Hacı Bayram-ı Veli hazretleri, kendisine bağlılığın kötüye kullanılmasından üzüldü. Bütün müridlerim (Falan gün falan yerde toplanınız) diye haber saldı.
O gün hemen bütün Ankara halkı bu davete uyarak bildirilen yere akın ettiler. Hacı Bayram hazretleri bir tepeciğe kurdurduğu çadırdan çıkarak kalabalığa sordu:
- Beni seviyor musunuz? Benim yolumda canınızı verir misiniz?
Kalabalık hep bir ağızdan karşılık verdi:
- Elbette seviyoruz. Canımız senin yoluna feda olsun...
Hacı Bayram bunun üzerine, (Bugün bana inananları şu çadırın içinde birer birer kurban edeceğim. Sıraya girip herkes gelsin) dedi. Kalabalıktan bir kişi çıktı. Hacı Bayram onu çadıra aldı. Çadırda önceden hazırlattığı koyunlardan birini kestirerek, kanını çadırdan dışarıya akıttırdı. Dışarıdakiler adamın gerçekten kurban edildiğini sanarak ürperdiler. Hacı Bayram dışarı çıktı, (Bir kişi daha gelsin) dedi. Bir hanım ileri çıktı. O da içeri girince diğerleri çil yavrusu gibi dağıldı, kimse kalmadı.
Hacı Bayram-ı Veli hükümdara cevap yazdı:
(Sultanım, vergiden affedilmek üzere gerçek müridlerimi sormuştunuz. Biri erkek diğeri kadın iki müridim var) dedi.
"Size iki şey bırakıyorum. Onlara sarıldığınız müddetçe asla sapıtmazsınız. Bunlar da Allah’ın kitabı (Kur’an) ve benim sünnetimdir." (Buhari-Müslim