✦ Mübarek Üye
- Mesaj
- 16.828
- Tepki
- 4
- Ödül
- 38
- Katılım
- 10.2006
Altın Üye · ✦ Mübarek Üye · 16.828 mesaj



14.401 görüntülenme · 120 yanıt
✦ Mübarek Üye
Altın Üye · ✦ Mübarek Üye · 16.828 mesaj



✦ Mübarek Üye
Altın Üye · ✦ Mübarek Üye · 16.828 mesaj
<DAMLA>selamun aleykum gül tanem
<<B)>>
xgr8fB2RVMQ
✦ Mübarek Üye
Altın Üye · ✦ Mübarek Üye · 16.828 mesaj
<DAMLA>, post: 561046, member: 16903Acelenin meyvesi yanlışlıktır.
Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır.
Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir.
Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenlerin zalimliğidir.
Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.
Adalet ve eşitliği gözetmek siyasetlerin en iyisidir.
Adil ol, kudretin sürekli olsun.
Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir.
Affetmekten utanmayın. Cezalandırmakta acele etmeyin.
Ahmak, her lafın başında yemin eder.
Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir.
Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
Akıl gibi zenginlik, cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür.
Akıllı bir insan fakir olabilir, fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.
Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir.
Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister.
Akıllı düşmanınsa bile danış, bilgisiz dostun fikrini geç.
Akıllı insanların en mutlusudur.
Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır.
Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur.
Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar.
Akil kişi, kemal talep eder.
Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından beterdir.
Alçak gönüllülük, en büyük şereftir.
Alçak gönüllülük, ilmin meyvesidir.
Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tutun; o kişi benim.
Alışkanlık, insana musallat olur ve onu kontrolu altına alır.
Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir.
Aptallığın en büyüğü medh ve zemde ifrada kaçmaktır.
Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır.
Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun olanlar değil, akıldan yoksun olanlardır.
Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın, onlar ki yapmacık sevgilerini gösterip içlerinde kötülüğü saklarlar. Onları hoşnut tuttuğun sürece sana sevgi duyarlar, verili olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.
Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır.
Aynı anadan babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin; uzak yerlerden gelen, huyu suyu sana benzeyenler ise senin öz kardeşlerin sayılırlar.
Az ibadet edip çok çalışmak, çok ibadet edip az çalışmaktan üstündür.
Az yemek yemek sağlıktır.
Azarlamada aşırılık inat ateşini alevlendirir.
Azgınlığın sonu ya rezil veyahut yok olmaktır.
Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır.
Azla yetinen kimse zengindir.
Babana riayet edersen, sen de oğlundan hürmet ve riayet bekleyebilirsin.
Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı olsun.
Babanın çocuğu için bıraktığı en iyi miras onu güzel edeple yetiştirmesidir.
Bağışlamak, büyüklüğün şanındandır.
Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa giderme.
Başkalarını ıslah etmek istiyorsan önce kendini ıslah etmelisin. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmeye kalkışman en büyük ayıplardandır.
Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musibetlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır.
Başkalarının iyi hareketlerini takdire çalışınız. Derhal dostlarınızın çoğaldığını göreceksiniz.
Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaçın.
Beceremeyeceğin bir iş için söz verme.
Benim üç türlü dostum vardır: benim dostlarım, dostlarımın dostları ve düşmanlarımın düşmanı.
Bırak bu içindeki ikiliği atıl ateşe, sönmeye yüz tutsa da onu alevlendir.
Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar çirkindir.
Bilge insan çalışmasına, bilgisiz de boş hayallerine güvenir.
Bilgi gibi hazine olamaz.
Bilgi, tükenmeyen bir hazinedir; akıl eskimeyen, yıpranmayan bir elbisedir.
Bilgin bir söz ehli olamıyorsan, hiç olmazsa dikkatli bir dinleyici ol.
Bilgin kişinin rütbesi, rütbelerin en üstünüdür.
Bilgin ölü olsa bile diridir. Cahil ise diri olsa bile ölüdür.
Bilgin ölse de yaşar; cahil ise yaşarken de ölüdür.
Bilginlerin toplantısı mutluluk getirir.
Bilgisiz kişiyi bir işte, bir düşüncede ya pek ileri gitmiş görürsün ya da pek geri kalmış.
Bilgiyi ehil olmayana veren o bilgiye zulmetmiştir.
Bilgiyle dirilenler ölmez.
