz boyu otla çevrili mezarlar arasında, güçlükle ilerleyip o tarafa yöneldi. İnlemeyi bir kez daha duyunca, daha fazla yanaşmayıp yere oturdu. Tüylerini diken diken eden ses, birkaç metre ilerden geliyordu.


Yaşlı adam, bazı velî zatların, kabirdeki insanlarla konuştuğunu duymuş, bunları da herkese anlatmıştı. Belki laf olsun diye:
— Neden böyle inleyip duruyorsun? dedi. Bir derdin mi var?
Derinlerden gelen bir erkek sesi:
— Büyük bir azap çekiyorum!. dedi. Her kemiğim tek tek kırılmış sanki.
Yaşlı adam, tâ iliklerine kadar ürperdi. Acaba kendisi de, evliya mıydı? Her ne olursa olsun, bu cevabı kesinlikle beklemiyordu. Güç bela toparlanıp:
— Ne zamandır bu haldesiniz? diye sordu. Yani ne zaman öldünüz?
— Vallahi bilmiyorum!. dedi mezarda yatan. Sanki dün yaşıyordum, hatta eğleniyordum. Arkadaşlarla birlikte biraz içki içmiştik, daha sonra ayrıldık. Bu arada, sanki yüksek bir yerden düştüm. Her halde ölmüşüm ki, şimdi bu mezardayım. Üstelik de büyük bir azap çekiyorum.
— İçkinin haram olduğunu ve kabir azabına yol açtığını bilmiyor muydun? diye sordu dışardaki. Allah bilir, başka büyük günahlar da işledin.
— Keşke ellerim kırılsaydı!. dedi, adam. Keşke kırılsaydı da, o büyük günahları işlemeseydim. Keşke dudaklarım yapışsaydı da, içki denilen zehri içmeseydim. Ne yazık ki her türlü işi yaptım, kumardan tut tâ hırsızlığa kadar. Şimdi öyle pişmanım ki hiç bilemezsin. Burada bu şekilde, bir saniyecik bile kalmaktansa, ömür boyu aç kalmaya razıydım. Ağzıma içki değil, gerekirse bir yudum su bile koymazdım. Başımı da babam gibi secdeden kaldırmazdım.
— Demek baban dindar biriydi, dedi dışardaki. Neden onun yolundan gitmedin ki?
— Namaz kılmak biraz güç geldi, dedi adam. Oruç tutmak da öyle. Günde beş kez seccadeye yatmayı, uzun yaz günlerinde, aç ve susuz kalmayı istemedim. Açıkçası, havam bozulur diye korktum. Oysa şimdi bu karanlık çukurda yatıyorum. Tertemiz bir havaya, yemeğe ve suya hasret şekilde. Üstelik de dayanılmaz acılar içindeyim.
Yaşlı adam, biraz düşünceliydi. Acaba bu ölü için bir fatiha okusa, ya da dualar etse, faydası olur muydu? Bu konuda açıkçası çok ümitsizdi. Bir insan, kullarına verdiği sayısız nimetlerle merhametini ispatlayan ve kendisini en çok "Rahim" ve "Rahman" isimleriyle tanıtan Allah'ın azabına uğramışsa, âciz bir kul, o kişiye nasıl yardım ederdi?
Sessizce yerinden kalkıp ilerleyince, henüz yeni açılmış bir mezar gördü. Sahibini bekleyen bu çukurun yanında, birkaç tane içki şişesi vardı. Bir tek de ayakkabı.
Hemen o yana koştu. Boş mezarın içinde, üstü başı içki kokan bir adam yatıyordu. Ceketi de yüzüne dolanmıştı.
Yaşlı adam, önce mezara inmeyi düşündü. Fakat ağrıyan beliyle bu işi yapamazdı. Uzunca bir dal koparıp tekrar yanaştı ve bunu cekete taktırıp, sırt üstü yatan sarhoşun yüzünü açtı. Mezardaki adam, ondan fazla korkmuştu.
Yaşlı olan, bir anda rahatlayıp:
— Demek konuşan sendin? diye tebessüm etti. Seni ölü sanmıştım.
Mezardaki, derin derin nefes aldıktan sonra:
— Ben de öyle zannetmiştim!. diye sevindi. Geçen akşam buralarda içmiştik. Kafayı bulduğumda, bu çukura düşüp kaldım her halde.
Sarhoşun vücudu perişan bir haldeydi. Sırt üstü düştüğünde, üç beş tane kaburgası kırılmış, bir kez bile çalışmayan beyni sarsılmış, bütün gece o mezarda yatıp kalmıştı.
Yaşlı adam, hemen bir ambulans çağırdı. Sarhoş, mezardan kurtulup sedyeye alınırken, başını ona doğru güçlükle çevirerek: — Sağ olasın amca!. diye teşekkür etti. İyileşir iyileşmez sana haber veririm. Bol mezeli bir çilingir sofrası düzenleyip, yeniden doğduğum günü kutlarız!


