Hicri Yilbaşi
7.268 görüntülenme · 18 yanıt
Tüm İslam Ümmetinin Hicri Yılbaşını kutlar.Yeni yılın da İslam Ümmetine sağlık,mutluluk,kardeşlik getirmesini YÜCÜ ALLAH'TAN niyaz ederim.
“Yeryüzünde en güzel sistem İslam’dır. Sakın ha bu sistemi mal korkusundan, can korkusundan çakallara parçalatmayın. Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Sonra hakkınızla beraber, müslümanlık şerefiniz de gider”[Şehid Muammer Aslantaş]
istikbalTüm İslam Ümmetinin Hicri Yılbaşını kutlar.Yeni yılın da bizlere sağlık,mutluluk,kardeşlik getirmesini YÜCÜ ALLAH'TAN niyaz ederim.
AMİN AMİN AMİN ....
TŞK EDERİM KARDEŞİM..
SİZİNDE HİCRİ YILBAŞINIZ KUTLU OLSUN..
HAYIRLI GECELER..
istikbalTüm İslam Ümmetinin Hicri Yılbaşını kutlar.Yeni yılın da bizlere sağlık,mutluluk,kardeşlik getirmesini YÜCÜ ALLAH'TAN niyaz ederim.
selamun aleykum Allah razı olsun ben de tüm müslümanların hicri yılbaşını kutlarım. Rabbim hakkımızda herşeyin hayırlısını nasip etsin her konuda kafirlere karşı galip gelmemizi nasip etsin inşallah Allah'a emanet olun
salih_43, post: 552238, member: 3585Amin Kardes ALLAH RAZİ OLSUN ALLAH hayırlısıyla gecirmeyi nasip eylesin selametle
Selemu alaykum,amin Allah c.c. sizden de razı olsun kardeşim,Rabbim hayırlı uzun yıllar görmeyi cümlemize nasib eylesin amin.Rabbime emanet olun,hayırlı günler...
“Yeryüzünde en güzel sistem İslam’dır. Sakın ha bu sistemi mal korkusundan, can korkusundan çakallara parçalatmayın. Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Sonra hakkınızla beraber, müslümanlık şerefiniz de gider”[Şehid Muammer Aslantaş]
lütfiAmin kardeşim Tüm islam alemine ve yurdumuza sağlık sihh at ve barış getirmesi temennisiyle. A.E.O.
Selemu alaykum,amin Allah c.c. sizden razı olsun kardeşim,sizde Rabbime emanet olun ,hayırlı günler...
“Yeryüzünde en güzel sistem İslam’dır. Sakın ha bu sistemi mal korkusundan, can korkusundan çakallara parçalatmayın. Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Sonra hakkınızla beraber, müslümanlık şerefiniz de gider”[Şehid Muammer Aslantaş]
keltepeAMİN AMİN AMİN ....
TŞK EDERİM KARDEŞİM..
SİZİNDE HİCRİ YILBAŞINIZ KUTLU OLSUN..
HAYIRLI GECELER..
Selemu alaykum,amin Allah c.c. sizden razı olsun kardeşim,Rabbime emanet olun,hayırlı günler...
“Yeryüzünde en güzel sistem İslam’dır. Sakın ha bu sistemi mal korkusundan, can korkusundan çakallara parçalatmayın. Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Sonra hakkınızla beraber, müslümanlık şerefiniz de gider”[Şehid Muammer Aslantaş]
havva362, post: 552966, member: 66278TÜM İSLAM ALEMİNE VE DÜNYAYA HUZURLU BİR YIL GEÇİREBİLMEK TEMENNİSİ İLE YENİ YILIMIZ MÜBAREK OLSUN
Selemu alaykum,amin Allah c.c. sizden de razı olsun,Rabbime emanet ol,hayırlı günler...
