Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa
doğru yerleştiriyorlar.
Ama şişenin tabanı cam ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan
çıkmayı başaramıyorlar.
Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp
kayboluyorlar.
Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar.
İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor.
Ancak daha derinlemesine düşününce, karşımıza bir anıt gibi dikilen gerçek
çok farklı oluyor.
Arıların ne kadar akıllı varlıklar olduğunu hepimiz biliyoruz.
Sinekler ise malum hayvanlar.
Arılar ne kadar temizse adı üstünde, sinekler de o kadar iğrençtirler.
Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama, sineklerden midemiz bulanır.
kuskusuz.
Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir.
Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir.
Ve bu uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir.
Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran.
Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır .
Karanlığa yürüyenlerdir. Karanlık düşüncelerdir.
Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiç bir önemi yoktur .
Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır.
SADECE Kendi yaşamları söz konusudur.
kazanacaklarsa oraya giderler.
Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların.
Engellere aldırmaz.
Amacı sadece ışığa ulaşmaktır.
İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır.
Ve değerleri için ölür.
Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız yere.
Yemeklerinize, kollarınızın üstüne tünerler.
Pis ayaklarıyla ezerler yaşadığımız her yeri.
Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar.
Onlar için yumurtalarını bırakacakları yerin bile hiç önemi yoktur.
SAÇANLARA SEVGİLER, SAYGILAR.......