Bazen yaşadıklarımızın ağırlığını, acısını, pişmanlığını ne kadar hissedersek hissedelim yine de ders alamayabiliyoruz..
Rabbim ders alanlardan eylesin..
Amin..
kacangar

kacangar

Üye · 10 mesaj

#9
Amin inşallah..
{suMEYYE}

{suMEYYE}

Aktif Üye · 90 mesaj

#10
Bazen yaşadıklarımızın ağırlığını, acısını, pişmanlığını ne kadar hissedersek hissedelim yine de ders alamayabiliyoruz..
Rabbim ders alanlardan eylesin..


Amin Kardesim Saolasin Hikaye icin Allah Razi Olsun...Rabbim bizi bu duruma dusurmez insallah..Amin..
*ayşe*

*ayşe*

Mübarek Üye · 1.076 mesaj

#11
guzel bır paylasımdı.
aynııı taaaass aynı hamammm.
emegınıze saglık,Allah a emanet olun.
zuhruf

zuhruf

Yeni Üye · 9 mesaj

#12
ilginiz için Rabbimde sizlerden razı olsun
selam ve dua ile kalınız
smmmtuba

smmmtuba

Mübarek Üye · 1.639 mesaj

#13
Amin.

Allahü teala razı olsun, inşallahü teala cümlemizi rızasına kavuşturacak hallerle hallendirsin...Ölüm var...

Afiyet ve selametle kalınız.
Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtûhû vel mağfiratûhû


Ey Müslüman! "Edep nedir?" diye sorarsan, bil ki edep edepsizlerin edepsizliklerine, kabalıklarına, kötü sözlerine sabır ve tahammül etmektir.
Ahmed_1907

Ahmed_1907

Mübarek Üye · 992 mesaj

#14
Rabbim ıslay eylesin inşaAllah
HERLAFA VERİLECEK CEVABIM VARDIR LAKİN ÖNCE LAFA BAKARIM LAFMI DİYE
SONRADA SÖYLEYENE BAKARIM ADAMMI DİYE...
yolun yarısı

yolun yarısı

Üye · 19 mesaj

#15
Amin.Allah razı olsun sizden
abı_hayat

abı_hayat

Mübarek Üye · 5.186 mesaj

#16
Mezardan Gelen Ses

Mezardan Gelen Ses

YAŞLI ADAM, eşinin kabrini ziyaret etmek için gittiği kabristanda, bir inilti duyarak yavaşladı. Sağa sola bakınarak kulak kesildi. Ortalıkta kimseler yoktu ama, o sesi işittiğinden emindi. Önce hızlı adımlarla kaçmak istedi. Fakat sanki büyülenmiş gibiydi. Korkudan olsa gerek ki, gücü zaten çok azalan ayakları tutulmuş, vücudu uyuşmuştu. Diz boyu otla çevrili mezarlar arasında, güçlükle ilerleyip o tarafa yöneldi. İnlemeyi bir kez daha duyunca, daha fazla yanaşmayıp yere oturdu. Tüylerini diken diken eden ses, birkaç metre ilerden geliyordu.

Yaşlı adam, bazı velî zatların, kabirdeki insanlarla konuştuğunu duymuş, bunları da herkese anlatmıştı. Belki laf olsun diye:

— Neden böyle inleyip duruyorsun? dedi. Bir derdin mi var?

Derinlerden gelen bir erkek sesi:

— Büyük bir azap çekiyorum!. dedi. Her kemiğim tek tek kırılmış sanki.

Yaşlı adam, tâ iliklerine kadar ürperdi. Acaba kendisi de, evliya mıydı? Her ne olursa olsun, bu cevabı kesinlikle beklemiyordu. Güç bela toparlanıp:

— Ne zamandır bu haldesiniz? diye sordu. Yani ne zaman öldünüz?

— Vallahi bilmiyorum!. dedi mezarda yatan. Sanki dün yaşıyordum, hatta eğleniyordum. Arkadaşlarla birlikte biraz içki içmiştik, daha sonra ayrıldık. Bu arada, sanki yüksek bir yerden düştüm. Her halde ölmüşüm ki, şimdi bu mezardayım. Üstelik de büyük bir azap çekiyorum.

— İçkinin haram olduğunu ve kabir azabına yol açtığını bilmiyor muydun? diye sordu dışardaki. Allah bilir, başka büyük günahlar da işledin.

