SOKAKTAN MEKTUP VAR

62.370 görüntülenme · 1.711 yanıt

Paylaş:
kasım hadi

kasım hadi

Mübarek Üye · 5.714 mesaj

#561
bilmemki kızım,onları her insan göremezki.der
kasım hadi

kasım hadi

Mübarek Üye · 5.714 mesaj

#562
yaaaaaa! der çocuk. üzntülü bir halde pencereye yaklaşır.perdeyi aralar dışarıya bakar.
kasım hadi

kasım hadi

Mübarek Üye · 5.714 mesaj

#563
elinde kırmızı güller olan,ak sakalı nur yüzlü o adam dışarıda ona el sallayıp duruyormuş.
kasım hadi

kasım hadi

Mübarek Üye · 5.714 mesaj

#564
çocuk sevinçle,,işye orada...işte orada,dışarıda.diye bagırr ve hemen kapıyayönelir dışarıya koşar.
CEVDET-71

CEVDET-71

Aktif Üye · 60 mesaj

#565
birden bire
NEFSİM DERKİ DAHA ZAMANIN COKTUR
KİMSENİN ELİNDE SENEDİ YOKTUR
VALLAHİ BİLLAHİ HESABI ZORDUR
SON NEFES GELMEDEN GEL TÖĞBE EYLE


kasım hadi

kasım hadi

Mübarek Üye · 5.714 mesaj

#566
çocugun bu hareketine bir anlam veremeyen babasıda çocugun peşinden dışarıya koşar.
kasım hadi

kasım hadi

Mübarek Üye · 5.714 mesaj

#567
dışarıya vardıgında baba hayretler içinde kalır.
kasım hadi

kasım hadi

Mübarek Üye · 5.714 mesaj

#568
çünkü çocugun elinde bu güne kadar görmedigi güzellikte bir gül destesi vardır






B)B)B)B)
kasım hadi

kasım hadi

Mübarek Üye · 5.714 mesaj

#569
kızına yaklaşan baba sorar
kasım hadi

kasım hadi

Mübarek Üye · 5.714 mesaj

#570
kızım bunları sana kim verdi..
acizane-kul

acizane-kul

Üye · 23 mesaj

#571
hani sana rüyamda hızır a.s. gördüm demiştim ya babacım.
İşte O verdi...
Rüyam3

Rüyam3

Mübarek Üye · 2.204 mesaj

#572
ve mutlu son :)
kasım hadi

kasım hadi

Mübarek Üye · 5.714 mesaj

#573
ehhh madem bitmesini istiyorsunuz, o zaman






İSLAMİYET GEN.TR.GURURLA SUNDU..................
hafize

hafize

Mübarek Üye · 14.020 mesaj

#574
kasım hadiehhh madem bitmesini istiyorsunuz, o zaman






İSLAMİYET GEN.TR.GURURLA SUNDU..................


KATILAN HERKEZE TEŞEKKÜRLER GÜZEL BİR HİKAYE ÇIKTI YAYINLAYABİLİRİZ SELAMETLE :K:evet:H
Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili Biz

YARADAN'ı görmeden sevmedik mi

Mevlana'dan

Beni Kimsenin Bilmesi Önemli Degil Rabb'im Bilsin , Yeter. Kim Ne Derse Desin


Bana


Rabb'im Kulum Desin Yeter...


gecekondu

gecekondu

Mübarek Üye · 1.726 mesaj

#575
ne çabuk bitirdiniz yaa ne güzel hikayee okuyodum :D:D


Allah razı olsun katılanlardan çok güzeldi .... B)

nurseyma

nurseyma

Üye · 16 mesaj

#576
Gülü Besteleyen Bülbül

Gülü Besteleyen Bülbül

O VARMIŞ, yok yokmuş.

Ezel zaman dışında ebed kalbin içindeymiş.

Yaratıklardan öte, ama her şeyden yakın, bir sultan varmış. Bu sultanın bir de, gözlerin hiç görmediği, hayalin tahattur bile edemediği, akıllara sığışmayan güzellikte bir bülbülü varmış.


Sultan bir gün bülbülüne, hükmettiği âlemleri göstererek “Bütün bu âlemleri senin için besteledim. Git, gez âlemlerimi de o besteyi bana oku. Ben de kendi bestemi senin sesinden dinleyeyim.” der ve bülbülü uçurur varlık âlemlerine.


