İnsanların Dünya üzerinde yaşamasını sağlayan belli bir ısı ve ışık aralığı vardır. Uzaydaki kavurucu sıcaklıklar, dondurucu soğuklar, öldürücü ışınlar arasından atmosfer bize sadece
bizi yaşatacak olan miktarları ulaştırır. Güneş'te meydana gelen tek bir patlamanın açığa çıkardığı enerji oldukça büyüktür. Tek bir patlama, Hiroşima'ya atılanın benzeri olan 100
milyar ton atom bombasının gücüne eşittir. Bu yakıcı etki de atmosfer aracılığıyla Dünya'ya en ideal şekliyle ulaşmaktadır. Eğer Dünya yüzeyine, şu an yeryüzüne ulaşandan biraz
daha fazla miktarda kızıl ve mor ötesi ışın, gama ve mikro dalga ışın ulaşsa, tüm canlılar yok olacaklardır.
Yeryüzü milyonlarca yıldır aynı korunmuş tavan ile korunmaktadır. Milyonlarca yıldır, aynı ışınlar yeryüzüne ulaşmakta ve yaşama olanak vermektedir. Bir gün atmosfer, kendi işlevini
yerine getiremese, Dünya için, onun yerini tutacak başka bir koruyucu tavan oluşturmak mümkün müdür? İnsanı, hızla kendisine ulaşan öldürücü ışınlardan ve kavurucu sıcaktan
koruyacak bir yöntem var mıdır? Kuşkusuz böyle bir şeye ne insanın gücü yetebilir ne de buna güç yetirebilecek bir teknoloji vardır. Böyle bir durum karşısında, tesadüfler sonucu yeni bir atmosfer oluşmasını beklemek mantıklı mıdır?
Elbette bu son derece mantıksızdır. Bu kusursuz eserin kör tesadüflerle oluşmasına akıl ve irade sahibi hiçbir insan elbette ihtimal vermeyecektir. Kaldı ki böyle bir bekleme süresi de
olmayacak, yaşam daha ilk anda sona erecektir. Atmosferin bu mükemmel yapısı, her an, her hadisede büyüklüğünü gösteren, kuvvet sahibi, Yüce Allah'ın muhteşem bir sanatıdır.
Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık. Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar. (Enbiya Suresi, 31-32)
O, sabahı yarıp çıkarandır. Geceyi bir sükun (dinlenme), Güneş ve Ay'ı bir hesap (ile) kıldı. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen Allah'ın takdiridir.
(En'am Suresi, 96)