“Yeryüzünde en güzel sistem İslam’dır. Sakın ha bu sistemi mal korkusundan, can korkusundan çakallara parçalatmayın. Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Sonra hakkınızla beraber, müslümanlık şerefiniz de gider”[Şehid Muammer Aslantaş]
Yasaklı Kullanıcı
• Üye
- Mesaj
- 15
- Ödül
- 1
- Katılım
- 01.2008
Yasaklı Kullanıcı · • Üye · 15 mesaj
istikbalTüm İslam Ümmetinin Hicri Yılbaşını kutlar.Yeni yılın da İslam Ümmetine sağlık,mutluluk,kardeşlik getirmesini YÜCÜ ALLAH'TAN niyaz ederim.
selamun aleykum kardeşim amin allah şu ümmete birlik içinde hareket etmeyi ve islam alemini içinde buluduğu karanlıklardan kurtarmayı nasip etsin allaha emanet olun
Yasaklı Kullanıcı
✦ Mübarek Üye
- Mesaj
- 2.969
- Tepki
- 3
- Ödül
- 38
- Katılım
- 12.2007
Yasaklı Kullanıcı · ✦ Mübarek Üye · 2.969 mesaj
Bugün insanlık tarihinin dönüm noktası olan; Hicri yılbaşı… Bugün; Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed’in (sav) Mekke’den Medine’ye hicret edişinin ilk günü (1429).
Âh, bugün gerçekten hicret olsaydı…
Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav) aramızda olsaydı. Yollara dökülüp ellerimizde defler, dillerimizde; “talâal bedru âleyne” diyebilseydik… “Ay doğdu üzerimize, Veda tepesinde, Şükür gerekti bizlere, Allah’a davetinden– Sen güneşsin, Sen aysın, Sen nur üstüne nursun, Sen Süreyya ışığısın, Ey sevgili ey resûl–, Ey bizden seçilen elçi, Yüce bir davetle geldin, Sen bu şehre şeref verdin, Ey sevgili hoş geldin–, Ey resûl sana söz verdik, Doğruluktan ayrılmayız, Sen ey esenlik yıldızı, Senin sevginle doluyuz” beyitleriyle yollara dökülseydik... Karanlıkları aydınlığa dönüştüren, bir umudumuz olsaydı.
On dört asır önce, dünya kapkaranlık idi. İnsanlar en kısa mesafelere bile güvenle gidip gelemiyordu. Çok basit meseleler yüzünden çıkan kavgalar yıllarca süren kan davalarını doğuruyordu. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömecek kadar vahşi düşünceler besleniyordu. Can emniyeti, mal emniyeti, namus emniyeti, vatan emniyetinin olmadığı, velhasıl insan hakları adına hiçbir emarenin bulunmadığı, cehaletin diz boyu olduğu bir dönemdi o dönem…
Doğduğu yerdi Mekke… Ama, Onu anlamak istemediler karanlık bahtlılar, örümcek kafalılar. Atalarının dinlerini, yanlışta olduklarını bile bile terk etmek istemediler.
Onu anlayanlar vardı mutlaka, Ona kucak açan davetliler, “anam babam sana feda olsun ya Resulallah” diyen, her şeyini yoluna adayan ağ bahtlılar, şanslı kullar…
İşte onların davetiyle ve Yüce Resul’ün icabetiyle kutlu bir dönem başlıyordu hicretle…
Hicret; karanlıktan aydınlığa açılan kapının adı.
Hicret; insanlığa haklarının yeniden verilmeye başlanıldığı, akılların anlamakta güçlük çektiği, gerçek kardeşliğin timsalinin yaşandığı yer...
Yüce Peygamberimiz, Mekke’den Medine’ye hicret eden sahabeler arsında “Ensar–Muhacir kardeşliği” dediğimiz kardeşlik eşleşmesini yapıyor. Mekke’den hicret edenlerin, zengin olanların bile sadece üzerlerindeki elbisesinden başka hiçbir şeyleri yoktu. Her şeylerini geride bırakıp gelmişlerdi inandıkları dava uğruna.
