Bir mücadelenin akibetini etkileyen sayisiz dünyevi etkenler mevcuttur. Insanoglu ise bu etkenlerin hepsini kusatmaktan acizdir. Aslina bakilirsa insan, bu etkenlerin bir tanesini bile zaman ve mekan açisindan tamamen kendi kontrolü altina alamaz. Zira insan kendini bile bu anlamda kusatamamakta, hükmü altina alamamaktadir. Korkmamasi gerektigini bildigi halde korkmakta, üzülmemesi gerektigini bildigi halde üzülmekte; zihnine söz geçirse de kalbine söz geçirememektedir. Insanin içiyle ilgili bu acziyeti, mücadelenin gidisatini ve akibetini etkileyen önemli bir unsurdur ve bu zaafiyetin tek ilaci tevekküldür. Zira Allah kisinin kalbi ile kendi arasindadir.
Bu dünyada her bir olay sebep-sonuç iliskisi içinde vuku bulur. Allah’in yardiminin müminlerin üzerine ulasmasinin en temel sebebi ise müminlerin ancak Allah’a dayanip güvenmesi, O’na tevekkül etmesidir. Eger bir hareket sadece kendi subjektif imkanlarina güveniyor ve bu imkanlari esas alarak hesap yapiyorsa, Allah’in yardimindan mahrum kalacak demektir ki, bu da, bir hareketin gücünün kendi elindeki imkanlarla sinirli olmasi anlamina gelir. Dolayisiyla tevekkül Islami mücadelede sonucu belirleyen, en temel etkendir. Islami mücadele hangi güce ve imkana sahip olursa olsun eger tevekkülden yoksun bir rotaya sahipse, varacagi yer hüsran ve hezimet olacaktir.
Tevekkül; gayba iliskin kalbi bir ameldir. Iste tam da bu yüzden gaybi yardimin sebebini olusturur. Çünkü biz, bir bilinmezle karsi karsiyayizdir ve düsmanla bizim sahip oldugumuz subjektif kosullar bizden yana gözükmemektedir. Ve buna ragmen biz görünen kosullara degil de, görünmeze umudumuzu baglarsak bu, gaybi güçleri harekete geçiren bir amel olacaktir. Zira ancak görünmeze iliskin bir tavir, görünmez bir yardimi hak edebilir. Bedir ve Huneyn günleri bu duruma iliskin birbirine zit iki güzel örnektir. Bedir’de düsman güçlü müminler güçsüzdü ve Allah’in yardimiyla zafer müminlerin oldu; Huneyn’de ise müminler güçlü düsman güçsüzdü ve subjektif kosullarin müminlerin lehine olmasi zafere ulasmak için yeterli olmadi.
Modern Dünya Tevekkül Bilincini Köreltiyor
Modern dünyada Bati, Rönesans’la birlikte gayba iliskin bütün inançlarini birakarak, yasami ve çevresini materyalist bir gözle yeniden yorumladi. Bati son üç yüz yilda, bütün gücünü evreni ve dogayi kendi kontrolü ve hakimiyeti altina almak için harcadi. Bati, Allah’a olan güvensizligin ve imansizligin bir sonucu olarak yasami seküler bir anlayisla yeniden düzenledi. Bu yasamda Allah’a yer yoktu. Dolayisiyla 20. yüzyil insani, duayi ve tevekkülü bir kenara birakarak, bütün amaçlarina, deney, anket, silah, medya gibi görsel ve sinirli verilerle ulasmaya çalisti. Bugün modern bilimlerin bütün çabasi gelecegi (gaybi) kontrol altina alabilmek içindir. Hayatinda Allah’a yer vermeyen modern insan, yarin ne olacagini bilmek istiyor. Bütün sosyal, siyasal ve dogal süreçleri kontrol altinda tutmak istiyor. Eger bugün modern bilimler bundan yüz yil sonrasiyla ilgili kendinden emin ve mütekebbir bulunuyorlarsa bu, ”Biz bugünü kontrolümüzde tuttugumuz gibi, gelecegi de (gaybi da) kontrolümüzde tutuyoruz” mesajini vermek içindir.
Ve bugün maalesef müslüman dünya da bu mesajin etkisi altindadir. Müslümanlar bugün, zulümle karsilastiklarinda tevekkül ve dua gibi gaybi ve sinirsiz bir alani etkileyen içsel dinamiklerle degil, bugünü ve sinirli bir alani etkileyen materyalist verilerle hareket ediyorlar. Bu ciddi bir sapmadir. Zira ilahi bir hareketi materyalist bir hareketten ayiran fark, bütün hesaplarini Allah’a dayanma ve O’na güvenme temeline oturtmasidir. Ama maalesef bugün içinde bulundugumuz durum böyle degildir. Müslümanlar pratik sürecin insan gücünü asan zorluklariyla yüzlestiklerinde gaybi yardimlari hareket geçirecek bir yaklasimla degil, subjektif kosullari önceleyen bir mantikla hareket ediyorlar. Elbette ki burada düsmanin içinde bulundugu durumu veya bizim sahip oldugumuz imkanlari hiç hesaba katmamamiz gerekir, demek istemiyoruz. Ancak sunu asla unutmamamiz gerekiyor ki, isterse gücün bütün unsurlarini elimizde bulunduralim, yine de Allah (CC). bizim tevekkül mantigiyla hareket edip etmememize bakacak ve bu dogrultuda ya yardimini bizden esirgeyecek, ya da yardimiyla bizi destekleyecektir.
Sonuç
Salt bu dünyanin bize sundugu verilerle sonuca ulasma düsüncesi, Bati’nin bizim zihinlerimize dayattigi bir yanilsamadir. Dünyevi süreçler maddi sebep-sonuç iliskileriyle yürüyorsa, gaybi süreçler de manevi sebep-sonuç iliskileriyle isler. Allah’in yardimini talep etmenin Kur’an’daki adi "tevekkül"dür. Tevekkül, bir mücadelenin Allah’la olan irtibatidir, bagidir. Eger bu bag güçlü degilse, yarinin belirsizligi ve bilinemezligi bizi devamli korkutacak, tavir ve davranislarimiz ürkeklesecektir. Halbuki geçmisin ve gelecegin sahibi Allah’tir ve bütün hesaplarini Allah’a dayanarak yapanlar asla yanilmayacaklardir
Hasbünallah’ü ve ni’mel-vekil: Allah ne güzel vekildir; O bize yeter.
Hazirlayan: Musa Dogan