— Keşke ellerim kırılsaydı!. dedi, adam. Keşke kırılsaydı da, o büyük günahları işlemeseydim. Keşke dudaklarım yapışsaydı da, içki denilen zehri içmeseydim. Ne yazık ki her türlü işi yaptım, kumardan tut tâ hırsızlığa kadar. Şimdi öyle pişmanım ki hiç bilemezsin. Burada bu şekilde, bir saniyecik bile kalmaktansa, ömür boyu aç kalmaya razıydım. Ağzıma içki değil, gerekirse bir yudum su bile koymazdım. Başımı da babam gibi secdeden kaldırmazdım.

— Demek baban dindar biriydi, dedi dışardaki. Neden onun yolundan gitmedin ki?

— Namaz kılmak biraz güç geldi, dedi adam. Oruç tutmak da öyle. Günde beş kez seccadeye yatmayı, uzun yaz günlerinde, aç ve susuz kalmayı istemedim. Açıkçası, havam bozulur diye korktum. Oysa şimdi bu karanlık çukurda yatıyorum. Tertemiz bir havaya, yemeğe ve suya hasret şekilde. Üstelik de dayanılmaz acılar içindeyim.

Yaşlı adam, biraz düşünceliydi. Acaba bu ölü için bir fatiha okusa, ya da dualar etse, faydası olur muydu? Bu konuda açıkçası çok ümitsizdi. Bir insan, kullarına verdiği sayısız nimetlerle merhametini ispatlayan ve kendisini en çok "Rahim" ve "Rahman" isimleriyle tanıtan Allah'ın azabına uğramışsa, âciz bir kul, o kişiye nasıl yardım ederdi?

Sessizce yerinden kalkıp ilerleyince, henüz yeni açılmış bir mezar gördü. Sahibini bekleyen bu çukurun yanında, birkaç tane içki şişesi vardı. Bir tek de ayakkabı.

Hemen o yana koştu. Boş mezarın içinde, üstü başı içki kokan bir adam yatıyordu. Ceketi de yüzüne dolanmıştı.

Yaşlı adam, önce mezara inmeyi düşündü. Fakat ağrıyan beliyle bu işi yapamazdı. Uzunca bir dal koparıp tekrar yanaştı ve bunu cekete taktırıp, sırt üstü yatan sarhoşun yüzünü açtı. Mezardaki adam, ondan fazla korkmuştu.

Yaşlı olan, bir anda rahatlayıp:

— Demek konuşan sendin? diye tebessüm etti. Seni ölü sanmıştım.

Mezardaki, derin derin nefes aldıktan sonra:

— Ben de öyle zannetmiştim!. diye sevindi. Geçen akşam buralarda içmiştik. Kafayı bulduğumda, bu çukura düşüp kaldım her halde.

Sarhoşun vücudu perişan bir haldeydi. Sırt üstü düştüğünde, üç beş tane kaburgası kırılmış, bir kez bile çalışmayan beyni sarsılmış, bütün gece o mezarda yatıp kalmıştı.

Yaşlı adam, hemen bir ambulans çağırdı. Sarhoş, mezardan kurtulup sedyeye alınırken, başını ona doğru güçlükle çevirerek:

— Sağ olasın amca!. diye teşekkür etti. İyileşir iyileşmez sana haber veririm. Bol mezeli bir çilingir sofrası düzenleyip, yeniden doğduğum günü kutlarız.
Cüneyd Suavi
abı_hayat

abı_hayat

Mübarek Üye · 5.186 mesaj

#17


Gelin gönüller yapalım, gönül kırmayalım.
Gelin gül devrini beraber kuralım.
Sevgiyle, ümitle insanlarımızı kucaklayalım.
Gönül kıran insanlardan olmayalım.

abı_hayat

abı_hayat

Mübarek Üye · 5.186 mesaj

#18
.........................
abı_hayat

abı_hayat

Mübarek Üye · 5.186 mesaj

#19
Gülüşü Yaralı

Gülüşü Yaralı

Mübarek Üye · 5.741 mesaj

#20
Mezardaki Sohbet

Mezardaki Sohbet


Yaşlı adam, eşinin kabrini ziyaret etmek için gittiği kabristanda, bir inilti duyarak yavaşladı. Sağa sola bakınarak kulak kesildi.

Ortalıkta kimseler yoktu ama, o sesi işittiğinden emindi. Önce hızlı adımlarla kaçmak istedi. Fakat sanki büyülenmiş gibiydi. Korkudan olsa gerek ki, gücü zaten çok azalan ayakları tutulmuş, vücudu uyuşmuştu. Diz boyu otla çevrili mezarlar arasında, güçlükle ilerleyip o tarafa yöneldi. İnlemeyi bir kez daha duyunca, daha fazla yanaşmayıp yere oturdu. Tüylerini diken diken eden ses, birkaç metre ilerden geliyordu.

