Çok değerli bir paylaşımdı. üzerinde düşünülmesi ve kesinlikle uyulması gereken dersler içermektedir. İnşaallah idrak edenlerden ve istifade edenlerden olmak DUAsıyla..
ALLAHa emanet olunuz...
selam ve dua ile...
6.352 görüntülenme · 51 yanıt
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
emanet55, post: 663747, member: 19388RABBİM razı olsun çok önemli ve anlamlı bi paylaşımdı...
emeğinize yüreğinize sağlık...
selam ve dua ile...
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
mustafa11, post: 663624, member: 43759s a kardeşim allah razı olsun çok güzel bir paylaşım eline sağlık...
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
emanet55, post: 663747, member: 19388RABBİM razı olsun çok önemli ve anlamlı bi paylaşımdı...
emeğinize yüreğinize sağlık...
selam ve dua ile...
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
s.s.s, post: 663751, member: 38092s.a biz olamadık,İNŞAALLAH sizlere nasip olur...
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
Nevin_1982, post: 664111, member: 10047sa kaan kardeşim aile mefhumu günümüzde önemini yitirmek üzere nerdeyse.boşanmalar artmakta.Evlilik akitleri yapılmakta noter önünde.!!!Allah sonumuzu hayreylesin.aşağıdaki yazı bu sitedeki bekar bayanlara armağanım olsun:)kabul buyurursanız tabii....
Bu bir gelenekti,
gelinlik kız kulağını kapıya dayar dinlerdi..
genç kız kalbini kadere dayar beklerdi..
Kapının pervazına dokununca, sivrilmiş bir kıymık elini hafifçe çizdi. Bir kaç kandamlası birikti, karardı ama akmadı. Küçük bir “ah” dedi ve sonra yuttu bu “ah”ı.
İçeride bir dünya kurulduğunu biliyordu ama ya bu dünya kalbinin enkazı üstüne kuruluyorsa? Gittikçe sıkıntı bastı. Holde dolanıyor, biraz sonra bitecek bir mahpusluğun geçmek bilmeyen son dakikalarını yaşıyordu. Kapıların hepsi asi bir gelin gibi, gri kilitleri boyunlarına takınmıştı. Duvardaki resim çerçeveleri bu holün dış âleme açılan tek pencereleriydi sanki. Yarı karanlık bu yer belki altı metrekareydi ama içinde büyüttüğü evhamlar her kareyi doldurmaya yetiyordu.
Bir an ayakkabılara ilişti gözü. Çatlamış betonun üzerine çıkarılmış, birbirinden bağımsız ama birbirinin tamamlayıcısı bir çift ayakkabı… “karı-koca gibi” dedi içinden. Biri nereye giderse öteki de oraya gider; kâh biri öndedir, kâh diğeri… Biri tenden soyununca diğeri de soyunur, biri eskiyince diğeri de eskir ama nedense biri hep diğerinden önce delinir. Arkadan vuranı da çoktur, destek olanı da… “ayakkabı işte” dedi bir çifti tutup düzeltirken… Ayrı duran “iki” yi “bir” ledi, uçlarını aynı yöne çevirdi.
Gelen gencin ayakkabısıydı bunlar, biraz eskiceydi. Demek ki giyecek daha iyi bir ayakkabısı yoktu. Bunlara ihanet etmediğine ve hemen değiştirip atmadığına göre kanaatkâr birisidir diye düşündü… Demek ki bir ucu Hz. İsa’dandı...
Ayakkabı bağlarına takılmış ot tohumları çarptı gözüne birden. İçinden “öndeki yoldan değil arkadaki patikadan gelmiş” dedi. Evin önü asfalttı ve tüm mahalleli bu yolu kullanırdı. Kimse kestirme olan arazi yolunu sevmezdi. Sanki toprak ve çamur kendilerine çok uzakmış gibi kaçarlardı bu patikadan. Oysa o çok severdi bu yolu, yalnızlığını yolun iki tarafına saça saça yürürdü. Saçtığı yalnızlıklar toprağa karışırdı, kendisi felaha. “o yolu kullanmış” dedi. Bu tohumlar benim de eteğime yapışır her seferinde. Toprağı seviyor dedi ve minik bir gülümseme ekledi düşüncelerine. Demek ki bir ucu Hz. Âdem’dendi.
