“Elif dedim adını yüreğime ektim...
Elif dedim seni ben bildim.”
Gülmeyi unutmuşken gülerek başladım,
Sonunda hüzün olsa da… “ Elif dedim ” ...
Gönlümün dili olsa da sana olan sürgünümün çilesini anlatsa.
Lal olmuş kelimeler, sözler, heceler, dizeler ve,
Sonunu getirdiğini sandığımız “ sonsuz noktalar ” .
Her şey “Elifle” başlar ve nokta ile biter mi sandın.
Bir nokta ki sonsuzluğudur hüznün,
Aşkın ve sana olan sürgünümün sonsuz süreği.
Bir nokta ki; başlar heceye “Elif” diye;
Bir nokta ki gönül tabutuna uzanmış kırık bir dal gibi biter,
Ebedi özleyişin dergahında.
Adını yüreğime ektim...
Ve filizlendin gülmeyi unutmuşken yüreğimde.
Ey gönlümün tek varlığı;
Bir kalem, bir dal, bir hece ve bir “ Elif ” ki saplandın yüreğime...
Dolaşır durursun bedenimin her zerresinde;
Tenimde sen, sesimde sen, baktığım her yerde, yazdığım her noktada sen varsın...
Çünkü her şey senle başlar “Elif ” diye...
Asil kanım mıdır yoksa yüreğimin sürgünü müdür dolaşan damarlarımda...
Bir “ Elif ” ki gezinir, sana yakılan yerde atar durur.
Acı bir hüzün, içli bir yas nefesimle lav olur, yanar kül olur…
“ Elif ” dedim seni benden alıkoyan her şeye.
Onlar dediler ki;
“Elif” kırıldı, bir yanı sende, diğer yanı onda kaldı.
“Elif” bir dal gibi eğildi;
Gülmeyi unutmuşken güldürmeyi beceremeyen gönlüne yenik düştü.
Kaderine boyun eğdi, eğildi ve kırıldı.
Bir yanı onda, diğer yanı sende kaldı…
SELAM VE DUA İLE...