Yaprak Dökümü
10.525 görüntülenme · 93 yanıt

Ve nihayet...
Bir beyaz rahmet gelir, sarıp sarmalar kâinâtı.. Bir bebek mâsumiyetiyle bulut bulut bakar semâ... Hazan, "Hu"ya kavuşur, hüznün kucağında...
Sonbahar, hüzün yanımız... Sonbaharla hüzün dolu her yanımız...
Sonbahar yağan yağmurlara karışık duâmız...
Sonbahar, seferdir; çoğu kez adını arayan yüreklere...
Arnavut kaldırımlarında çoğalan adımlarımıza yoldaş... Sessizce kulağımıza sırlar fısıldayan İstanbul'un diğer adıdır... Sonbahar!..
Hayatta her şey aynadır, ya yüreğimize... Hiçbir şey içimizin yankısı değildir, sonbahar kadar...
Kızkulesi seslenir sahil boylarında buldukça yüreğinizi!..
" -Kendini nerede bulacaksın? " diye sorunca... Sil gözlerini ve tebessüm et!..
Nebevî rüzgar, sonbaharın hüznündedir... Ben sonbaharım, ben sonbahardayım!.." de!..
Ve martı sesleri çoğaldıkça ardından, sessizce yürüyüp geç adımlarını dinleyen kaldırımlardan....
Sonbahar... Hüzün yanımız... Sonbaharla hüzün dolu her yanımız..
aLıNTı

Arkamızda bıraktığımız neşenin karmaşının ardından gelen en durgun, en sessiz, en gizemli...
ve yine mevsimlerden sonbahar....
Yeni beklentiler, yeni umutlar...
Aşılmaz yollarımıza birde dökülen yapraklar
Kimi zaman kurur parçalanır...
Kimi zaman ıslak,ıslak üşürsün...

Diyecektim ki; gülüm,
Mevsim hazan mevsimi, mevsim gözyaşı mevsimi... Mevsim ayrılık mevsimi...
Tarifsiz bir hüznün sarmalındayız.
Sararan yapraklar tutunamıyor artık dallarda gülüm, rüzgar estikçe savrulup gidiyor her biri bir yana.
Diyecektim ki; gülüm,
mevsim hazan mevsimi, mevsim hüzün mevsimi, har düşmüş bağlara, bahçelere.
Yapraklar üşüyor, yapraklar düşüyor dalından. Turna göçü gibi yapraklarında göçü başladı gülüm...
Diyecektim ki; gülüm, mevsim hazan mevsimi, mevsim kıran mevsimi...
Içimde derin sessiz ve dipsiz bir kuyu var!... Gün geceye teslim oldugunda, Sere hüzün çöktügünde , Mutluluk alip basini gittiginde Soruyorum kendime ''Hayattaki Degerin ne?'' diye
Kapaninca gözlerim yürüdügüm yolun zorlugu ve Yalnizligim geliyor aklima!... Yalnizlik korkutuyor önce Sonra tenimi sonbaharin o ilik damlalari sariyor. Her damla ayri bir dost oluyor!... Yagmurla birlikte üsüyorum!...
Hayat bana benim ona verdiklerimi sunuyor simdi bana ''bana deger veriyor'' Öyle olmasa yanimda olmazdi öyle olmasa bana gülümsedigini hissedemezdim!...
An geliyor öyle bir firtina esiyor ki yüregimde hayat bile dindiremiyor!... sonra o yaprak dökümü bas gösteriyor içimde Gönlüm yine Sonbaharini yasiyor
Deger verdigim yapraklar savrulup gidiyor bilinmezlikler denizine dogru...Artik içimdeki agacin yapraklari yeseremez çünkü orda artik Dipsiz bir kuyu var !...
Ben ise Baskalarinin içlerindeki agaçlardan dökülen sari yapragim..
Kapaninca gözlerim yürüdügüm yolun zorlugu ve Yalnizligim geliyor aklima!... Yalnizlik korkutuyor önce Sonra tenimi sonbaharin o ilik damlalari sariyor. Her damla ayri bir dost oluyor!... Yagmurla birlikte üsüyorum!...
Hayat bana benim ona verdiklerimi sunuyor simdi bana ''bana deger veriyor'' Öyle olmasa yanimda olmazdi öyle olmasa bana gülümsedigini hissedemezdim!...
An geliyor öyle bir firtina esiyor ki yüregimde hayat bile dindiremiyor!... sonra o yaprak dökümü bas gösteriyor içimde Gönlüm yine Sonbaharini yasiyor
Deger verdigim yapraklar savrulup gidiyor bilinmezlikler denizine dogru...Artik içimdeki agacin yapraklari yeseremez çünkü orda artik Dipsiz bir kuyu var !...
Ben ise Baskalarinin içlerindeki agaçlardan dökülen sari yapragim..

Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş
Gördüm ki yazın bastığımız otları solmuş
Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Yahya Kemal Beyaltlı

Eylül... Fersude sonbaharların giriş kapısı...
Eylül işte; nâm–ı diğer, hüzün...
Eylül işte; nâm–ı diğer, pişmanlık...
Eylül işte; nâm–ı diğer melal...
Eylül işte; nâm–ı diğer, ölümün rengi...
Eylül... Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği...
Eylül işte; nâm–ı diğer, acının mührü...
İskender PALA

Baharın ölümü
Ümit Şimşek
BİR YAPRAK düştü toprağa.
Sonra bir başkası.
Sonra peş peşe döküldü bütün yapraklar.
Ağaçlar soyundukça toprak giyindi: Önce altın sarısına döndü, sonra altınlarıyla beraber beyaz kefenine büründü.
***
ÇİÇEKLERDEN eser yok. Kelebekler uçup gitmiş. Güller kurumuş, bülbüller susmuş. Sevilenler, elveda demeden se*venleri terk edip gitmiş. Yemyeşil ormanlar iskeletlerle dol*muş. Daha dün cıvıl cıvıl hayat kaynayan bu yerlerde, şimdi firak hıçkırıkları bile yankılanmıyor. Çünkü geride ağlayacak kimse de kalmamış.
Hani, nerde o güzelim gelincikler?
Nerde elma çiçeklerine doluşan arıcıklar?
Nerde gün âşıkı çiçekler?
Gün nereye koşturuyor sahi?
***
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/43451-yaprak-dokumu · 22.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.