Bilmediğiniz sözü söylemeyin; çünkü gerçeğin çoğu, inkar ettiğiniz şeylerdir.
Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve üzerine düşmediği halde söz söylemeyi terk et.
Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Bin kere mazlum olmak, bir kere zalim olmaktan iyidir.
Bin kapıdan, yüz bin kaleden içeri girebilirsin de küçücük bir gönülden içeri giremezsin.
Bir devletin başı, sahip olduğu iktidardan; bilgin, ilimden; iyiliksever, yaptığı iyiliklerden; ihtiyar da yaşından ötürü saygı görür.
Bir devletin çökmesi şu dört sebebe bakar: Esas prensiplerinden ayrılma, ikinci planda olan şeylere önem verme, aşağılık kimselerin ön safa geçmesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması.
Bir gerçeği savunurken ona önce kendimiz inanmalıyız; sonra da başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.
Bir insana başkaları yanında verilen öğüt; öğüt değil, hakarettir.
Bir insanda güzel bir huy varsa o huya benzer başka huylarını da bekleyin.
Bir işi yapmadan önce tedbir almak, insanı pişmanlıktan kurtarır.
Bir sanat eserini yıkmak, cinayetlerin en büyüğüdür.
Bir hata işlediğiniz vakit, onu itiraftan çekinmeyiniz. Eğer böyle yaparsanız, o hatayı görmüş olanların aleyhinize verecekleri hükmün önüne geçersiniz.
Birisini övmede aşırı gitmeyin ve abartmayın.
Bir kişiyi layığından fazla övmek riyadır, dalkavukluktur; layığından az övmek ise ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasetten.
Birinin aleyhinde söylenen sözü dinleyen, o sözü söyleyen gibidir.
Birisinin suçunu bağışladıktan sonra pişman olma; cezalandırdığın zaman da sevinme.
Borçların çokluğu, doğru adamı yalancı, şerefli adamı da yemininden dönek yapar.
Boş vakitlerini okumakla değerlendiren kimse, fikir rahatlığını kaybetmez.
Bütün insanlar Allah'ın kuludur. Lakin hiçbir kimse, diğer bir kimsenin kulu değildir.
Büyük günahların kefareti, zulme düşenlere yardım etmek, acze düşenleri ferahlandırmaktır.
Büyüklere karşı saygılı olun ki çocuklar da size karşı saygılı olsunlar.
Cahil dosttan ziyade akıllı düşmana güven.
Cahil ile sakın latife etme. Dili zehirli olduğundan gönlünü yaralar.
Cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğütlere kulak asar.
Cahilden uzak kalmak, akıllıya yaklaşmakla eşittir.
Cahiller çoğalınca bilginler garip olurlar.
Can gözü kör olunca, gözle görmenin bir yararı yoktur.
Cehaleti ilimle geri çevirin.
Cehalet ve gaflet alimin kalbinde olmaz. Fakat alimler, zengin cahillerin karşısında, ancak ilim sayesinde yükselirler.
Cimri zengin, cömert yoksuldan daha yoksuldur.
Cimri her zaman aşağılıktır, kıskanç olan her zaman işkencededir.
Cimrinin dostu bulunmaz.
Cömertlik alışkanlıkların en üstünüdür.
Cömertlik, istemeden önce vermektir; istendikten sonra vermek utançtandır ve kötüdür.
Çalışan kötülük düşünemez, çalışmayan da kötülükten kurtulamaz.
Çalışmak kadar dinlenmeyi de görev bil, ihmal etme. Sağlığınıza eza etmeyin, sağlığın bozulması kolay; elde etmek ise zordur.
Çocuk açısından hiçbir süt, anne sütünden iyi değildir.
Çocuklara sevgi ve büyüklere saygı gösteriniz.
Çocuklara söz verdiğinizde kesinlikle sözünüzde durunuz.
Çocuğun kalbi hiç ekilmemiş bir tarla gibidir. Ona ne verilirse kabul eder.
Çocuğunuzun yedi yıl oyun oynamasına müsade ediniz ve yedi yıl ona yaşam edebini ögretiniz.
