Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in Namazı:
Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in Namazı:
Namaz: Allah Teâlâ'nın emredip Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in açıkladığı şekilde birtakım söz ve fiillerle yapılan, tekbir ile başlayıp, selâm ile son bulan bir ibâdettir.
Bu konuya başlamadan önce şunu hatırlatmakta yarar var ki, siz bu amelinizle Allah’a yönelmektesiniz.O halde namazınızı güzel ve huşu ile kılınız, mümkün olduğu kadar Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in namazına benzetiniz ki cennete giresiniz.
Niyet: Müslümanın diliyle telaffuz etmeksizin mutlaka kalbiyle namaza niyet etmesi gerekir.Diliyle söylemez, zira Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashâbı, niyetlerini dil ile söylemezlerdi.
Kıbleye Yönelmek: Namaz kılan bir müslüman dünya-nın neresinde olursa olsun, bedeniyle o tarafa dönmek sûretiyle Kâbe’ye yönelir.
Başlangıç Tekbiri: Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- namazına “Allahu ekber” sözü ile başlardı. Böyle derken ellerini omuzlarına veya kulak hizâsına kadar kaldırırdı.Her ikisini de yaptığı sabittir.[26]
Ellerin Bağlanması:Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- tekbirden hemen sonra sağ elini sol elinin üzerine koyarak göğsünün üzerine bağlardı.[27] Bu rivâyet, bu konu hakkında gelen rivâyetlerin en doğru olanıdır. Diğerleri ise zayıf ya da aslı olmayan rivâyetlerdir.
Secde Mahalline Bakmak: “Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kıldığı zaman başını aşağıya eğer ve gözünü yere dikerdi.”[28]
Yani secde yerine bakardı. Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- namazda gözleri havaya dikmekten men etmiştir.
Nitekim bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Namazda gözleri göğe (yukarı) dikenler, ya bundan vazgeçerler, ya da gözleri kör olur.”[29]
Başlangıç Duası: Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazına sünnetle sabit olan birçok ayrı şekildeki dua ile başladığı bilinmektedir ki bunların en meşhuru şudur:
“Sübhanekellâhumme ve bihamdik, ve tebarakesmuk, ve teâlâ cedduk, ve lâ ilâhe ğayruk/Allahım!Sana hamd ederek seni her türlü noksanlıklardan tenzih ederim.Senin ismin mübârek ve şânın yücedir. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[30]
Kıraat: Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- Allah’a sığınarak: “Eûzubillahimineşşeytanirracim” derdi. Buna bazen şu cümleyi de eklerdi: “Min hemzihi ve nefhihi ve nefsihi.”[31]
Sonra sessizce:“Bismillahirrahmanirrahim” derdi.[32] Sonra da Fâtiha Sûresini okurdu ki bu sûre okunmadan namaz geçerli olmaz.Bu sûrenin okunması, kıraatin gizli yahut açık olduğu her namaz ve her rekâtta vaciptir.
Nitekim Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Ümmül-Kitabı (Fâtiha’yı) okumayanın, namazı yoktur.” Bu sûreyi âyet âyet okurdu.[33]
Fâtiha’dan sonra Kur’an’dan başka âyetler okunması sünnettir.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- kimi zaman Fâtiha’dan sonra uzun uzun okurdu, bazen de kısa tutardı.
Rukü: Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- kıraatini tamamladıktan sonra nefes alacak kadar az bir süre susar ve sonra ellerini tıpkı ihram tekbirinde olduğu gibi omuzları hizasına kaldırır; tekbir getirip rüküya giderdi.Avucunu dizle-rine koyar, parmakların arasını açar, dirseklerini yanlarından uzaklaştırır, sırtını ve başını düz olarak eğerdi. Öyle ki sırtına su dökülecek olsa, sırtının düzlüğünden dolayı su bir yana dökülmeden su ortada kalabilirdi. Rükuda en az üç kere “Sübhâne Rabbiyel Azîm” veya sünnette sâbit olan başka duâlar okurdu. Ruku ve secdede Kur’an okunması câiz değildir.
Rükûdan Doğrulmak: Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- rükûdan doğrulurken “Semiallahu limen hamideh” derdi. Sonra ellerini kaldırır ve doğrulduğu sırada “Rabbena ve lekel hamd” derdi.
Bazen bu cümleye şunu da eklerdi: “Hamden kesiran tayyiben mubâraken fih, mubâreken aleyh, Kemâ yuhibbu Rabbuna ve yerdâ”[34]
Sonra tekbir getirip dizlerinden önce ellerini koyarak secdeye varırdı.
Önce dizlerini, sonra ellerini koyarak secdeye vardığı da sünnette sâbittir.
