Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 15 Toplam 21 Sayfadan BirinciBirinci ... 51314151617 ... SonuncuSonuncu
141 den 150´e kadar. Toplam 206 Sayfa bulundu

Konu: NE ZAMAN AGLARSIN KENDİNE???

  1. #141
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.06.06
    Mesajlar: 1.994
    Teşekkür ve Beğeni

    YARAB BU UĞURSUZ GECENİN YOKMU SABAHI

    S.A.


    YARAB BU UĞURSUZ GECENİN YOKMU SABAHI



    Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

    Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

    Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!

    diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

    Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,

    Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında,

    Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm;

    Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!

    Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn'i,

    En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn'i!...

    Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicaz'ın

    Âteşli muhitindeki sûzişli niyâzın

    Emvâci hurûş-âver olurken melekûta?

    Sönsün de, İlâhi, şu yanan meş'al-i vahdet,

    Teslis ile çöksün mü bütün âleme zulmet?

    Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman

    Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?

    Enfâs-ı habisiyle beş on rûh-u leimin,

    Solsun mu o parlak yüzü Kur'an-ı Hakim'in?

    İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?

    Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhi, bu ne zillet?

    Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?

    Zâlimleri adlin, hani öldürmedi hâlâ!

    Câni geziyor dipdiri... Can vermede mâsûm!

    Suç başkasınındır da niçin başkası muhkûm?

    Lâ yüs'ele binlerce sual olmasa du kurbân;

    İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-bân!



    Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;

    Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık!

    Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın...

    Yaksaydın a mel'unları... Tuttun bizi yaktın!

    Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:

    Binlerce cevâmi' yıkılıp hâke serildi!

    Kalmışsa eğer bir iki mâbed, o da mürted:

    Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!

    Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,

    Bir giryede bin ailenin mâtemi çağlar!

    En kanlı senâatle kovulmuş vatanından,

    Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!

    İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...

    Nâ-hak yere feryâd ediyor: âcize hak yok!

    Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?

    Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî! MEHMET AKİF ERSOY


    ---------------------------

  2. #142
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.06.06
    Mesajlar: 1.994
    Teşekkür ve Beğeni

    SEN YOKTUN

    S.A-


    ---arkadaşlar DURSUN ALİ ERZİNCANLININ bence en güzel şiirlerinden biri sizlerle paylaşmak istedim...

    SEN YOKTUN

    Sen yoktun...

    Hz Âdemdeydi nurun

    Önce cenneti,

    Sonra yeryüzünü şereflendirdin.

    Âdem nuruna affedildi

    Arafat bu affa şâhitti



    Sen yoktun

    Nuhun gemisindeydi Nurun...

    Dalgalar yeryüzünü boğarken

    Taprağın bağrındaki su

    Gökyüzüyle buluşurken

    Ve bu bir ilahi azap derken,

    Allah nurunu taşıdı binbir sebeple

    Tûfan, nurunu selamladı edeple...



    Sen yoktun...
    Hz.İsmailin alnındaydı Nurun

    İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden

    Rabbimiz dedi,

    Onlara kendi içlerinden

    Senin ayetlerini okuyacak

    Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,

    Onları temizleyecek bir elçi gönder,

    Amin dedi on sekiz bin âlem

    Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak

    Amin dedi İsmail.

    Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı

    Medineden adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.



    Sen yoktun...

    Hz.İsa Ahmed diye muştuladı seni

    Alemlerin efendisi diye sana seslendi.

    Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..

    Çünkü bu âlemin reisi geliyor...

    Bekleyin Ahmed geliyor.

    Kainata rahmet geliyor.

    Havarilerin yüzünü okşayan,

    Ölüleri dirilten bir nefes oldun

    Ama sen yoktun...





    Sen yoktun Sultânım,

    Hz. Abdullahın alnındaydı Nurun

    Başı eğik gezerdi mazlum

    Kuteyle göklerden seni sorardı

    Varaka seni arardı semada

    Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.

