Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 7 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 567891757107 ... SonuncuSonuncu
61 den 70´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #61
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 19.04.06
    Mesajlar: 2.670
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Anadolu'ya Amerikan askeri mi yerleşecek!

    selamun aleyküm kardeşim..Allah din kardeşlerimizin ve biizim yar ve yardımcısı olsun..yani suriye,iran derken sıra bize gelecek(Allah korusun).büyük ordadoğu savaşı..Allah yardımcımız olsun..din kardeşlerimize dualarımızı eksik etmeyelim.şuan onlar zor durumda yarında biz olacağız(Allah korusun).rabbim tüm felekatlerden müslümanları muhafaza eylesin.düşmanlara fırsat verme Allahım(Amin)selam ve dua ile..hayırlı günler..

  2. #62
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    CAHİLİYE DÖNEMİ

    Bilgisizlik, gerçeği tanımamaya cahiliyye denilmektedir. İslâm, tam bir aydınlık ve bilgi devri olduğu için, Arabistan'da Islâmiyet'in yayılmasından önceki devre, daha dar anlamı ile Hz. Isa'dan sonra peygamberimizin gelmesine kadar geçen zamana "cahiliyye" devri adı verilmiştir.
    İslâm’ın hakim olmadığı ortamlar Cahiliyye çağlarıdır. Çünkü ilâhî bilginin kaynağından yoksun olan ortamlardır. İslâm’ın gelişinden önceki dönemde yaşayan müşrikler Allah'a isyan etmiş onun hükümlerine sırt çevirmiş bir toplum olarak son derece ilkel ve cahil hayat sürüyorlardı. Cahiliyye Arapları'nin sürdüğü hayattan ve içinde yaşadıkları ortamdan bazı örnekleri şöyle sıralamak mümkündür:

    • Kız çocuk doğduğu zaman onun doğumundan utanç duyarlar ve onları diri diri toprağa gömerlerdi.
    • Zina, Fuhuş, adaletsizlik almış başını gidiyordu.,
    Kuvvetliler fakirleri zalimce eziyorlardı.

    • İçki ve kumar pislikleri en son hat safhaya gelmişti.

    • Toplumda kimsenin kimseye güveni kalmamıştı.

    • Putlara Taparlardı

    • Cahiliyye insanları Allah’ın varlığını kabul etmekle beraber putlara taparlardı. Onlar putlarının Allah katında kendilerine sefaatçi olacaklarına inanırlar ve: Biz onlara ancak bizi daha çok Allah'a yaklaştırsinlar diye ibadet ediyoruz" (ez-Zümer, 39/3) derlerdi.

  3. #63
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: OSMANLI KADINLARINA İFTİRA

    bir bakın hele neler yazmışlar

  4. #64
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    Züleyhanın gözleri

    Cehennemlik günaha karşılık cennetin kapısında kalanların, kimse girmesin diye yaktığı ateştir Züleyhanın gözleri. Günaha davettir aşk, kıyametin ateşinde, gözü kapalı yürümek, çıplak vücudunu saran sıcağın aklını aldığı bir kadın ve ateşin, dudağından öpmek için çağırdığı Yusuftur insan. Gençlik uykusundan uyanan gözlerle, bir gün çürüyüp kokuşacak ve kurtlara ziyafet olacak etinin tazeliğiyle bayat ruhlu bir kadın olacaktı göreceği. Yoksa o tatlı sözler ve bitmez vaatler, şeytanın kulağına üflediği günah kitabından pasajların okunduğu isyan ayinleri gibi uyutmazdı kalbini. Şehvetin yaktığı sarayların ıssız odalarında görünmeyen bir o değil mi sana görmeyi ve sevmeyi öğreten?

