Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 9 Toplam 12 Sayfadan BirinciBirinci ... 7891011 ... SonuncuSonuncu
81 den 90´e kadar. Toplam 114 Sayfa bulundu

Konu: SÜNNET YERİNE KAZA NAMAZI KILMAK

  1. #81
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 16.01.07
    Yer: Niğde
    Mesajlar: 1.030
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı Huyela´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir dakika .. Sabah namazının farzından sonra nafile namaz kılmak mekruh biliyorduk. Bu bilgiyi nereden aldınız ?Herhangi bir ehli sünnet aliminin kitabını gösterebilirmisiniz kaynak olarak ? Sabah namazının farzından sonra sünnetinin kılınabileceğine dair.
    selamun aleyküm ,

    sabah namazının farzından sonra işrak vaktine kadar nafile namaz kılınmaz ( güneş doğduktan 40-50 dakika sonrası ) ...

    işrak vaktinde sonra kılınan ; işrak vakti namazı , bayram namazı , kuşluk namazı bu vakitten sonra kılınır ...

    allaha emanet olunuz ...

  2. #82
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 02.06.08
    Mesajlar: 62
    Teşekkür ve Beğeni

    Bir dakika .. Sabah namazının farzından sonra nafile namaz kılmak mekruh biliyorduk. Bu bilgiyi nereden aldınız ?Herhangi bir ehli sünnet aliminin kitabını gösterebilirmisiniz kaynak olarak ? Sabah namazının farzından sonra sünnetinin kılınabileceğine dair.
    Ömer Nasuhi Bilmen'in Büyük İslam İlmihali (Bilmen yayıcılık, Sadeleştiren A.Fikri Yavuz sayfa 182)
    adlı kitabından nakledeceğim. Bu kitap Hanefi mezhebine göredir.

    282- Vaktinde kılınmamış olan beş vakit farz namazlarının kazası farzdır.
    Vitir namazının kazası ise vacibdir. Sünnetlere gelince: Bir sabah namazı sünneti ile beraber kaçırılınca,
    o günün güneş doğuşundan (kerahet vaktinin çıkışından) sonra istiva zamanına kadar bu sünnet
    farz ile beraber kaza edilir. Güneşin yükselişinden (kerahet vaktinden) önce istivadan sonra sünnet kaza edilmez.
    İmam Muhammed'e göre, bu sünnet yalnız olarak kaçırılmış olsa, yine güneşin doğuşundan sonra istiva zamanına kadar
    kaza edilir. Bir de, öğle namazının her iki sünneti, farza yetişmek için terk edilecek olsa, farzdan sonra evvelki
    sünnet ve sonra iki rekat sünnet kaza edilir. Fetva bu şekildedir. Böylece vakit içinde sünnet iki defa gecikmemiş olur.
    Bununla beraber son iki rekat sünnetten sonra da dört rekat sünnet kaza edilebilir. Namazın sırası iki defa değişmemesi
    için bunu daha iyi görenler de vardır.(Naklin bittiği yer).

    Kendi yorumum:Cemaate yetişmek için sabah namazı ve öğle namazı gibi sünnetleri kaçırırsak namaz bittikten sonra
    eğer o vakit çıkmamışsa bu sünnetleri kaza edebiliriz. Kitabın dili biraz ağır. Bu kitabda sabah namazının vakti çıkmadan; cemaate yetişmek için terk edilem sabah namazının sünnetini kılabileceğimiz yazmıyor. İmam Muhammede göre sünnet kaçırılırsa güneş doğduktan sonra kaza edilebilir yazıyor. Ama öğlenin ilk sünnetini cemaate yetişmek için farzdan sonra kılabileceğimiz yazıyor. Bu sünneti kaza etme durumu İkindi ile Yatsı namazı için geçerli değildir. Çünkü Gayri Müekked sünnettir. Güneş olmadan sabah namazının ilk sünnetinin kılınabileceği ile ilgili kaynak arayacağım. İyi günler.