    Ağlayarak süslediler ölüme...

    Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.

    Sen yokken,

    Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.

    Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi.

    Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...

    En son çocuk atılırken çukura

    Annesinin suretinde bir melek tuttu onu

    Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.

    Melekler süslüyordu hirâyı.

    Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,

    Efendisine hazırlanıyordu mekke.

    Âlem Efendisine hazırlanıyordu

    Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.

    Toprak yalvarıyordu rabbine,

    Allahım gönder artık diyordu.

    Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada





    Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,

    Bir inişin vardı yer yüzüne...

    Önünde cebrail!

    Ardında yalın kılıç melekler!

    Bir inişin vardı yer yüzüne...

    Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de

    Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.



    Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.

    Herşey sus pus olmuştu.

    Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!

    Kainat bir isim duymak istiyordu.

    Ve bir ses yükseldi Âminenin evinden;

    Muhammed!

    Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.

    Muhammed!

    Melekler öptü o nurdan ellerini.

    Muhammed!

    Seni yaratan Allaha kurbânız ey dürri yekta!

    Sana o adı veren rahmana kurbanız





    Artık sen vardın

    Susuz topraklara rahmet indi seninle

    Annenden sonra anne halime sevindi seninle

    Yağmura mı ihtiyaç var?

    Kaldır şehadet parmağını,

    Yağmurları salsın Allah.

    Sonra tut ağacın yaprağını,

    Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.

    Yeterki sen iste,

    Sen iste yarasulallah

    Deki ben kimim?

    Dağlar, taşlar dile gelsin,

    Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,

    Ente Rasulullah desin.



    Sen vardın

    Bedir kârdı,

    Uhut dardı

    Hendek yârdı.

    Yiğitlerin vardı.

    Ölmek için yarışan yiğitler...





    Hele bir enesin vardı senin.

    Enes bin malik...

    Uhutta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,

    Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.

    Onlar da

    Allahın Rasulü öldürülmüş deyince

    Enes kükremiş:

    Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?

    Kalkın ve Onun gibi ölün! Demişti.

    Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.

    Hem de ne şehit ey nebi!

    Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.

    Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...



    Musab Bin Umeyrin vardı senin.

    Uhutta sancağını taşıyan.

    Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki

    Allah o gün melekleri Musabın suretinde indirdi.



    Ebu hureyren vardı...

    Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.

    Sen anlardın,

    Ya Ebâhir gel! Derdin.





    Ve sen gittin...

    Bir gidişle gittin

    Ardında hüznün kaldı.

    Hasretin kaldı göklerde.

    Bilal ezan okuyamaz oldu

    Ne zaman teşebbüs etse

    Muhammed rasulullah demeye

    Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.



    Sonra günler ay,

    Aylar yıl oldu.

    Ve asırlar oldu

    Sensizliğe açtık gözlerimizi.

    Ama sen bırakmazsın bizi.

    Sen varsın ey şehitlerin sultanı

    Sen varsın!

    Bir şehit bile ölmezken

    Sana nasıl yok deriz.

    Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip

    Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.

    Ne anam var ne babam...

    Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden .





    Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!

    Bırakma bizi ki; Allah;

    Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.

    Bırakma bizi!

    Hayatı seninle öğretti Rahman.

    Kulluğu seninle tanıdık.

    Duayı senden öğrendik sevgili!

    Hz Ömer umre için senden izin isteyince,

    Kardeşcik dedin ona,

    Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın?

    Bizler Ömer değiliz ama

    Bütün dualarımız senin için



    Ey Rabbimiz!

    Rasulünü anışımızdan haberdar et!

    Ona binler salat, binler selam!

    Habibine Makam-ı Mahmutu ver

    Ona vesileyi lutfet.

    Onu refik-i Âlâya yükselt

    Bizi de affet

    Onun hatrına affet

    Zatının hatrına Affet.