    Züleyhanın gözleri parladıkça, kapıların ardında, sana, gelsene diyen dudaklardan dökülen günah daveti ve ona icabet etmek üzereyken, değil miydi içinde harlanan ateşini söndüren cılız bir ALLAH kelimesi? Ve seni korumak için seni titreten ve seni selamete erdiren Rabbinin bir tek dilemesi. Kapılarda kilit, pencerelerde kilit, dillerde kilit, kalplerde mi mühürlü?
    Hacerin terkedilmişliğinde, çölde suyu müjdeleyen meleği görene kadar evler, şehirler, ülkeler, hatta cennet ve cehennem arasında koşacak ve günahtan kaçacaksın, utanarak, yalvararak, Allaha sığınarak. Odalar, sen fark etmesende oradalar ve seni içine alabilmek için dünyayı yutmuş bir canavarın camdan gözleriyle sana bakıyor. Züleyha seni istiyor, ateş senden değil kıvılcımı yaratandan korkuyor, kimsenin görmediğini görenden, senin kendinden bile saklayıp unuttuğun sırrını bilenden utanıyor, Züleyha, dokunmak için cehenneme, kahkahalarıyla solumak için günahı Yusufu istiyor. Gömleğin yırtıldığı, duvarların ağladığı ve Peygamber sabrının sınandığı dünya, şehvetle beslediği Züleyhalara, günahı emrediyor.

    Güzellik gençlikte ve genç, yaşlanmaz, yıpranmaz, en güzeli sevmekte. Züleyha bilir sanma Yusufun düşünde gördüğünü. Kapılar kapalı ve odalar boş diye, kızacaklar uzakta, gözleri açık olsada ruhlar uyuyor diye, bir ucunda ateş bir ucunda ölüm, itaat edilecek bir Allah ve onun sevdiğini kirletecek bir kadın, bir kaç dakikalık umut ve dağların bile saklayamayacağı günah bizde aşkın adı olmaz diye ağlayanlar olmuştu elbet gecenin örttüğü dünyada. Aşkın adı, Züleyhanın gözlerinden bakılınca görülen cehennemden cennete hasretle feryat değildi çölleşmiş kafaların hiç gerçekleşmeyecek rüyalarında. Sevgiliyi görünce kendinden geçen ve ağlayan aşıklar gibi ölümü bekler Yusuflar, hiç görmediklerine dua eder, görecekleri için heyecanlanır ve Peygamber gecesi olsun diye her gece dünyayı kapıların ardında, seccadelerin dışında bırakırlar.Geceyi sabaha tercih edenler gibi ışığa kavuşmak istemeyen aşkın adını koymaz kapılar kapalıyken. Geceyi soyan şehvet Züleyhayı çekmekte, seni değil, arzuyla parlayan gözler, bir gün başında nöbet tutup çukuruna düşecek günahkarlar için sabırla bekleyen zebaninin çağrısıdır, bil! O yüzden, her gördüğün yüzden ve sana gülümseyen gözlerden bu Züleyhanın gözleri mi diyerek çekin ve Yusufu düşün, nefsin seni düşünmeden ve Züleyhalar seni düşlemeden önce.

