HATME-İ HACEGAN SULTANLARI (HZ. EBU BEKR (r.a))
"Sadat-ı Kiram, şerefli büyük zatlar demektir. Onlar, yüce Allah'ın dostlarıdır. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) varisleridir. Ümmetin hak yolda rehberi ve terbiyecisidir. Onlar, insanlığın kendileriyle iftihar edeceği sevgi ve edep kaynaklarıdır. Onlara tabi ve talebe olanlar, kendilerinin manevi evladı olurlar. Evladın, nesebini bilmesi gerekir. Nesebini bilmeyen hayırlı evlat olamaz. Onlara tabi ve talebe olanlara müjdeler olsun...
HZ. EBU BEKR
(radiyallhu anh)
Asıl adı :Abdullah
Künyesi :Ebu Bekr
Lakabı :Sıddık ve Atik
Babasının adı :Osman, künyesi Ebu Kuhafe'dir
Annesinin adı :Selma, Ümmü'l-Hayr olarak tanınır.
Hz. Ebu Bekr (r.a), doğruluğu, ahlakı, iffeti ve yüksek şahsiyeti ile kavmi arasında sevilir ve sayılırdı.
Hiç içki kullanmadı. Görüşlerine her zaman i'tibar edilir ve değerlendirilirdi.
Kumaş tüccarı idi ve zengindi. Yardımı seven, eli cömerti alçak gönüllü ve mukaddesatına sahip birisiydi.
Cahiliyye devrinde bile putlara tapmadı. Hanifti.
Hz. Peygamber O'nun hakkında şöyle buyurdu:
-"Dostluğu ve yardımı sebebiyle kendisine en çok minnettar olduğum arkadaşım Ebu Bekr'dir. Rabbimden başka bir dost edinsem Ebu Bekr'i dost edinirdim. O'nunla benim aramda İslamiyet kardeşliği ve sevgisi vardır. Mescidin evime bakan bütün kapıları kapansın, yalnız Ebu Bekr'in kapısı açık kalsın."
Resulullah (s.a.v) Efendimiz buyurdu ki:
-"Ebu Bekir, arkadaşım ve mağara dostumdur. Dost edinecekseniz, Ebu Bekir'i dost edininiz."
Ebu Bekr (r.a.):
*Resulullah'a (s.a.v) ilk teslim olanlardan,
*Resulullah'ı (s.a.v) Mi'rac dönüşü ilk tasdik edenlerden,
*Resulullah'ın (s.a.v) Hicret'inde dostu ve yol arkadaşı,
*Resulullah'ın (s.a.v) bütün savaşlarında silah arkadaşı,
*Resulullah'ın (s.a.v) kayınpederi,
*Resulullah'ın (s.a.v) arkasında nemaz kıldığı kişi,
*Resulullah'ın (s.a.v) mağara arkadaşı ve gizli zikri talim ettiği kişi,
*Resulullah (s.a.v), Refik'ul-a'la'ya kavuşması yakınlaştığı zaman Hz. Ebu Bekr'inki hariç, Mesci-i Nebevi'ye açılan bütün kapıları kapattırmıştı.
Ebu Bekir (r.a):
*Dünyada iken Cennetle müjdelenen kişidir. (Leyl Süresi 14-18)
*İlk halifedir ve halifeliğinin ilk hutbesinde şunları söylemiştir:
*"Ey Müslümanlar! Sizin en hayırlınız olmadığım halde sizi irade etmek üzere seçildim. İyilik, yaparsam, bana yardım ediniz; kötülük yaparsam, beni doğrultunuz. Doğruluk, emanet; yalancılık da hıyanettir. Sizin yanınızda zayıf olanlar, haklarını alıp kendilerine verene kadar benim yanımda güçlüdürler. Yanınızda güçlü olanlar da, Allah'ın izniyle onlar üzerinde ki hakkı alıncaya kadar, yanımda güçsüzdürler. Hangi islam toplumu Allah yolunda cihadı terk ederse, Allah ona zillet ve aşağılık verir. Hangi Müslüman yoplum arasında fuhuş yayılırsa, Allah onlara vereceği bela ve cezayı umumileştirmiştir. Allah'a ve Resulu'ne itaat ettiğim müddetce, bana itaat edin! Şayet ben, Allah'a ve Resulu'ne isyan edersem, artık bana itaat etme göreviniz yoktur."
