Bezmişim...!

1.734 görüntülenme · 9 yanıt

Paylaş:
mavci

mavci 🛡

* ZİKİR * FİKİR * ŞÜKÜR * · ✦ Mübarek Üye · 33.174 mesaj

#1


BEZMİŞİM..

Bu gidişle aram yok bundan böyle
Hedefi olmayan yoldan bezmişim
Korkarım felaket hak bundan böyle
İblisle dost olan kuldan bezmişim

Nasıl mutlu olam viran halimden
Mazlum yoksul sille yerken zalimden
Sahtekar beylerden sahte alimden
Riyakar konuşan dilden bezmişim

Şarlatanlar işgal etti meydanı
Kanımıza girdi soysuzun kanı
Sırıtan kırıtan sardı dört yanı
Baldırdan bacaktan belden bezmişim

Mutlu azınlığa çanak tutulur
Anadolum lokma lokma yutulur
Bu pazarda şeref namus satılır
Arsızdan hırsızdan elden bezmişim

Özümden bi haber nesil perişan
Şuratlar maskeli asıl perişan
Türküler yapmacık usül perişan
Şinanaylar çalan telden bezmişim

Gördüğüm manzara yakar sinemi
Yokmu hesap soran batıyor gemi
Adamlık yoluna koydum kellemi
Bu rezil kepaze halden bezmişim

UĞUR IŞILAK
GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR...
Mutluluklar Paylaştıkça Çoğalır, Üzüntüler Paylaştıkça Azalır...
Zor olanı HEMEN YAPARIZ, İmkansız BİRAZ ZAMANIMIZI ALIR..
.
ibra

ibra

Mübarek Üye · 6.106 mesaj

#2
Çok Güzel Yazmış Uğur abi :)

Teşekkürler mavci abi
İnsan beğenmez.
TEK1

TEK1

Üye · 27 mesaj

#3
Of of Allah yazandan da, yayınlayan sizden de razı olsun. Günümüz Türkiye' si ancak böyle anlatılırdı helal olsun. Uğur Işılak yüreğine, eline sağlık. Hakikaten bizde bezdik :(
mavci

mavci 🛡

* ZİKİR * FİKİR * ŞÜKÜR * · ✦ Mübarek Üye · 33.174 mesaj

#4
ibra, post: 1353980, member: 107044Çok Güzel Yazmış Uğur abi :)

Teşekkürler mavci abi


TEK1, post: 1353981, member: 31574Of of Allah yazandan da, yayınlayan sizden de razı olsun. Günümüz Türkiye' si ancak böyle anlatılırdı helal olsun. Uğur Işılak yüreğine, eline sağlık. Hakikaten bizde bezdik :(


Gözlerinize sağlık...
Rabbim cümlemizden razı olsun inşallah...
Rabbim tüm sıkıntılarımızı gidersin...
AMİNNN...
Hayırlı Cumalar...
GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR...
Mutluluklar Paylaştıkça Çoğalır, Üzüntüler Paylaştıkça Azalır...
Zor olanı HEMEN YAPARIZ, İmkansız BİRAZ ZAMANIMIZI ALIR..
.
Çeşm-i Bülbül

Çeşm-i Bülbül

Mübarek Üye · 13.384 mesaj

#5
Teşekkürler abicim...
.....

Bir gemi arıyorum pusulası İmandan.
Alıp götürsün beni bu hüzünlü limandan..

NFK
mavci

mavci 🛡

* ZİKİR * FİKİR * ŞÜKÜR * · ✦ Mübarek Üye · 33.174 mesaj

#6
Çeşm-i Bülbül, post: 1429214, member: 93120Teşekkürler abicim...


