- Bu gece yağ alamayız. Hakk Teâlâ'nın kelâmını da okumamız lazımdır. Ya Ebû Bekir tükrüğünden bir miktar kandile damlat, buyurdular.
Hazreti Âişe-i Sıddıka (Radiyallahu anha) diyor ki:
- Babam, emre uyarak istenileni yaptı. Kandilin ışığı ashabı kiramın gözleri kamaşacak şekilde fazlalaştı. Resûl-i Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Bu kandili söndürmeyiniz, buyurdular.
O kandil kırk gün, kırk gece Hazret-i Âişe (Radiyallahu anha)'nin evinde yandı. Sonra bir münâfık geldi:
- Hayret edilecek şey! Bir kandil kırk gün kırk gecedir yanıyor, dedi. Kandil söndü. Cebrail (Aleyhis-selâm) geldi. Hakk Teâlâ'nın: «Kullarımdan fena bakışlı olanlar da vardır. Eğer o münâfıkın nazarı değmeseydi, Ebû Bekir'in tükrüğünün bereketiyle kandili kıyâmete kadar söndürmezdim» buyurduğunu haber verdi. [Dört Büyük Halife Kitabı (Şemsüddîn Ahmed Efendi), Sayfa: 74)]