O, müslümanlara şöyle nasihat ederdi:
"Ayaklarımı, Allah yoluna gitmekten, bir an için dahi geri bırakmam. Çünkü cihada giden gazinin attığı her adımda, kendisine yediyüz iyilik yazılır, yediyüz kadar derecesi yükseltilir ve yediyüz günahı silinir."
"Hangi günah, ceza görme bakımından daha sür'atlidir biliyormusunuz? Zulüm ve akraba hukukunu yerine getirmeme."
"Allahu Teala tarafından seni gören ve gözetleyen gözxüler/melekler vardır!"
"Allahu Teala'ya en fazla itaat eden kişi, nefsinin yaptığı kusurlara en fazla buğzedendir."
"Ne söyleyeceğini ve ne zaman söyleyeceğini iyi düşün!"
"Kötü komşudan evinizi, kötü arkadaştan ziyaretinizi uzak tutunuz!"
"Haramı terketmek, helal talep etmekten daha hayırlıdır!"
Son hutbesinde (vefatına yakın) şöyle dedi:
-"Ey insanlar! Dünyadan sakının ve ona güvenmeyin. Ahireti dünyadan üstün tutun. Ve yanlız Ahireti sevin. Zira; dünya ile Ahiret'ten birisi sevildiği zaman diğeri sevilmemiş olur..."
O, şöyle derdi:
"Takva, sahibini Cennete götürür!"
Üç şey vardır ki, kimde bulunursa aleyhine döner: Zulüm, ahdi bozma, hile!"
"Salihlerle beraber oturman kemale delildir."
"Olgun kimse, affetmeyi borç, ihsan etmeyi farz olarak kabul eder!"
"Veciz konuşmanın sırrı fuzuli sözleri terketmektir."
"Çok yemek yeme; hastalıklardan emin olursun!"
"Kişinin hüsranı, aç gözlü olmasındandır!"
"Kişinin kelamı; aklının ortaya konması, faziletinin göstergesidir."
"Kadınların takvası evde oturmalarıdır!"
"Dünyaya rağbet etmeme gereksiz kelamı terketmektir."
"Sırrın senin kanındır; onu akıtma!"
"Şikayet zayıfların silahıdır!.."
"İşlerinde Allah'tan korkanla istişare et; selamet bulursun."
"İnsanların en şerlisi zalime yardım eden, mazlumu rezil edendir."
"Dost, şiddet ve bela anında destektir."
"Alim ve öğrenen sevapta ortaktırlar!"
"Akıllı kişi, yanındaki panzehire güvenerek zehiri içmez!"
"Adalet yeryüzünde Allah'ın terazisidir!"
"Zühdün en son derecesi rahatı terketmektir!"
"Fırsat, bulut gibi geçer gider!"
"Harama düşme korkusundan dolayı yetmiş helal kapısını bıraktık."
"Kitaplar, akıllı kişilerin bahçeleri, güzel kişilerin güzel kokulu çiçeğidir."
"Kurtuluş ancak ihlastır."
"Arkadaşlar ateş gibidirler; azı nimet, çoğu felakettir!.."
"Günahlara pişmanlık duyman tevbedir!"
"Baba, fani hayatın, terbiye veren (mürşidler) ise, ebedi hayatın sebebidirler."
"Bahtiyar kişi ile arkadaşlık yapan mes'ud olur."
Hz. peygamber'e (s.a.v) eziyet eden müşriklere şöyle haykırmıştı: "İnsanı, RABBİM ALLAH, dediği içinmi öldürmek istiyorsunuz?"
HAZRET-İ EBU BEKR'İN MELİKLERLE İLGİLİ HUTBESİ
Allah'a hamd edip Resulullah'a (s.a.v) salat ve selamdan sonra şöyle dedi:
-"Dünyada ve ahiret'te insanların en bedbahtı meliklerdir."
Bu sözü duyunca cemaat kafalarını kaldırıp baktılar. O, sözüne devam etti.
-"Size ne oluyor, ey cemaat? Aceleci ve kötüleyicisiniz. Meliklerin öylesi vardır ki idareye geçince Allah ona kendi elindekine değil başkasının elindekine göz diktirir, ömrünün yarısını giderir, kalbine korkuyu yerleştirir de o azı kıskanır, çoğu az görür, bolluktan usanır.Değerlerin tadını bulamaz. İbret alma duygusu çalışmaz. Güven duygusunu yitirir. O, adeta geçmez para gibidir, aldatıcı bir seraba benzer. Dışı şikayetçi, içi kederli, kasvetlidir. Vadesi yetip ömrü tamam olduğunda, yeryüzünden gölgesi kalkınca Allah onu şiddetli bir hesaba çeker.