✦ Mübarek Üye
Altın Üye · ✦ Mübarek Üye · 16.828 mesaj
mahsun kul, post: 561267, member: 25977selamün aleyküm aliyem.yüreğine ,emeğine sağlık.Allah razı olsun.Rabbime emanetsin.hayırlı cumalr:H
aliye_aliye
Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem’in, “O, Allah ve Rasûlü’nü sever, Allah ve Rasûlü de onu sever.” yüce iltifatına mahzar olan Hz. Ali kerramallahü vechehû…Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem’in amcazâdesi ve dâmâdı, Hulefâ-i Râşidîn’in dördüncüsü, daha hayatta iken Cennetle müjdelenen, bileğinin kuvvetiyle hak ettiği şöhretiyle dillere destan olan ve “Ali gibi yiğit, Zülfikâr gibi kılıç olmaz.” iltifâtının mazharı bulunan bahtiyarlar bahtiyârı Hz. Ali kerramellahü vechehû...Yüce Allah’ın aslanı, veliler kâfilesinin şâhı, yiğitler kervanının reîsi, ilim ve hikmet şehrinin en feyizli kapısı, adâlet ve kemâl sarayının en seçkin sîmâsı, cesâret ve şecâat meydanının en kuvvetli kahramanı ve istikâmet ülkesinin en güvenilir rehberi olan Hz. Ali’nin, özellikle Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem’e olan aşkı, sadâkati, tutkunluğu ve vurgunluğu dillere destandır. Hz. Ali’ye yapılan bu iltifatlar elbetteki mübâlağalı bir tarzda söylenen sözler olmayıp, bunlar hak edilen ve gayet yerinde olan taltiflerdir. Şöyle ki: Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem’e peygamberlik verildiğinde, Hz. Ali on yaşlarında idi. Bir gün Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem, Hz. Hatice validemizle birlikte saâdet hânelerinde namaz kılarken Hz. Ali ansızın gelip içeriye girdi. Onların namazda yaptıklarını hayranlıkla seyretti. Hayretini gidermek için namazı bitirmelerini bekledi ve namazdan sonra onlara,- Bu yaptığınız nedir? diye sordu. Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem ona şu cevabı verdi: - Yâ Ali! Bu yaptığımız şey, Yüce Allah'ın beğenip seçtiği ve beni onu tebliğ ve temsil etmek üzere peygamber olarak gönderdiği Yüce İslâm Dîni’dir. Seni de bir olan Yüce Allah’ın varlığına ve birliğine iman etmeye davet ediyor ve insanlara hiçbir faydaları veya zararları olmayan putlara tapmaktan şiddetle sakındırıyorum. Beklenmedik bir anda yapılan bu teklif karşısında ne diyeceğini kestiremeyen Hz. Ali, - Ben daha küçüğüm. Bunun için tek başıma karar vermem doğru olmayabilir. Ancak ben bu konuyu bu akşam babam Ebû Tâlib’e bir danışayım. Yarın da gelip cevabımı ve düşüncemi bildireyim, ricasında bulundu. - Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem, onun bu isteğini kabul etti ve “fakat bizim bu durumumuzu ve benim bu teklifimi babandan başkasına söyleme” diye onu tembihledi. Hz. Ali (k.v.), akşam olunca evine gitti; ancak konuşulan hususla ilgili babasına hiçbir şey sormadan geceledi. Sabah olunca da Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem’e gelerek İslâm Dînine gireceğini söyledi. Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem,- Yâ Ali! Hani bu gece gidip babana soracaktın. Ne yaptın babana sordun mu? deyince; Hz. Ali şu cevabı verdi:- Hayır; Yâ Rasûlallah! Babama sormadım ve sorma gereğini de duymadım. Ben bu gece kendi kendime şöyle düşündüm ve dedim ki:- Yüce Allah beni yaratırken babama sormadı ki, şimdi ben Allah’ımı kabul etmek ve O’na ibadet etmek için babama sorayım ve bu hususta ondan izin alayım. İşte bunun için ben kimseye sormadan ve danışmadan, kendi gönlümle ve irâdemle Yüce Allah’ın Senin vasıtanla gönderdiği ve Senin de ona davet ettiğin Yüce İslâm Dînini kabul ediyor ve îmân edip Müslüman oluyorum.Büyüklerimiz, “Uyanıklık, yani her türlü hidâyet ve kâbiliyet daha küçük yaşlardan belli olur” demişler. İşte Hz. Ali, yaşı çok küçük olmasına rağmen, daha o yaşlarda sergilediği bu yüce ruhla ve araştırıcı bir ruha sahip olduğunu göstermekle, geleceğinin ne derece parlak olacağı hususunda ve nasıl bir “Allah’ın Aslanı” olacağı hakkında anlayanlara epey fikirler vermiş oluyordu.Evet Hz. Ali (k.v.) bu sözleriyle ve bu davranışıyla bir taraftan temiz kimliğini, yüce şahsiyetini ve yüce bir ruh olgunluğuna sahip olduğunu gösterdiği gibi, diğer taraftan da gelecekte nasıl bir Hak dostu ve bir Peygamber âşığı, veliler kâfilesinin şâhı ve yiğitler kervanının reîsi, ilim ve hikmet şehrinin en feyizli kapısı, cesâret ve şecâat meydanlarının biricik kahramanı, İslâm’ın son derece bahadır bir evlâdı ve “Allah’ın Aslanı” olacağını ifade ediyordu.