Gözlerinize sağlık kardeşim...
Selam ve DUA ile...
GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR...
Mutluluklar Paylaştıkça Çoğalır, Üzüntüler Paylaştıkça Azalır...
Zor olanı HEMEN YAPARIZ, İmkansız BİRAZ ZAMANIMIZI ALIR..
.
melissa26

melissa26

Mübarek Üye · 1.857 mesaj

#7
Pollanyaca bir yaklaşım istermisiniz?
Kötüye bakan gözü neyleyim? Erenlerin gözünü seveyim
Harika Rabbimin eserlerini seyretmek harika
Onlar kötü de olsa, tevbeye gelince, Rabbim bile sever, öyle görünce
Dünya nimeti, hak katında tartar, iyilik kefesini bilince , sevincin artar
Ne desem boş, 'Güzel bakan güzel görür'' vesselam
Dünyayı nasıl görmek istiyorsak, onun için çaba, demeyin az ile ola!
Çalışmak, çabalamak, hünerdir ama ihsan eden (çabasız veren) Rabbim Harika!
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#8
.....................................................
.................
mavci

mavci 🛡

* ZİKİR * FİKİR * ŞÜKÜR * · ✦ Mübarek Üye · 33.174 mesaj

#9
melissa26, post: 1429369, member: 41273Pollanyaca bir yaklaşım istermisiniz?
Kötüye bakan gözü neyleyim? Erenlerin gözünü seveyim
Harika Rabbimin eserlerini seyretmek harika
Onlar kötü de olsa, tevbeye gelince, Rabbim bile sever, öyle görünce
Dünya nimeti, hak katında tartar, iyilik kefesini bilince , sevincin artar
Ne desem boş, 'Güzel bakan güzel görür'' vesselam
Dünyayı nasıl görmek istiyorsak, onun için çaba, demeyin az ile ola!
Çalışmak, çabalamak, hünerdir ama ihsan eden (çabasız veren) Rabbim Harika!


Teşekkürler Kardeşim...

Güzel Gören Güzel Düşünür...
Güzel Düşünen Hayatından Lezzet Alır
...
GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR...
Mutluluklar Paylaştıkça Çoğalır, Üzüntüler Paylaştıkça Azalır...
Zor olanı HEMEN YAPARIZ, İmkansız BİRAZ ZAMANIMIZI ALIR..
.
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#10
Her yer karanlık… Güneş hiç doğmayacak, kaderi hiç gülmeyecek ve mutsuz olmaya mahkûm kalacaktır. Sonra kendi kendini köreltecek, kendisine en büyük kötülüğü yine kendisi yapacak, dibe vuracak ve aşağıların en aşağısına düşecektir.

Kimlerdir bunlar? Hayata, yaşamına farklı açılardan bakmayan, ruhunun kapılarını hiç zorlamayan, potansiyel iradelerini zayıf egolarıyla güçsüz bırakan ve her şeyin kendi istedikleri gibi olmasını bekleyen insanlar... İstedikleri şeyler gerçekleşmediğinde güçsüz, zayıf, kişiliksiz olacak ve hiçbir dayanma gücü kalmayacaktır bunların. Kendi egolarına yenik düşerek iradeleri saf dışı olacak, fırtınalarda tutunacak bir dal, bir liman bulamayacak ve tüm bu olumsuz özellikleriyle çevrelerinde var olan insanları da kendileri gibi karartacaklar, uzay boşluğundaki kara delikler gibi onları da yutacaklardır.

Ve bazı insanlar vardır, ışıl ışıl yıldızlar gibi etraflarına devamlı enerji veren, yüzlerinden tebessümleri eksik olmayan, olaylar ve felaketler karşısında sarsılmayan, ne yapması gerektiğini bilen, en zor şartlarda dahi kendisini kontrol edebilen insanlar...
Peki, nedir bu iki farklı insan tipini birbirinden farklılaştıran? Nihayetinde ikisi de insan değil midir? İkisi de dünya hayatında var olan, bir varlık olarak anlam taşıyan ve bu anlam doğrultusunda hesaba çekilecek değil midir?

