giyinik fakat çıplak kadınlar
14.266 görüntülenme · 42 yanıt
RE: giyinik fakat çıplak kadınlar
ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞLERİM.BİZDE BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNDA SIKINTI ÇEKTİK,AMA HAMD OLSUN RABBİM HER ZORLUKTA BİR KOLAYLIK NASİP ETTİ.
BİZE BU DÜZENE UYMAMIZ GEREKTİĞİ YOKSA AÇ KALIRSINIZ DEDİLER...
ALLAH YOLUNDA ÖLMEK NE BÜYÜK SAADET OLUR,ŞEYTAN AÇLIKLA KORKUTUR.
BİZE Bİ ÇOKLARI YAPIYOR SİZDE BAŞINIZI AÇIN DENILDI....
BÜTÜN DÜNYA KARŞI ÇIKSA DA ALLAH'IN EMRİNE KARŞI GELEMEYİZ...ALLAH'TAN KORKARIZ..
ALLAH DOĞRU YOLDAKİ KULLARINDAN EYLESİNB)B)B)
ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞLERİM.BİZDE BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNDA SIKINTI ÇEKTİK,AMA HAMD OLSUN RABBİM HER ZORLUKTA BİR KOLAYLIK NASİP ETTİ.
BİZE BU DÜZENE UYMAMIZ GEREKTİĞİ YOKSA AÇ KALIRSINIZ DEDİLER...
ALLAH YOLUNDA ÖLMEK NE BÜYÜK SAADET OLUR,ŞEYTAN AÇLIKLA KORKUTUR.
BİZE Bİ ÇOKLARI YAPIYOR SİZDE BAŞINIZI AÇIN DENILDI....
BÜTÜN DÜNYA KARŞI ÇIKSA DA ALLAH'IN EMRİNE KARŞI GELEMEYİZ...ALLAH'TAN KORKARIZ..
ALLAH DOĞRU YOLDAKİ KULLARINDAN EYLESİNB)B)B)
RE: giyinik fakat çıplak kadınlar
RABBİM SİZDENDE RAZI OLSUN KARDEŞİM...AMİN..İNŞ..SELAMETLE...
tugba gunes yazdı:
ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞLERİM.BİZDE BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNDA SIKINTI ÇEKTİK,AMA HAMD OLSUN RABBİM HER ZORLUKTA BİR KOLAYLIK NASİP ETTİ.
BİZE BU DÜZENE UYMAMIZ GEREKTİĞİ YOKSA AÇ KALIRSINIZ DEDİLER...
ALLAH YOLUNDA ÖLMEK NE BÜYÜK SAADET OLUR,ŞEYTAN AÇLIKLA KORKUTUR.
BİZE Bİ ÇOKLARI YAPIYOR SİZDE BAŞINIZI AÇIN DENILDI....
BÜTÜN DÜNYA KARŞI ÇIKSA DA ALLAH'IN EMRİNE KARŞI GELEMEYİZ...ALLAH'TAN KORKARIZ..
ALLAH DOĞRU YOLDAKİ KULLARINDAN EYLESİNB)B)B)
RABBİM SİZDENDE RAZI OLSUN KARDEŞİM...AMİN..İNŞ..SELAMETLE...
AsK giBi siLah,,,nEfiS giBi düSmaN yOktUr...
RE: giyinik fakat çıplak kadınlar
A.S EVET ABLAM YA ONLARIN YÜZÜNDEN BÜTÜN GÜZEL TESETTÜRLÜLEREDE LAF GELİYO.
ADALETIMAHZA yazdı:
S.A.ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM.O KADAR ÇOK Kİ GİYİNİK ÇIPLAK.YOLDA YÜRÜRKEN HEP BU HADİS GELİR AKLIMA.AMA MAALESEF BAŞÖRTÜLÜ OLUP DA STREÇ KIYAFET GİYENLER BENİ DAHA ÜZÜYOR.RABBİM CÜMLEMİZİ ISLAH ETSİN.A.E.O.
