Ve şiirler...

993 görüntülenme · 7 yanıt

Paylaş:
Emanet

Emanet

Mübarek Üye · 3.574 mesaj

#1
beni hangi urganla bağladın gözlerine
beni hangi ırmağa karıştırdın yeniden
senden kopamıyorum gözlerin var oldukça
sensiz yapamıyorum yüzün bahar oldukça
gözlerine baktıkça duruluyor yüreğim
ölse de, gözlerinden soruluyor yüreğim
indirme kirpiğini; tutuşmasın kainat
nazar kıl; ferahlasın; kavruluyor yüreğim
sensiz küle dönerek savruluyor yüreğim


diyorlar ki ağla
ağla ki dumanı dağılsın yolların
ağlamayı denizlere bıraktım
yalnız gözlerindir hayatta kalan
uğruna adandığım
mahşeri sularla çevirip dört yanından
gönlümde sakladığım
aynalarda arayıp bulamazken günboyu
gölgesinde konakladığım
gözlerindir ufkumda dalgalanan
nurullah genç
Emanet

Emanet

Mübarek Üye · 3.574 mesaj

#2
Canım İstanbulRuhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.


İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...


Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...


O manayı bul da bul!
İlle İstanbul'da bul!
İstanbul,
İstanbul...


Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...


Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...


Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...


Gecesi sümbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...
ahnef

ahnef

Kıdemli Üye · 191 mesaj

#3
zeynep abla yazdıın yazılar çok güzel yeni bi dosya açtım yazddıın şiirleri oraya ekliyorummm
duy.90

duy.90

Yeni Üye · 9 mesaj

#4
zeynep ablacım yazdığın şiirler bi harika eline yürreğine gönlüne sağlık bende defterıme yazıcam daha çok beklerim şiirlerini başınada zeynep ablamın şiirleri yazarımki süper olur Allaha emanet ol selametle
Emanet

Emanet

Mübarek Üye · 3.574 mesaj

#5
selamun aleyküm arkadaşlar.yazdığım şiirler bana ait değil ona bi açıklık getireyim ne yazıkki öyle bi kabiliyetim yok.kusura bakmayın not düşmemişim.SELAM VE DUA İLE...
Emanet

Emanet

Mübarek Üye · 3.574 mesaj

#6
Aralık Kapı
Bu dünya bir kuyu, havasız çömlek;
Daralıyorum!
Kelime, manayı boğan bir gömlek!
Paralıyorum!
Allah ismi varken lûgat ne demek!
Karalıyorum!
Kapımı, buyursun diye o Melek;
Aralıyorum!

NFK
Zindandan Mehmed'e Mektup

Zindan iki hece.Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?... Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı,asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"!
Çatık kaş... Hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekun içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

NECİP FAZIL


Emanet

Emanet

Mübarek Üye · 3.574 mesaj

#7
Vakit öğle. Gün ortası. Dünya telaşındasın. İşler yoğun. Yarım kalmış ne kadar iş var! Sanki sensiz yürümüyor hiçbir şey. Sanki sen olmasan işler hep yarım kalacak, belki hiç başlamayacak. Ne kadar çok vazgeçilmezin var! Ne kadar vazgeçilmezsin!

Oysa dünya seni pek umursamıyor. Sessizce akıp gitmede sonsuz uzayda.. Telaşlarına inat uzakta bir kelebek yavaş yavaş kozasından çıkmada. Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce.. Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine...

Vakit öğle... O kadar gürültü var ki ortalıkta.. Kalbinin sesini duyamıyorsun bile. Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin. Telaşların arasından sıyrıl, ruhuna yer ayır. Ebedî sükûnete hazırla kendini. Kalbini sonsuzluğa bitiştir. Alnını secdeye değdir. Şimdi öğle namazı vakti!



senai demirci
Emanet

Emanet

Mübarek Üye · 3.574 mesaj

#8
Bazen insan kendini gökteki Yıldızlar,
bazen de dağ başında kalmış bir çalı kadar yalnız hissediyor..
Bazen de Mısır padişahı kadar sorumlu
ya da EbuCehil kadar Günahkar..
Bu vazifenin ağırlığının farkında olmak da güzel..
Bazen bitmek tükenmek bilmeyen dertler üzerimize yağıyor,
ama Gökkuşağı da sadece yağmurdan sonra çıkıyor...
Ömür Sermayemiz Az,Yapılacak işler Çok!..
Az Ömürde Ebedi Hayatı Kazanmaya Gelmişiz,Kolay Mı!...
Sabrın Şehrinde Buluşmak Ümidiyle...
...Nilgün YALÇIN...
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.