Bu konuda herhangi bir cebri emir olmadan kendiliklerinden, Medineli Müslümanlar; kardeşlerini, var olan her şeylerine ortak ediyorlardı. Bekârları uygun olanlarla evlendiriyor, mallarını, mülklerini, develerini, koyunlarını, keçilerini onlarla paylaşıyorlar. Ticaretlerine onları ortak ediyorlardı.
Hicrete iştirak edenler; Hicretle birlikte yaptıkları bu örnek davranışla; dünyaya umut dağıtacak, gerçek dostluk ve kardeşliğin örneğini ortaya koyup, insanlığa ebediyete kadar geçerli hayat ölçülerini ortaya koydular.
Bu gün yaşadığımız dünyaya baktığımızda; birbirinin en doğal haklarına acımasızca tecavüz eden, insanların mal can ve namusuna kast eden insan müsveddeleri türemiş, insanlığın geleceğini karartmışlardır.
Bugün hicret öncesinden pek de farksız olmayan bir dönemden geçmekteyiz. Dün, Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammedin (sav) hicret umudu vardı insanlığın içinde…Ama bugün karamsarlık hakim..!
Âh bugün gerçekten hicret olsaydı…
Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav) aramızda olsaydı. Yollara dökülüp ellerimizde defler, dillerimizde; “talâal bedru âleyne”, “Ay doğdu üzerimize, Veda tepesinde…” diyebilseydik…
Sonsuza dek selam üzerine olsun ya Resulullah…
Âh, bugün gerçekten hicret olsaydı…
Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav) aramızda olsaydı. Yollara dökülüp ellerimizde defler, dillerimizde; “talâal bedru âleyne” diyebilseydik… “Ay doğdu üzerimize, Veda tepesinde, Şükür gerekti bizlere, Allah’a davetinden– Sen güneşsin, Sen aysın, Sen nur üstüne nursun, Sen Süreyya ışığısın, Ey sevgili ey resûl–, Ey bizden seçilen elçi, Yüce bir davetle geldin, Sen bu şehre şeref verdin, Ey sevgili hoş geldin–, Ey resûl sana söz verdik, Doğruluktan ayrılmayız, Sen ey esenlik yıldızı, Senin sevginle doluyuz” beyitleriyle yollara dökülseydik... Karanlıkları aydınlığa dönüştüren, bir umudumuz olsaydı.
On dört asır önce, dünya kapkaranlık idi. İnsanlar en kısa mesafelere bile güvenle gidip gelemiyordu. Çok basit meseleler yüzünden çıkan kavgalar yıllarca süren kan davalarını doğuruyordu. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömecek kadar vahşi düşünceler besleniyordu. Can emniyeti, mal emniyeti, namus emniyeti, vatan emniyetinin olmadığı, velhasıl insan hakları adına hiçbir emarenin bulunmadığı, cehaletin diz boyu olduğu bir dönemdi o dönem…
Doğduğu yerdi Mekke… Ama, Onu anlamak istemediler karanlık bahtlılar, örümcek kafalılar. Atalarının dinlerini, yanlışta olduklarını bile bile terk etmek istemediler.
Onu anlayanlar vardı mutlaka, Ona kucak açan davetliler, “anam babam sana feda olsun ya Resulallah” diyen, her şeyini yoluna adayan ağ bahtlılar, şanslı kullar…
İşte onların davetiyle ve Yüce Resul’ün icabetiyle kutlu bir dönem başlıyordu hicretle…
Hicret; karanlıktan aydınlığa açılan kapının adı.
Hicret; insanlığa haklarının yeniden verilmeye başlanıldığı, akılların anlamakta güçlük çektiği, gerçek kardeşliğin timsalinin yaşandığı yer...
Yüce Peygamberimiz, Mekke’den Medine’ye hicret eden sahabeler arsında “Ensar–Muhacir kardeşliği” dediğimiz kardeşlik eşleşmesini yapıyor. Mekke’den hicret edenlerin, zengin olanların bile sadece üzerlerindeki elbisesinden başka hiçbir şeyleri yoktu. Her şeylerini geride bırakıp gelmişlerdi inandıkları dava uğruna.