A.S EVET ABLAM YA ONLARIN YÜZÜNDEN BÜTÜN GÜZEL TESETTÜRLÜLEREDE LAF GELİYO.
RE: giyinik fakat çıplak kadınlar
KATILIYORUM...B)B)B)
meftun61 yazdı:
ADALETIMAHZA yazdı:
S.A.ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM.O KADAR ÇOK Kİ GİYİNİK ÇIPLAK.YOLDA YÜRÜRKEN HEP BU HADİS GELİR AKLIMA.AMA MAALESEF BAŞÖRTÜLÜ OLUP DA STREÇ KIYAFET GİYENLER BENİ DAHA ÜZÜYOR.RABBİM CÜMLEMİZİ ISLAH ETSİN.A.E.O.
A.S EVET ABLAM YA ONLARIN YÜZÜNDEN BÜTÜN GÜZEL TESETTÜRLÜLEREDE LAF GELİYO.
KATILIYORUM...B)B)B)
AsK giBi siLah,,,nEfiS giBi düSmaN yOktUr...
RE: giyinik fakat çıplak kadınlar
S.A. MUAZ KARDEŞİM,
VALLA O KADAR GÜZEL BİR KONUYA DEĞİNMİŞSİN Kİ, ŞİMDİ BEN BU KONUDA NE YAZAYIM BİLMİYORUM Kİ.
MAALESEF BU HADİSE MUHATTAB O KADAR ÇOK BACIMIZ VARKİ, İNAN BUNU SAYFALARCA YAZSSAK BİTİREMEYİZ.
BİR DEFA İKİ BOYUTU VAR BUNUN,
BİRİNCİ BOYUT; KENDİSİNİ TESETTRÜLÜ SAYIP, SAÇLARINI YARIM YAMALAK ÖRTEREK VÜCUDUNUN DİĞER KISIMLARINI, SANKİ KOMŞUNUN VÜCUDU GİBİ SERBEST BIRAKNLAR. AKILLARINCA TESETTÜRE GİRİP ALLAH C.C. KENDİLERİNDEN İSTEDİĞİ GİBİ ÖRTÜNDÜKLERİNİ SANIYORLAR. AMA NAFİLE ONLAR GİYİNİK ÇIPLAKLARIN TAA KENDİLERİDİR.
İKİNCİ GRUPTA; BUNLAR HAYATLARINI HİÇ BİRŞEKİLDE ALLAH C.C. İSTEDİĞİ ŞEKİLDE DİZAYN ETME KAYGISI TAŞIMAMIŞLAR, ÇEVFRELERİ, AİLELERİ, OKULLARI, ARKADAŞLARI ONLARI ALMIŞ GÖTÜRMÜŞ BİR YERLERE . ONLAR NE GİYMİŞSE GİYMİŞ, NEYİ ÜSTÜNDEN FAZLALIK DİYE ÇIKARMIŞSA ÇIKARMIŞ. BU ŞEKİLDE GİYİNİK OLDUĞUNU SANIYOR TABİ GARİBİM.
BEN BUNLARIN HEPSİNİZDE CAHİLLİKLERİNDEN YAPTIKLARI KANATİNDEYİM. BİLSELER YAPMAZLAR ALLAH C.C. IM DİYOUM ONLARA DOĞRU YOLU GÖSTER.
İNŞALLAH ÇEVREMİZDE BU TÜR KARDEŞLERİMİZE UYGUN DİLLE UYARALIM. BUDABİZİM MÜKELLEFİYETİMİZ.
K.S.EO.
S.A. MUAZ KARDEŞİM,
VALLA O KADAR GÜZEL BİR KONUYA DEĞİNMİŞSİN Kİ, ŞİMDİ BEN BU KONUDA NE YAZAYIM BİLMİYORUM Kİ.
MAALESEF BU HADİSE MUHATTAB O KADAR ÇOK BACIMIZ VARKİ, İNAN BUNU SAYFALARCA YAZSSAK BİTİREMEYİZ.