Biliniz ki gerçek fakirler merhamete, rahmete layık görülenlerdir.
Meliklerin hayırlısı ise Allah' inanır. Allah'ın Kitabı ve peygamber sallallahu aleyhi ve sellem 'in sünnetiyle hükmeder.
Bugün sizler nübüvvetin halifeliğine sahipsiniz ve delillerin ayırım noktasındasınız. Benden sonra ısırıcı /zalim ve gasıp) saltanat ve darmadağın olmuş bir ümmeti ve akıtılan kanları göreceksiniz. Şayet, batılda atılım, hak ehlinde meydandan çekilme olur, hadisin izi silinir, sünnetler ölürse, mescidlere devam ediniz. İşlerinizi Kur'an'a danışınız ve cemaate katılınız. İşiniz, müşavereden sonra alınan karara kendinizi zorlamak, uzun münazaradan sonra ittifakı sağlamak olsun. Harşene (Rum) diyarına gelince; Allah, oranın size yakın bölgelerini olduğu gibi, en uzun kısımlarının fethinide müyesser kılacaktır."
HAZRET-İ EBU BEKR'İN BİR HUTBESİ
Ebu Bekr (r.a) kalktı. Allah'a hamd etti ve senada bulundu. Sonra şöyle dedi:
-"Allah kendi rizası gözetilmeyen ameli kabul etmez. Amellerinizde Allah'ın rızasını gözetiniz. Biliniz ki Allah için ihlasla yaptığınız amelleriniz, nimetler, yerine getirdiğiniz mali yükümlülükler (zekat,sadaka gibi) fani dünya hayatından ebedi Ahiret hayatına ve ihtiyaç içinde kalacağınız o zamana hazırladığınız iyi işlerden ibarettir.
Ey Allah'ın kulları! Siz ölenlerinizden ibret alınız. Sizden önce geçenleri düşününüz. Dün onlar nerede idiler? Bu gün ise neredeler? Zalimler nerede? Harp meydanlarında savaşçılık ve üstünlükleriyle anılanlar nerede? Zaman onları hükmü altına alıp yok etti; Ufalanıp tozai toprağa karıştılar. Haklarında çirkin çirkin dedikodular bıraktılar. "Kötü kadınlar kötü erkeklerle, kötü erkekler de kötü kadınlara yaraşır." Yeryüzünde kalkınma hamlesi yapıp orayı şenlendiren hükümdarlar nerede? Uzaklaştılar, hatıraları unutuldu da sanki hiiç bir şey değilmiş gibi oldular.
Biliniz ki, Allah onlar üzerine yeni nesiller getirdi ve onların arzularını kesti. Gittiler ama, ameller amel olarak kaldı., dünyaları başkalarının oldu. Onlardan ibret alırsak kurtuluruz. Gurura kapılır, dünyaya aldanırsak onlar gibi oluruz. Temiz ve güzel yüzlü olup, gençliklerini beğenip gururlananlar nerede? Toprak oldular. Hakkında aşırı gittikleri şey onlar için hüsran sebebi oldu.
Şehirler kurup etrafını surlarla çeviren, içinde göz kamaştıran eserler yapanlar nerede? Bunları kendilerinden sonra gelenlere bıraktılar. Kendileri kabirlerin karanlıkları içinde oldukları halde işte evleri bomboş yıkıntı durumunda; ayette onların hali şöyle anlatılır: " Kiç onlardan birini hissedip görüyor musunuz, yahut onların hafif bir sesini işitiyor musunuz?"
Evlatlarınızdan ve kardeşlerinizden tanıdıklarınız nerede? Onların ömürleri bitti. yaptıkları amelleri ile başbaşa kaldılar. Şimdi onları ölümden sonraki Cennet ve Cehennem için bekleşiyorlar.
Biliniz ki, Allah'ın ortağı yoktur. O'nunla yarattıklarından birisi arasında, O'na ibadet ve O'nun emrine uymaktan başka, yaratılandan kötülüğü defedecek, iyiliği çekerek bir sebep yoktur. Biliniz ki, sizler borçlı olan kullarsınız ve O'nun huzurundakine ancak O'na ibadetle ulaşılır. Kendinden sonra Cehenmnem olan bir hayr, kendinden sonra Cennet olan bir şer yoktur.""