Bülbül âlemlerde bestelenen bütün sadaları dinler. Semanın eşsiz derinliklerinde devasa notalarla kusursuzca nazmedilmiş manzumeleri okur. Üzerine milyarlar yıldız şebnemleri kondurulmuş galaksi güllerinden bir demet musika-i ilahi devşirir. Vecd ve şevk ile âlemleri seyrederken gözüne küçük bir gezegen ilişir ve merakı onu oraya cezb eder. Dünyayı baştan başa dolaşır ve dinlediği eşsiz besteler karşısında hayranlığını gizleyemez. Hele bir tanesi onu kendinden geçirir. Seher vaktinin serinliğinde helezonik şebnem notalarıyla bezenmiş kadife sayfalı gül güftesini görünce, tüm âlemin o gülde bestelendiğini farkeder. Sultanının eşsiz sanatı karşısında secdeye kapanıp “Senin sanatın seni en güzel şekilde övmekte, ben seni layıkıyla övemem.” der. Sonra beste yerine sultanına götürmek üzere o Muhammedî gülü dalından koparıp efendisine götürür. Ve ona, “Sana bütün kâinatın bestesini getirdim, ben bundan daha mükemmel beste dinlemedim. Senin sanatını bu GÜLden daha güzel besteleyen ne olabilir ki?” diye arz-ı hal eder.


Sultan tebessüm eder bülbüle. Ve ona “Bu gül benim aynamdır. Kim ona bakarsa beni bütün haşmetimle görmüş olur. Halbuki ben görünmez bir hazineyim. Hazinenin anahtarı da bu gülde saklıdır. Ve sen ey bülbül, bu gülün okuduğu bestesin. Kim sana kulak verirse gül destesinin bestesini benden işitmiş gibi olur. Ben gülde kendimi seyreder sende de esma ve sıfatlarımı sergilerim. Böylece senin gözünde kendimi seyrederim. Gören de ben, işiten de benim. Bütün görmeler ve işitmeler bendendir.

Hadi şimdi git, bu gülü nasıl bestelediğimi gör ve güle âşık bülbüleri bul ve bana çağır. Zira her gülde görünen benim ve her bülbül beni besteler.”


Bülbül uça uça dünyaya ulaşır. Fakat bu kez gördüğü manzara onu şaşırtır. Burası ölüler diyarı olsa gerek, güzellikten pek nasibi olmamiş galiba diye düşünerek yere alçalır. Gide gide bir mezarlıgın içine girer kuru bir dalın üzerine tüneyerek etrafını seyretmeye başlar. Manzara gerçekten de etkiler onu. Mevsimlerden kış ve her şey bütün güzelliklerinden soyulmuş haliyle çırılçıplak durur bülbülün önünde.

Toprağın yeşilden mahrum karası, semadaki bulutların karalar üstüne düşmüş karası, ağaçların iskeletlere dönmüş haliyle birlikte mezartaşlarının yosun tutmuş karaltısı etrafa kasavetli bir hava katıyordu. Kimsesizlik, yoksulluk ve yosunluk bütün her yeri kaplamıştı.


Hüzünlenir bülbül yoksulluğun ve yoksunluğun acısını ta yüreğinde hisseder. Gözleri mezarların üstünde gezerken kulağına derinden bir takım sesler gelir. Bir an gözündeki perde kaldırılır ve toprağın altında yatan tohumları farkeder. İyice kulak verdiğinde o seslerin tohumların kalplerinin haykırışı olduğunu anlar. Hayat sahnesine çıkma arzusunun ifadesi olan “vucut vucut” sadalarını işitir.

Bülbülün kalbindeki hüzün iyice derinleşir ve yüreği o acizlere karşı sınırsız bir şefkatle dolar. Onların kalbinde aşk-ı bekayı okur ve lisanı “yokluktan varlığa çıkış” bestesini terennüm eder.


Bülbülün acı acı inleyişi âlemi hüzne boğar bütün âlem, “Evet evet evet biz de istiyoruz ey sultanımız.” diye haykırır semaya. Derken kara bulutlar semanın yüzünden çekilir, güneş gülümser varlıkların yüzününe. Kasavetli dağların yüreğindaki buzlar çözülür, ırmak ırmak yaşlar akıtır ovaya. İçindeki varlık coşkusu taşar, güneşin ellerinde ulaşır semaya.

Ve semayı bu kez rahmet bulutları sarar. Bülbül vecde gelir bu kez de “hayat” bestesini işttirir bullutlara. Bülbülün hoş nağmesiyle çoşan bulutlar şimşekler çakarak rad ile konuşturur semayı. Ab-ı hayatı kızıştırır. Kara toprağın ölü bedenine hayat öpücüğünü kondurur. Tohumların yüreğine dokunur hayat. Baharla yeşil yeşil gülümser dünya. Yanağına pempe çiçekler kondurur. Fakir toprak fahr eder sultanın ikramıyla. Fakrı fahr olur, baharın gülümseyen yüzünde okunur.


Bu sefer aşkın bestesini seslendirir bülbül şevkle. Yüreği lisanında dillenir. Çiçeklerin âşıkları doldurur âlemi, kelebekler latif öpücükler kondurur bahara. Arılar muhabbeti dokur bal dudaklarda. Ve gül bahara gülümser. Bülbül hayran olur. Kalbinin kanıyla boyar onu. Âlemi onunla güldürür.