Bu konuda herhangi bir cebri emir olmadan kendiliklerinden, Medineli Müslümanlar; kardeşlerini, var olan her şeylerine ortak ediyorlardı. Bekârları uygun olanlarla evlendiriyor, mallarını, mülklerini, develerini, koyunlarını, keçilerini onlarla paylaşıyorlar. Ticaretlerine onları ortak ediyorlardı.
Hicrete iştirak edenler; Hicretle birlikte yaptıkları bu örnek davranışla; dünyaya umut dağıtacak, gerçek dostluk ve kardeşliğin örneğini ortaya koyup, insanlığa ebediyete kadar geçerli hayat ölçülerini ortaya koydular.
Bu gün yaşadığımız dünyaya baktığımızda; birbirinin en doğal haklarına acımasızca tecavüz eden, insanların mal can ve namusuna kast eden insan müsveddeleri türemiş, insanlığın geleceğini karartmışlardır.
Bugün hicret öncesinden pek de farksız olmayan bir dönemden geçmekteyiz. Dün, Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammedin (sav) hicret umudu vardı insanlığın içinde…Ama bugün karamsarlık hakim..!
Âh bugün gerçekten hicret olsaydı…
Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav) aramızda olsaydı. Yollara dökülüp ellerimizde defler, dillerimizde; “talâal bedru âleyne”, “Ay doğdu üzerimize, Veda tepesinde…” diyebilseydik…
Sonsuza dek selam üzerine olsun ya Resulullah…
Yeni Hicri Yıl 1431 Mübarek olsun!
Anadolu Haber
Bugün Hicri 1431 yılına giriyoruz. (1 Muharrem 1431) Bu Yeni Yıl'ın özellikle işgale uğramış İslam topraklarında Müslüman Direnişçilere zaferler getirmesini Cenab-ı Haktan niyaz ediyor,İslam Alemi ve sevgili ziyaretçilerimizin Yeni yıllarını tebrik ediyoruz.
HİCRİL Yıl...
Peygamberimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinin başlangıç kabul edildiği târih, sene. Ayın hareketi esas tutulduğu için buna, “Hicrî Kamerî Sene” “Sene-i Kameriyye” de denir.
Peygamberimiz 53 yaşındayken Allahü teâlânın izni ile Medîneye hicret etti. Rebîulevvel ayının birinci Perşembe günü öğleden sonra Ebû Bekr-i Sıddîkın evinden berâberce çıkarak Mekkenin 5,5 km güneydoğu tarafında bulunan Sevr Dağındaki mağaraya geldiler. Mağarada 3 gece kalıp, Pazartesi gecesi ayrıldılar. Bir hafta yolculuk yapıp efrencî (mîlâdî) Eylül ayının 20. ve Rebîülevvelin 8. Pazartesi günü, Medîne yakınındaki Kubâ köyüne vardılar. Gece ile gündüzün eşit olduğu, Eylülün 23. gününü de burada geçirip, Cumâ günü Medîneye girdiler. Bu seneki Muharrem ayının birinci günü, yâni hicretten 66 gün evvel, Müslümanların hicrî kamerî sene başlangıcı oldu. Bu da, târihçilere göre mîlâdın 622. yılındaydı.
Temmuz ayının 16. Cumâ gününe rastladığı, Ahmed Ziyâ Beyin Kozmoğrafya kitabında yazılıdır. Kubâ köyüne ayak bastığı 20 Eylül günü Müslümanların yılbaşısı, yâni hicrî sene başlangıcıdır. 20 Eylül gününü başlangıç kabul eden güneş yılına da “Hicrî Şemsî Yıl” denir.