    O, hep benim sanır, bedelini bedelsiz kazandıklarıyla ödediği herşeyi. Ya Yusuf bilmekte mi neden düştüğünü şehvet denilen doymak bilmeyen canavarın tuzağına? Herşeyi bilen, kalpleri, karanlıkları, şehirleri ve içinde sakladıklarını izlemekte ve Yusuf bunu bilmekte. Günahın dilencisi insan ve heveslerin efendisi nefis onunla oynaşmakta. Şeytan bile utanır belki ikisinden çünkü o karşı gelse bile inkar etmemişti kendisini halkedeni. Fil iştahıyla yaklaşırken avına, açlık gözleri döndürdüğünde saldırılan sofralar gibi kurulmuş günah masasına, davetin sahibiymiş gibi oturacak ve zevkten kabarmış göğsü patlayıncaya kadar işleyecek Adem’in yüzyıllık tövbesinin bile silemediği günahı, ateşin davetine gülerek, zevkle icabet edecek. Ve Allah, Züleyhayı ateşiyle imtihan edecek. Nefsiyle Yusufu deneyecek.
    Yusufun ilk kuyusunda kardeşler yoktu,Yakup yoktu, yalnız, yalnız olan Allahtı tek sığınağı. Şimdiki kuyular daha derin daha korkunç. Karanlıklarda yitip gidecek bir dünyanın dipsiz kuyularının saklandığı sokaklarda ve bataklığa saplanmış, yanında senide götürmek isteyen çaresiz insanlarla ömür tüketmek ne acı! Züleyha’nın gözleri, cehennem yolunda, nefsin bıraktığı silinmez bir iz gibi, aynaya her baktığında, gece her battığında ve sen, düşüncelerin ve Rabbinle yalnız kaldığında aklına gelen ve beynini deşen bir çift böcek olur, düşünmekten korkarsın.
    Korkudan gözlerini ayıramazsın sana olan sevgiden sandığın bakışını.Bize kapılar kapalı, bize günah uzak, bize bizden yakın olan varken araya alınacak bir sevgi, örümceğin ağında çırpınan sinek gibi bizi içine çekecek ve yutacak der ama dilinde hatanın ve günahın mırıltısı koşarken Züleyha için adın Yusuf olamaz değil mi? Züleyha’nın nefesini duydukça, içini titreten hevesi seninle birlikte cehennemin dipsiz kuyularından birine bir daha çıkamayasın diye yuvarlayacak zebaniler, senin gezdiğin yerleri, zihinlerin en karanlık köşelerindeki günahları besleyen nefesleri gözlüyor. Sayıyor sayamayacağın kadar çok günahı.
    Züleyhanın gözleri yanar, kandilin parlaklığı,Yusufun titrek sesinde, güzeller güzelinin adı olur korku.Kaçmak gerekir peşinden ölmekten korkmadan gelen şehvetin pençesinden.Ellerini kesen kadınların gözleri kadar görmüş olan var mı en güzel denileni? Aşk bıçaklarla imtihan edilse kalplere saplanmalıydı hançerler, edebiyat yetmemeliydi insana aşkı ve güzeli tarif için. En güzelin yarattığı güzel en çirkinle ölçülemezdi ve güçlüyüm diyen kuvveti yaratanla boy ölçüşemezdi.Hani demeYusuf insandı ve gençti, denilenleri, istenenleri anlamazdı. Ömründe er görmemiş ve bir erkeğin önünde eğilmemiş bir kız kadar utangaç ve saf, başı önde, itaat edip, gerektiğinde yenilgi tatmamış bir kumandan kadar cesaretle şeytana karşı duran Yusuf, asırları yıkıp gelmiş ve nefse meydan okumuş ilk insandı. İlk atası bile cennette, melekler arasında yaşıyorken bilememişti günahı ve çiğnemişti yasağı. Cennetten düşerken yeryüzüne bilemezdi inmesi en güzel ve en sevilen içindi ve o sadece bir sebepti. Yusufu görse bile gözler bilemezdi en güzel kimin içindi ve güzellikler sahibini sevenler ne hissederdi onun sevdiğini görselerdi.
    Güneşin her batışında ve gecenin dünyayı her örtüşünde ateşler yakıldıkça, sokaklarda insanlar, evlerde şeytanlar, nefesten çalgılar ve ateşin özlemiyle yananların rakslarıyla sabahları karşıladıkça, Yusuflar kendilerini koruyacak kuyular arayacaktı. Gençlikle imtihan ve zindan Züleyhanın gözleri kadar karanlık değildi. Hiç kimse bakmamıştı yüreğinde Rabbinden başkasına yer olmayan Yusufa, onu yaratıp, kuyulardayken gözeten ve zindanlarda sahip çıkan kadar. Rüyalar yorumlanır ve kuyular saraylara dönerken Yusuflar, kurulur tahtlara, gençliğini gömen karanlıkları dudaklarından çıkaran Züleyhaların evlerini doldurduğu şehirlere hükmederler.
    Ne sevgiyi ne de cesareti ölçer Allah ve cehaleti, yetiştiği ağacın köklerinden almış bir tohum gibi açılıp fitne saçan Züleyhalar bir bir düşer kuyulara ve kuytular onların meskeni olur ömür damarlarından çekildiğinde. Hepside kıskanır Yusufları, ömür geçip gün geldiğinde ve güzellikler, güzellere geri alınmamak üzere verildiğinde. Sevecekse bir insan, Züleyha gibi bakacaksa gözleri, göreceği en güzel, ömründe göremediği olacak. Yusuf için sevda, ateşin üzerinde yürümekten zor ama Yusuflar için dünya, ateşin içinde yaşamak gibi. Hepsi de biliyor elbet rahat olmak imkansız üzerine rahmeti giymeden. Ve kurtulamaz bir kadın Züleyha kadar pişman olmadan yada onun gözleri gibi gözyaşını toprağa akıtmadan. Günah, Züleyhanın gözlerinden çıkan gözyaşıyla temizlenmezse bilir Yusuflar onu ancak ateş temizler, üzerindeki cennetten miras cehennem yolcusu kirinden.KAYNAK:İSLAMİ SİTE.COM DAN ALINTIDIR

