Müslümanlar bu suallere şöyle cevap verirler:
Rabbim Allah, Dinim islam dinidir. Muhammed aleyhisselamın ümmetindenim. Kitabım, Kur'an-ı kerimdir. Kıblem, Ka'be-i şeriftir. I'tikadda mezhebim Ehl-i sünnet vel-cema'attir. Amelde ise, Hanefi, Şafi'i, Hanbeli, Maliki mezheplerinden hangisine mensupsa, onu söyler.
dünyada ameli ve ittikadı düzgün olan cevap verecek, imanı olmıyan veya ittikadı bozuk olan ,ehlisünnet itikadında olmayan,bidat fırkasına uyanlar soruların cevaplarını bilse dahi cevap veremiyecektir.
Doğru cevap verenlerin kabri genişliyecek, buraya Cennetten bir pencere açılacaktır. Sabah ve akşam, Cennetteki yerlerini görüp, melekler tarafından iyilikler yapılacak, müjdeler verilecektir.
Bu suallere cevap veremiyenler, kabirde azab görecek, bağırmasını, insandan ve cinden başka her mahluk işitecektir. Cehennemden bir pencere açılacak, sabah akşam Cehennemdeki yerini görüp, mezarda, mahşere kadar, acı azablar çekecektir.
Sual meleklerinin, “Rabbin kim?“ sualine, “Rabbim Allah“ diyemez, başka şeyler söyler. Bunun üzerine melekler, bir kere vururlar, kabri ateş ile dolar. Bir müddet bu ateş devam ederek, sonunda sönmeye başlar. Fakat sönmeden tekrar alevlenerek kuvvetlenir. Bu hâl kıyamete kadar böyle devam eder.
Birçok kimse de, “Dinin nedir?“ sualine, “Dinim İslâm“ diyemez. Çünkü bu kimse dünyada iken hakkıyla islâmiyet’i yaşamamıştır.
Bazıları da, “Kitabın hangisidir?“ sualine “Kur’ân-ı Kerîm“ diyemez. Çünkü bunlar Kur’ân-ı Kerîm okumuş, fakat emirleri ile amel etmemişlerdir.
Bazı kimseler de, “Peygamberin kimdir?“ sualine, “Peygamberim Muhammed aleyhisselâm“ diyemezler. Çünkü peygamberimizi hakkıyla sevip onun yolundan gitmemişlerdir.
Bazı kimseler de, “Kıblen neresidir?“ sualine, “Kıblem, Kâbe-i şerif “diyemezler. Çünkü bunlar namazlarını muntazam olarak kılmamışlardır.
Kabirde hem ruha hem de bedene azap vardır. Buna inanmamak çok tehlikelidir.