İnkarcılarınkinden çok daha büyük bir karşılığa, Allah'ın rızasına ve sonsuz cennetine talip olan mümin de kendi hedefleri için ciddi bir çaba gösterir. Kuran-ı Kerim, müminin bu özelliğini şöyle tarif ediyor:
"Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider. Kim de ahireti ister ve bir mümin olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır." (İsra Suresi, 18-19)
Mümin Allah rızası ve ahiret için "ciddi bir çaba göstererek" çalışır. Allah yolunda bütün hayatını adamış olan bir insan, Allah rızası için karşılaşacağı hiçbir zorluktan etkilenmez. Allah rızası dışında hiçbir şeye yönelmez.
Müminin Allah yolunda göstereceği çabanın gerçekten ciddi olup olmadığı da denenecektir. Allah yolunda hiçbir şeyden çekinmemelidir. Mümin olmanın ölçüsü, Allah rızasına karşı yoğun ve şiddetli bir istek duymak ve gerektiğinde bu yolda fedakarlık göstermekten kaçınmamaktır. Müminler, "katıksızca ahiret yurdunu düşünüp anan ihlas sahipleri"dirler (Sad Suresi, 46). Mümin, Allah'ın rızasının yanında başka çıkarlar gözetmez. Allah'tan rızasını, rahmetini ve cennetini umar, çünkü Kurani ifadeyle "Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir 'çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır." (Nisa Suresi, 124)
Kuran-ı Kerim'de Allah'ın tarif ettiği bu mümin modeli çok açık ve nettir. Bir insan, "ya ahiret varsa" gibi çarpık ve küstah bir mantıkla arada sırada bazı ibadetleri yerine getirmekle mümin olmaz. Allah'a ve ahirete "kesin bir bilgiyle" (Lokman Suresi, 4) iman edip, sonra da Allah yolunda "ciddi bir çaba" gösterenlerin yurdudur cennet. Allah'a ancak "bir ucundan ibadet" edip, diğer yanda dünyaya bağlanarak küçük manevralarla ahireti kendince "kurtarabileceğini" zannedenlerin durumu, şöyle açıklanıyor:
henüz dünyadayken de ödüllendirecektir:
alıntı