
Değerli kardeşlerim benim gibi günahkâr biri bazı sorular sorsa rabbimiz ona nasıl cevap verirdi.
Soru, ey rabbim sen benim gizli açık her halimi bilensin işlediğim günahlarım hesapsızdır. Sen de biliyorsun ki seni layıkıyla bilemedim zikredemedim. Benim gibi günahkâr bir kulu bağışlar mısın?
Cevabı araştırdım. Rabbimiz beni bile bağışlayacağını tevbe etmem gerektiğini ondan ümit kesmemem gerektiğini söylüyor. Tevbe ile ilgili birkaç ayet bulup buraya yazayım benim gibi olan kardeşlerime bir hatırlatmam olur belki.
Bakara suresinden nass suresine kadar beni bile mi bağışlarsın diye soruyu yenileseniz. Cevap seni bile tevbe edip salih ameller işlersen bağışlarımdır. Rahmetinin genişliği rahmetinin bolluğu beni bile bağışlayacağını rahmetinin beni bile kuşatacağını bilmek bu bulunmaz bir müjdedir.
Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok yarlıgayıcı ve esirgeyici bulacaktır. (4/110)
(Resulüm!) Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver. (15/49)
De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. (39/53)
O, çok bağışlayan ve çok sevendir. (85/14)
Başlangıç ve sonuç ifadeleri hepimiz için günahkâr olan biz kulları için müjdedir. Hamdolsun ona hamdolsun. Elhamdülillah.
NOT: Rabbimize her konuda soru sorabilirsiniz. Rabbim ben kimim beni bana tanıtır mısın diye sorarak başlayabilirsiniz mesela. Size kendinizi tanıttırsın. Bakalım bizi bizden daha iyi tanıyan rabbimiz bizi nasıl tanıtıyor. Kitabımızın içinde Ahmet, Ali, Ayşe jon ,David, mariya tanıtılmaktadır. Beni rabbimizin tanıttığına sizleride tanıttığına şahidim.Soruları çeşitlendirip çoğaltabilirsiniz. (FU ZULİ)
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُالسَّبْعُ وَالأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدَهِ وَلَـكِنلاَّ تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا 44
44. Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tespih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, halimdir, bağışlayıcıdır.
Kardeşlerim ayeti okuduktan sonra hepimizin aklına geldiği gibi bende kuşların hayvanların bitkilerin kendi dilleri olduğunu o dilerle tespih ettiklerini anladım. Ve bütün bu etrafımdaki canlıları tek tek dinledim. Beklentim benim anlayacağım şekilde benim dilimle zikir yapacaklarıydı. Bu beklentim boşa çıktı. Hiçbiri Allah diyemiyor. Demiyordu Ağaçların hayvanların zikirlerini herkes duysaydı hemen secdeye varırlardı herhalde. Farkında olduğunuz gibi bu işte bir gariplik vardı. Hepsi anlaşılmayan birçok şey söylüyor. Ama Allah demiyorlardı.
Ben bunları düşünürken bir ses şöyle seslendi. Sesleri dinledin ama Allah dediklerini anlayamadın. Sen bu varlıkların kendi seslerini zikir bulundukları hallerini secde olarak anlasaydın daha doğru anlamış olurdun. Dedi. Güvercinin kendi sesi horozun kendi sesi bir zikirdir. Diğer bütün canlıların sesi de aynımıdır? Evet. Kardeşlerim bizler o sesleri güzel ses çirkin ses diye kategorize edip yadırgamaktan ziyade kendimizi eğitip bu zikir korosuna katılıp görevimizi yerine getirmeliyiz. Bizlerde bu âlemde bulunan bütün canlı ve cansız varlıklarla birlikte zikir etmeliyiz. (FU ZULİ)
وَأَوْحَى رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ 68
ثُمَّ كُلِي مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُكِي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلاً يَخْرُجُ مِن بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ فِيهِ شِفَاء لِلنَّاسِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ 69
68. Rabbin bal arısına: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. 69. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.
Rabbimiz bal arısına ilham etti. Ne zaman hangi şartlarda ilham ettiğini bilmiyoruz. Bal arısına bakıyor inceliyoruz. Acaba şimdi ne yapıyor diye. Bal arısı şimdi tıpkı rabbimizin ilham ettiği şekilde hareket etmektedir. O günden bu güne verilen görevi mükemmel bir şekilde yapmaktadır. Hiç isyan etmeden harfi harfine emri yerine getirmektedir. Buradan akıl sahibi insanlar olarak başka varlıklara acaba ne ilham edilmiştir. Ya da edilmiş midir? Diye sorabiliriz. Cevap evet ilham edilmiştir. Rabbimiz birini zikrederek diğerlerini bizim kâinat kitabındaki ayetlerinden okumamızı istemiştir. İneğe bulunduğun yerlerden bitkilerden beslen bundan insanlar için içimi kolay süt olsun. Diye ilham etmiştir. Peki, eşeğe ne ilham edilmiştir. Kâinat kitabından okuyalım. İnsanlara hizmet edip ağır yüklerini taşıyacaksın. Onarlın hizmetinde bulunacaksın. Bu ismini güzel anmadığımız varlık bile görevini noksansız yerine getirmektedir. Buradan hemen anlaşılmaktadır ki o güzel gözlerinden muhabbetle öpülmesi gerekir. Etrafımızdaki hayvan ve bitkilere baktığımızda kâinat kitabında hepsinin görevini ilham edildiği günden günümüze kadar noksansız eksiksiz yaptığını okuyabiliriz.