Muvaffak olamamak iki sebeple olur; Kibir ve israf. Büyük bir zât buyuruyor ki; Eğer biri gelse dese ki, iğne ile uludağ toz hale gelebilir... inanın, olabilir deyin... fakat biri, kalbinden kibrin tamamı gider derse, inanmayın. Kibir böyle kötü bir ahlaktır. Çünki, yapıştırma falan değil, hücrelerin içine geçmiştir. Bu kibrin çıkması, temizlenmesi mümkün olmadığına göre.... çare nedir..? neyapmak lazımdır..? Kötü huylu birinin bir bağçesi varmış. Bağçesinin kenarlarına, insanlara zarar versin diye diken dikmiş. Zamanla dikenler büyümüş, bağçenin dışına taşmış. İnsanlar da geçecek başka yer olmadığından, oradan geçiyorlar ve her taraflarına diken batıyormuş. Dayanamamışlar, amca bu dikenler çok fena, ne olur bunları kes demişler. O da; size ne, bağçe benim demiş. Onlar da valiye gitmişler, olanları anlatıp, adamı şikayet etmişler. Vali de adamı çağırmış, insanlar rahatsız oluyorlar, dikenleri kes demiş. Adam yine, bağçe benim demiş. Vali de; bağçe seninse, millet de benim, bağlayın bunu atın hapse, dövün demiş. Adam hapse götürülürken beni valiye götürün demiş. Valiye geri getirmişler, vali bey, siz haklısınız, ben yanlış yaptım demiş ve doğru bahçesine gitmiş. Dikenler okadar büyümüş ve kök salmışki, temizlemek mümkün değil,.. daha evvel temizlenmesi lazımdı... fakat çare yok, temizlenecek.. valinin emri var.. kartlaşmış dikenleri keserken, dikenler batmış ve adam ölmüş... Peki ne yapması gerekirdi? Bunu anlatan zât diyor ki; (Ahlakı bu kadar kök salarsa, ölür, fakat o ahlakla gider). O ağaçların aşı olması lazımdı, o köklerin üzerinde dikenler yerine güller açabilirdi... yani bir mürşid-i kamile gitmesi lazımdı ve o mübarek zât aşı yapacaktı, sonra o aynı köklerden güller, sümbüller, çiçekler açacaktı, meyveler yetişecekti. Madem ki bu kötü ahlak kök salmış, yapacağımız şey mürşid-i kamile gidip, onun vereceği ahlakla ahlaklanmaktır, yani aşı yaptırmaktır. Aşı tutar fakat bu aşıyı yapabilen mütehassısa gitmek lazım, sahtelerine gidilmez, fayda yerine zarar olur. Hakikisi bulunamazsa kitablarına müracaat edilir.
Bir mübarek zâttan faydalanmanın iki ana şartı vardır. Birincisi, velinin silsilesi, Resulullaha (sallallahü aleyhi vesellem) kadar belli olmalıdır. Resulullah efendimiz, feyzin kaynağıdır. Feyz, Allah sevgisi demektir. Onun kalbindeki feyzler bütün kainata her an devamlı olarak gelir. Ama almak ayrı bir meseledir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi vesellem Allah sevgisinin havuzudur, orada çeşitli musluklar vardır, ama kaynak aynıdır, hepsi ehl-i sünnetdir. Yani silsile belli olmalıdır. İkinci şart, dinini öğrendiği zâttan zerrenin zerresinin zerresi şüphesi olmayacak. Feyzi, yani Allah sevgisini veren, şuna vereyim, buna vereyim diye ayırmaz, uygun olmayanlarda feyz almağa devam eder, fakat aldığı feyz birikir birikir, aynı şeker hastasına şeker zarar verdiği gibi, düşmanlığa dönüşür. İlk düşmanlık, arkadaşlarına olur, sonra hocasına kadar düşmanlığı olabilir. Çok tehlikelidir bu. Onun için, bu tehlikeden kurtulmak için, Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin buyurduğu gibi, aklımı bıraktım ve kurtuldum demeliyiz. Birleşik kaplar gibi, mü’minler bir araya geldiği zaman istese de istemese de Allah sevgisi mutlaka kalbden kalbe geçer. Ancak, üç kişi bundan istifade edemez. Birincisi; kafir, ikincisi; hocasını inkar eden, üçüncücü; hocasını imtihan eden. Bunların kalbine aşk, muhabbet giremez, kalbleri kararır. Bunlar etrafına zarar verir. Hatta kabirlerinden bile zulmet gelir, onun için Peygamber efendimiz ilk zamanlar eshab-ı kirama kabir ziyaretini yasak etmişti, daha sonra müslümanlarda vefat ettikten sonra serbest bırakıldı. Kitab okurkende çok dikkat etmeliyiz. Kitabın içindekilerden daha çok yazarı mühimdir. Kalbden çıkanlar kalblere tesir eder. İtikadı bozuk olan insanların yazdığı kitabları okuyanlar, yazarından etkilenip itikadı bozulabilir. Büyükler, pis borudan şifa gelmez buyuruyorlar, vücudumuzun gıdasını almakta dikkat ettiğimiz gibi ruhumuzun gıdasını almaktada dikkat etmeliyiz, hatta daha çok dikkatli olmalıyız. Ruhun gıdası ilimdir, dindir, ibadetlerdir. Bedene bozuk gıda alan ölür, fakat ruha bozuk gıda alan imanını kaybeder. Yemeğin nasılki temiz olmasına dikkat ediyorsak, okuyacağımız kitabıda iyi seçmeliyiz. Yazan, yazdığından önemlidir.NOT: ALINTIDIR
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.