Hz. Ali Efendimiz, nasıl yüce bir kimliğe ve seçkin bir şahsiyete sahip bulunduğunu, ne derece bir Hak dostu ve bir Peygamber âşığı olduğunu ve gerçekten bir “Allah Aslanı” olduğunu hicret gecesinde çok kritik bir anda ve şartların çok ağır olduğu bir ortamda üstlendiği şu kudsî fedâkârlıkla da göstermiştir: Mekke’den Medine’ye tarihin en büyük ve en anlamlı hicretinin gerçekleşeceği günde, Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem, Hz. Ali Efendimizi çağırmış ve ona şöyle demişti:- Yâ Ali! Bu gece benim için büyük bir fedâkârlıkta bulunacak birisine ihtiyacım var. Hz. Ali, tereddütsüz bir şekilde cevap verdi:- Ey Allah’ın Rasûlü! İşte ben varım ya…Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdular. - Aliciğim! Ancak bu fedâkârlık, öyle normal bir fedakarlık değildir. Bu fedâkârlığın ucunda ölmek de var. Hz. Ali Efendimiz, yine tereddütsüz bir şekilde,- Ey Allah’ın Rasûlü! İşte ben varım ve ben bu fedâkârlığa hazırım. Çünkü bendeniz sonunda ölümün bulunduğu böyle bir fedâkarlığı sizin için yapmayı en büyük şeref sayanlardanım. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:- Müşriklerin bu gece beni kendi evimde öldürmek için yüz kişilik bir grup hâlinde evimi saracaklarını ve bana hücum edeceklerini Yüce Allah bana haber verdi ve bana bu gece evimde kalmayıp Mekke’yi terk etmemi emir buyurdu. Fakat onların benim Mekke’yi terk ettiğimi ve hangi tarafa doğru gittiğimi anlamamaları ve bilmemeleri; ancak bunun için de birisinin gelip evimde benim yatağımda yatıyor görünmesi gerekiyor. Madem ki sen bu fedâkarlığa ve bu hizmete tâlipsin. Öyle ise gel;“Bu gece benim yatağımda yat, şu benim örtümle örtün ve onda uyumana bak. (Hem sakın korkayım deme. Çünkü Allah, seni koruyacak ve) Senin hoşlanmadığın her hangi bir şey senin başına gelmeyecektir.” (İbn-i Hişâm, 2/ 127). Tâ müşrikler beni evde yatıyor zannetsinler. Böylece onları oyalamış ve gideceğim yere bir an önce varma hususunda zaman kazanmış olurum. Hz. Ali Efendimiz tereddüt etmeden, yüksek bir fedâkarlık ve ciddi bir yiğitlik isteyen bu şerefli hizmete “evet” demiş ve hicret gecesinde Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem’in yatağına yatmıştı. Yani hiçbir endişe duymadan gidip yatağa yatmış ve göz göre göre kendini ölüme atmıştı. Evet Hz. Ali Efendimiz, Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem’e olan aşkı ve vurgunluğu uğrunda bu kadar rahattı ve kendisini bu derece Ona adamıştı. Ama Yüce Allah da onu korumuş ve kılına bile dokundurtmamıştı.
