P Harfi Deyimler

2.430 görüntülenme · 0 yanıt

Paylaş:
réyhæn

réyhæn

Kıdemli Üye · 231 mesaj

#1
Pabucu dama atılmak: Kendisinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek, değer ve itibarını kaybetmek.”Yeni bir elektrikçi aldılar, desene Murat`ın pabucu dama atıldı.”

Pabucunu ters giydirmek: Güç bir duruma düşürerek telâşlandırmak, bu telâşla kaçmasına sebep olmak.”El oğlu bu, adama pabucunu ters giydirir, tetikte olmalı insan.”

Pabuç bırakmamak: Yılmamak, korkmayıp yapacağından vazgeçmemek.”Ben öyle olur olmaz insanlara pabuç bırakmam.”

Pabuç pahalı: Girişilen işin tehlikeli olduğunu anlatmak için kullanılır.”Baktı ki pabuç pahalı, hemen geri döndü.”

Paçaları sıvamak: Bir işi yapmak için hazırlanmak.”Bir an önce paçaları sıvayıp işe başlamak istiyordu.”

Paçası düşük: Giyimine, kılık kıyafetine pek dikkat etmeyen, sünepe.

Paçayı kaptırmak: 1. Yakalanmak, ele geçmek. 2. Giriştiği işten vazgeçmek istediği hâlde kendini kurtaramamak. 3. Dilediği gibi davranamamak.”Paçayı kaptırdık bir kere, yakamızı kurtaramıyoruz.”

Paçavrasını çıkarmak: Çok hırpalamak, sağlam yerini koymamak, işe yaramaz bir duruma getirmek.”Beş kişiydiler, adamın paçavrasını çıkardılar.”

Paçayı kurtarmak: Bir ilişkiden veya önce girişip sonra pişman olduğu bir işten yakasını sıyırmak.”Çok şükür şu belâlı işten paçayı kurtardık.”

Paha biçilmez: Çok pahalı, kıymeti ölçülemeyecek kadar yüksek.”Paha biçilemez tablolar sergilenmişti.”

Pahalıya mal olmak: Kolay elde edilememek; para, özveri ve emek gerektirmek; zarara ve sıkıntıya yol açmak.”Bu ev size pahalıya mal olsa gerek.”

Palas pandıras: Acele olarak, hazırlanmaya zaman bulamadan.”Palas pandıras evden çıkmak zorunda kaldık.”

Palavra atmak: Abartarak söylemek, yalan söylemek, olmayacak şeylerden söz etmek.

Paldır küldür: 1. Büyük bir gürültü ile. 2. Ansızın ve kurallara uymaksızın.”Paldır küldür merdivenlerden inmeye başladılar.”

Pamuk ipliği ile bağlamak: Etkisi az sürecek, köksüz, geçici bir çözüm yolu bulmak.

Paniğe kapılmak: Çok korkmak, telâşa sürüklenmek.”Çocuklar paniğe kapılacaklar diye endişeleniyorum.”

Papara yemek: Çok azarlanmak.”Çabuk olun, annemden papara yemek istemiyorum.”

Para babası: Çok zengin, parası bol olan.

Para canlısı: Parayı çok seven, paraya düşkün.

Para çekmek: 1. Banka veya benzeri bir yere yatırılmış parayı geri almak. 2. Bir kimseden çeşitli yollarla para sızdırmak.

Para dökmek: Bir şey için çok para harcamak.”Düğün için az para dökmedi.”

Para etmemek: 1. İşe yaramamak, etkili olmamak. 2. Değeri pahasına satılamamak.”Bu malların para edeceğini sanmıyorum.”

Parasını sokağa atmak: Değeri olmayan bir işe ya da mala para vermek.

Para kesmek: 1. Çok para kazanmak. 2. Devletin çok para basması.”Bizim büfe âdeta para kesiyor.”

Para sızdırmak: Kandırarak, zorlayarak birinden para almak.”Kabadayılar esnaftan az para sızdırmadılar.”

Para tutmak: 1. Parasını idareli harcayıp kalanını biriktirmek. 2. Satın alınan şeyin karşılığını para olarak hesaplamak.”Aldığımız eşyaların hepsi kaç para tuttu dersiniz?”

Paraya çevirmek: Bir malı verip yerine para almak.”Gidin, şu dolapları paraya çevirin de gelin.”

Paraya kıymak: Gereken yerde para harcamaktan kaçınmamak.

Paraya para dememek: 1. Çok para kazanmak. 2. Bol para harcamak. 3. Elde olan parayı az bulmak.

Para yapmak: Para kazanıp biriktirmek.”Gurbete para yapmaya gitti.”

Para yedirmek: İşini yaptırmak için birilerine kanunsuz, hak etmedikleri parayı vermek; rüşvet vermek.”O binayı yaptırmak için belediyeye az para yedirmediler.”

Para yemek: 1. Çok para harcamak. 2. Rüşvet yemek, görevini kötüye kullanıp bir iş yapmak için birinden para almak.”İnsanlar artık açıktan para yiyorlar.”

Parmağı ağzında kalmak: Çok şaşırmak, hayrete düşmek.

Parmağına dolamak: Bir konuyu her fırsatta, her yerde ele alıp konuşmak, o konu ile uğraşmak.

Parmağında oynatmak: Birine her istediğini yaptırmak, onu kukla gibi kullanmak.”Beni parmağında oynatamayacaksın alçak herif.”

Parmağını bile oynatmamak: Hiç tepki göstermemek, kayıtsız kalmak.”Beni dövdüler ama o parmağını bile oynatmadı.”
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.