bir kalpde iki yar olmaz....
3.169 görüntülenme · 31 yanıt
_SeNaToR_, post: 1245095, member: 69715Allah Razı olsun akhi.
amin kardeşim.
Allah sizden de razı olsun akhi.(kardeş demekmiş galiba.yeni öğrendim:a35:)
Rahman aşkıyla yanıp tutuşmak nasip olsun inşallah.
selam ve dua ile.
Allah amanet olun
Rahman aşkıyla yanıp tutuşmak nasip olsun inşallah.
selam ve dua ile.
Allah amanet olun
_SeNaToR_, post: 1245095, member: 69715Allah Razı olsun akhi.
amin kardeşim.
Allah sizden de razı olsun akhi.(kardeş demekmiş galiba.yeni öğrendim:a35:)
Rahman aşkıyla yanıp tutuşmak nasip olsun inşallah.
selam ve dua ile.
Allah a amanet olun
Rahman aşkıyla yanıp tutuşmak nasip olsun inşallah.
selam ve dua ile.
Allah a amanet olun
Bu kalbin özel bir terbiye ve tedaviden geçmesi lazımdır. Onu uyandıracak ilâhi bir sevgiye ve feyze ihtiyacı vardır. Günümüzde bir çok müslüman kalbini ihmal edip gafletine bir çare aramadığı için, Allah dostlarının yaşadığı güzellikleri hiç tatmadan ölür gider.
Ben kainata sığmadım fakat müminin kalbine sığdım hadisi kutsi si mevzu mudur?
Değerli Kardeşimiz;
Bunun manası: Müminin kalbi, iman şuuruyla elde ettiği marifetullah/Allah’ı isim ve sıfatlarıyla tanıması, Onun muhabbetiyle dolup taşıması ve bu yönüyle Allah’ın zikrini hep içinde taşıması demektir. Bu mana doğrudur. Fakat hadis alimleri tarafından bunun sağlam bir aslının/kaynağının olmadığına işaret edilmiştir(bk. Aclunî, 2/195).
Kalp, maddî ve manevî olmak üzere iki mânâda kullanılır. Birincisine yürek, diğerine de gönül denilir. Maddî kalp, çam kozalağı şeklinde, kılcal damarlara kadar kan pompalayan ve insan hayatını devam ettiren bir organdır. Diğeri ise, şuur, vicdan, idrak ve muhabbet gibi manevî âlemlerin merkezi konumunda ve mekânı olmayan rabbanî bir duygudur. İşte insanın asıl kıymeti ve hakikati bu manevî kalp sayesinde anlaşılır ve bilinir.
Kalbe, beytullah ve arş-ı Samedanî de denilmiştir. Bir cevher-i mücerret olan kalb, bütün âlemleri içine alacak kadar geniş olmasındandır ki, İslâm alimleri, “İnsan âlemleri içine alan bir nüsha-i kübradır,” demişlerdir.
Kalbe, İslâmiyet’in mahalli olması hasebiyle Sadr, Rü’yetullah’a mazhar olmasıyla Fuâd, dini bilmenin ve imanın mahalli olması noktasından Habbet-ül- kalp ve esma-i ilâhiyeye ayine olması bakımından da Mehcetü’l kalp denilmiştir.
Kalp, imanın mahalli, marifet ve muhabbetin, sıfat ve esma-i ilâhiyenin tecelligâhı, bütün feyizlerin ma’kesi ve manevî duyguların merkezidir.
İşte “Ben yerlere ve göklere sığmadım, ancak mü’min kulumun kalbine sığdım, sözü, yani onun ile bilindim, anlamına gelmektedir.
Âyine-i Samed olan kalp, beden ikliminde itaat olunan bir melik gibidir. Cenab-ı Hakk’ın marifet ve muhabbetine mazhar ve ayna olan bu kalbin değeri, bütün tasavvurların fevkindedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör
Değerli Kardeşimiz;
Bunun manası: Müminin kalbi, iman şuuruyla elde ettiği marifetullah/Allah’ı isim ve sıfatlarıyla tanıması, Onun muhabbetiyle dolup taşıması ve bu yönüyle Allah’ın zikrini hep içinde taşıması demektir. Bu mana doğrudur. Fakat hadis alimleri tarafından bunun sağlam bir aslının/kaynağının olmadığına işaret edilmiştir(bk. Aclunî, 2/195).
Kalp, maddî ve manevî olmak üzere iki mânâda kullanılır. Birincisine yürek, diğerine de gönül denilir. Maddî kalp, çam kozalağı şeklinde, kılcal damarlara kadar kan pompalayan ve insan hayatını devam ettiren bir organdır. Diğeri ise, şuur, vicdan, idrak ve muhabbet gibi manevî âlemlerin merkezi konumunda ve mekânı olmayan rabbanî bir duygudur. İşte insanın asıl kıymeti ve hakikati bu manevî kalp sayesinde anlaşılır ve bilinir.