BİR DEFA İKİ BOYUTU VAR BUNUN,
BİRİNCİ BOYUT; KENDİSİNİ TESETTRÜLÜ SAYIP, SAÇLARINI YARIM YAMALAK ÖRTEREK VÜCUDUNUN DİĞER KISIMLARINI, SANKİ KOMŞUNUN VÜCUDU GİBİ SERBEST BIRAKNLAR. AKILLARINCA TESETTÜRE GİRİP ALLAH C.C. KENDİLERİNDEN İSTEDİĞİ GİBİ ÖRTÜNDÜKLERİNİ SANIYORLAR. AMA NAFİLE ONLAR GİYİNİK ÇIPLAKLARIN TAA KENDİLERİDİR.
İKİNCİ GRUPTA; BUNLAR HAYATLARINI HİÇ BİRŞEKİLDE ALLAH C.C. İSTEDİĞİ ŞEKİLDE DİZAYN ETME KAYGISI TAŞIMAMIŞLAR, ÇEVFRELERİ, AİLELERİ, OKULLARI, ARKADAŞLARI ONLARI ALMIŞ GÖTÜRMÜŞ BİR YERLERE . ONLAR NE GİYMİŞSE GİYMİŞ, NEYİ ÜSTÜNDEN FAZLALIK DİYE ÇIKARMIŞSA ÇIKARMIŞ. BU ŞEKİLDE GİYİNİK OLDUĞUNU SANIYOR TABİ GARİBİM.
BEN BUNLARIN HEPSİNİZDE CAHİLLİKLERİNDEN YAPTIKLARI KANATİNDEYİM. BİLSELER YAPMAZLAR ALLAH C.C. IM DİYOUM ONLARA DOĞRU YOLU GÖSTER.
İNŞALLAH ÇEVREMİZDE BU TÜR KARDEŞLERİMİZE UYGUN DİLLE UYARALIM. BUDABİZİM MÜKELLEFİYETİMİZ.
K.S.EO.
RE: giyinik fakat çıplak kadınlar
m_muaz yazdı:a.s kardeşim asıl şimdi özür dilemek gerek galiba ya kafam çok karışıktı aman kardeş söyleme sakın:DB)
SELAMUN ALEYKUM ...
MABET BEKCİSİ KARDEŞİM..ÖNEMLİ DEĞİL BANA İSTEDİĞİNİ DİYEBİLİRSİN ÖZÜRE GEREK YOK...YALNIZ MEFTUN ABLA OLUR ABİ DEĞİL:)KENDİSİ BAYANDIR DUYMASIN..:)SELAMETLE..
RE: giyinik fakat çıplak kadınlar
selamünaleyküm Allahc.c. razı olsun Rabbim cümlemizi cehennem azabından uzak kılsın
selamünaleyküm Allahc.c. razı olsun Rabbim cümlemizi cehennem azabından uzak kılsın
Altın Üye
✦ Mübarek Üye
- Mesaj
- 16.828
- Tepki
- 4
- Ödül
- 38
- Katılım
- 10.2006
Altın Üye · ✦ Mübarek Üye · 16.828 mesaj
RE: giyinik fakat çıplak kadınlar
selamün aleyküm, Allah ıslah eylesin inşallah. güzeldi, Allah razı olsun paylaştığınız için, selametle kalın.
Tesettür Arapça bir kelime olup setr kökünden gelmektedir. Sözlük anlamı örtünmedir. Dinî ve fıkhî bir terim olarak ise, daha çok kadınların örtünmesi hususunda kullanılır.
