Yüzleri Ebu Cehil karpuzunu andırır.
Bu habis bedenini, cesedi terk et artık.)
Ve hazret-i Azrail, onu eline alır.
Yani verir o ruhu, bir azap meleğine.
Dünyada her kokudan kerihtir rayihası.
Ve dünya semasının birincisine gelir.
Der ki: (Ben Cebrail’im, filan kâfirdir bu da.)
Şöyle deyip, açmazlar semanın kapısını:
Bu gibiler, Cennete giremezler katiyen.)
Rüzgar onu alarak, uzaklara iletir.
Ta (Siccin)e indirir, hor ve hakir olarak.
Cehennemin dibinde bir yerdir ki bu Siccin,
Orada habs olunur ruhları her facirin.
Ruh bedenden çıkınca, kendisine, semadan,
Bir münadi, şöylece nida eder o zaman:
Yoksa, dünya mı seni terk etti böyle ani?)
Der ki: (Ey Ademoğlu, kuvvetin hani nerde?
Nerede o dostların, hepsi de terk mi etti?)
Der ki: (Ey Ademoğlu, çıkıyorsun bir yola.
İlk kez tahta bir at’a, tabuta biniyorsun.)
Der ki: (Ey Ademoğlu, gidiyorsun kabrine.
Yok eğer kâfir isen, kötüdür senin sonun.)
Musallaya konunca, şöyle nida edilir:
(Dünyada ne yaptıysan, karşına gelir bir bir.
Yok, günah işlediysen, bulursun cezasını.)
(Ey kişi, mezar için getirdin mi bir azık?
Onu aydınlatacak ışığın var mı ki bir?)
Kabire konduğunda, seslenir ona mezar.
Der ki: (Ey Ademoğlu, kıldın mı bende karar?
Şimdi benim içimde, ne için ağlar oldun?
Şimdi sesin çıkmıyor, acaba sebep ne ki?)
Kim gülerek günah işlerse, ağlayarak Cehenneme gider.
Abdullah Müzenî “Rahmetullahi aleyh”