  3. #83
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 02.06.08
    Mesajlar: 62
    Teşekkür ve Beğeni

    Aşağıda Yazmış olduğum yazıları Ömer Nasuhi Bilmen’in Büyük İslâm İlmihali (Bilmen yayıncılık, sadeleştiren. A. Fikri Yavuz s.183) adlı kitabından naklediyorum:

    284- Bir kimsenin namazı kazaya kalınca bakılır: Eğer o kimse tertib sahibi ise, bu namazı ile vakit namazları arasındaki sırayı gözetmek gerekir. Tertib sahibi değilse, bu namazı kaza etmeden diğer namazları kılabilir.
    285- Bir kimsenin tertib sahibi sayılabilmesi için, en az altı vakit namazı kazaya kalmamış olmalıdır. Altı vakit namaz kazaya kaldı mı, tertib sahibi olmaktan çıkar; artık onun ne kaza namazları arasında ve ne de kaza namazları ile vakit namazları arasındaki sırayı gözetmesi gerekmez.
    286- Kazaya kalmış namazlarda eskiye ve yeniye gelince, bunlar iki kısımdır. Yakın zamanda kazaya kalanlar altı vakte ulaşınca, ittifakla sıra gözetme gereğini kaldırır. Evvelce kaçırılmış bulunan (eski) namazlara gelince, bunlar da altı vakte ulaşmışsa, geçerli kabul edilen fetvaya göre sıra gözetmenin gereğini kaldırır. (Kısaltarak, özet çıkararak naklediyorum)
    288- Kazaya kalmış namazlar birkaç tane olur da, vakit bunlardan yalnız bir kısmı ile vakit namazına müsait bulunsa, sahih olan görüşe göre, sırayı gözetme gereği düşer.
    Yine bir kimsenin, vitirden başka altı vakitten çok veya altı vakit namazları kazaya kalmış olsa, bunları kaza etmeden vakit namazlarını kılması sahih olur. Çünkü bu durumda tertibe riayet edilmesinde güçlük vardır. Kazaya kalmış namazlar, vitirden başka altı vakit olunca çok sayılır, altıdan az olunca az sayılır.
    (İmamı Şafii’ye göre, kazaya kalan namazlarla vakit namazları arasında sıra gözetilmesi şart değildir, müstahabdır. )
    296- Kazâ namazlarının evde kılınması daha iyidir. Çünkü günahları örtüp açıklamamak lâzımdır. Böyle bir açıklama, Hakka karşı saygısızlık sayılır ve başkaları için de kötü örnek olabilir.
    299- Kaza namazları ile uğraşmak, nafile namazları ile uğraşmaktan daha iyi ve daha önemlidir. Fakat farz namazların müekked olsun olmasın, sünnetleri bundan müstesnadır. Bu sünnetleri terk ederek bunların yerine kazaya niyet edilmesi daha iyi değildir. Bu niyetlere niyet edilmesi evlâdır. Hatta kuşluk ve tesbih namazları gibi, haklarında nakil bulunan nafile namazlar da böyledir. Bunlara da nafile olarak niyet etmek evlâdır. Çünkü bu sünnetler, farz namazları tamamlar, bunların yerine getirilmesi mümkün değildir. Kaza namazlarının ise, muayyen vakitleri olmadığı için onların her zaman yerine getirilmesi mümkündür.
    Bununla beraber namazları kazaya bırakmak günahtır. Bu günahtan mümkün olduğu kadar kurtulmak için sünnetleri feda etmek uygun olmaz. Böyle bir günahı işleyen kimsenin fazla ibadet ederek Allah’ın bağışlamasına sığınması gerekirken, hakkında Peygamber şefaatinin tecelli etmesine vesile olacak bir takım sünnet ve nafileleri terk etmek nasıl uygun olabilir? Hem bir kısım vakit namazlarını kazaya bırakmak, hem de diğer bir kısım vakit namazlarını, kendilerini tamamlayan sünnetlerden ayrılmak iki kat kusur olmaz mı? Buna aykırı olan bazı nakiller geçerli değildir. Bunlar kabul edilen fetvaya aykırıdır. Hem sünnetleri, hem kaza namazlarını kılmaya elverişli vakit bulamadıklarını iddia edenler bulunursa, bunlar insaflı bir iddiada bulunmuş sayılmazlar. Boşuna yere en kıymetli zamanlarını harcayan insanlar, bilmem böyle bir iddiaya nasıl kalkışabilirler ?.. (nakil bitmiştir)
    Kendi yorumum: Naklettiğim yazıya dayanarak konuşuyorum ki: Hanefi mezhebinde tertib sahibi olmayanlar sünnetlerin yerine kaza namazı kılamazlar. Hanefi mezhebine mensub olan herkes artık bu hükme uymak zorundadır. Aksini iddia eden alimler varsa o Alimin mezhebine tabi olsun (tabi öyle bir mezheb var ise). Esed Turkey adlı kullanıcı Müslümanlık dinine göre size vahiy yoluyla bildiriliyor mu? Yoksa siz bu yorumlarınızı kendi kafanızdan mı uyduruyorsunuz?. Yoksa size bunu bunu söyle diye bir şey mi fısıldıyor? Kalbinizi bir nida mı geliyor? Ve bu gelen nida Mevla yoluyla mı yoksa şeytan mı fısıldıyor?. Yoksa İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerinin bu konudaki içtihadlerinde bir yanlışlık mı buldunuz?. Neye dayanarak bulduğunuz. Bu soruların cevaplarını kendinize vermenizi temenni ediyorum. Aliyasir nikli kullanıcı inşallah Kaza namazı varken sünnet ve nafile ile uğraşılması gerektiğini anlamışsınızdır. Sumeyra 35 adlı kullanıcı inşallah sorunuzun cevabını almışsınızdır. Ravza Nur, yamanni, Adaletli Hamza, Nurlu Rümeysa adlı kullanıcıların görüşlerine katılıyorum.
    Bazılarıda hem kazaya hem de nafileye niyet edeyim diyor. Böyle bir şey Hanefi mezhebi ile ilgili kitaplarda görmedim. Kaynağı olan varsa göstersin. Bu durumu bir misalle açıklamak istiyorum:

