Bu nasıl iş. Baba eşeğe binmiş oğlu merkebin ipini çekiyor, çocuğa yazık değil mi. Çocuk büyüyüp gelişecek, o eşeğe binse daha iyi olmaz mıydı?
Lokman a.s merkepten indi, oğluna:
Oğlum konuşulanları sen de duydun mu?
Evet baba.
Haydi onların dediği gibi yapalım. Ben eşeğin önünde yürüyeyim, sen bin.
Bu şekilde yollarına devam etmeye başladılar. Bir müddet sonra başka bir cemaat ile karşılaştıklarında, bu kez şu sözleri işittiler:
Bu nasıl adam. Oğlunu aziz biri gibi eşeğe bindirmiş kendisi yürüyor. Eşeğin ipini oğlu çekseydi de babası merkebe binseydi daha iyi olurdur..
Buz sözler üzerine Lokman a.s oğluna:
Oğlum Bu sözleri işittin mi?
Evet baba.
Haydi ikimiz birlikte inelim, bakalım bu kez insanlar ne diyecek?
İkisi de eşekten inip yürümeye başladılar. Onları bu halde gören başka bir grup, kendi aralarında şunları konuştular:
Bunlar ne kadar saf insanlar! Binitleri olduğu halde binmemişler, eşeklerini öne katmışlar ve yürüyorlar, hayret doğrusu…
Lokman a.s. oğluna şöyle dedi.
Oğlum görüyorsun bu da olmadı, haydi ikimiz birlikte binelim.
Bu şekilde yolda ilerlerken karşılaştıkları bir grup insan, onları görünce, ikisi birden eşeğe bineceğine biri binseydi olmazmıydı
Bütün bu karşılaştıları durumdan çıkacak olan dersi Lokman a.s oğluna şöyle açıkladı:
Oğlum! Bir eşeğe binmek için biz her yolu denedik, insanların isteği üzerine değilde, Rabbimizin hoşnut olacağı şekilde binelim. Ben yaşlıyım eşeğe bineyim, sen gençsin onun ipini çek.
Biz birilerinin laflarına göre hareket edersek devamlı pişman ve perişan ve rezil oluruz.
Biz birinin lafına göre hareket edeceksek bu lafın sahibi Rabbul Alemin olmalı. Onun peygamberleri olmalı, onların izinde insanları irşad eden Allah dostları olmalı....