  5. #65
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.07.06
    Mesajlar: 112
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: OSMANLI KADINLARINA İFTİRA

    kardeşim Allah razı olsun sesini duyurduğun için.Gerçi yazı hakkında anlatığın kadarını biliyoruz yazıyı tam olarak nerde okuduğunu verirsen okuma fırsatı buluruz inş.neyse anlattığın kadarıyla da bunların art niyetli kişiler olduğu belli..Bu tür insanların amacı belli zaten rant kavgası..Malzeme çikarma yarışı..

    Tarihimizi gerçekten çok iyi okumalıyız ki ecdadımızı tanıyalım ve örnek hayatlarını gözler önüne serelim.

    ben osmanlı kadınları hakkında ve yaşam tarzıhakkında bilgisi olmayan bu insanlara prof.dr.Ahmet Akgündüz'ün OSMANLIDA HAREM adlı kitabını öneriyorum.Orda tüm gerçekleri belgelerle bulacaklardır

    selametle güzel kardeşim..

  6. #66
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: OSMANLI KADINLARINA İFTİRA

    teşekkür ederim Allah razı olsun isteğenler takip edip okuyabilirler ben eski osmanlı ansiklopedilerinden eski el yazısından okudum gerçekleri unutmayalım ki osmanlı vardı gerçekti yaşandı vede yaşadı bu hakikati kimse engelleyemez okuduğum kitabın adı: BİR HÜRREM MASALI yazar colın falconer Ayrıca cozmopolitan dergisi isimlerini veremeyeceğim Türk olduğunu idda eden yazarlarımız da bunlar arsında selametle kalın

  7. #67
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 19.04.06
    Mesajlar: 2.670
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: OSMANLI KADINLARINA İFTİRA

    selamun aleyküm kardeşim.bunların yapacak başka bir işi kalmamış ya işte kalkıyorlar böyle aslı olmayan kötü ve yalnış şeyler yazıyorlar.Allah ıslah eylesin..osmanlı kadınlarındaki,giyim,terbiye bu zamana kadar gelseydi şimdi böyle olmazdı..Allah ıslah eylesin ne diyeyim..selametle...

  8. #68
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 29.01.06
    Mesajlar: 202
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Genç ataistin imanı!!!! mutlaka okunmalı

    Allah razı olsun kardeşim .Çok güzel bir paylaşımdı.Rabbimden tüm yolunu şaşırmış kardeşlerimizin tekrar iman nuruyla nurlanmasını ve hidayete ermesini dilerim. Selam ve dua ile.

  9. #69
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 19.04.06
    Mesajlar: 2.670
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Genç ataistin imanı!!!! mutlaka okunmalı

    selamun aleyküm kardeşim.herkeisn nasihat alabileceği güzel bir hikaye..paylaştığın için sağolasın kardeşim.hayırlı günler.

  10. #70
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    Kölelik

    Kölelik islamla birlikte başlamamıştır. Kölelik İslamdan öncede var olan Hz Resul ve İslamla şekil değiştirip, askeri (esir statüsü) ve dini (tebliğ vasıtası) bir hüviyet kazanıp kölelik müessesesinin kaldırılması için tüm şart ve prensipler hazırlanmıştır. Son hamleyi yapması istenen Müslümanlar İslamın pek çok konusunda olduğu gibi köleliğin kaldırılması konusunda da İslam’ın çizgisinden sapıp, konuyu amacından saptırmışlardır.

    Öncelikle bir şeyin altını önemle çizmek gerekir. İslam farklı şeydir, Müslüman farklı şey. İslam namazı farz kılar, içkiyi yasaklar, islam zikri, tesbihatı, düşünmeyi emreder, gıybeti yasaklar . Müslümanm diyen zikir ehli ile hucu diye alay eder , düşünmeyi terk eder, gıybeti bırakmaz, namaz kılmaz, içki içer, Kuranın ilk emri oku iken Müslümanım diyen kitaplardan fersah fersah kaçarsa demek ki islam ile yaşanan islam , Kuran - Sünnet dini ile müslümanın yaşadığı din birbirinden çok farklı hatta çoğu kez birbirine zıt olabilmiştir ve olabilmektedir.

    İslam dini çağın ilerisinde iken Müslümanlar çağın gerisinde olabilmekteyse İslam’ı yeni kabul etmiş batılılar İslam’ı Kuran dan öğrenip Müslüman olduklarına şükredip Müslümanları görsem Müslüman olmazdım diye söyleyebiliyorlarsa, büyük bir şair (M. İkbal) Müslümanlardan islam’a kaçınız diyebiliyorsa öncelikle şunu bilmeliyiz: İslam’la İslamiyet’in ( Kuran- Hadisin) emirlerini kabul edip yaşayacağını iddia edenler (Müslümanlar) arasında dağlar kadar fark vardır. Pek çok konu da olduıu gibi kölelik konusunda da durum aynıdır. Biz İslamı savunuruz, İslamı yaşamayan adı Müslüman, dini para, makam, dünya, karşı cins olan insanları ve hatalarını değil.

    Peki Müslümanlar değil ama İslam (Kuran ve hadis) köleliğe nasıl bakmaktadır ?

    İslama saldıran önyargılı kişilerin sömürdüğü çağdaş köleler, emeği verilmeyen işçi - memur - köylüler . bedeni kullanılan fahişe , tele kızları. bir tarafa bırakırsak ne İslam’ın ilk dönemlerinde ne de günümüzde köleliğin kökeni İslam değildir, varlığı da İslamla devam etmemektedir.

    1- Köleliğin bir vakıa, hayatın içinde var olduğu bir dönemde Hz. Resul şu prensipleri getirir :

    "Kim kölesini öldürürse, hapseder, gıdasını keserse onu hapsedin, gıdasını kesin öldürün."

    "Hizmetçi ve köleleriniz sizin kardeşlerinizdir. Ona yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin... Eğer onlara zor işler teklif ederseniz derhal onlara yardım ediniz. "

    "Sizden biriniz bu kölemdir, bu cariyemdir demesin. Kızım veya oğlum yahut kardeşimdir. desin.

    Kısaca birinci merhalede İslam köle insandır prensibini yerleştiriyor topluma.

    Hz. Resul kölesi Zeyd b. Hariseyi serbest bırakır, fakat o köle (!) peygamberimizi terk etmez ve Hz. Resul’e hizmete devam eder. Hz. Resul zaman içinde Zeyd’i İslam ordusunun komutanı yapacak şekilde yetiştirir...

    2- Kölenin de bir insan olduğu bilincine ulaştırılan topluma, ikinci merhale olarak savaşta esir edilen bu insanların hürriyetlerine kavuşmaları için çeşitli sebepler oluşturulur, ortaya atılır. Mesela: yeminini bozan, hataen adam öldüren, sevap için veya anlaşma ile köle azad etme ... gibi.

    İslam köleyi önce insan saydırır sonra hür kılma için sebepler yaratır.

    İslam köleyi azad etmeyi tavsiye etmiştir de toptan köleliğin kaldırılması için niçin açıkça emir vermemiştir :

    Çünkü şartlar olgunlaşmamıştır. Aşağıda sayacağımız ortam, şartlar varlığını sürdürdüğü için İslam köleliği kaldırmamıştır. Ama şartların oluşması, ortamın olgunlaşması ile kölelik müessesesi kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Bu şartlar oluştuğunda İslam devlet başkanı ve alimler meclisi köleliğin kaldırılma aşamasının geldiğini ortak bir hüküm ile ilan edebilirler. Ayrıca günümüz şartlarında köleliğin kendiliğinden kalktığı da bir vakıadır. Hiç kimse İslam adına köleliğin devamını savunamaz. Peki İslam’ın ilk zamanlarında köleliğin kalkmasında engel teşkil eden şartlar ve bu şartların geçerlilik oranı nedir ? Bu şartlar :

    Bir savaş yapılır. Esirler elde edilir. Bu esirlere uygulanacak maddeler şunlar olabilir:

    Esir idam edilir. Bu zalimlik olur . İslamda zulüm yasaktır.

    Toplama kamplarında esirlerin bir arada tutulması ihtimali . Esir kamplarında yapılan zulüm örnekleri işkence, öldürme, tecavüz, gayri insani muamelelerim çeşitleri. birinci, ikinci dünya ve çağdaş dünyanın devletleri arasındaki savaşlarda bol bol görülmüştür. Bu da İslam’a , insanlığa yakışmaz.

    Esiri ne öldürme ne toplu olarak bir arada yaşatma (esir kampları). Esiri serbest bırakma ihtimali : Düşman tarafı serbest bırakmayabilir ayrıca serbest kalan esir tekrar savaşa katılabilir.

    İslamın köleliğin kalkma şartları olgunlaşana tek savunduğu görüş: Esirleri önce Müslüman ailelerine taksim edip, böylece onların karşı çıktıkları dünya görüşünü, yaşayarak görüp öğrenip anladıktan sonra insanca muamele görüp İslamı tanıyan bu insanların çeşitli sebepler bulunarak ( sevap, yemini bozmanın cezası.) serbest bırakılması veya Müslüman esirlerle karşılıklı değiştirilmeleri.

    Özetle esir edilen kişiye insanca muamele edilir, yanlışları, ön yargıları gösterilir, gerçek öğretilir ( teori ve pratiğiyle yaşanarak) sonra serbest bırakılır. İslamda kölelik budur, eğer bu insani ve ahlaki duruma kölelik adını verebilirsek !

    İslam bazı haramları aşama aşama ortadan kaldırmıştır. İçki, kölelik. gibi. Çünkü toplumu o haramın kaldırılacağı ortama hazırlamak lazımdır. Bu da belli bir eğitim, aşama, zaman gerektiriyordu. Amerika, kuzey-güney iç savaşından sonra bir hamlede köleliği kaldırır. Şartlar oluşmadığı toplum hazır olmadığı için ortada kalan köleler yeniden eski efendilerinin yanlarına dönerler.

    İşte İslam böyle bir kısır döngüye, sonuçsuz bir girişime sebep olmamak için aşamalı olarak köleliği kaldırmayı hedefler. Bunun için İslam köleyi önce insan olarak kabul ettirir topluma. Sonra bu insanların İslam’ın doğru yönünü öğrendikten sonra serbest bırakılması için sebepler, nedenler,şartlar yaratır. Ta ki İslami manada kölelik tamamen ortadan kalksın, dünya ve toplumlar köleliğe gerek kalmayacak hazır bir hale gelebilsin (esirleri öldürmeyerek, kamplarda işkenceye terketerek...) veya köleliğin çağdaş versiyonu olarak, emeği sömürmeyerek kadın, kız, çocukları fuhuşa sürüklemeyerek .

    Bu şartlar oluşmuştur veya oluşmaktadır, (Toplumu hazır hale getirerek.) buna İslam devlet yöneticisi ve alimler karar vereceklerdir.

Sayfa 7 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 567891757107 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 25 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 25 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •