Adamın biri camide namaz kılıyordu. Namazdan sonra içinde bin dirhem parası
olan heybesinin kaybolduğunu gördü. Kendisi ile beraber Cafer-i Sadık
Kudduse Sırruhu Hazretleri de namaz kılıyordu. O'na:
-Benim içinde bin dirhemim olan heybem kaybolmuş. Buraya senden başka kimse
girip-çıkmadı. Olsa olsa bunu sen çaldın, diyerek iftira etmeye başladı.
Cafer-i Sadık Hazretleri evlâd-ı Resûl ve Varis-i Nebi'ye daha fazla söz
söylemesine razı olmadı.
"Gel benimle" diyerek evine götürdü. Adamın kaybolduğunu söylediği miktar
kadar parayı ona verdi.
İmam-ı Cafer hakkında adamın şüphesi daha da artmıştı:
- Madem parayı sen almadın, öyleyse bu kadar parayı bana niçin verdin?
dediğinde:
-Evlad-ı Resûl'e iftira ettiğinden dolayı Cehenneme girmeni istemedim ve bu
parayı sana helal ettim, buyurarak adamı gönderdi.
Adam Cafer-i Sadık Hazretlerinin evinden ayrılıp arkadaşlarının yanına
vardığında kendi heybesini içindeki parayla birlikte orada gördü.
Arkadaşları şaka olsun diye o namaz kılarken heybesini alıp gitmişlerdi.
Adam hata ettiğini anladı. ve meseleyi arkadaşlarına anlattı. Onlar:
"Senin para aldığın adam, filan zattır" diyerek gidip özür dilemesini
söylediler.
Adam aldığı bin dirhemle birlikte İmam-ı Cafer- Sadık Hazretlerinin huzuruna
gelip af diledi ve aldığı parayı geri iade etmek istedi. Fakat Hazreti İmam:
"Bizim hanemiz, evlad-ı Muhammed hanesidir. Buradan çıkan geri girmez. Bu
para sana helal olsun, diyerek parayı almadı ve adamı geri gönderdi.