    Huyela adlı kullanıcı Allah senden razı olsun nereden ulaştın o kadar kaynağa. Kaç saatte yazdın bunları. Yazınızda Seyyid Abdulhakim (arvasi mi yoksa hüseyni mi bilmiyorum) Hazretlerinin 4 mezhebde bilgili olduğunu yazmışsınız. İmamı Azam Hz. Bu konudaki görüşlerini bildirmiş. Bu kişi kendi görüşlerini yazmış olabilir mi?. Siz hadisleri yazmışsınız, bizim bunlara bakıp bir konu hakkında hüküm çıkartmamız için konu ile alakalı olarak; Bütün Kuranın manasını bilmemiz ve bütün hadisleri ezbere bilmemiz ve İctimai ümmetin görüşlerini bilmemiz lazım. Biz Alim değiliz ki bilelim.
    Sonuç olarak biz bunları ezbere bilsek bile hataya düşme olasılığımız var. Müçtehid olmadığımızdan yaptığımız içtihad doğru ise iki yanlış ise bir ecir alamayız. Müçtehid varsa ki bu devirde var mıdır? Kaç tana vardır bilmiyorum onlara eyvallah. Onlar yukarıda yazdığım kaynaklara bakıp kendi yorumlayarak istediği hükmü verip kendisi amel etsin. Ama biz avamız. Hadislere bakıp Amel konusunda hüküm çıkartamayız. Allah 4 İmamdan razı olsun onlar bu ilimleri öğrenmişler çok doğru hükümler çıkarmışlar. Cumhur onların doğruluğunu tasdik edip onlara tabi oldu. Bizde onlara tabi olmalıyız.
    Buhari’de okumuştum “Her gelen gün giden günü aratacak” Binanaleyh geçmiş gelecekten daha iyidir. Bu hadisin altında bir açıklama okumuştum. Bu kötüye doğru gidişi zamana göre yorumlayanlar olduğu gibi ilim olarakta yorumlayanlar olmuş. İkinci yorumun doğruluğunun delilini yanlış hatırlamıyorsam Hasan Basrinin (rahmetullahi aleyh) şu sözüne bağlıyorlar: Haccacı Zalim ölünce ümmetin nefes aldığı zaman gibi bir kelime kullanmış mübarek. Demek ki bu zaman geçmişten daha iyi olabilir (bu sözümü Peygamber Efendimizin Zamanından daha iyi olacak şekilde anlamayın). Bir örnekte ben vermek istiyorum: Hazreti İsa aleyhisselam ile Hazreti Mehdi aleyhisselam indiği zaman dünyaya şeriat hakim olacak. Bütün müslüman olmayanlar öldürülecek. Dolayısıyla zülüm ortadan kalkacak, geçmiş gelecekten daha iyi olacak. Peygamberlerin bıraktıkları miraslar ilim’dir. Biz bu mirasın git gide zayi olduğunu görüyoruz. Misal feraiz ilmi. İlk kayıp olunacak ilmin feraiz ilmi olduğunu Peygamber Efendimiz bize haber veriyor. Sorun bakalım hocalara Feraiz ilmi ile ilgili ne biliyorlar. Belki de çoğumuz adının bile ne anlama geldiğini bilmiyoruz.
    Demek ki git gide kötüye giden zaman değil ilimdir. Geçmişteki Alimler, ilim yönünden daha bilgili olduklarından İmam-ı Azam ebu Hanefi Hazretlerinin mezhebine uymalıyız. Onun görüşlerini kabul etmeliyiz.
    Şimdi gelelim bir namaza iki niyet edenlere: Bu durumu bir misalle açıklamak istiyorum: Varsayalım ki ben sizden 5 milyar borç aldım ve bu borcumu senelerdir geciktirdim vaktinde ödemedim. Benim hakkımda ne düşünürsünüz. Peki birisi size borcunu verse mi hoşunuza gider yoksa borcu olmadığı halde size birisi bedavadan para verse mi hoşunuza gider? Tabi ki karşılıksız verilen para daha çok hoşunuza gider. Peki ben size iyilik olsun diye borcum olduğu halimde size hediye babında para versem (misal altın) ve bu verdiğim hediyeler için desem ki “al sana bu parayı benden sana hediye olsun” desem beni belki dövmeye kalkarsınız. Çünkü borcumu olan parayı size hediyem olsun diye verdim. Aynı şekilde kaza namazları ile nafile namazlarda böyledir. Borç başkadır hediye başkadır. Borç niyetine hediye verilmez. Çünkü o ya borçtur ya hediyedir.
    Bir namaza iki niyet etme diye bir şeye hanefi mezhebi ile ilgili ilmihallerde rastlamadım. Zannediyorum ki o zamanlar böyle amel eden yoktu. Böyle yapabileceğimize dair mezhebimiz ile ilgili bir kaynak bulan varsa bizle de paylaşsın. İmam-ı Azam Hazretlerinin veya talebelerinin bir yorumu varsa eyvallah. Eğer konu ile ilgili 4 Mezheb imamının bir görüşü yoksa o zaman günümüzdeki Alimler ne demiş bakalım. Ama kendi mezhebimizin imamı bu konuda içtihad yaptıktan sonra şu alim şöyle dedi falan diye nakletmeyelim. Ben nerden bileyim naklettiğiniz kişinin mezhebi ne, ehli sünnet vel cemaat itikadına sahib mi, kendi içtihadına göre mi mezhebin görüşüne göre mi konuşuyor. Bu durumu bir misalle açıklamak istiyorum: 20 sene sonra Yaşar Nuri veya Zekeriya Beyaz ölse. 30 sene sonra (şimdikiler inanmaz) bunların isminin sonuna “Hz” veya “k.s” koysalar ki şimdi bile bu kişileri Alim olduğunu iddia edenler var. Kendileride o iddiada zaten. Dinimizle ilgili bir mesele olduğu zaman bunların kitaplarından faydalansalar bu insanların hali nice olur. Bunun için mezheb imamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerine uyalım. Ruhunuza iyi bakın. Allah benden razı olsun (tebessüm ediyorum).