Secde: Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- secdeye gittiği zaman parmaklarını birleştirip kıbleye doğru yöneltir, ellerini omuz hizasına getirir, kollarını yerden kaldırır, burun ve yüzünü yere sürerek üç kere veya daha fazla “Subhâne Rabbiyel-a’la” derdi. Aynı şekilde secdede duâyı çoğaltmak sünnettir.Zira secde duâların kabulünün umulduğu yerlerdendir.
İki Secde Arasında Dinlenmek: Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- başını ilk secdeden kaldırınca tekbir getirir, sonra tüm azaları bir süre yerini bulacak şekilde oturur, sol ayağını da dikerdi. İşte bu oturuş sırasında şöyle derdi: “Allahummağfirlî, verhamnî, vecburnî, verf’anî, vehdinî, ve âfinî verzukni.[35]
Kimi zaman da şöyle derdi: “Rabbiğfirli, Rabbiğfirli / Allahım beni bağışla, Allahım beni bağışla.”[36]
İkinci Secde: Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- tekbir getirir ve ikinci secdeye gider ve birinci secde de yaptıklarının aynısını yapardı.
İstirahat (Dinlenme) Oturuşu: Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- ikinci secdeden başını kaldırınca kısa bir süre otururdu ki buna "Dinlenme Oturuşu/Celsetu’l-İstiraha" denilir. Bu ikinci rekâta kalkmadan önce veya dört rekatlı namazlarda dördüncü rekata kalkmadan önce yapılır.[37]
İkinci Rekata Kalkmak: Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- ikinci rekâta ellerine dayanarak kalkardı.[38] Ellerine dayanmadan kalktığı rivâyeti de sünnette sâbittir. Bu rekâtta, öncekinde yaptıklarını aynen yapardı. Fakat başlangıç duâsını okumazdı.
İlk Teşehhüd:Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- ikinci rekâtı tamamlandıktan sonra teşehhüd için yayılarak oturur-du.Yani sol ayağını yayarak onun üstüne oturur ve sağ ayağını da dikerdi.Sağ avcunu sağ uyluğun üzerine koyup bütün parmaklarını yumarak işâret parmağı ile işâret ederdi. Bunu yaparken de baş parmağını orta parmağı üzerine koyardı.
Teşehhüdün başından sonuna kadar işâret parmağını oynatır ve gözlerini ona dikerdi.[39]
Sol elini de sol dizinin üzerine koyar ve şu duâyı okurdu:
“Ettehiyyatu lillâhi vessalavâtu vettayyibât, esselâmu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve beraatuh.Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillahissâlihîn.Eşhedu en lâ ilâhe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resûluh.”
“Bütün ibâdetler Allah’a mahsustur.Ey Peygamber, Allah’ın selâmı,rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun.Selâm bize ve Allah’ın iyi kullarına olsun.Şehâdet ederim ki, Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Yine şehâdet ederim ki, Muhammed, Allah’ın kulu ve elçisidir.”
“Allahumme salli alâ Muhammed, ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahime inneke hamîdun mecid.”
“Allah’ım, İbrahim’e ve âilesine rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve Muhammed’in âilesine de rahmet et. Şüphesiz Sen övülmüşsün, yücesin.”
“Allahumme bârik alâ Muhammed, ve alâ âli Muhammed, kemâ barakte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahime inneke hamîdun mecîd.”[40]
“Allah’ım, İbrahim’e ve âilesine bereket verdiğin gibi Muhammed’e ve Muhammed’in âilesine de bereket ver. Şüphesiz Sen övülmüşsün, yücesin.”
Üçüncü ve Dördüncü Rekâta Kalkış: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- orta teşehhüdü tamamlayıp üçüncü rekâta kalkacağı zaman daha oturuyorken tekbir getirir ve bazen de ellerini kaldırırdı. (Ellerine dayanmadan kalkmış olduğu rivâyetleri de sâbittir.) Aynı şeyi dördüncü rekatta da yapardı.
Son Teşehhüd: Bu aynen ilk teşehhüd gibidir, fakat bu teşehhüdde sol ayağını sağ bacağının altına koyarak ve sağ ayağını da dikerek otururdu. Salat duâlarını okuduktan sonra şu dört şeyden Allah’a sığınarak şöyle derdi:
“Allahümme inni eûzu bike min azâbi cehennem, ve min azâbil-kabr, ve min fitnetil mahyâ vel-memât, ve min şerri fitnetil- mesihi’d-Deccâl.”[41]
“Allah’ım, ben cehennem azabından, kabir azabından hayatın ve ölümün fitnesinden ve mesih Deccal’ın fitnesinin şerrinden sana sığınırım.”
Sonra kendisi için dilediğince duâ ederdi.
Selam: Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- “Esselamu aleykum ve rahmetullah” diyerek sağına ve soluna selâm verirdi. Öyle ki arkadan yanakları görünürdü. Selâm cümlesine bazen “Ve berakatuhu” kelimesini de eklerdi.
Bazen de tek selâm verirdi.[42]