Kur'an-ı Kerim, Müslüman kadının örtünme hükmünü beyan ederken bunun farz olduğunu vurgular. Şöyle buyurur: "Mümin kadınlara de ki: Bakışlarını kıssınlar, iffetlerini korusunlar, açıkta olanlar dışında ziynetlerini açığa vurmasınlar…"
Allâme Tabatabaî gibi müfessirlerin çoğu, örtünme gerekliliğinden istisna edilen açıkta olan ziynetlerden maksadın o ziynetlerin takıldığı yerler olduğunu söylemişlerdir. el-Keşşaf tefsirinin sahibi şöyle der:
"Ayette ziynetlerin takıldığı yerlerinin değil de kendilerinin zikredilmiş olması, örtünmenin önemini vurgulamak içindir. Çünkü ziynet, genelde bedenin namahremlerin bakması caiz olamayan yerlerinde olur. El ve ayak bilekleri, gerdan, pazı, kulak ve baş gibi… Dolayısıyla ziynetlerin açığa vurulması caiz olmayınca ziynetlerin takıldığı yerlerin açığa vurulması da hayli hayli caiz olmayacaktır. Keza, bedenin belli yerlerinde olmasından dolayı ziynetlere bakmak caiz olmayınca o yerlerin kendisine bakmak da hayli hayli caiz olmayacaktır."
Şimdi şu soruyla karşılaşıyoruz: İslâmî tesettüre riayet edilebilmesi için bedenin ne miktarı veya hangi ziynet yerleri örtülmelidir? Çünkü ziynet yerlerinden bir kısmının örtülmesi ya mümkün değildir ya da zorluk ve sıkıntıya sebep olmaktadır. Meselâ eller yüzük, mahallidir. Bunlar da birer ziynettir. Eğer elleri ve yüzü örtmek farz olursa, Müslüman kadın için çok sıkıntılı ve zor olur. Bu yüzden Kur'an-ı Kerim, söz konusu ayet-i kerimede, bedenin bazı uzuvlarını tesettürün gerekliliği kapsamının dışında tutmuştur. O uzuvlar, kendiliğinden açıkta olan ve örtülmesi zor ve sıkıntılı olan ziynet yerleridir.
Buradan hareketle müfessirler, bu konuda İmam Sadık'tan (a.s.) rivayet edilen hadise de dayanarak ayet-i kerimedeki kendiliğinden açıkta olan ve görünen uzuvlardan maksadın yüz, eller ve ayaklar olduğunu söylemişlerdir. Nitekim bazı hadislerde, yüzük gibi açıktaki ziynetlerin de örtülmesi gerekmediği ifade edilmiştir. Dolayısıyla doğal olarak açıkta olan yüz, eller ve ayakların örtülmesinin gerekli olmadığı kesinleşmiş oluyor. Şu sonuca varıyoruz ki İslâm açısından yüz, eller ve ayaklar dışında bedenin tamamının örtülmesi gerekir. Bu, İslâm'ın kesin hükümlerinden biridir ve bu hususta bir ihtilâf söz konusu değildir.
Buraya kadar kısaca örtünmenin farz oluşunu ve sınırlarını açıkladık. Şimdi sorumuzun asıl konusu olan tesettürün şekli ve türüne gelelim. Hemen belirtelim ki bu hususta şer’i açıdan bir kısıtlama söz konusu değildir. Tesettürün şekli ve türü, örfe ve toplumsal şartlara bağlı bir şeydir. Tabiatıyla da örflerin ve toplumsal adabın farklılığı nedeniyle bir toplumda çarşaf giymek, bir toplumda başörtüsü ve pantolonla birlikte manto giymek, bir başka toplumda da burka vs. giymek en iyi tesettür sayılmaktadır. Nitekim zaman ve şartların da bu konuda etkisi vardır. Bir zamanda geleneksel tesettürlere önem verilirken, toplumsal ve kültürel şartların değişmesiyle bir başka zamanda geleneksel giysilere olan ilgi ve alâka azalabilmekte ve modern tesettürler tercih edilebilmektedir.