  4. #84
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.10.06
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 2.345
    Teşekkür ve Beğeni

    Müçtehidler yorum yapar demişsiniz ama kendiniz yorum yapmışsınız.
    İkinci olarakta müctehidler yorum yapmaz islamiyette yorum olmaz. Müctehidlerin yaptığı içtihattır. Bizim gibi cahillerin yaptığı ise yorum olur. Bu sebebden yorum zararlıdır. İçtihatla yorum arasındaki farkı iyi anlamalıdır. Aşağıda gereken yazı vardır. Seyyid Abdulhakim ARVASİ hazretleri "kuddise sirruh" gibi bir zatın fetvası bütün müslimanlara yeter. Kabul etmeyene zaten bir sözümüz yok. Aşağıdaki linklerde detaylı bilgi fazlası ile mevcuttur.

    Dört mezhebin fıkh bilgilerinde mütehassıs olan seyyid Abdülhakîm Efendi “rahmetullahi aleyh” buyurdu ki, (Tenbellikle nemâz kılmıyanlar, senelerce kazâ borcu olanlar, nemâza başladıkları zemân, sünnetleri kılarken, o vaktin ilk kazâya kalmış kazâ nemâzı için de niyyet ederek kılmalıdır. Bunların, sünnetleri kazâ nemâzı için de niyyet ederek kılması, dört mezhebde de lâzımdır. Hanefî mezhebinde, bir farz nemâzı özrsüz kazâya bırakmak ekber-i kebâirdir. Bu çok büyük günâh, her nemâz kılacak kadar boş zemân geçince, bir misli artmakdadır. Çünki, nemâzı hemen kazâ etmek de farzdır. Hesâba, sayıya sığmıyan bu müdhiş günâhdan ve azâbından kurtulmak için, sabâh nemâzından başka dört vakt nemâzın sünnetlerini ve Cum’a nemâzlarının ilk, son ve vakt sünnetlerini kılarken, kılınmamış farz nemâzını da ve yatsının son sünnetini kılarken, üç rek’at vitr nemâzını da kazâ etmeğe niyyet ederek kılmalıdır. Böyle olduğunu isbât eden delîller, Hanefî âlimlerinin kitâblarında pek çokdur.

    Farz nemâzı terk etmek büyük günâhdır. Hemen tevbe etmek lâzımdır. Tevbeyi [ya’nî kazâ kılmağı] gecikdirmek dahâ büyük günâhdır. Bu büyük günâh, kazâ kılacak kadar zemân, ya’nî 6 dakîka geçince, bir misli artar. Kazâ etmeği gecikdirince de, tevbe farz olur. Kazâya kalan bir nemâzın ilk kazâsı kılınınca, bu nemâzın kazâlarını gecikdirmek günâhlarının hepsi afv olur. Bunun için, kazâyı bir an evvel kılarak, kazâ borcunu bitirmek lâzımdır.