Bir ara kapı aralandı ve ellerini gördü misafirin. İri ve damar damardı elleri. Okumuş diyorlardı ama elleri neden yıpranmış acaba dedi içinden. Bu bir anlık bakışa perçinlenen resim; sanki bünyesinde mücadeleyi besliyordu. “Eller bulutlar gibi hafifse dokunmamıştır demire yahut küreğe; beyazsa ve kararmamışsa, ne mürekkep izinden nasip almıştır, ne de duvarsıvasından”. Çalışan o eller sıva karmış, mala tutmuş gibiydi… Demek ki bir ucu Hz. İbrahim’dendi.
Şimdi sesini duyuyordu gencin, ağır ağır konuşuyordu. Kelimeleri; bir kemalat torbasına elini daldırıp seçer gibi alıyor ve dudaklarına yerleştiriyordu. Sesi ahenkliydi. “Kaba söz, kaba bir bedenden çığ gibi düşer, düştüğü yeri hayattan koparır. Katı ve sertçe söylenmiş her harf, diğer harflerden zifte batırılarak ayrılmıştır kenara. Serkeş bir dile değdiğine pişman olup ortasından kırılır nazlı elifler…” O çok nazikti. Sesi kuşdiline çarpıp dönüyor gibiydi. Demek ki bir ucu Hz. Süleyman’dandı.
Ne güzeldi dilinde en sevgili. Efendimizden bahsediyordu. Kendiyle birlikte efendimizin aşkını da getirmişti. Yastık örtüleri daha da beyazlamış, çiçekli danteller gülümsemişti. Cama meyleden sardunya, bir yaprağını bu tarafa çevirmişti. Sehpadan düşen tespih sanki vecde gelmişti. Efendimiz diline değmişti ya sanki tüm oda aydınlanmış, eşyaların özünde kandiller yanmıştı. Sevindi onun efendisini sevdiğine. Demek ki bir ucu Hz. Muhammed Mustafa’dandı. (sav)
Methini çok duymuştu gencin ama yüzünü hiç görmemişti. “Boyu posu, kaşı gözü bir tavada eritmeli takva ölçeğine dökmeli dedi sessizce. Tüm beşerin gözlerini bir zindana hapsedip, hadi gönül gözlerinizi açın diye bağırmalı.”
Kasları yavaş yavaş gevşiyordu nedense. “çok komik dedi biz şimdi evlenince bir çift ayakkabı mı olacağız?”, gülümsedi. Ben eteklerimi kapı eşiklerine değdirerek geçerken onun bir bakışından anlayacağım acıktığını ve o aynanın karşısında tıraş olurken bir bakışımdan anlayacak sofranın hazırlandığını.
Sonra bir anda açıldı kapı, az önce zindana kilitlediği gözlerin içinden sıyrılan o iki göz esaretten kaçıp çoktan yerleşmişti gencin yüzüne.
Bir an ruhunda yağmurlar başladı, midesinde bir dağ peydahlandı sanki dizleri sağa sola kayan ayaklarına hükmedemez oldu. Kafasını çevirdi, boynunu çevirdi, kaşlarını-ağzını-burnunu çevirdi ama gözlerini bir türlü çeviremiyordu. Kapıyı açan kimdi bilmiyordu, yine o bilinmeyen kişi kapıyı kapattı, gözleri de kapının sarı tahtasına kapandı… Dakikalardır dolanıp duran ayaklar o an sabit kaldı ve içinde yükselen dağın karları ağır ağır çözülmeye başladı… Bir koku vardı içinde… Kardelenler kokar mıydı?
