EVLERİNİ İHMAL ETMEZLER
İfa ettikler görevleri,hizmetleri ne denli büyük olursa olsun, evlerinin onların ilk hesap verecekleri yer olduğunun şuurundadırlar ailelerinin, çocuklarının yetişmeleri ve takva üzere yaşamaları için didinirler, ellerinden geleni ihmal etmezler.
DENGELiDİRLER
Dünyayı elde etmek için ahireti ihmal etmedikleri gibi ahiretin hesabına dünyayı da perişan etmezler.
Nimetleri kullanır;ama onlara esir olmazlar.mübahları değerlendirir;ama batıp gitmezler.
Daha iyi bir din yaşamak için dine ilave etmek gibi bir aşırılığa kaçmazlar.
Yer, içer, şükrederler.
Uyur, dinlenir,sabah namazını kaçırmazlar.
Dertleri dünya değildir;fakat onu salmazlar.
İLLA HELAL DERLER
Yiyip içtikleri değil haramdan, şüpheli şeylerden olmasına bile razı olmazlar.Bedenlerine haramla beslenmiş etlerin cehennemde yanacağını bilirler ve haramdan ateşten kaçar kaçarlar.
SÜNNET ONLARIN YAŞAM TARZIDIR
Misvak, sakal, tırnak, koku, zikir, dua,sadaka…Sünnet olarak ne bildi öğrendi ise onu yaşam tarzı olarak algılarlar.Sünnete uygun yaşamayı bir onur bilirler.
İSTİĞFARI İHMAL ETMEZLER
Gece gündüz hep istiğfar ederler.günahları ağır bir yük gibi taşımamak için dilleri ve kalpleri istiğfara devam eder.İstiğfarlarında da samimidirler. ‘Nasüh bir tövbe’ hedeflerinden eksik olmaz.
Geçmiş ümmetlerin hallerini tefekkür etmeye çalışırlar.
Kimle oturup kalktıklarına dikkat ederler.Oturup kalktığı gibi olmaktan çekinirler.
SADAKAYI KÜÇÜMSEMEZLER
Mal ise mal, söz ise söz, beden ise beden…Ne ise gereken veya o ne verebiliyorsa onu -sadakayı-muhakkak verirler.Bir bardak su, bir yarım hurma, tatlı bir söz.
Sadakanın Rabbin gazabını söndüreceğini, rızkı genişleteceğini, bereket katacağını bilirler.
AKRABALIĞI KOLLARLAR
Akrabalık hakkının korunmasını ALLAH’ın emri olarak bilirler.Yakınlık derecesine göre her yakına ilgi ve alaka gösterirler.Onlardan birinin aç-açık kalmaması için de uğraşırlar, dinsiz-ibadetsiz kalmaması için de gayret ederler.
KORKU İLE UMUT ARASINDADIRLAR
Rahmeti kadar azabı, azabı kadar da rahmeti olduğunu bilip, ortada bir yolla ALLAH’a kulluk ederler. ‘Cennete girecek tek kişi’ veya ‘cehenneme konacak tek kişi ‘ tercihlerinin ikisinin de kendilerinde tecelli edebileceğini düşünürler. Endişeli, ama umut doludurlar.
BİR İŞ BECERMEYE ÇALIŞIRLAR
Önce ve öncelikle olarak haramlardan kaçıp,farzları eksiksiz eda ederler.Daha sonra:
İyi kur’an okuyabiliyorsa onu geliştirir,
İyi para kazanabiliyorsa onu geliştirir,
Davet ve nasihati, söz sanatı becerebiliyorsa onu geliştirir,
Cihadı becerebiliyorsa onu geliştirir,
Ve mübah olan her neyi iyi yapıyorsa onu geliştirir ve o yolla dinine hizmet eder.
Gerektiğinde taştan su çıkarır.Olmazları yapar. Yapıp becerdiğinin de, yapamadığının da ecrini kazanır.
TAKINTILI DEĞİLDİRLER
Geçmişe geçmişteki dertlere takılıp kalmazlar.Kendileri için, ümmet için ileriye doğru bakarlar.Neler yapabileceklerini,kaç insanı kurtarabileceklerini düşünürler.Hesapları ALLAH’a havale eder, yollarına devam edereler.
DERTLİDİRLER,GÖĞÜSLERİ GENİŞTİR
Din kardeşlerinin dertlerini,ümmetin halini kendi dertleri bilirler.İştahları kaçar,gayretleri artar.Muhakkak kendilerine yapacak yararlı bir iş bulurlar.Bütün müminleri, hatta bütün insanlığı sığdıracak geniş bir göğüs sahibidirler.
Nesil yetiştirmek,insan kurtarmak,ezanın sesini daha gür hale getirmek,bir sadaka daha fazla vermeye çalışmak,bir gün daha fazla oruçlu geçirmek onların derdidir.
Eğer bir çocuk kur’an okuyamadan buluğa erdiyse,onlar için lokmanın tadı kalmamıştır.Geceleri gündüz edip çalışıyorlardır.
Zalimin karşısında,mazlumun yanındadırlar.
ALLAH’TAN MEMNUNDURLAR
O’nun taksimine razıdırlar.Çocuklarının sayısına,şekillerine derilerinin rengine,verdiği rızka,sıhhata,eşe,dertlere…..razıdırlar.Kimseyi haset etmezler.
Ellerindeki nimetlere şükrederler.
Dara düşmeye görsünler,hemen Rablerine sığınırlar.
O ne güzel mevladır ,o ne güzel yardımcıdır der ve rahat ederler.
alıntı