    FARZLAR VE SÜNNETLER: [Başkasının malını gizli olarak almağa (Sirkat) çalmak denir. Zorlayarak, aldatarak, görerek almağa (Gasb) yağma denir. İkisi de harâmdır. Her iki malı sâhibinin kullanmasına mâni' oluyor ki, bunun günâhı, ödeyinceye kadar devâm ediyor. Bu günâha ayrıca hergün tevbe etmek lâzımdır. Farzı vaktinde yapmayıp, nâfile ibâdetleri yapanın, bu nâfileleri kabûl olmaz. Çünki, bu kimse, Allahü teâlânın emrini yapmayıp, kendi nefsinin arzûlarını yapmakdadır. Zekât vermeyince, fakîrin hakkı gasb edilmiş oluyor. Zekât vermiyen zengin, binlerce fakîrin hakkını gasb etmiş olduğu için ve Allahü teâlânın emrini yapmadığı için, bunun bütün hayrâtı, hasenâtı kabûl olmuyor. Borcunu ödemiyen de, böyle haklar altında kalmakdadır.

    Nemâz kılmak, insanın Allahü teâlâya olan borcudur. Bir farzı vaktinde kılmamak, bu hakkı ve nemâzda müslimânlara yapılan düâ hakkını ödememek oluyor. Bunu kazâ edinciye kadar nâfile nemâzları, sünnetleri kabûl olmuyor. Nemâzı kazâya bırakmak büyük günâhdır. Bir nemâzın kazâsını kılmayan seksen hukbe yanacakdır. Her altı dakîka geçince, bu azâb bir misli artmakdadır. Bir sâatde on kerre, günde ikiyüzkırk kerre birer misli artmakdadır. Kazâ nemâzlarının cezâları, ilk günü seksen hukbe iken, sonraki günlerde, altı dakîkada bir misli artıyor. Her erkek oniki yaşından, her kadın dokuz yaşından i’tibâren, nemâz kılmağa başlayıncaya kadar geçen seneler adedince sene, sünnetler yerine kazâ kılmalıdır. Nemâzı kılmamak, büyük günâh olduğu gibi, kazâ kılmamak dahâ büyük günâh oluyor ve bu günâh her gün devâm ediyor. Nemâzı kazâya bırakanın tevbe etmesi lâzım olduğu gibi, kazâyı da kılmadığı için, her nemâz kılacak kadar zemânda, [ya’nî her 6 dakîkada] ayrıca tevbe etmesi lâzımdır. Kazâ kılmamağa tevbe etmek için, kazâyı da kılması lâzımdır. Bunun için, çok kazâsı olanın, her nemâzı kılarken, sünnetler yerine birinci kazâyı kılması lâzımdır. Çünki, kazâ nemâzını kılmadan, bunun sünnetleri kabûl olmamakdadır. Sünnet yerine kazâ kılarken, bu sünneti de kılmış olmakdadır.

    Bir nemâzın bir kazâsını kılmıyan, nemâz kılacak kadar zemânlar geçince, [ya’nî her 6 dakîkada] günâhı evvelkinin artarak, milyonlarca kazâ borcu hâsıl oluyor. Böyle kimse, birinci kazâyı kılınca, bu günâhların hepsi afv oluyor. Kazâ nemâzı kılmanın ehemmiyyetini iyi anlamalıdır. Îmânsız ölene âhıretde hiç merhamet edilmiyecek, Cehennemde sonsuz yanacakdır. Büyük günâh işleyip de tevbesiz ölen müslimân şefâ’at ile veyâ islâmiyyeti yaydığı için afv edilecekdir. Çünki, hadîs-i şerîfde (Allahü teâlânın en çok sevdiği amel, hubb-i fillah ve buğd-ı fillahdır) buyuruldu. Ehl-i sünnet âlimlerini ve Evliyâyı seven mü’min, bu hadîs-i şerîfin müjdesine kavuşacakdır. (Unutulmuş sünnetimi meydâna çıkarana yüz şehîd sevâbı vardır) hadîsindeki müjdeye kavuşmak için de, Ehl-i sünnet kitâblarını satarak, Muhammed aleyhisselâmın bildirdiği islâmiyyeti yaymağa çalışmak lâzımdır. İstanbuldaki (Hakîkat Kitâbevi)nin neşr etdiği kitâbların hepsini Ehl-i sünnet âlimleri yazmışdır.]

    Sünnetleri kazâ niyyetiyle de kılmak için, öğle nemâzının ilk dört rek’at sünnetini kılarken, ilk kazâya kalmış öğlenin farzını niyyet ederek, kazâ da kılmalıdır. Öğlenin son sünnetini kılarken, ilk kazâya kalmış sabâh nemâzının farzını da niyyet ederek, kazâ kılmalıdır. İkindinin sünnetini kılarken, ikindi nemâzının farzını niyyet ederek, kazâ da kılmalıdır. Akşamın sünnetini kılarken, üç rek’at akşam nemâzının farzını niyyet ederek, kazâ da kılmalıdır. Yatsının ilk sünnetini kılarken, yatsı farzını ve son sünnetini kılarken de, ilk kazâya kalmış vitri niyyet ederek üç rek’at olarak, kazâ da etmelidir. Böylece her gün bir günlük kazâ ödenir. Terâvîh nemâzlarını kılarken de, kazâ kılmağa da niyyet ederek, kazâ da kılmalıdır. Kaç senelik kazâ nemâzı varsa, buna, o kadar sene devâm etmelidir. Kazâlar bitince, yalnız sünnetleri kılmağa başlamalıdır).


    01-TAM İLMİHÂL SE'ÂDET-İ EBEDİYYE

    Kaza namazları .:.: www.dinimizislam.com :.:.

  5. #85
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 02.12.07
    Mesajlar: 3.024
    Teşekkür ve Beğeni

    Sünnet sünnettir ve kaza niyetiyle kılınmaz...
    Hem Sünnet kılarsınız hem de kaza
    Namazda pazarlık olmaz Sünnet Peygamberimiz gibi yapmak demektir, namazı onun gibi kılmak Onun Sünnetleriyle birlikte...

  6. #86
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 03.10.06
    Yer: *meftun*
    Mesajlar: 2.597
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı نعىمة´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sünnet sünnettir ve kaza niyetiyle kılınmaz...
    Hem Sünnet kılarsınız hem de kaza
    Namazda pazarlık olmaz Sünnet Peygamberimiz gibi yapmak demektir, namazı onun gibi kılmak Onun Sünnetleriyle birlikte...
    ALLAH c.c. razı olsun değerli kardeşim ...selametle
    şimdi oldu İNŞALLAH...

  7. #87
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 02.12.07
    Mesajlar: 3.024
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı nihalim´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ALLAH c.c. razı olsun değerli kardeşim bende böyle biliyorum...selametle
    Sizden de Allah razı olsun , teşekkürler
    Peygamberimizin (sav) Sünnetinde böyledir.

  8. #88
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.10.06
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 2.345
    Teşekkür ve Beğeni

    Üye Kuralları...Hatırlatma

    Üye Kuralları 28. Madde' yi hatırlatma gereği duydum...

    28-) Defalarca uyarmamıza rağmen halen forum içersine sorular sorulmaktadır. Biz forum içersine soru sorulmasını yasaklamıştık, bunun sebebi ise, farklı fikirler oluştuğu için biri çıkıp "Bence günah değildir, Bence birşey olmaz yani şundan dolayı şöyle olur çünkü, ama böyle olursa benim fikrimce olmamalıdır yani niye caiz olmasın ki" gibi saçmalıklar meydana gelebiliyor. Kişilerin kendi fikirlerini beyan etmesi güzel birşeydir. Ama konu dini konular olunca hassas bir konu olduğu için bunun vebali ağır olur. Bence sence onca gibi kelimelerle ifade edilmesi çok sakıncalıdır.
    Konu hakkında bilgi sahibi olan kişiler elbette kaynaklarıyla konuya cevap verebilir. Biz konu hakkında bilgi sahibi olmayan kişilerin cevap vermemesini, özellikle yukarıda da belirtildiği gibi "BENCE" kelimesini kullanarak yorum katmamasını rica ediyoruz.