Buna göre; kadınların giysisi ve tesettürü, toplumdan topluma, ülkeden ülkeye ve hatta şehirden şehre değişebildiği gibi zamandan zamana da değişebilir. Ancak şer’i açıdan değişmemesi ve her zaman sabit kalması gereken şey, tesettür ve örtünmenin aslıdır; şekli ve türü değildir. Dolayısıyla Müslüman kadın, yaşadığı muhitin örfü ve toplumsal adabına uygun biçimde giyinerek de İslâmî tesettürünü koruyabilir. Çünkü İslâm, Müslüman kadının tesettürü ve elbisesinin türünü, şeklini, rengini ve modelini belirlememiştir; bu hususların seçimini, örfler, toplumlar, zamanlar ve mekânlara göre Müslüman kadına bırakmıştır. Aynı şekilde, tesettür ve elbisenin rengi ve diğer özellikleri hususunda da toplumsal adap ve gelenekler belirleyicidir. Şer’i açıdan önemli olan, tesettürün tam ve istenilen düzeyde olmasıdır; renginin, türünün ve şeklinin hiçbir önemi yoktur. Nitekim İslâm'ın ortaya çıktığı ilk yıllarda Arap kadınları, başörtülerinin uçlarını başlarının üstüne atıyor veya arkalarına sarkıtıyorlardı. Neticede yakaları ve gerdanları açık kalıyordu. Bunun üzerine Kur'an-ı Kerim, Müslüman kadınlara, başörtülerinin uçlarını yakalarına sarkıtmalarını ve böylece gerdanlarını örtmelerini emretti. Fakat başörtüsünün rengi, şekli ve detaylarıyla ilgili bir açıklamada bulunmadı.
Buna göre tesettürün seçimi, kadına bırakılmış bir konudur. Ancak bu bağlamda dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. O da şudur: Tesettürün türü ve şekli, tesettürün felsefesi ve hikmetine aykırı olmamalıdır. Müslüman kadın, şanına ve metanetine yakışır elbiseler giymelidir; şanına ve metanetine yakışmayan, tesettürün felsefesi ve hikmetine aykırı olan küçük düşürücü ve vücut hatlarını belli edici dar elbiselerden uzak durmalıdır.
selamün aleyküm, Allah ıslah eylesin inşallah. güzeldi, Allah razı olsun paylaştığınız için, selametle kalın.
Tesettür Arapça bir kelime olup setr kökünden gelmektedir. Sözlük anlamı örtünmedir. Dinî ve fıkhî bir terim olarak ise, daha çok kadınların örtünmesi hususunda kullanılır.
Kur'an-ı Kerim, Müslüman kadının örtünme hükmünü beyan ederken bunun farz olduğunu vurgular. Şöyle buyurur: "Mümin kadınlara de ki: Bakışlarını kıssınlar, iffetlerini korusunlar, açıkta olanlar dışında ziynetlerini açığa vurmasınlar…"
Allâme Tabatabaî gibi müfessirlerin çoğu, örtünme gerekliliğinden istisna edilen açıkta olan ziynetlerden maksadın o ziynetlerin takıldığı yerler olduğunu söylemişlerdir. el-Keşşaf tefsirinin sahibi şöyle der:
"Ayette ziynetlerin takıldığı yerlerinin değil de kendilerinin zikredilmiş olması, örtünmenin önemini vurgulamak içindir. Çünkü ziynet, genelde bedenin namahremlerin bakması caiz olamayan yerlerinde olur. El ve ayak bilekleri, gerdan, pazı, kulak ve baş gibi… Dolayısıyla ziynetlerin açığa vurulması caiz olmayınca ziynetlerin takıldığı yerlerin açığa vurulması da hayli hayli caiz olmayacaktır. Keza, bedenin belli yerlerinde olmasından dolayı ziynetlere bakmak caiz olmayınca o yerlerin kendisine bakmak da hayli hayli caiz olmayacaktır."
Şimdi şu soruyla karşılaşıyoruz: İslâmî tesettüre riayet edilebilmesi için bedenin ne miktarı veya hangi ziynet yerleri örtülmelidir? Çünkü ziynet yerlerinden bir kısmının örtülmesi ya mümkün değildir ya da zorluk ve sıkıntıya sebep olmaktadır. Meselâ eller yüzük, mahallidir. Bunlar da birer ziynettir. Eğer elleri ve yüzü örtmek farz olursa, Müslüman kadın için çok sıkıntılı ve zor olur. Bu yüzden Kur'an-ı Kerim, söz konusu ayet-i kerimede, bedenin bazı uzuvlarını tesettürün gerekliliği kapsamının dışında tutmuştur. O uzuvlar, kendiliğinden açıkta olan ve örtülmesi zor ve sıkıntılı olan ziynet yerleridir.
Buradan hareketle müfessirler, bu konuda İmam Sadık'tan (a.s.) rivayet edilen hadise de dayanarak ayet-i kerimedeki kendiliğinden açıkta olan ve görünen uzuvlardan maksadın yüz, eller ve ayaklar olduğunu söylemişlerdir. Nitekim bazı hadislerde, yüzük gibi açıktaki ziynetlerin de örtülmesi gerekmediği ifade edilmiştir. Dolayısıyla doğal olarak açıkta olan yüz, eller ve ayakların örtülmesinin gerekli olmadığı kesinleşmiş oluyor. Şu sonuca varıyoruz ki İslâm açısından yüz, eller ve ayaklar dışında bedenin tamamının örtülmesi gerekir. Bu, İslâm'ın kesin hükümlerinden biridir ve bu hususta bir ihtilâf söz konusu değildir.
Buraya kadar kısaca örtünmenin farz oluşunu ve sınırlarını açıkladık. Şimdi sorumuzun asıl konusu olan tesettürün şekli ve türüne gelelim. Hemen belirtelim ki bu hususta şer’i açıdan bir kısıtlama söz konusu değildir. Tesettürün şekli ve türü, örfe ve toplumsal şartlara bağlı bir şeydir. Tabiatıyla da örflerin ve toplumsal adabın farklılığı nedeniyle bir toplumda çarşaf giymek, bir toplumda başörtüsü ve pantolonla birlikte manto giymek, bir başka toplumda da burka vs. giymek en iyi tesettür sayılmaktadır. Nitekim zaman ve şartların da bu konuda etkisi vardır. Bir zamanda geleneksel tesettürlere önem verilirken, toplumsal ve kültürel şartların değişmesiyle bir başka zamanda geleneksel giysilere olan ilgi ve alâka azalabilmekte ve modern tesettürler tercih edilebilmektedir.
Buna göre; kadınların giysisi ve tesettürü, toplumdan topluma, ülkeden ülkeye ve hatta şehirden şehre değişebildiği gibi zamandan zamana da değişebilir. Ancak şer’i açıdan değişmemesi ve her zaman sabit kalması gereken şey, tesettür ve örtünmenin aslıdır; şekli ve türü değildir. Dolayısıyla Müslüman kadın, yaşadığı muhitin örfü ve toplumsal adabına uygun biçimde giyinerek de İslâmî tesettürünü koruyabilir. Çünkü İslâm, Müslüman kadının tesettürü ve elbisesinin türünü, şeklini, rengini ve modelini belirlememiştir; bu hususların seçimini, örfler, toplumlar, zamanlar ve mekânlara göre Müslüman kadına bırakmıştır. Aynı şekilde, tesettür ve elbisenin rengi ve diğer özellikleri hususunda da toplumsal adap ve gelenekler belirleyicidir. Şer’i açıdan önemli olan, tesettürün tam ve istenilen düzeyde olmasıdır; renginin, türünün ve şeklinin hiçbir önemi yoktur. Nitekim İslâm'ın ortaya çıktığı ilk yıllarda Arap kadınları, başörtülerinin uçlarını başlarının üstüne atıyor veya arkalarına sarkıtıyorlardı. Neticede yakaları ve gerdanları açık kalıyordu. Bunun üzerine Kur'an-ı Kerim, Müslüman kadınlara, başörtülerinin uçlarını yakalarına sarkıtmalarını ve böylece gerdanlarını örtmelerini emretti. Fakat başörtüsünün rengi, şekli ve detaylarıyla ilgili bir açıklamada bulunmadı.
