Hoşçakal Sevgiyle kal.....Allaha emanet ol değerli arkadaşım....
Sonbahar
12.529 görüntülenme · 107 yanıt
Bu sonbahar manzaraları o kadar güzelki beni sonbaharın hüzünlü serinliğine götürdü.Her yaşın güzelliği gibi her mevsiminde ayrı güzellikleri vardır.Bunları değerlendirebilmek önemlidir.Bence insanın sevdiği yanında olunca her şey güzeldir.Paylaşımın için teşekkürler.
Hoşçakal Sevgiyle kal.....Allaha emanet ol değerli arkadaşım....
Hoşçakal Sevgiyle kal.....Allaha emanet ol değerli arkadaşım....
iyi bir insan, post: 826605, member: 83985Bu sonbahar manzaraları o kadar güzelki beni sonbaharın hüzünlü serinliğine götürdü.Her yaşın güzelliği gibi her mevsiminde ayrı güzellikleri vardır.Bunları değerlendirebilmek önemlidir.Bence insanın sevdiği yanında olunca her şey güzeldir.Paylaşımın için teşekkürler.
Hoşçakal Sevgiyle kal.....Allaha emanet ol değerli arkadaşım....
teşekkürler,
insanın sevdiği yanında olunca heryer bir başka güzel olur.RABBİM sevdiklerimizden ayırmasın.
ALLAH a emanet olunuz.

Gittin!!!
Şimdi sen yarın sabah gelene kadar,
Umudun mevsimi SONBAHAR.
Gözlerinde her daim kara bir bulut,
Sözlerinde kırık bir hasret var,
Sevda, prangalarda mahkûm gün doğana dek.
Orta çağ işkencesidir artık her saniye,
Gece gibi çöker her anı sevdanın üzerine.
Karabasandır artık, bitmek bilmeyen tüm gece.
Her şey sana odaklanmış,
Mistik bir coğrafyada hayal kurar gibi,
Adına bağlanmış tüm ihtimaller.
Gün gözlerinden doğduğunda,
Ben adınla var olacağım.
Hasretinle yok olduğum gibi.

Şimdi sen yarın sabah gelene kadar,
Umudun mevsimi SONBAHAR.
Gözlerinde her daim kara bir bulut,
Sözlerinde kırık bir hasret var,
Sevda, prangalarda mahkûm gün doğana dek.
Orta çağ işkencesidir artık her saniye,
Gece gibi çöker her anı sevdanın üzerine.
Karabasandır artık, bitmek bilmeyen tüm gece.
Her şey sana odaklanmış,
Mistik bir coğrafyada hayal kurar gibi,
Adına bağlanmış tüm ihtimaller.
Gün gözlerinden doğduğunda,
Ben adınla var olacağım.
Hasretinle yok olduğum gibi.

Nur_u Secde, post: 826649, member: 58691selamün aleyküm sibelcim.emeğine sağlık.duygularımızın yoğunlaştığı mevsim sonbahar.özelikle bu manzara müthiş güzel.Rahmana emanetsin canım sibelim.selam ve dua ile .........
aleykümselam canımm,duygularımızı sende yoğunlaştırdın ;)
şurayada gidelim diyorum ben nasıl olur ;)

EylÜl İŞte.....nam-i DİĞer HÜzÜn Ayi...
Eylül... Fersude sonbaharların giriş kapısı... İlk yaz rüzgârından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin,hayallerin ve avare zamanların yorgunluğu, kırgınlığı, pejmürdeliği içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi... Ve yeniden başlamanın yorgun ritmini hatırlatan yağmurlar... Bölük pörçük hatıralar, kırık dökük sevinçler... Şiir kılığında gelen acı...
Eylül işte; nâm–ı diğer, hüzün...
Eylül... Her şair için ayrı bir Leyla; kurşunî gelinlikler giyinip de gelen... Dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda; ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı... Katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi...
Eylül işte; nâm–ı diğer, pişmanlık...
Bilmiyorum, siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?.. Belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde; belki sular kararıyordur yavaş yavaş... Altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de... Bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı, zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar... Belki sizin kentin huzurludur akşamları, belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır...
Eylül işte; nâm–ı diğer melal...
Tenha yollar, aşınmış günler, hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar... Tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü... Kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık... Acıların beyhude, sevinçlerin zavallı, mutlulukların fanî olduğunu anlamanın dehşeti...
Eylül işte; nâm–ı diğer, ölümün rengi...
Eylül... Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği... Uçuk benizli koşuşturmacalar, yeniden kurulan defter–kitap pazarı... Eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar... Yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar... Camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükût ile yolları seyreden kırçıl hatıralar... Ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik... Para etse canını da verir ama...
Eylül işte; nâm–ı diğer, acının mührü...
İskender PALA
Eylül... Fersude sonbaharların giriş kapısı... İlk yaz rüzgârından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin,hayallerin ve avare zamanların yorgunluğu, kırgınlığı, pejmürdeliği içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi... Ve yeniden başlamanın yorgun ritmini hatırlatan yağmurlar... Bölük pörçük hatıralar, kırık dökük sevinçler... Şiir kılığında gelen acı...
Eylül işte; nâm–ı diğer, hüzün...
Eylül... Her şair için ayrı bir Leyla; kurşunî gelinlikler giyinip de gelen... Dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda; ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı... Katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi...
Eylül işte; nâm–ı diğer, pişmanlık...
Bilmiyorum, siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?.. Belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde; belki sular kararıyordur yavaş yavaş... Altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de... Bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı, zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar... Belki sizin kentin huzurludur akşamları, belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır...
Eylül işte; nâm–ı diğer melal...
Tenha yollar, aşınmış günler, hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar... Tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü... Kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık... Acıların beyhude, sevinçlerin zavallı, mutlulukların fanî olduğunu anlamanın dehşeti...
Eylül işte; nâm–ı diğer, ölümün rengi...
Eylül... Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği... Uçuk benizli koşuşturmacalar, yeniden kurulan defter–kitap pazarı... Eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar... Yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar... Camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükût ile yolları seyreden kırçıl hatıralar... Ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik... Para etse canını da verir ama...
Eylül işte; nâm–ı diğer, acının mührü...
İskender PALA
YÂ RAB, KUSURUMUZU AFFET.BİZİ,KENDİNE KUL KABUL ET.EMANETİNİ KABZETMEK ZAMANINA KADAR BİZİ EMANETTE EMİN KIL.AMİN...
SAİD NURSİ
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/43557-sonbahar · 24.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.


