Araplar, İbrâhim aleyhisselâmdan beri Arabî aylarını kullanmışlardır. İslâmiyetten önce Fil Vakasını başlangıç kabul etmişler ve seneleri buna göre saymaya başlamışlardı. Hicretle berâber başlangıç değişmiş ve her senedeki en mühim hâdisenin ismi ile anılmaya başlamıştı (izin yılı, emir yılı, zelzele yılı, vedâ yılı vs.). Fakat bu şekildeki tatbikat bâzı târih karıştırmalarına sebeb olduğu için, halîfe hazret-i Ömer zamânında, hicretin on yedinci yılında alınan bir kararla hicretin olduğu sene birinci sene olmak ve o senenin Muharrem ayı başlangıç kabul edilmek sûretiyle bu târih tesbit edildi. İşte hicrî kamerî târih bu târihtir. Osmanlı Devletince devamlı kullanılan hicrî sene, Cumhûriyet döneminde bir kânunla kaldırılarak yerine Avrupalıların kullandığı mîlâdî sene kabul edilmiştir.
Hicrî sene de mîlâdî ve rûmî târihler gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîulevvel, Rebîülâhir, Cemâzilevvel, Cemâzilâhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce.
Hicrî sene; ayın dünyâ etrâfındaki dönüşü esâsına dayandığı için mîlâdî yıldan 10,875 gün daha kısadır. Aylar da, bâzan 29 gün ve bâzan 30 gün çeker. Hicrî senenin kabulünden beri asırlardır İslâm âleminde 1 Muharrem sene başı olarak kabul edilmiştir. Hıristiyanlığın aslında bulunmayan, fakat sonradan kabul edilen yılbaşı günü, onlara âit özel bir gündür
Eskiden Müslümanlar 1 Muharremi sene başı kabûl eder, bu günde birbirlerini ziyâret eder, tebrikte bulunurlar, hediyeler verirlerdi. O gün Müslümanlar için âdetâ bayram sayılırdı. Ziyâretlerde ve gönderilen tebriklerde yeni yılın, birbirlerine ve bütün insanlara hayırlı olması için duâ ederler, büyükleri, âlimleri evinde ziyâret ederlerdi. Temiz giyinmek, fakirlere sadaka vermek de dikkat edilen hususlardandı.
Eskiden aslına uygun olarak eda edilen bu günün şanına yakışır şekilde tekrar kutlanması için her müslümanın çaba sarfetmesi gereklidir.Bu vesile ile Yeni Yılınızı tebrik eder, işgal altında ki ırak,Filistin,Keşmir,Doğu Türkistan,Afganistan ve daha nice İslam beldelerinin özgürlüğüne vesile olmasını cenab-ı haktan Niyaz ederiz.

Anadolu Haber
Bugün Hicri 1431 yılına giriyoruz. (1 Muharrem 1431) Bu Yeni Yıl'ın özellikle işgale uğramış İslam topraklarında Müslüman Direnişçilere zaferler getirmesini Cenab-ı Haktan niyaz ediyor,İslam Alemi ve sevgili ziyaretçilerimizin Yeni yıllarını tebrik ediyoruz.
HİCRİL Yıl...
Peygamberimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinin başlangıç kabul edildiği târih, sene. Ayın hareketi esas tutulduğu için buna, “Hicrî Kamerî Sene” “Sene-i Kameriyye” de denir.
Peygamberimiz 53 yaşındayken Allahü teâlânın izni ile Medîneye hicret etti. Rebîulevvel ayının birinci Perşembe günü öğleden sonra Ebû Bekr-i Sıddîkın evinden berâberce çıkarak Mekkenin 5,5 km güneydoğu tarafında bulunan Sevr Dağındaki mağaraya geldiler. Mağarada 3 gece kalıp, Pazartesi gecesi ayrıldılar. Bir hafta yolculuk yapıp efrencî (mîlâdî) Eylül ayının 20. ve Rebîülevvelin 8. Pazartesi günü, Medîne yakınındaki Kubâ köyüne vardılar. Gece ile gündüzün eşit olduğu, Eylülün 23. gününü de burada geçirip, Cumâ günü Medîneye girdiler. Bu seneki Muharrem ayının birinci günü, yâni hicretten 66 gün evvel, Müslümanların hicrî kamerî sene başlangıcı oldu. Bu da, târihçilere göre mîlâdın 622. yılındaydı.
Temmuz ayının 16. Cumâ gününe rastladığı, Ahmed Ziyâ Beyin Kozmoğrafya kitabında yazılıdır. Kubâ köyüne ayak bastığı 20 Eylül günü Müslümanların yılbaşısı, yâni hicrî sene başlangıcıdır. 20 Eylül gününü başlangıç kabul eden güneş yılına da “Hicrî Şemsî Yıl” denir.
Araplar, İbrâhim aleyhisselâmdan beri Arabî aylarını kullanmışlardır. İslâmiyetten önce Fil Vakasını başlangıç kabul etmişler ve seneleri buna göre saymaya başlamışlardı. Hicretle berâber başlangıç değişmiş ve her senedeki en mühim hâdisenin ismi ile anılmaya başlamıştı (izin yılı, emir yılı, zelzele yılı, vedâ yılı vs.). Fakat bu şekildeki tatbikat bâzı târih karıştırmalarına sebeb olduğu için, halîfe hazret-i Ömer zamânında, hicretin on yedinci yılında alınan bir kararla hicretin olduğu sene birinci sene olmak ve o senenin Muharrem ayı başlangıç kabul edilmek sûretiyle bu târih tesbit edildi. İşte hicrî kamerî târih bu târihtir. Osmanlı Devletince devamlı kullanılan hicrî sene, Cumhûriyet döneminde bir kânunla kaldırılarak yerine Avrupalıların kullandığı mîlâdî sene kabul edilmiştir.
Hicrî sene de mîlâdî ve rûmî târihler gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîulevvel, Rebîülâhir, Cemâzilevvel, Cemâzilâhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce.
Hicrî sene; ayın dünyâ etrâfındaki dönüşü esâsına dayandığı için mîlâdî yıldan 10,875 gün daha kısadır. Aylar da, bâzan 29 gün ve bâzan 30 gün çeker. Hicrî senenin kabulünden beri asırlardır İslâm âleminde 1 Muharrem sene başı olarak kabul edilmiştir. Hıristiyanlığın aslında bulunmayan, fakat sonradan kabul edilen yılbaşı günü, onlara âit özel bir gündür
Eskiden Müslümanlar 1 Muharremi sene başı kabûl eder, bu günde birbirlerini ziyâret eder, tebrikte bulunurlar, hediyeler verirlerdi. O gün Müslümanlar için âdetâ bayram sayılırdı. Ziyâretlerde ve gönderilen tebriklerde yeni yılın, birbirlerine ve bütün insanlara hayırlı olması için duâ ederler, büyükleri, âlimleri evinde ziyâret ederlerdi. Temiz giyinmek, fakirlere sadaka vermek de dikkat edilen hususlardandı.
Eskiden aslına uygun olarak eda edilen bu günün şanına yakışır şekilde tekrar kutlanması için her müslümanın çaba sarfetmesi gereklidir.Bu vesile ile Yeni Yılınızı tebrik eder, işgal altında ki ırak,Filistin,Keşmir,Doğu Türkistan,Afganistan ve daha nice İslam beldelerinin özgürlüğüne vesile olmasını cenab-ı haktan Niyaz ederiz.

istikbaltüm islam ümmetinin hicri yılbaşını kutlar.yeni yılın da islam ümmetine sağlık,mutluluk,kardeşlik getirmesini yücü allah'tan niyaz ederim.
amin allah razi olsun tüm müslümanlarin hicri yilbaşi mübarek olsun
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/27379-hicri-yilbasi · 21.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
◆İlgili Konular
Giriş yap ve cevap yaz.