Soruları ve soru işaretlerini uzatmadan şunu ifade ederek başlayalım: Aynı olaya farklı zamanlarda farklı davranışlar gösteren sayısız insan vardır. Hiçbir yere gitmeden kendinizden çıkın yola. Bir dönüp bakın kendinize. Farklı zamanlarda farklı tepkisel davranışlar gösterdiğiniz olayları hatırlayın. Hal böyle olunca iki farklı insanın aynı olaya farklı tepkiler vermesi kaçınılmaz bir sonuç olarak çıkıyor karşımıza.

Buradan yola çıkarak, iki farklı insandan, neden birinin kara delikte ve diğerinin de yıldızlarda olduğu sorusuyla birlikte gelebilecek tüm sorulara açıklık getirmek istiyorum.

İnsanın etkileyen ve etkilenen bir varlık olduğu gerçeğinden yola çıktığımızda ilk başta o insanın dünyaya geldiği, yetiştiği, birlikte olduğu tüm sosyal çevresini de inceleme gereği ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte, sosyal yaşam tarzı, kültürel çevresi, toplumsal değerleri, sosyo-ekonomik durumu ve en önemlisi inanç ekseninde yaşadığı ve inandığı manevi değerleri onu başlı başına etkileyecek ve bu etki ilerleyen zamanlarda diğerlerinin de kendisinden etkilenmesiyle oluşan karşılıklı döngüsellikle kişiliğine kazınacaktır.

Bu noktada her şeyi dış faktörlere yükleyip işin içinden sıyrılmayacağım elbet! Çünkü insandır bu! Ve bu insan hangi ortamda yetişmiş olursa olsun, Allah'ın ona vermiş olduğu irade ve akıl gücüyle, vicdanî muhasebeleriyle doğruyu bulabilmekte, yanlışlardan ve hatalardan uzaklaşabilmektedir. Tüm insanlığı kandırsa da kendisini kandıramayacaktır.

Evet, insan içindeki sese azıcık kulak verdiğinde hiçbir şeyin boş ve anlamsız olmadığını, yaşadığı ve kötü olarak düşündüğü her olayın aslında birçok güzel sonuçları olduğunu görecektir. İşte buradan muazzam bir sonuca varmak istiyorum ve hâlâ konumuzla tüm bunlar arasında bir bağlantı kuramayanların sıkı durmalarını tavsiye ediyorum.

Ruh Gelişir ve Değişir mi?

İnsan doğar, büyür, gelişir, olgunlaşır ve tekâmül eder, yani kendini geliştirir. Lakin bu ilerleme ve gelişmeleri "ruh"a atfederek bir "Ruhsal Gelişim"den ve "Ruhun Tekâmül Edişi"nden bahsedemeyiz. Tekâmül eden, ruh değil, insanın kendi özüne dönüşüdür. Zira ruh yaratıldığı günden bugüne kadar hiçbir değişime uğramamış, ilerleme ya da gerileme, bozulma ya da iyileşme gibi hâllerden geçmemiştir. Sonuç olarak, "Kötü Ruh" ya da "Ruh Hastalıkları", "Ruhsal Bunalım", "Ruh Çökmesi" gibi tabirlerle, insanın kendi iradesinden kaynaklanan, kendini eğitmemesi ve kontrol edememesi sonrasında problemler ve bunalımlarla baş başa kalan insanların ruhlarına atıf yapılarak sorunu ruha indirgemek doğru değildir.

Yani hasta bir ruh yoktur. Kötü bir ruh yoktur. Bunalıma giren, ruh değildir. Ruh çökmez. Benim ruhum zayıf, güçsüz, duygusal, hemen her şeyden etkileniyor, daralıyor, sıkılıyor, bunalıyor gibi izahlarda bulunurken farkında olmadan, bilerek ya da bilmeyerek telafisi mümkün olmayan hatalar işliyoruz.

Ruh tekâmül etmez. Ruh iyileşmez ya da kötüleşmez. İnsan kendi eliyle, kendi iradesiyle, yaptığı ya da yapamadıklarıyla kendisine sunulmuş olan o muazzam ruhunu daraltır. Aslında daralan yine insanın kendisidir. Ama ruh, bundan acı duyar. Ruh, Allah'ın emirlerine teslim olduğundan (İsra 85), onun dışına çıkan her şeyden acı duyar. İnsan, Allah'ın kendisi için belirlemiş olduğu emir ve yasaklara kayıtsız şartsız teslim oluşuyla, akli melekeleriyle, kendisine sunulmuş olan irade ve kontrol mekanizmasıyla ruhunu ya olduğu gibi, yaratıldığı ve Allah'ın emirlerine teslim olduğu o ilk hâli gibi korur ya da tam tersine onun ızdırabıyla kendi hayatını köreltir. Zira ruh, hiçbir zaman Allah'ın emirlerinin dışına çıkmayacaktır. İnsan ise o emirlere ters düştüğü anda ruhu ile bedeni arasında çatışma başlayacak; uyumsuzluklar, bunalımlar, olumsuz duygu ve davranışlar işte tam bu noktada ortaya çıkacaktır.

İnsanın bu noktaya gelmesindeki temel etken ve belirleyici faktör ise yine insandan başkası olmadığına göre hasta ve problemli olarak ruhu göstermek başlı başına çok büyük bir yanlıştır.

Bunalımın Asıl Sebebi Nedir?

Nihayetinde hasta ya da bunalımda olan, ruh değildir. İnsan bedeni ile ruhu arasında çelişki yaşadığı anda girer bunalıma. Ruh da Allah'ın emirleri dışına hiçbir zaman çıkmak istemeyeceğine göre, ne zaman ki insan ruhuna ters düşen bir davranış gerçekleşirse çelişkiler başlayacaktır. Bu çelişkili yaşantılar arttıkça ve biriktikçe ruh dayanılmaz acılar içerisinde kıvranacak ve bu kıvranış insanı öyle bir vuracaktır ki fatura olarak bunun adına "Ruhsal bunalımdasın" denilecek. "Ruhsal çöküntü yaşıyorsun" denilecek ve bir "Ruh hastası" diye nitelendirilerek "Ruh Hastalıkları Hastanesine" yatırılacaktır.

Başa dönerek konumu bağlamak istiyorum: Bazı insanların enerji dolu, huzurlu, mutlu, her an güler yüzlü, pozitif ve en olumsuzmuş gibi görünen durumlar karşısında bile isyan etmeyişleri, bununla birlikte diğer bazı insanların da hemen her şeyden etkileniyor olması, devamlı acı çekmesi, mutsuz, sevgisiz, cansız, olumsuz ve negatif limanlarda bulunması iki tarafın farklı yaratılışta ruhlara sahip oluşundan değil; kendi duygu, düşünce, davranış, irade, inanç ve değerlerini köreltmeleri ya da gereği gibi kullanamamalarıyla ilgilidir.

Yaşadıkları yer, dünyaya gözlerini açtıkları aile, sahip oldukları kültürel miras, gelenekler ve en önemlisi Allah'a inanarak yaşadıkları manevi değerler insanın var olan güç, enerji ve potansiyelini, bakış açısını, yaşantısını elbette etkiler. İnsandır bu. Etkiler ve etkilenir. O halde insana düşen, bu etkileme ve etkilenme sürecinde pasif durmak değil, Allah'ın kendisine sunmuş olduğu potansiyel güç, enerji, irade ve aktif bir yaşantı ile ruhunun yaratılış yapısına ters düşmeden gitmesi gereken yere yol almaktır.
İnsan gittiği her yere sadece kendisini götürmektedir. Nereye giderse gitsin, her şeyiyle kendisini…
.................
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.