Buna göre tesettürün seçimi, kadına bırakılmış bir konudur. Ancak bu bağlamda dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. O da şudur: Tesettürün türü ve şekli, tesettürün felsefesi ve hikmetine aykırı olmamalıdır. Müslüman kadın, şanına ve metanetine yakışır elbiseler giymelidir; şanına ve metanetine yakışmayan, tesettürün felsefesi ve hikmetine aykırı olan küçük düşürücü ve vücut hatlarını belli edici dar elbiselerden uzak durmalıdır.
RE: giyinik fakat çıplak kadınlar
ve a.selam...cümlemizden razı olur Rabbim inş..amin..selametle..
derya_gulu yazdı:
selamünaleyküm Allahc.c. razı olsun Rabbim cümlemizi cehennem azabından uzak kılsın
ve a.selam...cümlemizden razı olur Rabbim inş..amin..selametle..
AsK giBi siLah,,,nEfiS giBi düSmaN yOktUr...
RE: giyinik fakat çıplak kadınlar
ve a.selam ...cok güzel olmus katkınız Rabbim razı olsun teşekkür ederim..selametle kalın...
aliye_aliye yazdı:
selamün aleyküm, Allah ıslah eylesin inşallah. güzeldi, Allah razı olsun paylaştığınız için, selametle kalın.
Tesettür Arapça bir kelime olup setr kökünden gelmektedir. Sözlük anlamı örtünmedir. Dinî ve fıkhî bir terim olarak ise, daha çok kadınların örtünmesi hususunda kullanılır.
Kur'an-ı Kerim, Müslüman kadının örtünme hükmünü beyan ederken bunun farz olduğunu vurgular. Şöyle buyurur: "Mümin kadınlara de ki: Bakışlarını kıssınlar, iffetlerini korusunlar, açıkta olanlar dışında ziynetlerini açığa vurmasınlar…"
Allâme Tabatabaî gibi müfessirlerin çoğu, örtünme gerekliliğinden istisna edilen açıkta olan ziynetlerden maksadın o ziynetlerin takıldığı yerler olduğunu söylemişlerdir. el-Keşşaf tefsirinin sahibi şöyle der:
"Ayette ziynetlerin takıldığı yerlerinin değil de kendilerinin zikredilmiş olması, örtünmenin önemini vurgulamak içindir. Çünkü ziynet, genelde bedenin namahremlerin bakması caiz olamayan yerlerinde olur. El ve ayak bilekleri, gerdan, pazı, kulak ve baş gibi… Dolayısıyla ziynetlerin açığa vurulması caiz olmayınca ziynetlerin takıldığı yerlerin açığa vurulması da hayli hayli caiz olmayacaktır. Keza, bedenin belli yerlerinde olmasından dolayı ziynetlere bakmak caiz olmayınca o yerlerin kendisine bakmak da hayli hayli caiz olmayacaktır."
Şimdi şu soruyla karşılaşıyoruz: İslâmî tesettüre riayet edilebilmesi için bedenin ne miktarı veya hangi ziynet yerleri örtülmelidir? Çünkü ziynet yerlerinden bir kısmının örtülmesi ya mümkün değildir ya da zorluk ve sıkıntıya sebep olmaktadır. Meselâ eller yüzük, mahallidir. Bunlar da birer ziynettir. Eğer elleri ve yüzü örtmek farz olursa, Müslüman kadın için çok sıkıntılı ve zor olur. Bu yüzden Kur'an-ı Kerim, söz konusu ayet-i kerimede, bedenin bazı uzuvlarını tesettürün gerekliliği kapsamının dışında tutmuştur. O uzuvlar, kendiliğinden açıkta olan ve örtülmesi zor ve sıkıntılı olan ziynet yerleridir.
