Kalbin Kararması Nasıl Belli Olur ve Nasıl Temizlenir?

2.903 görüntülenme · 16 yanıt

Paylaş:
smyyes

smyyes

Mübarek Üye · 3.791 mesaj

#1
Haram yemek kalbi karartır, hasta eder.

Zünnun-i Mısri hazretleri buyurdu ki: Kalbin kararmasının dört alameti vardır:


1- İbadetin tadını duymaz.
2- Allah korkusu hatırına gelmez.
3- Gördüklerinden ibret almaz.
4- Okuduklarını, öğrendiklerini anlayıp kavrayamaz.


Muhammed bin Fadl Belhi hazretleri de buyurdu ki: Kalbin kararmasına 4 şey sebep olur:

1- Öğrendiği ile amel etmemek.
2- Bilmeyerek yapmak.
3- Bilmediklerini öğrenmemek.
4- Başkasının öğrenmesine mani olmak.

Nefs, kötü isteklerden [dinin yasakladığı şeylerden] kurtarılınca, kalb temizlenir.
Kalbi temizlemek için riyazet ve mücahede gerekir. Riyazet, nefsin arzularını yapmamaktır. Nefsimiz, haramları, mekruhları arzu eder. Bunlardan kaçmak gerekir. Mücahede, nefsin istemediği şeyleri yapmak demektir. Nefsimiz, iyilik ve ibadet yapmak istemez. İyilik ve ibadet ederek kalbi temizlemelidir!

Nefsin istediği her şey, sonsuz ahiret nimetleri yanında kıymetsizdir. Ahiret nimetleri altın ise, dünya menfaatleri teneke bile değildir. Bu geçici basit menfaatler, sonsuz nimetlerle mukayese bile kabul etmez.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Allahü teâlânın emirlerini yapmamak kalbin bozuk olmasındandır. Kalbin bozuk olması, dine tam inanmamaktır. İmanın alameti, dinin emirlerini seve seve yapmaktır. [Namaz kılmayıp günah işleyenin, (Benim kalbim temiz, sen kalbe bak) demesinin çok yanlış olduğu buradan da anlaşılır.]


Kalb, sevgi yeridir. Sevgi bulunmayan kalb ölmüş demektir. Kalbde, ya dünya sevgisi veya Allah sevgisi bulunur. Allah’ı anarak, ibadet yaparak, kalbden dünya sevgisi çıkarılınca, kalb temiz olur. Bu temiz kalbe, Allah sevgisi, kendiliğinden dolar. Günah işleyince, kalb kararır, hastalanır, dünya sevgisi yerleşir ve Allah sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir şişeye benzer. Su doldurunca, havası çıkar. Suyu boşaltınca, hava kendiliğinden dolar.

Kalbi temizlerken dört engel çıkar:

1- Mal sevgisi: Malın kendisi değil, sevgisidir. Kalbi temizlemek, ahireti kazanmak için malın önemi büyüktür. Fakat mal sevgisi engeldir. Mal sevgisini kalbden çıkarmalıdır!

2- Makam sevgisi: Ahiret nimetlerini elde etmek için makam ve mevki elbette iyidir. Mal gibi makamın da kendisi değil sevgisi engeldir. Hizmet için bir makama talip olmak başka şey, nefsin arzularını tatmin için makam sahibi olmak ayrı şeydir.

3- Yabancı sevgi: Allah sevgisinden başka her sevgiyi kalbden çıkarmalıdır!

4- Günah: Her günaha tevbe etmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kim günah işlerse, kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Tevbe ederse silinir. Günahlara devam ederse, o leke büyüyüp kalbin tamamını kaplar.) [Nesai]

Bu dört engeli aşmak için dört şey gerekir.

1- Çok yememek, helalinden yemek.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Çok yiyip içmekle kalbinizi öldürmeyin!) [İ.Gazali]

(Haram karıştırmadan, kırk gün helal yiyenin kalbi nurla dolar. Kalbine nehir gibi hikmet akar. Dünya sevgisi kalbinden çıkar.) [Ebu Nuaym]

2- Çok uyumamak.

Çok yiyen çok su içip çok uyur. Çok uyuyan da Kıyamette pişman olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Allahü teâlâ, çok yiyip içeni ve çok uyuyanı sevmez.) [İ.Gazali]

3- Çok konuşmamak.

Hadis-i şerifte, (Çok konuşan çok hata eder, çok günah işler. Çok günah işleyen de, Cehenneme gider) buyuruldu. (Ebu Nuaym)

4- Kötülerden uzak durmak.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Kişinin dini, arkadaşının dini gibidir, kiminle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin.) [Hakim]
Aşk-ı Hicab

Aşk-ı Hicab

Mübarek Üye · 12.148 mesaj

#2
Es selamu aleyküm kardeşim. Rabbim razı olsun.. Çok güzel bir paylaşım..
Rabbim nefsimizin şerrinden cümlemizi muhafaza eylesin.. Bizleri rızasını kazanan, hayırlı kullarından eylesin..
Geçici dünya hayatına dalıp, gerçek yurdumuz olan ahireti, ölümü bizlere unutturmasın inşaAllah..

Nadas06

Nadas06

Mübarek Üye · 4.313 mesaj

#3
Allah celle celaluhu razı olsun kardeşim.
smyyes

smyyes

Mübarek Üye · 3.791 mesaj

#4
KaLBuN_KeSiR, post: 1416694, member: 103783Es selamu aleyküm kardeşim. Rabbim razı olsun.. Çok güzel bir paylaşım..
Rabbim nefsimizin şerrinden cümlemizi muhafaza eylesin.. Bizleri rızasını kazanan, hayırlı kullarından eylesin..
Geçici dünya hayatına dalıp, gerçek yurdumuz olan ahireti, ölümü bizlere unutturmasın inşaAllah..

ve aleyküm selam abla.
Aminn hepimizin temennisi bu.
Rabbim bizlere bunları başarmayı nasip eder inşaAllah



Nadas06, post: 1416703, member: 103783Allah celle celaluhu razı olsun kardeşim.


amin kardeşim sizden de razı olsun
iki cihanda da mutluluk versin inşaAllah
MELEK DİLBER

MELEK DİLBER

Mübarek Üye · 611 mesaj

#5
selamun aleykum
allah razı olsun kardesim
bu bilgiler cok önemli cok güzel
tekrar tesekkürler
allaha emanet olun
dergah38

dergah38

Aktif Üye · 73 mesaj

#6
cok guzel bılgıler tesekkurler rabbım razı olsun
_YUSUF_

_YUSUF_ 🛡

Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 4.070 mesaj

#7
Hersabah bunları tekrar hatırlamak lazım
Allah razı olsun kardeşim paylaşım için
Selam ve dua ile
smyyes

smyyes

Mübarek Üye · 3.791 mesaj

#8
melek dilber, post: 1416738, member: 1769selamun aleykum
allah razı olsun kardesim
bu bilgiler cok önemli cok güzel
tekrar tesekkürler
allaha emanet olun


dergah38, post: 1416743, member: 51350cok guzel bılgıler tesekkurler rabbım razı olsun


_yusuf_, post: 1416834, member: 107044hersabah bunları tekrar hatırlamak lazım
allah razı olsun kardeşim paylaşım için
selam ve dua ile


amiiin.
Allah sizlereden de razı olsun
bunları hep hatırlamak hatırlatmak duasıyla..
HÜDAVENDİGAR

HÜDAVENDİGAR

Mübarek Üye · 735 mesaj

#9
Gerçekten çok güzel bir paylaşım olmuş.Allah razı osun sizden...
Aşk-ı Hicab

Aşk-ı Hicab

Mübarek Üye · 12.148 mesaj

#10
Güncelleme.............
HÜDAVENDİGAR

HÜDAVENDİGAR

Mübarek Üye · 735 mesaj

#11
İnsanların kalp kararması adaletsizliklerinden belli oluyor.Kalp kararınca geriye ne adalet ne de güzellik diye bir şey kalmıyor.
smyyes

smyyes

Mübarek Üye · 3.791 mesaj

#12
hatırlatma..
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#13
bende izninizle kalb ile başka bir konu paylaşmak isterim:a03:
.................
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#14
Kalp mühürlenmesi, bir kalbin küfür ve isyanla katılaşmak ve kararmak suretiyle imanı kabul edemez hale gelmesi şeklinde tarif edilir.

Allah Resulü (asm.) buyururlar ki: Her günah ile kalpte bir siyah nokta meydana gelir.

Bir ayet-i kerimede de “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (sair günahları) dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa Sûresi, 48) buyrulur. Bu hadis-i şeriften ve âyet-i kerimeden anladığımıza göre, kalbi karartan en büyük siyahlık şirk, yani Allah’a ortak koşmaktır. Bir insan, şirki dava eder ve bu hususta müminlerle mücadeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da koyulaşır ve genişlenir. Git gide bütün kalbi sarar. Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi âdeta imkânsız hale gelir. Nur müellifinin ifadesiyle, “Salâh ve hayrı kabule liyakati kalmaz.”

İşte sözü edilen âyet-i kerime, Allah Resûlüne (asm.) cephe alan, onunla mücadele eden müşrikler hakkında nâzil olmuştur. Ve o müşriklerin kalplerinde şirkin tam hâkimiyet kurması ve tevhide yer kalmaması, “kalp mühürlenmesi” şeklinde ifade edilmiştir.

İşte kendilerine hidayet kapısı kapananlar, bu noktaya varan müşriklerdir. Yoksa günah işleyen, zulüm eden yahut şirke giren her kişi için hidayet kapısının kapanması söz konusu değil. Aksi halde, asr-ı saadette, daha önce putlara tapan on binlerce insanın İslâm’a girmelerini nasıl izah edeceğiz?!..

Şirke giren her insanın kalbi mühürlenseydi, hiçbir müşrikin Müslüman olamaması gerekirdi. Demek ki, kalbi mühürlenenler, tevhide dönmeleri imkânsız hâle gelenlerdir.

Ve onlar, bu çukura kendi iradelerini yanlış kullanarak düşüyorlar.

Çok önemli bir noktaya da kısaca değinmek isteriz: Nur Külliyatında küfür iki kısımda incelenir: Adem-i kabul ve kabul-ü adem. Adem-i kabul, yani “iman hakikatlerini kabul etmeme” hakkında “Bir lâkaydlıktır, bir göz kapamaktır ve cahilane bir hükümsüzlüktür.” denilir. Kabul-ü ademde ise küfrü dava etmek ve batıl itikadını ispata çalışmak söz konusudur. Bu ikinci gurup, küfür cephesinde yer alarak iman ehliyle mücadele ederler. İşte kalp mühürlenmesi, daha çok, bunlar için söz konusudur. Daha çok diyoruz, çünkü bu insanlardan da, az da olsa, hidayete erenler, İslamı seçenler çıkmaktadır.
.................
smyyes

smyyes

Mübarek Üye · 3.791 mesaj

#15
Gül Berra, post: 1450925, member: 82164Kalp mühürlenmesi, bir kalbin küfür ve isyanla katılaşmak ve kararmak suretiyle imanı kabul edemez hale gelmesi şeklinde tarif edilir.

Allah Resulü (asm.) buyururlar ki: Her günah ile kalpte bir siyah nokta meydana gelir.

Bir ayet-i kerimede de “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (sair günahları) dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa Sûresi, 48) buyrulur. Bu hadis-i şeriften ve âyet-i kerimeden anladığımıza göre, kalbi karartan en büyük siyahlık şirk, yani Allah’a ortak koşmaktır. Bir insan, şirki dava eder ve bu hususta müminlerle mücadeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da koyulaşır ve genişlenir. Git gide bütün kalbi sarar. Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi âdeta imkânsız hale gelir. Nur müellifinin ifadesiyle, “Salâh ve hayrı kabule liyakati kalmaz.”

İşte sözü edilen âyet-i kerime, Allah Resûlüne (asm.) cephe alan, onunla mücadele eden müşrikler hakkında nâzil olmuştur. Ve o müşriklerin kalplerinde şirkin tam hâkimiyet kurması ve tevhide yer kalmaması, “kalp mühürlenmesi” şeklinde ifade edilmiştir.

İşte kendilerine hidayet kapısı kapananlar, bu noktaya varan müşriklerdir. Yoksa günah işleyen, zulüm eden yahut şirke giren her kişi için hidayet kapısının kapanması söz konusu değil. Aksi halde, asr-ı saadette, daha önce putlara tapan on binlerce insanın İslâm’a girmelerini nasıl izah edeceğiz?!..

Şirke giren her insanın kalbi mühürlenseydi, hiçbir müşrikin Müslüman olamaması gerekirdi. Demek ki, kalbi mühürlenenler, tevhide dönmeleri imkânsız hâle gelenlerdir.

Ve onlar, bu çukura kendi iradelerini yanlış kullanarak düşüyorlar.

Çok önemli bir noktaya da kısaca değinmek isteriz: Nur Külliyatında küfür iki kısımda incelenir: Adem-i kabul ve kabul-ü adem. Adem-i kabul, yani “iman hakikatlerini kabul etmeme” hakkında “Bir lâkaydlıktır, bir göz kapamaktır ve cahilane bir hükümsüzlüktür.” denilir. Kabul-ü ademde ise küfrü dava etmek ve batıl itikadını ispata çalışmak söz konusudur. Bu ikinci gurup, küfür cephesinde yer alarak iman ehliyle mücadele ederler. İşte kalp mühürlenmesi, daha çok, bunlar için söz konusudur. Daha çok diyoruz, çünkü bu insanlardan da, az da olsa, hidayete erenler, İslamı seçenler çıkmaktadır.


konmuya katkınızdan dolayı teşekkür ederim kardeşim.
selametle kalın..
hanife deniz

hanife deniz

Mübarek Üye · 4.279 mesaj

#16
Allah Razı Olsun Kardeşlerim,ecrini kat kat verip iki cihanda aziz eylesin.
Selam ve Dua ile
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#17
Bilindiği gibi insanın hem bitki, hem hayvan, hem de insan hayatı söz konusudur. Büyüyüp gelişmesi bitkiler gibi, yiyip içmesi ve şehveti hayvan hayatından haber veriyor. Düşünmesi, inanması, ibadet etmesi, takvası, salih amelleri, güzel ahlakı onun insanlık cihetini ifade ediyor. Ruh ve kalbin gıdaları terakki ve tekâmülleri bu cephede gerçekleşiyor. Ömrünü bu sahada geçiren insan ruh ve kalbin hayat derecesine girmiş demektir.

İnsanların ve hayvanların, birer şifreli tohumla başlayan yolculukları, onların cismanî yönlerini ifade eder. Bu cisimlerden bir kısmına sadece şuur ve his, bir başka grubuna ise bunlara ilâve olarak akıl ihsan edilmiştir. Hayvanlarda sadece his ve şuur vardır. İnsan ise hem his ve şuur, hem de akıl sahibidir.

İnsan, bir çekirdek gibi ana rahmine atılmış ve orada bir fidan gibi büyümeye başlamıştır. O karanlık menzilde, kırk gün kadar, bir bitki gibi büyüdükten sonra bedenine ruh ilka edilmiş, böylece hayvanî hayata geçmiştir. Dokuz aylık dönemde bu iki safhayı geçiren insanoğlu, bu yolculuğun sonunda, kendisine verilen akıl sermayesini en güzel şekilde kullanabileceği bu geniş âleme çıkarılmıştır.
Büyümesini sürdürmesine, yemesine, içmesine rağmen onda artık insanî yön ön plândadır. Henüz konuşmaya hazırlandığı bebeklik çağında, eşyanın isimlerini öğrenmeye başlar. Hayvanlar bundan mahrumdurlar. Biraz büyüyünce, isimlerini öğrendiği eşyanın hikmetlerini araştırır; onların neye yaradıklarını sormaya başlar.

Bu sorular onu, “Ben neyim? Kimin mahlukuyum? Nereye yolcuyum? Bu dünya hayatında aslî görevim nedir?” sorularını sormaya götürmelidir. Bunu başaran insanların ruhları iman ile nurlanır. Gerçek insanî hayat da işte o zaman başlar. İnsan cismanî ve hayvanî hayatı ikinci plâna attığı, asıl himmetini kalp ve ruhun inkişafına yönelttiği taktirde “kalp ve ruhun derece-i hayatına” girmiş olur. Allah’ın seçkin kullarında, bu yeni hayat tabakasında bir takım harika haller görülür.

Nur Külliyatı'ndan, kalp ve ruhun nasıl hayat bulacağını ve kemâle ereceğini ders veren bir cümle:

“Hayat-ı kalbî ve ruhîye medar olan marifet-i İlahîye ve muhabbet-i Rabbaniye ve ubudiyet-i Sübhaniye ve marziyat-ı Rahmaniye cihetiyle bu dünyadaki fâni ömür, bâki bir ömrü tazammun eder ve ebedî ve bâki bir ömrü intac eder ve bâki ve lâyemut bir ömür hükmüne geçer.” (Lem’alar, Üçüncü Lema)

Bu cümleden aldığımız derse göre, kalb ve ruhun derece-i hayatına çıkmanın basamakları: - “marifet-i İlahîye,- muhabbet-i Rabbaniye,- ubudiyet-i Sübhaniye - marziyat-ı Rahmaniye” dir.

O halde, kalp ve ruhun hayat bulması için, “insanın, Allah’ı tanıma ve Ona muhabbet etme vadisinde var gücüyle çalışması, inanç, düşünce ve fiil âlemlerini kulluk şuuruyla tanzim etmesi ve tek gayesinin O Rahman Rabbinin rızasına ermek olması” gerekiyor.
.................
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.