Güzellik;
Hafif, esen bir rüzgâr gibi ferahlatıcı,
Pürüzsüz bir denizde yansıyan ışık gibi sakin…
Ay gibi haledendi…
Ve güzelliği çocukların ellerine bölüştürülen ekmek gibi sıcacıktı. İşte o an anladı gencin demek ki bu hali de Hz. Yusuf’tandı…
Ve yine anladı ki o kıymık elini neden peşinen kanatmıştı!
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
berat05, post: 664142, member: 79959selamün aleyküm
kardeşim hikaye çok güze ve sürükleyiciydi..ellerinize emeğinize sağlık.yazmadan edemedim
selamün aleyküm Kaan kardeşim
yine düşündürücü bir o kadar anlamlı bir yazı hazırlamışsınız.emeğinize sağlık(alıntıda olsa)
Rabbim tüm bekar kardeşlerime hayırlı eşler nasip eylesin inşallah
evli olan kardeşlerime de bir ömür boyu huzur mutluluk saygı tatlı muhabbet içerisinde geçim nasip eylesin
SAYGI SEVGİ DÜSÜRTLÜK KANAATKARLIK SABIR EVLİLİK İÇİN ÇOK ÖNEMLİ MEZİYETLER.İNŞALLAH BİZLER EVLİLİKLERİMİZİ BU SINIRLAR DAHİLİNDE YÜRÜTEBİLİRİZ.
EMEĞİNİZE SAĞLIK TEKRAR.EN GÜZEL'E EMANETSİNİZ
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
Im_muslim, post: 664164, member: 58965Selamünaleyküm KAAN abim. Emeğine sağlık ALLAH razı olsun...
Çok değerli bir paylaşımdı. üzerinde düşünülmesi ve kesinlikle uyulması gereken dersler içermektedir. İnşaallah idrak edenlerden ve istifade edenlerden olmak DUAsıyla..
ALLAHa emanet olunuz...
selam ve dua ile...
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
ysmnkaosselamünaleyküm kaan abi...
yine güzel bir paylaşımdı...yazan kardeşimizin de emeğine, yüreğine sağlık...
teşekkür ediyorum...
ALLAHA EMANET OLUNUZ

✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
EBRARNISA, post: 664693, member: 58691Selamün Aleyküm. paylaşım için Allah razı olsun.
küçük bir katkıda benden ..........
Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.
Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.
Hemşireler, önce pansuman yapmışlar ve 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini' söylemişler.
Beraberlik - bir ömür boyu...
Yaşlı bey huzursuzlanmış; "acelesi olduğunu, röntgen istemediğini" söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.
"Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum" demiş.
"Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz" deyince.
Yaşlı adam üzgün bir ifade ile "Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor, hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor" demiş.
Hemşireler hayretle "Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden her gün
onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?" diye sormuşlar.
Adam buruk bir sesle "Ama ben onun kim olduğunu biliyorum" demiş.
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
neslihantozans.a yine güzel bir konu açmışsın allah razı olsun inşallah evlerimizi cennete çevirebiliriz gerilim duyulan değil huzur duyulan itici değil çekici olan evlerimiz olur allaha emanet olun
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
nihalim
selamünaleyküm...(sizin forum konunuzla paylaşmayı uygun gördüm ama siz nasıl isterseniz...silebilirim...)
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
SerceeSelamün aleyküm..
RABB'im herkese böyle eşler nasip etsin.. İnsan İnsanın cenneti veya cehennemi olabilirmiş.. RABB'im herkesi cenneti olanlardan nasip etsin...
Selam ve dua ile...
✦ Mübarek Üye
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/34363-el-ele · 08.09.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.
🔔 Bildirimlere izin ver
Namaz vakti yaklaşınca ve günün ayeti için nazik hatırlatmalar alın.