Ruhu bedenine döndürülür. Onun yanına iki melek gelip otururlar. Ona:
"Rabbin kim?" diye sorarlar.
"Haah haah, bilmiyorum" der.
"Dinin nedir?" derler.
"Haah haah bilmiyorum" der.
Gökten bir ses yükselir:
"Kulum yalan söyledi. Ona ateşten yataklar serin! Ona cehenneme giden kapıyı açın!" der.
Hemen cehennemin sıcaklığı ve acısı ona ulaşıverir, kabir onu kaburgaları parçalanacak derecede sıkar. Sonra çirkin, kötü giyimli ve pis kokulu bir adam gelir ve:
"Sana acı verecek şey için geldim; müjdeler sana! Bu vaad olunduğun günündür." der.
Kabirdeki: "Kimsin sen? Senin yüzün kötülük getiren bir yüz" der
O: "Ben kötü amelinim" der.
Adam: "Rabbim kıyameti koparma!" diye yalvarır Allah'a.
Ahmed'in bir başka rivayetindeki ifade şöyledir:
"Sonra ona elinde bir dağa vursa onu toprak gibi ufalayacak demir bir çubukla kör, sağır ve dilsiz biri gönderilir. Sonra Allah onu önceki haline getirir. Melek ona öyle bir vuruş vurur ki adam insan ve cinler dışındaki tüm canlıların işiteceği bir sesle çığlık atar. Sonra cehenneme girmesi için bir kapı açılır ve ona ateşten bir yatak serilir".
Yine Müsned'de Berrâ'dan yapılan bir rivayet şöyledir:
"Bir gün Rasûlullah bizimle iken bir kalabalık gördü ve:
"Bunlar niçin toplanmışlar?" dedi.
"Bir kabir kazıyorlar." denildi. Rasûlullah birden irkildi ve arkadaşlarının yanından hızla ayrılıp kabre gitti; dizi üzeri çöktü. Ne yaptığına bakmak için karşı tarafına geçtim. Sakalı, gözyaşıyla yaşarana kadar ağladı. Sonra bize yöneldi ve:
"Ey kardeşlerim! böylesi gün için hepiniz hazırlık yapın" dedi.
Müsned'de Büreyde'den yapılan şu rivayet geçmektedir:
"Rasûlullah bir gün yanımıza geldi ve üç kez "Ey insanlar! Sizinle benim aramdaki alâka neye benzer? biliyor musunuz?" diye seslendi. Oradakiler "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dediler. Şöyle buyurdu:
"Bu alâka gelecek bir düşmandan korkan kimselerin işine benzer. Bunlar, gözetlesin diye aralarından birisini gönderirler. O düşmanı görür ve haber vermek için onlara doğru koşar. Milleti uyaramadan önce düşmanın onlara ulaşmasından da korku içindedir."
Elbisesiyle işaret ederek:
"Ey insanlar onlar geldiler, (nolur acele edin) ey insanlar geldiler, ey insanlar geldiler" der.
Müslim Câbir'den Rasûlullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Her sarhoş edici haramdır. Allah içki içene Tinetülhabâl içtirmeye söz vermiştir."
"Tinetülhabâl nedir?" diye sorulunca Rasûlullah:
"Cehennem ehlinin rakısı -bir rivayette: cehennem ehlinin meyva suyu-" buyurdu.
Müsned'de, Ebû Hüreyre'den Rasûlullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Ben sizin görmediklerinizi görüyor işitmediklerinizi işitiyorum. Gökyüzü inledi, inlemesi de hak oldu. Gökte dört parmaklık bir yer bulunsa mutlaka orada secde eden bir melek vardır. Benim bildiklerimi bilseydiniz az güler, çok ağlar, yatakta hanımlarınızdan haz almaz ve dağlara çıkıp Allah'a yalvarırdınız"
Ebû Zer der ki:
"Vallahi dikilen bir ağaç olsaydım".
Müsned'de, Câbir'den şöyle rivayet edilmiştir:
Sa'd b. Muaz vefat ettiğinde Rasûlullah'la birlikte cenazesine gittik. Rasûlullah cenaze namazını kıldıktan sonra elini kabrin üzerine koyup üstünü düzledi. "Sübhânallah" dedi, biz de uzun uzun "sübhânallah" dedik. Sonra tekbir getirdi, bizde tekbir getirdik. Rasûlullah'a (Sallallahu aleyhi ve sellem) "Neden Sübhânallah, Allahu Ekber, dedin?" denilince
"Vallahi kabir bu salih kulunu sıktı, daralttı, sonunda Allah onu rahatlattı, kurtardı" buyurdu.
Sahih-i Buhârî'de Ebû Sa'd'den Rasûlullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Cenaze konulup erkeklerin omuzları üzerinde taşınırken, bu adam salih biriyse "Beni götürün, beni götürün" der. Değilse "Vaah bana, nereye götürüyorsunuz beni?" der. Sesini insan dışında herkes işitir. İnsan da onu işitseydi bayılırdı."
İmam Ahmed, Ebû Ümâme'den (r.a.) Rasûlullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet etti:
"Kıyamet günü güneş bir mil yaklaştırılır, sıcaklığı şu kadar arttırılır, kafalar kazan kaynar gibi kaynar. İnsanlar günahlarının miktarına göre tanınırlar. Kimisinin teri topuğuna, kimisinin ki bacağına, kimisininki göbeğine kadar ulaşır. Kimisini de ter boğar."
Yine Müsned'de İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir:
Rasûlullah "Sûr görevlisi melek, sûru ağzına almış, yüzünü eğip ne zaman sûra üfürülmesi emredilecek diye kulak kabartmışken ben nasıl neşe ve sevinç içinde olabilirim?" buyurdu. Sahâbiler "Peki ne diyelim?" dediler.
"Allah bize yeter. O ne iyi koruyucudur, sadece Allah'a dayandık deyin" buyurdu.
Müsned'de, İbn Ömer'in rivayetiyle zikredilen hadiste Rasûlullah:
"Her kim kendini büyük görür ve kibirli yürürse Allah kendisine öfkeli iken O'nun huzuruna varır" buyurmuştur.
Yine Buhârî ve Müslim'in İbn Ömer kanalıyla zikrettiği hadiste Rasûlullah şöyle buyurmuştur:
"Sizden biri öldüğünde ona makamı sabah ve akşam gösterilir. Cennetlikse cennetlik, cehennemlikse cehennemliktir. Ona "Allah kıyamet günü seni tekrar diriltene kadar yerin burası" denilir.