  3. #143
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.05.06
    Mesajlar: 859
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: SEN YOKTUN

    YERİN MUSTAFA ' SI GÖK ' ÜN MAHMUT ' U İNCİL ' İN AHMET ' İ KUR-AN ' IN MUHAMMED ' İ ( S.A.V ) paylaşım için teşekkürler

  4. #144
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.06.06
    Mesajlar: 1.994
    Teşekkür ve Beğeni

    SEVGİLİ DİLENCİ

    S.A--

    --Sevgili Dilencisi



    Hâlâ senin yetimliğin düşer payıma

    Hâlâ senin öksüzlüğün gelip oturur

    En onmaz bir yanıma,



    Sensiz üşüdüm dehlizlerinde zamanın,

    Gülen yüzlerin ruhları mahkum,

    Sen heybetini dağlara bıraktın

    Sıcaklığını çöllere

    Gidişini sakladın bir hurma çekirdeğinde,

    Vuslatları alıp gittin bir başına

    Sarı takvimleri bana bıraktın

    Firakları devşirdim zamanın aynalarında

    Kum saatlerine bakarak bekledim gelişini

    Heyhâtlara gömüldüm ,

    Hangi gecenin sabahında bulurum ben seni,

    Günde beş defa iyi-kötü savaşı çıkartır kelimelerim,

    On dört asırlık uzaklıktan geliyorum kapına

    Suskunluğum, susuzluğum bu yüzden

    Bu yüzden sensizliğinde gurbetlerin dili lâl şairiyim.



    Senden sonra aşkın gözünü kör etti insanlık

    Bizlere âmâlık miras kaldı cedlerimizden

    Kör bir yılan Sevr’de bin yıldan beri yolunu bekler,

    Benim de beklediğim bu duraktan

    Yolun geçer mi senin,

    Gülüşün kadar sıcak gül kokuna hasret çekerim,

    Senden sonra güllerini kana buladılar,

    Gönlümün gözyaşları çoğaldı mısralarda,

    Yetim kalmak ve öksüz olmak

    Manasını yitirdi zamanla,

    Oysa bütün yetimlikler, bütün öksüzlükler

    Firakının tam manasıydı

    Gidişine alışamayanların dilinde,

    Hendek’te karnına bağladığın taşlar

    Seni anmadan her nefes alıp vermemde

    Gelip boğazıma düğümlenir şimdi,

    Senin için canından geçenler de kimdi,

    Üç bin meleği etrafında pervane yapan

    Yoksa Allah’ın yerdeki kudret eli miydi!



    Bedir’den payıma hâlâ bir “keşke” düşer

    Senin için hâlâ canından geçenler aklıma düşer

    Senin için tahtına küsenler, yardan geçenler

    Senin için korkmadan atını denize sürenler var

    Hâlâ gelmeni bekleyenlerin sabrı umman kadar,

    Karen’de Üveys’in yalın ayaklarından

    Senin yolunu bulmak için iz sürenler delikanlılar

    Çağların ötesinden, taşların dilinden

    İzleri kaybolan yedilerin şehrinden

    Binler selam yollamakta sana Sevgili.



    Hira’da kurşunî bir ses akar sayfalara

    Hira’da sakladığın o sır

    Güneşten daha aşikardı oysa,

    Sana benzemek için

    Birbiriyle yarıştı bütün gülleri dünyanın,

    Kameri bir işaretiyle ikiye böldü Ahmed’î nazar,

    Gül bahçesinin sultanı ey gül-i yar

    Sendendir her çiçeğin adı gül konulmadı,

    Efendisinden kaçan köleler çoğaldı

    Koyunu kurda kaptırdı çobanlar

    Yorgun zamanlara hapsedildi hasretlerimiz

    Bir tek sana olan sevdamıza gem vurulamadı

    Bir tek sen olunca manalar yüklenir firaka!