Hz. Ali’nin Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem’e her hususta en ince noktasına kadar imtisal etmesi, onun Ona olan sevgi ve bağlılığının apayrı bir örneğidir. Şöyle ki: Hz. Ali Efendimiz, “Vedâ Haccı” esnasında Mekke’ye Yemen’den gelmişti. Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem, kendisine hangi hacc’a niyet ettiğini sorduğunda, o şöyle cevap vermişti:“Allah Rasûlü hangi hacc’a niyet etti ise, ben de o hacc’a niyet ederek geldim.” (Müslim, hac, 141)İşte Hz. Ali’nin bunlara benzer sayısız fazîletlerinin, samîmî bir Hak dostu ve sâdık bir Peygamber âşığı olmasının ve en kritik anlarda ve gayet zor şartlar altında, hattâ ölüm kokusunun burnun direklerini sızlattığı bir anda bile sadâkatinden bir şey kaybetmemesinin, bu dünyadaki en verimli şu neticesine ve en tatlı şu meyvesine bakın ki, Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve selem, Medîne’ye teşriflerinden beş ay sonra îmân, hayâ, sadâkat ve şecâat âbidesi olan Hz. Ali’yi çağırmış; kalbinin en tatlı meyvesi ve gözünün en parlak nuru olan kızı Hz. Fâtıma vâlidemizi ona nikâhlamış ve Bedir savaşından sonra da onları evlendirmişti.Mübârek nesillerine kıyâmete kadar binlerce rahmet ve bereket insin. Âmîn.
✦ Mübarek Üye
Altın Üye · ✦ Mübarek Üye · 16.828 mesaj
<DAMLA>, post: 561047, member: 72915Fasık ve günahkar kimselerle arkadaş olmaktan kaçın, çünkü kötülük kötülüğe kavuşur.
Faziletlerin başı ilimdir.
Fazilet sahibinin kıymetini, ancak fazilet sahibi bilir.
Fazla yemek ve yemek üstüne yemekten kaçının. Zira fazla yiyen kimse fazla hasta olur.
Fırsat karınca yürüyüşü ile gelir, yıldırım hızı ile gider.
Fırsat yaz bulutu gibi gelip geçer, elinize geçtiğinde faydalanmasını bilin.
Fikir çatışmalarından hakikat çıkar.
Fikir sahibi her şeyden ibret alır.
Garip, dostu olmayan kimsedir.
Gazap ve öfkeden kaçınınız. Çünkü onun başlangıcı delilik ve sonu ise pişmanlıktır.
Gece ile gündüz seni işlerler. Onları sen işle. Onlar her gün senden bir şey koparıyor, sen de onlardan bir şey koparmaya bak.
Geçimini mertçe kazanmaya çalış. Nefsini alçaklıktan koru ki, fakir olsan bile şerefli kalasın.
Gençlik günlerini düşünmek, hasrettir.
Gerçek bilgin, bildiklerinin bilmedikleri yanında daha az olduğunu anlayandır.
Gerçek dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir.
Gerçek dostlar çok vücutlu, tek kalpli varlıklardır.
Gerçek karşısında öfkelenmek ayıptır.
Gerçekle savaşan, elbette alt olur gider.
Gerçekleri söylemekten korkmayınız.
Gereksiz şeylerin peşinden koşan gerekli şeyleri kaçırır.
Gözleri kör olan birisine doğanın ne kadar güzel olduğunu anlatamazsınız.
Güleryüz göstermek, cömertlik yerine geçer.
Güleryüz, dostluk yaratır.
Günah işlememek, tövbe etmekten daha iyidir.
Günaha alt olarak üstünlük bulan, üstünlük elde etmemiştir, şerle üst olan alt olmuştur.
Günahın en kötüsü, hafife alınan günahtır.
Güzel bir siyaset, iktidarı sürekli kılar.
Güzel huy, bir ganimettir.
✦ Mübarek Üye
Altın Üye · ✦ Mübarek Üye · 16.828 mesaj
✦ Mübarek Üye
Altın Üye · ✦ Mübarek Üye · 16.828 mesaj
aliye_aliyeVe aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü canım kardeşim..Rabbimiz c.c razı olsun..Güzel yüreğine sağlık olsun inşallah..Vesilenle bu güzel eseri tekrar dinleyebildim..''İnsanlık, Rabbimizden bir fırtına bekliyor..'' Ali'ler, Hamza'lar, Hüseyinler bekliyor..Rabbimiz c.c ahir zamanda asr-ı saadeti yaşattığı kullarından eylesin bizleri inşallah.Hayber Gazvesi ile ilgili çıkarılacak dersleri unutmamamız duasıyla inşallah nur damlam..Rabbimize emanetsin canım kardeşim..Dualarımdasın hep..Selam ve baki muhabbetle inşallah B)B)B)
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/27929-ali-gibi-yigit-zulfikar-gibi-kilic-olmaz · 22.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.
🔔 Bildirimlere izin ver
Namaz vakti yaklaşınca ve günün ayeti için nazik hatırlatmalar alın.