Buradan hareketle müfessirler, bu konuda İmam Sadık'tan (a.s.) rivayet edilen hadise de dayanarak ayet-i kerimedeki kendiliğinden açıkta olan ve görünen uzuvlardan maksadın yüz, eller ve ayaklar olduğunu söylemişlerdir. Nitekim bazı hadislerde, yüzük gibi açıktaki ziynetlerin de örtülmesi gerekmediği ifade edilmiştir. Dolayısıyla doğal olarak açıkta olan yüz, eller ve ayakların örtülmesinin gerekli olmadığı kesinleşmiş oluyor. Şu sonuca varıyoruz ki İslâm açısından yüz, eller ve ayaklar dışında bedenin tamamının örtülmesi gerekir. Bu, İslâm'ın kesin hükümlerinden biridir ve bu hususta bir ihtilâf söz konusu değildir.
Buraya kadar kısaca örtünmenin farz oluşunu ve sınırlarını açıkladık. Şimdi sorumuzun asıl konusu olan tesettürün şekli ve türüne gelelim. Hemen belirtelim ki bu hususta şer’i açıdan bir kısıtlama söz konusu değildir. Tesettürün şekli ve türü, örfe ve toplumsal şartlara bağlı bir şeydir. Tabiatıyla da örflerin ve toplumsal adabın farklılığı nedeniyle bir toplumda çarşaf giymek, bir toplumda başörtüsü ve pantolonla birlikte manto giymek, bir başka toplumda da burka vs. giymek en iyi tesettür sayılmaktadır. Nitekim zaman ve şartların da bu konuda etkisi vardır. Bir zamanda geleneksel tesettürlere önem verilirken, toplumsal ve kültürel şartların değişmesiyle bir başka zamanda geleneksel giysilere olan ilgi ve alâka azalabilmekte ve modern tesettürler tercih edilebilmektedir.
Buna göre; kadınların giysisi ve tesettürü, toplumdan topluma, ülkeden ülkeye ve hatta şehirden şehre değişebildiği gibi zamandan zamana da değişebilir. Ancak şer’i açıdan değişmemesi ve her zaman sabit kalması gereken şey, tesettür ve örtünmenin aslıdır; şekli ve türü değildir. Dolayısıyla Müslüman kadın, yaşadığı muhitin örfü ve toplumsal adabına uygun biçimde giyinerek de İslâmî tesettürünü koruyabilir. Çünkü İslâm, Müslüman kadının tesettürü ve elbisesinin türünü, şeklini, rengini ve modelini belirlememiştir; bu hususların seçimini, örfler, toplumlar, zamanlar ve mekânlara göre Müslüman kadına bırakmıştır. Aynı şekilde, tesettür ve elbisenin rengi ve diğer özellikleri hususunda da toplumsal adap ve gelenekler belirleyicidir. Şer’i açıdan önemli olan, tesettürün tam ve istenilen düzeyde olmasıdır; renginin, türünün ve şeklinin hiçbir önemi yoktur. Nitekim İslâm'ın ortaya çıktığı ilk yıllarda Arap kadınları, başörtülerinin uçlarını başlarının üstüne atıyor veya arkalarına sarkıtıyorlardı. Neticede yakaları ve gerdanları açık kalıyordu. Bunun üzerine Kur'an-ı Kerim, Müslüman kadınlara, başörtülerinin uçlarını yakalarına sarkıtmalarını ve böylece gerdanlarını örtmelerini emretti. Fakat başörtüsünün rengi, şekli ve detaylarıyla ilgili bir açıklamada bulunmadı.
Buna göre tesettürün seçimi, kadına bırakılmış bir konudur. Ancak bu bağlamda dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. O da şudur: Tesettürün türü ve şekli, tesettürün felsefesi ve hikmetine aykırı olmamalıdır. Müslüman kadın, şanına ve metanetine yakışır elbiseler giymelidir; şanına ve metanetine yakışmayan, tesettürün felsefesi ve hikmetine aykırı olan küçük düşürücü ve vücut hatlarını belli edici dar elbiselerden uzak durmalıdır.
ve a.selam ...cok güzel olmus katkınız Rabbim razı olsun teşekkür ederim..selametle kalın...
AsK giBi siLah,,,nEfiS giBi düSmaN yOktUr...
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/14760-giyinik-fakat-ciplak-kadinlar · 23.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.