Kalbe, beytullah ve arş-ı Samedanî de denilmiştir. Bir cevher-i mücerret olan kalb, bütün âlemleri içine alacak kadar geniş olmasındandır ki, İslâm alimleri, “İnsan âlemleri içine alan bir nüsha-i kübradır,” demişlerdir.
Kalbe, İslâmiyet’in mahalli olması hasebiyle Sadr, Rü’yetullah’a mazhar olmasıyla Fuâd, dini bilmenin ve imanın mahalli olması noktasından Habbet-ül- kalp ve esma-i ilâhiyeye ayine olması bakımından da Mehcetü’l kalp denilmiştir.
Kalp, imanın mahalli, marifet ve muhabbetin, sıfat ve esma-i ilâhiyenin tecelligâhı, bütün feyizlerin ma’kesi ve manevî duyguların merkezidir.
İşte “Ben yerlere ve göklere sığmadım, ancak mü’min kulumun kalbine sığdım, sözü, yani onun ile bilindim, anlamına gelmektedir.
Âyine-i Samed olan kalp, beden ikliminde itaat olunan bir melik gibidir. Cenab-ı Hakk’ın marifet ve muhabbetine mazhar ve ayna olan bu kalbin değeri, bütün tasavvurların fevkindedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör
Im_muslim, post: 1268662, member: 93709Ben kainata sığmadım fakat müminin kalbine sığdım hadisi kutsi si mevzu mudur?
Değerli Kardeşimiz;
Bunun manası: Müminin kalbi, iman şuuruyla elde ettiği marifetullah/Allah’ı isim ve sıfatlarıyla tanıması, Onun muhabbetiyle dolup taşıması ve bu yönüyle Allah’ın zikrini hep içinde taşıması demektir. Bu mana doğrudur. Fakat hadis alimleri tarafından bunun sağlam bir aslının/kaynağının olmadığına işaret edilmiştir(bk. Aclunî, 2/195).
Kalp, maddî ve manevî olmak üzere iki mânâda kullanılır. Birincisine yürek, diğerine de gönül denilir. Maddî kalp, çam kozalağı şeklinde, kılcal damarlara kadar kan pompalayan ve insan hayatını devam ettiren bir organdır. Diğeri ise, şuur, vicdan, idrak ve muhabbet gibi manevî âlemlerin merkezi konumunda ve mekânı olmayan rabbanî bir duygudur. İşte insanın asıl kıymeti ve hakikati bu manevî kalp sayesinde anlaşılır ve bilinir.
Kalbe, beytullah ve arş-ı Samedanî de denilmiştir. Bir cevher-i mücerret olan kalb, bütün âlemleri içine alacak kadar geniş olmasındandır ki, İslâm alimleri, “İnsan âlemleri içine alan bir nüsha-i kübradır,” demişlerdir.
Kalbe, İslâmiyet’in mahalli olması hasebiyle Sadr, Rü’yetullah’a mazhar olmasıyla Fuâd, dini bilmenin ve imanın mahalli olması noktasından Habbet-ül- kalp ve esma-i ilâhiyeye ayine olması bakımından da Mehcetü’l kalp denilmiştir.
Kalp, imanın mahalli, marifet ve muhabbetin, sıfat ve esma-i ilâhiyenin tecelligâhı, bütün feyizlerin ma’kesi ve manevî duyguların merkezidir.
İşte “Ben yerlere ve göklere sığmadım, ancak mü’min kulumun kalbine sığdım, sözü, yani onun ile bilindim, anlamına gelmektedir.
Âyine-i Samed olan kalp, beden ikliminde itaat olunan bir melik gibidir. Cenab-ı Hakk’ın marifet ve muhabbetine mazhar ve ayna olan bu kalbin değeri, bütün tasavvurların fevkindedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör
paylaşım için Allah razı olsun kardeşim.
tabiki de kalp sevmekten yorulmaz.ve belli bir kapaistesi de yoktur.
ama bir kalpde iki yar olmazdan kasıt en fazla babındadır.
hiç birşeyin sevgisi Rabbimiz in sevgisine eşit ya da ondan üstün olamaz.
Allah (c.c) a emanet olunuz kardeşim.
selametle..
Meryem'ce, post: 1272233, member: 96566emeğine sağlık...
TakeOne, post: 1272252, member: 104746Allah razı olsun.
sağolun
Allah sizlerden de razı olsun
Allah her birimizin yar ve yardımcısı olsun inşAllah
selametle..
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/67220-bir-kalpde-iki-yar-olmaz · 06.09.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
◆İlgili Konular
- Bir Kalpde Beş Sevgi Dini sohbet 5 cevap
- Kalpde bir kapı değil midir? Edebiyat 2 cevap
- Kalble niyet edilmezse, dört mezhepte de namaz sahih olmaz.Sadece dille niyet olmaz. Namaz 1 cevap
- Tevhid eden deli olmaz, kalbi zelil olmaz! Kendi Şiirleriniz 1 cevap
- Ölüme Aşik Olmadan Olmaz Dini sohbet 3 cevap
- Dualarımız niçin kabul olmaz? Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı 2 cevap
Giriş yap ve cevap yaz.