  9. #89
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 03.10.06
    Yer: *meftun*
    Mesajlar: 2.597
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı Huyela´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Üye Kuralları 28. Madde' yi hatırlatma gereği duydum...

    28-) Defalarca uyarmamıza rağmen halen forum içersine sorular sorulmaktadır. Biz forum içersine soru sorulmasını yasaklamıştık, bunun sebebi ise, farklı fikirler oluştuğu için biri çıkıp "Bence günah değildir, Bence birşey olmaz yani şundan dolayı şöyle olur çünkü, ama böyle olursa benim fikrimce olmamalıdır yani niye caiz olmasın ki" gibi saçmalıklar meydana gelebiliyor. Kişilerin kendi fikirlerini beyan etmesi güzel birşeydir. Ama konu dini konular olunca hassas bir konu olduğu için bunun vebali ağır olur. Bence sence onca gibi kelimelerle ifade edilmesi çok sakıncalıdır.
    Konu hakkında bilgi sahibi olan kişiler elbette kaynaklarıyla konuya cevap verebilir. Biz konu hakkında bilgi sahibi olmayan kişilerin cevap vermemesini, özellikle yukarıda da belirtildiği gibi "BENCE" kelimesini kullanarak yorum katmamasını rica ediyoruz.
    asla kalbinizi kırmak gibi bir niyetim yok yapamam tartışmaları hiç sevmem
    düzelttim sanırım oldu...

  10. #90
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 02.12.07
    Mesajlar: 3.024
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı Huyela´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Üye Kuralları 28. Madde' yi hatırlatma gereği duydum...

    28-) Defalarca uyarmamıza rağmen halen forum içersine sorular sorulmaktadır. Biz forum içersine soru sorulmasını yasaklamıştık, bunun sebebi ise, farklı fikirler oluştuğu için biri çıkıp "Bence günah değildir, Bence birşey olmaz yani şundan dolayı şöyle olur çünkü, ama böyle olursa benim fikrimce olmamalıdır yani niye caiz olmasın ki" gibi saçmalıklar meydana gelebiliyor. Kişilerin kendi fikirlerini beyan etmesi güzel birşeydir. Ama konu dini konular olunca hassas bir konu olduğu için bunun vebali ağır olur. Bence sence onca gibi kelimelerle ifade edilmesi çok sakıncalıdır.
    Konu hakkında bilgi sahibi olan kişiler elbette kaynaklarıyla konuya cevap verebilir. Biz konu hakkında bilgi sahibi olmayan kişilerin cevap vermemesini, özellikle yukarıda da belirtildiği gibi "BENCE" kelimesini kullanarak yorum katmamasını rica ediyoruz.
    Sende yalnış yazdın ne yapalım öylece kalalım mı, forumun anlamı nedir ? sayfalar dolusu cevab yazıldı...
    şu anda vaktim yok, kitab da yok, ama bende aksini kitablardan bulacağım
    Peygamberimizin Sünnetinde böyledir , bizce değil...nakil

    Sünnet Sünnettir. Sen farz namazın kazasını kılacaksın, kaçırdığın farzını eda edeceksin...

Sayfa 9 Toplam 12 Sayfadan BirinciBirinci ... 7891011 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Mescid i aksa için feth suresini okuyalimmi
    Konu Sahibi rumuzgüller Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11-11-2009, 14:35
  2. Ey Sevgili, En Sevgili, Ey Gönüller Fatihi
    Konu Sahibi muhammed25 Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-06-2009, 09:22
  3. Allah rızası için sadece bir İhlas..
    Konu Sahibi hayalim01 Forum Tanışma Köşesi
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 29-08-2008, 22:26
  4. --Cemal Kuru*--Azrail Canımı Alınca--
    Konu Sahibi FAHRETTİN Forum İlahiler ve Ezgiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29-10-2007, 21:44
  5. Hacc
    Konu Sahibi ekremeee Forum Dini sohbet
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28-10-2007, 12:44

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •