Ey Oruç Tut Bizi!
VEHBİ AKŞİT


Ey oruç, tut bizi! Önce kalbimizi tut. Heveslerimizin katmer katmer çoğaldığı anlarda sabır ol bize. Arzuların şahikasında tattığımız yoksunluk daha da yükselsin. Yükselsin ki, yoksunluk, yokluğa tebdil olunsun. Varlık, hiçliğin tehdidiyle nokta nokta erisin. Kabuk dağlansın yaralarda, öz sancısın. Ve taptaze, oruç oruç durulan bir kalp olsun. Yeniden bir yaşamak ağrısı sahiplenilsin içimizce. İkrime bin Ebu Cehil’in yazgısına işlensin yazgımız. Hu diyelim sonra bir kalp yarasıyla, ilahi ente maksudi...

Ey oruç, tut bizi! Gözlerimize ateş akıtılmasından tut ki, gözlerimizin ateşe akmasına kadar tut. Perdele kurulsun aynalarla cesametimiz arasına. Siyah, Mekke’nin gecelerinden, Beytullah’ın örtüsünden, Ebu Leheb’in yüreğinden daha koyu bir siyah olsun aynalarda. İçinde kaybolalım her baktığımızın. Görmeye de oruç olsun, görüp de istemeye de. Kirpiklerimizi her yokladığımızda silahlar düşsün aklımıza. İncecik siyahlara kast eden silahlar. Ümmü Mektum’un dergahına yüzler sürelim. Görmenin afetinden korunalım. Gözlerimiz, en zayıf düştüğü anda vurulan mührü soğursun. Bir tek Hu deyince titresin gözbebeğimiz. İlahi, ente maksudi..[

Ey oruç, tut bizi! Kulaklarımızdan kainatın bütün sesleri gelip geçsin de hiç birinden teselli bulmayalım. Sular kaynar gibi çağırsın bizi, sular kaynar gibi böğürsün. Şarkılardan azap notaları eksilmesin. Her şey sussun sonra, her şey kendi orucunun sarhoşu olsun. İsrafil de sussun. Göklerdeki herc ü merc dinsin. Kuşlar hiç bilmemiş gibi şakımayı, sessizce süzülsün üzerimizden. Sayhalar, bir kelebek kanadının sessizliğinde kaybolsun. Biraz Ad kavmi zulalansın bu sessizlikte, biraz Sodom zelzelesi. Sesin canı çekilsin. Hal ile halleşelim de kaalden vazgeçelim. Bir tek Hu sesine açılsın kulaklarımız. İlahi, ente maksudi..

Ey oruç, tut bizi! Dilimiz söylenmemiş sözlere han olsun. Dilimizden çıkan her şey, bir daha dönmemek üzere çıksın da bir daha pişman olmayalım sözümüzden. Su kuşları tünesinler dilimize. Onların göğsünden bir hırıltı olup çıksın sözlerimiz. Cenneti ve cehennemi bir kıyl ü kal ayarında analım. Ateşi ve ırmağı da öyle. Kelimelerimiz kendi oruçlarından seçilsin gelsin. Lügatler mühürlensin, kitaplar virgülüne kadar dökülsün. Acem kasideleri kadar, Mesneviler kadar, Gülistan kadar susarak anlatsın kelimelerimiz. Hatta anlatmaktan bile vazgeçsin. Sözün menzili sırdan çizilsin. Hu diyen diller kalsın sadece. Hu.. İlahi ente maksudi..

Ey oruç, tut bizi! Ellerimizi dünyanın kalbinden çekelim artık. Parmaklarımızı şehadetten başka hiçbir şeye doğrultmayalım. Dövene elsiz olalım ki, oruç tutmuş olsun bizi. Bir tek toprağa batıralım parmağımızı. Bir de şeytanca duyguların kalbine kalbine. Musa’nın eli gibi beyazlatalım ellerimizi. Billur ırmaklar fışkırsın siyah taşlardan. Oruç suya kansın, su oruca. Silecek gözyaşları bulalım ellerimizle. Dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar bütün yetimlerin başını okşayalım. Duaya kalksın sonra ellerimiz, Hu diyen dualara kalksın ve elimizden gelen sadece bu olsun. İlahi, ente maksudi..

Ey oruç, tut bizi! Ayaklarımız, imkansız bir direncin talibi olsun. Yürürken dağlar değil gururlar yıkılsın. Ömer gibi olsun yürüyüşler. Sessiz ve ölüme kafa tutarcasına. Sessiz ve bastığı yere bir korkudur düşürerek. Ayaklarımızdan takat kesilsin de, yine sessiz sessiz, oruç oruç gidelim menzile doğru. “Ve sebbit akdamina” figanıyla yakalım ciğerlerimizi. Yürümek ve durmak arasından bir makam seçelim kendimize. Yürümek ona doğru, durmak ona doğru olsun. Kasıtlar, hedefler, maksatlar o olsun hep. Maksudumuz o olsun. İlahi, ente maksudi..

Ey oruç, tut bizi! Korkularımız da cesaretlerimiz de bir potada yoğrulsun. İliklerimize işleyen dünya endişeleri, tenden can çekilir gibi çekilsin yüreğimizden. Yüreklerin orucu taht kursun yüreklere. Bir reddiye filizlensin yüreklerimizde. Ebu Zerr’in isyanını kuşanalım fert fert. Korkuya red, endişeye red, canın tatlı vaadlerine red, aşka ve arazlarına red, gurura ve sürura red, müjdelere red feveranı yükselsin sessiz sessiz. Kabul ve redler terazis bir tek noktada muvazeneyi bulsun. Bir kefesinde yekpare bir red, bir kefesinde Hu merkezli bir kabul. İlahi, ente maksudi..

Ey oruç, tut bizi! Aziz Nebi’nin –ona selam olsun- “büyük cihad” diye tarif ettiği cehdin sancağını saralım bedenimize. Nefs ejderinin kafasını kesene kadar oruçlanalım. Sabır ve tahammülü Bilalce, Habbabca yaşayalım. Bir çığ gibi üstümüze üstümüze gelen tahriklere, törpülenmiş, mahrum ve mahcur edilmiş bir nefisle karşı koyalım. Evinden, eşinden, işinden, aşından geçen yüce gönüllülerin hatırasına yaslayalım “an”larımızı. Zamandan sıyrılsın zikirlerimiz. Andığımız ne varsa hepsi de zamana kalsın. Bir tek ona yönelsin zikrin masum sesleri. İlahi, ente maksudi..

Ey oruç, tut bizi! Tüm bildiklerimizi bir noktada hülasa edip, ilim ile cehl arasını bir nokta kadar kapatalım. Akıl da kendi orucuyla büksün boynunu. Bilmek bir yük olsun sorular bittiğinde. Numan bin Sabit’in diviti akılın gözünü oysun, hokkası boynuna bir Azrail halkası gibi geçsin. Ne biliyorsak yalan olsun, ne biliyorsak şayia. “Sübhaneke la ilmelena” tesbihi yapışsın dilimize. İlmin oruçluları olalım da, bildiğimizle azmayalım. Bu, bilginin şeytan silahı olduğu devranda, başımızı gözümüzü yaralayan sağanaktan kurtulalım. Bize bir tek bilgi, bize bir tek kitap kalsın. Hu isminin sırrına dair. İlahi, ente maksudi..

Ey oruç, tut bizi! Hatıralardan münşi maziyi çıkaralım aklımızdan. Bir perde çekelim aramıza maziyle. Anmanın, düşünmenin, yad etmenin orucuyla da hemdem olalım. Sabitleyelim hafızamızı, ne bir adım öne alalım oruçtan, ne bir adım sona. Yemliha’nın tortusunu, Kıtmir’in tortusunu kazıyalım içimizdeki mağaralarda. Tarih, bir şuursuzluk olarak dolansın dursun oruçsuz zihinlerde. Biz, geçmişi bir hücreye hapsedelim. Zamanın iki ucu kıvrılsın yani bir tek hücreye. İki uçtan bir ok olsun. Zamanın sahibine iştiyakla yönelsin. İlahi, ente maksudi..

Ey oruç, tut bizi! Bir bütün halinde vücudumuz, bir bütün halinde hislerimiz, bir bütün halinde tarihimiz, her şeyimiz yani, bize ait ne varsa her şeyimiz, külli bir oruçla harmanlansın. Azlığın da çokluğun da hükmü kalmasın. Açlığın da tokluğun da hükmü kalmasın. Varlığın da yokluğun da hükmü kalmasın. Ummana süzülen malum katrenin, ummanda kayboluşu gibi, her şey bir sonsuzluk denizinde kaybolsun. Kesret, vahdete dönsün. Denizler çekilsin içimizden, çatlak zeminlerde bir tek isim kazılı kalsın. Bulutlar göğümüzden çekilsin, en gerçek mavinin şahikasında bir tek isi yazılı kalsın. Meleklerin kanadında iftar edelim sonra. Meleklerin yakarışlarıyla yakaralım. İlahi, ente maksudi..