Derken bir insan gelir dünyaya. Ellinde gönül sepeti. Saldırır etrafa. Elinde neyi tutarsa soldurur. Sepetine sığdıramaz âlemi. Yüreğini ıssız çöle döndürür.


Ve bülbül “beka” bestesini okur gülün başında. İnsan, “Evet, işte benim bestem.” Der, yönelir güle doğru. Gül gülümser insana. İnsan gülde bütün âlemleri görür. Bülbülün terennüm ettiği bütün nağmeleri, mücessem halde gülün yüzünde okur. Tohum olur, gül ve bülbülün nağmesiyle kâinat çıkar içinden. Ve insan, sesin geldiği yöne bakar. Bülbülü farkeder. Bülbülün tüyleri renkten renge bürünür dev bir zümrüd-i anka görünür ona. İnsan, “Ya baki!” der ve ankanın sırtına biner. Tam kuş uçacakken insan güle uzanır. Başına taç yapar onu. Kuş uçar semaya, insan da ulaşır en son noktaya. Sunar tacını sultanına. Ve sultan gülümser ona.

Güller, son defa yazılsa bahara
Bülbüller son defa dokunsa kulağa
Kelebekler son kez kanatlansa semaya
Güneş son kez veda etse dünyaya
Ve bakışın, son bakış olsa bana
İstemem asla istemem derim

Güller hiç solmasın isterim
Bülbüller asla susmasın derim
Varlığıysa ölesiye severim

Ben bekanın âşığıyım dostlar
Fani sevmeler benim neyime

Bekası olmayan aşklar beni soldurur
Şu fani ömrüme hep elemler doldurur.
AŞK ANCAK SAHİBİNİ BULURSA GÜLDÜRÜR.

Abdulreşit Şahin
Ne beyân-ı hâle cür'et, ne figâna tâkatim var
Na recâ-yi vasla gayret, ne firâka kudretim var
tevbeYA-HAK

tevbeYA-HAK

Mübarek Üye · 2.050 mesaj

#577
sakal meselesi..

sakal meselesi..

Sakal Üzerine

Atatürk Amasya ziyaretinde.. Vali konağında yörenin ileri gelenleri ile sohbette. Bir ara tam karşısında oturan birine takılır gözleri. Yaşı ellinin üzerinde bu adam beline kadar inen sakalıyla Atatürk'ün dikkatini çeker. Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar;

- Kimdir bu?

Vali cevap verir;

- Efendim kendisi Şıh'tır. Yörede çok hatırlısı vardır.

Atatürk Şıh'ı yanina çağırır ve;

- Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. Şunu rica etsem de en azından Peygamber efendimizinki gibi kısaltsan der ve eliyle de boyunaltı hizasini gösterir.

Şıh;

- Emrin olur Paşam diyerek yerine çekilir.

Aradan zaman geçer, bir akşam Atatürk Amasya'daki Şıh ı hatırlar ve Vali'yi telefonla arayıp durumu sorar. Vali Şıh'ın sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını anlatır. Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra yaverini çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valiliği'ne tebliğ etmesini ister.

Ertesi gün Amasya'dan bir haber gelir ki Şıh Efendi Ata'yı görmek üzere Ankara'ya doğru yola çıkmıştır diye ...

Şıh gelir, Ata'nın karşısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kiyafet baştan sona değiştirilmiş, bambaşka bir görünüme bürünülmüştür. Atatürk'ün mesai arkadasları bu değişimi anlayamaz ve Ata'ya sorarlar;

- Aman Paşam, o Şıh ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız?

Ata gülümser, sonra da yanındakilere dönüp;

- Dün akşam Amasya Valiligi'ne bir yazı gönderdim ve Şıh'ı Afyon'a vali atadığımı bildirdim der.

Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı da Şıh'a vermesini söyler. Yazıda şöyle yazmaktadır;

- Inancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. Valilik meselene gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım. Kal sağlıcakla....
Hikayeler, Edebiyat Defteriniz En güzel Hikayeler, Aşk Hikayeleri, Sevgi Hikayeleri,Edebi Resimli Şiirler, Anne Hikayeleri, Dostluk Hikayeleri, Antoloji, Kültür, Baba Hikayeleri ve daha niceleri Hepsi Edebiyatdefterinde Edebiyat Defteri / Kendi Şiir
ÂNI YAŞA...
b_bocek

b_bocek

Kıdemli Üye · 120 mesaj

#578
cok teş... emegınıze yuregınıze saglık :)
b_bocek

b_bocek

Kıdemli Üye · 120 mesaj

#579
cok teş... emegınıze yuregınıze saglık :)
b_bocek

b_bocek

Kıdemli Üye · 120 mesaj

#580
cok teş... emegınıze yuregınıze saglık :)
Paylaş:

Giriş yap ve cevap yaz.