
Esma-ül Hüsna 1. Gün
"Varlığı zâtından olup, uluhiyete mahsus-selbî ve sübutî-bütün kemâl sıfatlara sahip bulunan."
"Bütün kemâl sıfatlara sahip ve bütün noksan sıfatlardan münezzeh Vacibü'l-Vücud."
"ALLAH odur ki, O'ndan başka ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur." [Tâ-Hâ: 20/ 8.]
'Lafza-i celâl, Zât-i Akdes'e delalet eder; Zât-ı Akdes de, bütün sıfât-ı kemâliyeyi istilzam eder..." İşarat-ül İ'caz
ALLAH ismi, bütün ilâhî isimleri camidir, yani hepsini içine alır. "Bütün isimler ALLAH'ın isimleridir," denilir, ama 'ALLAH, Rahmân'ın ismidir, Rahîm'in ismidir...' denilmez.
Bütün isimleri içine alan ism-i âzamın hangi isim olduğu hakkında kesin bilgi bulunmamakla birlikte, İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu bu mübarek ismin, ism-i âzam olabileceğini söylemişlerdir. Bunun için, bir kul 'ALLAH' dediği zaman bütün ilâhî isimleri ve sıfatları birden yâd etmiş olur.
"Lâ ilahe illALLAH" kelamı, esmâ-i hüsnanın adedince kelamları tazammun ediyor... "Lâ Halika illALLAH," "Lâ Fâtıra, Lâ Razıka, Lâ Kayyûme illALLAH" gibi... [Mesnevi-i Nuriye.]
Rahman, Rahîm, Rezzak, Gaffar gibi 'cemâlî isimler' ruhumuzda şükür ve sena mânâlarını canlandırırken, Ehad, Samed, Kayyûm, Kadîm, Baki gibi 'kemâli isimler' kalbimizi hayret ve takdir hisleriyle dolduracak, Kahhâr, Cebbar, Kadîr, Muntakim gibi 'celâlî isimler' ise bize noksanlığımızı, aczimizi, fakrımızı hatırlatarak nefsimize takva şuurunu kazandıracaktır.
ALLAH ismi, bütün esmâ-i hüsna gibi, bütün kemâl sıfatları da camidir.
ALLAH diyen bir kul, bütün ilâhî sıfatları ve bütün esmâ-i hüsnayı birden zikrettiğini bilerek, kendisini ilâhî isimlerin en parlak tecellisi ve ilâhî sıfatlardan haber veren bir hilkat mucizesi olarak yaratan Rabbine sonsuz hamd ve sena eder.
Lafza-i Celâl denilen bu ism-i âzamı okuyan bir mü'min, 'uludiyet' hakikatini düşünür ve ondan 'ubudiyet', yani kulluk hakikatine intikal eder. Bu ise saadetlerin en büyüğüdür.
ER-RAHMÂN / ER-RAHÎM

Rahman: "Dünya hayalında, mü'min-kâfir gözetmeksizin, mahlukatin hepsine merhametle muamele eden."
"Ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran."
"Rızıkları ve her türlü iyilikleri ihsan eden."
Rahîm: "Verdiği nimetleri iyi kullananlara daha büyük ve ebedî nimetler veren."
"Ahiret hayatında sadece mü'minlere ihsan ve ikram eden."
'O ALLAH ki, O'ndan başka ilâh yoktur. Gaybı da, müşahede edileni de bilendir. Rahman, Rahîm olan O'dur."
[Haşr: 59/22.]
Her iki mübarek isim de ALLAH'ın sonsuz bir merhamet sahibi olduğunu ifade ederler.
Rahmet ve merhamet; kısaca, 'hayrı irade etmek ve sonsuz ihsan ve ikramda bulunmak' mânâsına gelir.
Merhamet için yapılan şu tarif çok güzeldir:
"Merhamet; acıları, afetleri, sıkıntıları gidererek yerlerine hayrı, sürür ve saadeti ikame etme duygusudur."

Rahman ismi, 'insan-hayvan, mü'min-kâfir farkı gözetmeksizin her canlının her türlü rızkını veren ve onları koruyup gözeten" mânâsına gelir.
Rahîm ise, "iradesini doğru kullanan kullarına iman, ibadet, hidayet saadetini kazandıran ve onlara ebedî Cennetler hazırlayan" demektir.
Rahman ismi, ilk yaratılışa bakar. Nitekim, Cenâb-ı Hak, yarattığı her varlığı, onların iradeleri dışında nice ihsanlara mazhar kılar.
Rahîm ismi ise, daha çok, ikinci yaratılışa bakar ve iradelerini hayra, doğruya, güzele yönlendiren bahtiyar kullar için, ikinci yaratılışta, sonsuz lütuflar, nimetler, ikramlar verileceği müjdesini taşır.
Demek oluyor ki, Rahmâniyetin tecellisinde 'cebir', yani mahlukun iradesi dışında bir ikram ve ihsanda bulunma sözkonusudur.
Rahîmiyetin tecellisinde ise insanın cüz'î iradesini doğru kullanması şartı vardır.
Rahman hem isimdir hem de sıfat, Rahîm ise sadece sıfattır. Bundan dolayı, Rahman ismi başkalarına nîsbet edilmez., ama Rahîm ismi nisbet edilebilir.
Diğer taraftan, 'ALLAH, dünyanın Rahmanı, ahiretin Rahîmidir' buyrularak, Rahman sıfatının ezel ile, Rahîm sıfatının ise ebediyetle ilgili olduğuna dikkat çekilir.
Kur'ân-ı Kerîm'de Rahîm ismi, daha çok Gafur ismiyle birlikte kullanılmış, böylece en büyük rahmetin mağfiret olduğuna dikkat çekilmiştir. Şu halde mağfiret, Rahîm isminin en güzel bir tecellisiçdir.
Rahman ismi dünyada nail olduğumuz nice nimetlere, Rahîm ismi ise ahirette kavuşmaya namzet olduğumuz ebedî saadetlere nazarımızı çevirir.
"Güçsüzlere merhamet edene, Rahman olan ALLAH da merhamet eder." [Hadis-i Şerif.]
Nur Külliyatında, şefkatin 'Rahîm ismine isal’ ettiği beyan edilerek şu noktaya önemle dikkat çekilir:
"Şefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi olduğundan; elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmeten-lil-âlemîn Zât'ın (a.s.m.)'mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir." [Kastamonu Lahikası.]
Rahman ve Rahîm olan ALLAH'ın, kâinatı ve içindeki eşyayı hizmetine vermekle merhametine mazhar kıldığı bir kulunu, küfür ve isyanı sebebiyle Cehennemine atmasına acımak ruh ve kalbin hastalığından ileri gelir. Zira, sıhhatli bir kalb ve müstakim bir akıl çok iyi bilir ki:
"ALLAH'ın rahmetinden fazla rahmet edilmez. ALLAH'ın gadabından fazla gadab edilmez." [Sözler.]
Biz Cehennem azabına uğramayı hak etmiş insanlara yersiz şefkat göstereceğimize, onları bu noktaya gelmeden önce yakalamanın ve kendilerine yardımcı olmanın yollarını aramak durumundayız.
İnsan, fakirleri doyurmak ve güçsüzlere yardım etmekle Rahman isminden; yanlış yolda gidenlere acıyıp şefkat etmek ve onları iman ve hidayet yoluna davet etmekle de Rahîm isminden feyiz alır
YARADAN'ı görmeden sevmedik mi
Mevlana'dan











