    Hâlâ senin yetimliğin düşer payıma

    Hâlâ senin öksüzlüğün gelip oturur

    En onmaz bir yanıma,

    Tahammülü yok dedim bu firakın

    On dört asırlık uzaklıktan kaçıp geldim kapına,

    Sevdalar zaman mekan tanımaz

    Ve ey zaman mekan aşmış Sevgili’m

    Ben senin gelişinin dilencisiyim.


    şair:ZAFER IŞIK
    _________________
    OLUMUN BIZI NEREDE BEKLEDİGİ BELLİ DEGİL İYİSİMİ BİZ ONU HER YERDE BEKLEYELİM.

  5. #145
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.06.06
    Mesajlar: 1.994
    Teşekkür ve Beğeni

    GÜL YAR

    S.A-


    ___GÜL YAR



    ---- SENSİZLİK YÜREGİMİ YAKAR KEN
    KİME GİDEM SEN YÜREGİMDE YOK KEN
    NEREDESİN EY YÜREGİMİN GÜLÜ
    BAK MEVSİM SOLDU HAYAT DURDU SEN SİZLİKTEN

    YAR GONLUMUN CAN KOKULU GÜLÜ
    YAR SEVDAMIN HULYASINDA KOKAN
    YAR YAMURLARIN DAMLARDQA ÜŞÜŞEN
    GÖZLERİMDEN TOPRAKLARA DÜŞEN AHIM

    SEN YOKSAN YUREGİM YOK ALEMDE
    SEN YOKSAN SABAH YOK GECELŞERİMDE
    SEN SİZLİK YÜREGİMİ VAVURMADAN
    RAHAT VE FERAH YOK GÖNUL ALEMİMDE

    HADİ YAR GÜLÜ BEKLETME GİR DÜŞÜME
    HADİ GÜLLERİN TATLI TEBESSÜMÜ
    SENSİZLİK KOL GEZMEKTE ŞEHRİMDE
    HADİ AMA HADİ YARGÜLÜ BU KADAR
    ÖZLETME

  6. #146
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.06.06
    Mesajlar: 1.994
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: GÜL YAR




  7. #147
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.06.06
    Mesajlar: 1.994
    Teşekkür ve Beğeni

    NAT-I ŞERİF

    s.a-




    NAT-I ŞERİF



    18 bin âlemi yüzü suyu hürmetine yarattı,
    Rabbim âlemlere habibim diye tanıttı,
    Arşı alaya isminin yanına ismini yazdı,
    Makamı Mahmud’u cennette senin için donattı.

    Sana peygamberler bile ümmet olmak istedi,
    Çünkü sen yetiştirdin altın nesli,
    Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali,
    Hangi Peygamberde var bu kadar yüce veli.

    Sensin Âlemlerin rahmeti,
    Bıraktın bize Kur’an ve sünneti,
    Doğumundan mahşere hep derdin ümmeti,
    Bize de nasip olurmu Kevser İle şefaati.

    Kuraklıkta sen gittinmi duaya, yağmur yağardı,
    Bir parmal işaretinle ay’ı ikiye ayırdı,
    Aşkından hurma kütüğü inledi ağladı,
    Bu mucizeler senin Peygamberlik şanındandı.

    Bu sözler kalpten geçen sözler,
    Değil seni övmek,
    Seni Rabbim övmüş, başka söze ne gerek,
    Bize düşen, getirdiğin bu dini kalbten kabul etmek,
    Sen ve senin izinden gidenleri tek önder bilmek.

    Hiç kimse senin kadar sevilmedi, sevilmeyecek,
    Senin gerçek değerin mahşerde bilinecek,
    Âşıkların yüzü sevginle gülecek,
    Yanıp tutuşan gönüller kevser’in ile serinleyecek.

    ..…..H.AHMET EFENDİ’DEN…….

