"Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve ALLAH'tan ittika edip korkun; umulur ki merhamete ulaşırsınız." (49/Hucurât, 10).
Aslında kardeşlik dille ya da yazıyla anlatılmaz. Kardeşlik, ümmet bilincinin ortaya konulduğu ve hayata yansıyan dayanışma ve işbirliğiyle ortaya konulur.
Düşünebiliyor musunuz bütün dünya müslümanları tevhid ekseninde birleşse, Kur'an'ın istediği gibi tek ümmet olsa, neler olur? Neler olmaz ki… Hayali bile insanı mutlu ediyor. Hangi zâlim güç, hangi emperyalist devlet, hangi tâğut dayanabilir ki… İşte kardeşliğin, ümmet olmanın, vahdetin önemi…
Bu kardeşliğin gücünü bilen kâfirler, ümmeti bölüp parçalamakta, yapay ayrılıkları körüklemekte ve tek ümmet olmaya giden yolu müslümanlara hayal bile ettirmemektedir. Ama, kâfirler kadar bile konunun önemini kavramayan müslüman geçinen halk, ihtilaftan tefrikaya, tefrikadan düşmanlığa, düşmanlıktan savaşa kadar her şeytanî yolu kardeşi için ortaya koymaktan çekinmemektedir. Irak'tan yakına ümmetin perişan halinin fotoğrafı budur.
İmanı kardeşlik bilinci ve uygulamasından ayrı olarak düşünmeyen tek önderimiz Rasûlullah (s.a.s.) buyurur ki: "Nefsim yedinde olan ALLAH'a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız." (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66).
Kardeşlik, her şeyden önce vahdetin, birlik ve bütünlüğün icraata dökülmesidir. "Vahdet", "Tevhid" kelimesi ile aynı köktendir; ikisi arasında kopmaz bir bağ vardır. Tevhid, birlemek; vahdet de birleşmek demektir. ALLAH'ı birlemeyen kimsenin, tevhide iman edenlerle birleşemeyeceği gibi; vahdet anlayışından ve ahlâkından mahrum insanın da gerçek muvahhid olması beklenemez.
Çare İslâm'dır; Her şeyiyle, bütün nizamıyla İslâm. Vatandaşlık, ulusalcılık, taraftarlık, grupçuluk, fan klüpçülük… değil, İslâm kardeşliği. İslâm kardeşliğinin teşekkülü zorunludur. Çünkü;
Kur'an kardeşliği emretmektedir. "Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve ALLAH'tan ittika edip korkun ki, merhamete ulaşasınız." (49/Hucurât, 10)
"Ey mü'minler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lâkaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık (yoldan çıkma) ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte böyle kimseler zâlimdir." (49/Hucurât, 11)
"ALLAH'a ve Rasûlüne itaat edin; birbirinizle çekişmeyin. Sonra korkuya kapılırsınız da rîhınız (rüzgârınız, gücünüz, devletiniz) gider. Bir de sabredin. Çünkü ALLAH sabredenlerle beraberdir." (8/Enfâl, 46)
"Hep birlikte ALLAH'ın ipine (İslâm'a, Kur'an'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın..." (3/Âl-i İmrân, 103)
"Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ihtilâf ederek ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için pek büyük bir azap vardır." (3/Âl-i İmrân, 105).
Sünnet kardeşliği emretmektedir. "ALLAH'ın, (birbirine) kardeş kulları olun." (Buhârî, Nikâh 45)
"Birbirinizle hasetleşmeyin. Almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için arttırmayın. Birbirinize kin ve nefret beslemeyin. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyin. Birinizin satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey ALLAH'ın kulları, böylelikle kardeş olun. Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımı kesmez ve onu hakir görmez. -Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek buyurdular ki- Takvâ buradadır. Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her müslümanın kanı, malı ve ırzı başka müslümana haramdır." (Buhârî, Nikâh 45, Edeb 57-58, 62; Müslim, Birr 30-32; Ebû Dâvud, Edeb 47; Tirmizî, Birr 24; İbn Mâce, Duâ 5)
"Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmını almak, hasta ise ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, (meşrû) dâvetine uymak, hapşırdığı zaman 'yerhamükellah-ALLAH sana rahmet etsin' demek."
"Birbirinize hased etmeyiniz, birbirinizin satışına engel olmayınız, kızmayınız, sırt çevirmeyiniz, ey ALLAH'ın kulları, kardeş olunuz. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu rüsvây etmez, ona hakaret etmez." (Devamında Rasûlullah (s.a. s.) göğsüne işaret ederek üç defa:) "Takvâ buradadır." buyurdu. (Buhârî, Nikâh 45, Edeb 57-58, 62; Müslim, Birr 30-32)
Allah için sevip Allah için buğzetmek duasıyla…
Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
özgürlüğün özgürlüğümüzdür Kudüs