Ama öyle bir zaman vardı ki..adını sadece dükkan sahibi sorduğunda kendisini ABDULLAH diyerek tanıtan,o mahallede-o yörede hiç kimsenin tanımadığı BİRİSİ,artık el-ayağın ortalıktan çekildiği bir vakti gözeterek,dükkandan içeri adımını Allah(CC)'ın selamıyla atardı..
“Es-Selamu Aleyküm Ve Rahmetullahi Ve Berekatuhu..”
“Ve Aleyküm Selam Ve Rahmetullahi Ve Berekatuhu..
buyrun hoş geldiniz..”
“Veresiye defteriniz vardır..Bir zahmet çıkarıp toplayabilir misiniz ?..”
Bakkal sahibi,önündeki para çekmecesinin altında,her daim hazırda olan,veresiye hesapların kayıtlı olduğu bu defteri çıkarır ve toplamaya başlarmış..
Bir mahalle dolusu insanın,sair zamanları da kapsayan alış-verişleri için,ancak özellikle tercih edildiği aşikar olan bütün Ramazan ayı boyunca yapmış olduğu alış-verişlerinin sonucu,birikmiş ne kadar hesabı varsa,işte o toplamanın sonucu ortaya çıkan yekün,bu tanınıp-bilinmeyen kişinin önüne konulurmuş..Şu kadar insanın aldığı malın hesabı..toplamı şu tutmuş !..
Ne bir pazarlık,ne de başkaca bir söz..Defterde yazılı bütün borç ödenir,defter ise;bu eylemi-bu güzel hasenatı Allah(CC) rızası için üstlenen,yabancıya “Allah(CC) kabul buyursun” duasının ardından teslim edilir ve o geldiği gibi kaybolur gidermiş..
Dükkan sahibi alacağını tahsil etmiş,adını-sanını bilmedikleri bir hayırsever tarafından mahalleli de,borç yükünden kurtulmuş olurmuş.
Ya böyle işte..bir zamanlar veresiye defterlerinin kabarık olmasından dolayı dükkan sahipleri çok endişelenmezlermiş..
Allah(CC)'ın bir sevgili kulu çıkıp,bir elin verdiğini öbür elin haberi olmayacak şekilde,kimseciklere de duyurmadan,dünyada kalacak dünya malının ağırlığından kendisini kurtarırken,sildirdiği defterin ağırlığınca da AMEL DEFTERİNE YÜKLÜCE bir yatırım yapmış olurmuş..
Çünkü o hayırsahipleri ;
“Bismillahirrahmanirrahim”
“Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu,her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir.Allah,
dilediğine kat kat verir.Allah lûtfu geniş olandır,hakkıyla bilendir.”
“Mallarını Allah yolunda infak edip de,sonra harcadıklarının peşinden bunları başa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin mükafatı,Rab'leri katındadır.Onlara korku yoktur.Ve mahzunda olacak değillerdir.”
“Onlar ki,mallarını gece ve gündüz,gizli ve açık infak ederler,işte onların mükafatı Rab'leri katındadır.Onlar için korku da yoktur, üzülecek de değillerdir.”
(BAKARA SURESİ: Ayet ; 261-262-274)
* * *
Rab'lerinin emri doğrultusunda (zekat-sadaka-infak) yükümlülüklerini yerine getirerek..
BİRR're erişmeyi..verdikleri mallarında yoksul ve muhtaçların hakları olduğunu..ecir ve sevabını da yalnızca RIZKI bahşeden Allah(CC)'dan beklediklerini..bu verişin de kendileri için Hak katında güzel
bir ödünç olduğunu..
“İman eden kullarıma söyle;Namazı kılsınlar,alış-veriş ve dostluğun olmayacağı gün gelmezden önce kendilerine verdiğimiz rızk'dan gizli-açık infak etsinler..İBRAHİM SURESİ: Ayet; 31..”
uyarısının muhata pları olduklarını bilirlermiş..
Elbette ki Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Zekat-sadaka ile ilgili daha pek çok Ayet-i Kerime bulunmakta hiç kuşkusuz..
Bu nedenle,şayet sizlerde katkıda bulunmak isterseniz..hem araştırılmış..hem de hepimiz için öğrenmeye vesile olur düşüncesi ile dileyen kardeşlerimiz..bu konudaki Ayet-i Kerime'lerden ilave etmek isterlerse sayfa herkese açıktır..
Rabbimiz veren el olabilmeyi..bu yükümlülüklerimizi,rızasına uygun şekilde,bihakkın yerine getirebilmeyi cümlemize nasib eylesin inşaAllah..Şimdiden katkısı olan veya okuyan kardeşlerimize teşekkürlerimi sunarım..
Allah(CC) cümlemizden razı..yar ve yardımcımız olsun inşaAllah..
Selam ve dua ile..
EsSelamuAleykümVeRahmetullahiVeBerekatuhu..