Hakkı, doğruyu, iyiyi, güzeli bildiği halde ona gereken ilgi ve ihtiramı, izzet ü ikramı göstermeyen, ittibâ ve iktidâ etmeyen, râzı ve tâbi olmayanlar çok büyük bir gabâvet ve dalâlet içindeler, çok feci bir suç ve cinayet işlemiş oluyorlar. Kendilerine yazık ediyor, hüsran ve ziyana adetâ çanak tutuyor, hezîmet ve hızlânı peşîn olarak tercih etmiş bulunuyorlar.
Maalesef dergahımıza, Es'ad hocaefendimize mensubiyet iddia edenler içerisinde bu cinsten savruk ve abuk sabuk insanlar pek çok. Elindeki büyük nimetin farkında değil; hakkı bırakıp bâtılı uyguluyor, doğru yolu terkedip eğriye sapıyor, sevaptan kaçıp günaha batıyor, şakàveti saadete tercihle; şuursuzca, körce, ahmakça, aptalca işler yapmaya devam ediyor.
Alim-i fâzıl ve mürşid-i kâmiller verese-i Nebî'dirler; peygamberlerin hakîkî vârisleri, müslümanların manevî efendileri, ümmetin emanet edildiği emniyetli sahipleri, hilâfetin gerçek mâlikleri, sâlih salahiyetlileridirler. İbâdullahın irşâdı onlara havale edilmiş, Ümmet-i Muhammed onlara emanet kılınmıştır. Hakîkatte ulül-emr onlardır. ALLAH-u Taâlâ Kur'an-ı Kerim'de onlara itaati emr etmiştir. Müslümanların onları dinlemesi, onların etrafında toplanıp kenetlenmesi, onların gösterdiği yola gitmesi gerekir; iki cihan saadetine ermelerinin yolu ve çaresi budur. Çünkü onlar Kur'an'ı ve şeriati anlatır, hakkı ve hayrı öğretir; halkı doğru yola çekmeğe, a'mâl-i sâliha işlemeğe teşvik eyler, güzel terbiyeye çalışır; dini yüceltmeğe, yaymaya gayret eder; insanların ellerinden tutar, Cenâb-ı Hakk'ın rızasına erdirirler.
Şimdi millet, ulemâ-i kiram ve evliyâ-i izâmın mevkî ve makamını hakkıyla bilmiyor; onlara gereken sevgi, saygı ve bağlılıkta hatâ ve kusur işliyor; şeytana, nefse, ehl-i dünyaya, ehl-i hevâ ve hırsa, ehl-i mal ü makama kanıyor, aldanıyor da sonunda pişman ve perişan oluyor, ziyan ve hüsrana uğruyor.
Değerli ve sevgili şeyhimiz Gümüşhanevi Dergahının Selahiyetli, vazifeli şeyhi kutbül-ârifîn ve gavsül-vâsılîn, kıbletül-ârifîn ve kudvetül-âşıkîn, mürşidüs-sâlikîn ve mürebbit-tâlibîn tâc-ı serimiz, serverimiz, rehberimiz, önderimiz, gözümüz nuru, gönlümüz sürûru, sultanımız, cân-ı cânânımız ve cânân-ı cânımız eş-şeyh, es-seyyid Halid Yaşar ibn-i Murad el-Sandıklıevi hazretlerine gereken saygıyı göstermeyip birde onun aleyhinde çalışmalarda bulunan kişiler elbette yaptıkları ile kalmayacaklar.