  8. #148
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.06.06
    Mesajlar: 1.994
    Teşekkür ve Beğeni

    KABUS

    S.A-

    SİTEYE GİRİP SEYREDERSENİN ?????????



    http://www.eternalmultimedia.com/thi-is-islam/This_Is_Islam.swf

  9. #149
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.04.06
    Mesajlar: 63
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KABUS

    SA kardesim,
    Link icin tsk ederim..
    Güzel bir proje olmus gercekten.

    Teröre lanet!

    esselamualeyküm..

  10. #150
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.06.06
    Mesajlar: 1.994
    Teşekkür ve Beğeni

    MARTILAR

    s.a.---


    MARTILAR


    --

    Bundan yüzyillar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış.
    Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve
    tabii ki bir de prensesi varmis. Prenses dünyalar güzeli bir kızmış.
    Kral ona bakılmasını yasaklamış, her gün dolaşmak için saray muhafızları
    ile sarayın dışına çıkacağı ilan edildiginde halk eğilir ve gözlerini kapatır,
    ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle cezalanmakmış.

    Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında; fakir bir köylü
    delikanlı herşeyi göze alarak başını kaldırmış ve prensesle göz göze
    gelmişler... O an fakir delikanlı prensese inanilmaz bir aşkla tutulmuş.
    Prensesin derin bakışlarının da boş olmadığını düşünmüş ve günlerce
    uyuyamamış. Fakir delikanlı ölümü bile göze almak pahasına, prensesi
    bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada güzel prenses de
    onu tutulmuş onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış.
    Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın
    bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler.
    Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda
    saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına çıkarılan delikanli ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duydugu aşkını anlatmış.

    Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına
    dayanamayarak delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.

    Hemen bir gemi hazırlattıran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş...

    Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan delikanlı
    prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya başlamış...
    Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkını anlamış
    ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar... Zamanla
    prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren martılar
    aracılığı ile iki gencin arasındaki aşk iyice büyümüş. Ta ki... Bir sabah
    sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine
    ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabii
    korkulduğu gibi olmamış... Martıların bile aracı olduğu İki gencin
    arasındaki büyük aşkı anlayamadığı için kendisinden utanmış ve
    ağlayarak kızına sarılan kral, hemen bir gemi göndertip fakir
    delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.

    Buna duyunca çok mutlu olan prenses hemen delikanlıya bir mektup
    yazmış ve olanları anlatmış. Bu arada mektubu götürmek için bekleyen
    martıya da tüm martıların düğünlerine davetli olduğunu söylemiş.
    Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek için
    yola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı
    arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek
    için gagasını açtığında mektubu düşürmüş. Tüm martılar hep birlikte
    mektubu aramaya başlamışlar. Fakat bir türlü bulamamışlar...

    Bu arada prensesten mektup alamayan aşık delikanlı, yazmış olduğu
    mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış... Biraz
    ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu ariyorlarmış...

    Prensesin kendisini artık unuttuğunu, istemediğini, martıların da onun için
    yanına gelmediğini sanan delikanlı üzüntüsünden sonunda kendisini
    fenerden kayaların üzerine atarak intihar etmiş. Olanlardan habersiz kralın
    gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar...

    İşte o gün bugündür, martılar o mektubu ararlar. Mektubu bulup,
    o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her şeyi
    düzelteceklerine, inanarak hep denizler üzerinde uçuşup dururlar.



Sayfa 15 Toplam 21 Sayfadan BirinciBirinci ... 51314151617 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 18-10-2010, 00:14
  2. cennet cesitleri....
    Konu Sahibi nurukübra Forum Ahiret ve Kıyamet
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08-07-2008, 01:17
  3. ~ ' VesiLe- i A§K ' ~
    Konu Sahibi ipekkk Forum Dini sohbet
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03-04-2008, 22:09
  4. Sevgi zail olunca artıyor şiddet!
    Konu Sahibi Mustafa Cilasun Forum Kendi Şiirleriniz
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21-02-2008, 15:34

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •