Endonezya nasıl Müslüman oldu?

776 görüntülenme · 3 yanıt

Paylaş:
istikbal

istikbal

Mübarek Üye · 1.236 mesaj

#1

Kendi halinde bir tüccardı. Bir gün kumaşları gemiye yükledi. Endonezya'ya gitti, oraya yerleşti. İşini orada devam ettirdi. Kumaşları kaliteliydi. Tam da halkın aradığı cinstendi. Kendisi de kanaat sahibi bir insandı. Kazancı az olsun, temiz olsun düşüncesindeydi. Bir gün geç geldi iş yerine. Eleman iyi bir kâr elde etmişti sattığı mallardan. Merak etti, sordu:
- Hangi kumaştan sattın?
-Şu kumaştan efendim.
-Metresini kaça verdin?
-On akçeye.
-Nasıl olur?" diye hayret etti,
-Beş akçelik kumaşı on akçeye nasıl satarsın? Bize hakkı geçmiş adamcağızın. Görsen tanır mısın onu?

Eleman gitti, müşteriyi buldu, getirdi. Dükkan sahibi müşteriyi karşısında görür görmez, helâllik istedi ve fazla parayı müşteriye uzattı. Müşteri şaşırmıştı. Böyle bir durumla ilk defa karşılaşıyordu.
-Ne demekti hakkını helâl et?
Olay kısa sürede dilden dile dolaştı. Çok geçmeden kralın kulağına kadar vardı. Sonunda kral kumaş tüccarını saraya çağırdı. Kral sordu:
-Sizin yaptığınız bu davranışı daha önce biz ne duyduk, ne de gördük. Bunun aslı nedir?
-Ben, dedi tüccar, bir Müslüman'ım. İslâm dini böyle emreder. Müşterinin bana hakkı geçmişti. Dolayısıyla kazancıma haram girmişti. Ben sadece bir yanlışı düzelttim.
Kral,
-İslâm nedir, Müslümanlık nedir? gibi peş peşe sorular sordu. Birer birer sorularını cevapladı. Kral ilk defa duyuyordu böyle bir dinin varlığını. Fazla zaman geçirmeden İslâm'ı kabul etti. Daha sonra kısa süre içinde de halk Müslüman oldu.

250 milyonluk nüfusa sahip olan bugünkü Endonezya'nın Müslümanlığı kabul etmesindeki sır sadece beş akçelik kumaştı. Yapılan tek şey vardı sadece: İnandığı gibi yaşamak, sahip olduğu güzellikleri çevresiyle paylaşmaktı. Efendimizin müjdesi herkese açık: "Doğru ve güvenilir tüccar, kıyamet gününde peygamberler, sıddıklar (doğrular) ve şehitlerle beraberdir." Yani, asıl etkili olan söz dili değil, hal diliydi. Konuşmaktan çok yaşamaktı. Anlatmaktan ziyade davranış dilinin devreye girmesiydi.

Kaynak : Mehmet Paksu, İman Hayata Geçince
“Yeryüzünde en güzel sistem İslam’dır. Sakın ha bu sistemi mal korkusundan, can korkusundan çakallara parçalatmayın. Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Sonra hakkınızla beraber, müslümanlık şerefiniz de gider”[Şehid Muammer Aslantaş]
||.mina.||

||.mina.||

Yeni Üye · 1 mesaj

#2
allah razı olsun güzel bi paylaşım
tevbeYA-HAK

tevbeYA-HAK

Mübarek Üye · 2.050 mesaj

#3
çokk güzel geerçekten allah razı olsun..
ÂNI YAŞA...
tevbeYA-HAK

tevbeYA-HAK

Mübarek Üye · 2.050 mesaj

#4
Dürüst tüccarların zamanı
Ticarette dürüstlük, helâl kazanç deyip te geçmemek lazımdır. Bu husus, cemiyetin huzurunun, saadetinin ve ilerlemesinin temelidir.
İstanbul'un fethinden önce, Fatih'in şahit olduğu hâdise ne kadar ibret vericidir: Geceli gündüzlü fetih hazırlığıyla meşgul olan Fatih Sultan Mehmed bir gün Edirne'de tebdil-i kıyafet ederek çarşıya çıkar. Bir dükkandan bir okka yağ alır. "Bir okka da bal ver" deyince o dükkân sahibi şöyle der: "Beyim ben siftah ettim. Bitişik komşum ise henüz siftah etmedi. Siz balı da ondan alın" Fatih bitişik dükkandan balı alır. Bir okka da peynir isteyince şu cevabı alır: "Ben siftah ettim. Şu komşum henüz siftah etmedi, Peyniri de ondan alınız." Bunun üzerine çok memnun olan Fatih, "Böyle faziletli esnafım varken, ben değil İstanbul'u bütün dünyayı fethederim" der.
ÂNI YAŞA...
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.