Yaşlı adam, bazı velî zatların, kabirdeki insanlarla konuştuğunu duymuş, bunları da herkese anlatmıştı. Belki laf olsun diye:

*Neden böyle inleyip duruyorsun? dedi. Bir derdin mi var?

-Derinlerden gelen bir erkek sesi:

* Büyük bir azap çekiyorum!. dedi. Her kemiğim tek tek kırılmış sanki.

Yaşlı adam, tâ iliklerine kadar ürperdi. Acaba kendisi de, evliya mıydı? Her ne olursa olsun, bu cevabı kesinlikle beklemiyordu. Güç bela toparlanıp:

- Ne zamandır bu haldesiniz? diye sordu. Yani ne zaman öldünüz?

* VALLAHi bilmiyorum!. dedi mezarda yatan. Sanki dün yaşıyordum, hatta eğleniyordum. Arkadaşlarla birlikte biraz içki içmiştik, daha sonra ayrıldık. Bu arada, sanki yüksek bir yerden düştüm. Her halde ölmüşüm ki, şimdi bu mezardayım. Üstelik de büyük bir azap çekiyorum.

- İçkinin haram olduğunu ve kabir azabına yol açtığını bilmiyor muydun? diye sordu dışardaki. ALLAH bilir, başka büyük günahlar da işledin.

* Keşke ellerim kırılsaydı!. dedi, adam. Keşke kırılsaydı da, o büyük günahları işlemeseydim. Keşke dudaklarım yapışsaydı da, içki denilen zehri içmeseydim. Ne yazık ki her türlü işi yaptım, kumardan tut tâ hırsızlığa kadar. Şimdi öyle pişmanım ki hiç bilemezsin. Burada bu şekilde, bir saniyecik bile kalmaktansa, ömür boyu aç kalmaya razıydım. Ağzıma içki değil, gerekirse bir yudum su bile koymazdım. Başımı da babam gibi secdeden kaldırmazdım.

- Demek baban dindar biriydi,
dedi dışardaki. Neden onun yolundan gitmedin ki?

* Namaz kılmak biraz güç geldi, dedi adam. Oruç tutmak da öyle. Günde beş kez seccadeye yatmayı, uzun yaz günlerinde, aç ve susuz kalmayı istemedim. Açıkçası, havam bozulur diye korktum. Oysa şimdi bu karanlık çukurda yatıyorum. Tertemiz bir havaya, yemeğe ve suya hasret şekilde. Üstelik de dayanılmaz acılar içindeyim.

Yaşlı adam, biraz düşünceliydi. Acaba bu ölü için bir fatiha okusa, ya da dualar etse, faydası olur muydu? Bu konuda açıkçası çok ümitsizdi. Bir insan, kullarına verdiği sayısız nimetlerle merhametini ispatlayan ve kendisini en çok "Rahim" ve "Rahman" isimleriyle tanıtan ALLAH'ın azabına uğramışsa, âciz bir kul, o kişiye nasıl yardım ederdi?

Sessizce yerinden kalkıp ilerleyince, henüz yeni açılmış bir mezar gördü. Sahibini bekleyen bu çukurun yanında, birkaç tane içki şişesi vardı. Bir tek de ayakkabı.

Hemen o yana koştu. Boş mezarın içinde, üstü başı içki kokan bir adam yatıyordu. Ceketi de yüzüne dolanmıştı.

Yaşlı adam, önce mezara inmeyi düşündü. Fakat ağrıyan beliyle bu işi yapamazdı. Uzunca bir dal koparıp tekrar yanaştı ve bunu cekete taktırıp, sırt üstü yatan sarhoşun yüzünü açtı. Mezardaki adam, ondan fazla korkmuştu.

Yaşlı olan, bir anda rahatlayıp:

* Demek konuşan sendin? diye tebessüm etti. Seni ölü sanmıştım.

Mezardaki, derin derin nefes aldıktan sonra:

- Ben de öyle zannetmiştim!. diye sevindi. Geçen akşam buralarda içmiştik. Kafayı bulduğumda, bu çukura düşüp kaldım her halde.

Sarhoşun vücudu perişan bir haldeydi. Sırt üstü düştüğünde, üç beş tane kaburgası kırılmış, bir kez bile çalışmayan beyni sarsılmış, bütün gece o mezarda yatıp kalmıştı.

Yaşlı adam, hemen bir ambulans çağırdı. Sarhoş, mezardan kurtulup sedyeye alınırken, başını ona doğru güçlükle çevirerek:

* Sağ olasın amca!. diye teşekkür etti. İyileşir iyileşmez sana haber veririm. Bol mezeli bir çilingir sofrası düzenleyip, yeniden doğduğum günü kutlarız.




Cüneyt Suavi - Zafer dergisi
Paylaş:

Giriş yap ve cevap yaz.