Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 68 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 1858666768697078118168 ... SonuncuSonuncu
671 den 680´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #671
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.09.06
    Yer: kars
    Mesajlar: 835
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Küçük olumsuzluklara karşı büyük uyarı

    S.A. PAYLAŞIMIN İÇİN ALLAH RAZI OLSUN BEN TARİHİMİZİN HAYRANIYIM ANCAK BÖYLE DETAYLARI HER YERDE BULMAK MÜMKÜN DEĞİL ÇOK GÜZEL ELLERİNE SAĞLIK

  2. #672
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 08.09.06
    Mesajlar: 76
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: BU RESMİ YAPAN ÖLMÜŞ!!!!

    Rabbim cesasini vermis.. Umarim birdaha cüret edemezler böyle bir resim yapmaa.. selam ve dua ile..

  3. #673
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.09.06
    Mesajlar: 22
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Küçük olumsuzluklara karşı büyük uyarı

    Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim.
    Evet çok mana yatan bir söz söylemiş.

    Taviz tavizi doğurur ve insanlar artık umursamaz olur. Ve Taviz vermeden önce başını koparmak gerekir.




  4. #674
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 12.09.06
    Mesajlar: 15
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: BU RESMİ YAPAN ÖLMÜŞ!!!!

    (Rabbin fil sahiplerine neler yaptı görmedin mi?Tuzaklarını boşa çıkartmadımı?Üzerlerine sürülerle ebabil kuşları gönderdi.Onlara siccilden taşlar atıyorlardı. Onları yenmiş ekin tanelerine çevirdi.) MUHAKAK Kİ ORAYI YAPAN RABBİM KORUMASINI DAYAPMIŞTIR DA YAPACAKTIR DA SONLARI AYNI OLUR ORAYA GÖZ DİKENLERİN .HAK MÜ'MİNLERİN YARİ VE YARDIMCISI OLSUN

  5. #675
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: TARİHİN GÖZ YAŞLARI

    Hz. Osman Radıyallahu Anh'ın hilafetinin son zamanları idi. İslam coğrafyası üzerindeki sıyasi karışıklıklar her geçen gün artarak gelişmeye başlamıştı. Bir kısım uygulamaları kabul etmeyenler, Halife'ye karşı olmaya başlamışlardı. Halifenin uygulamalarına karşı olmak zamanla Halife'ye karşı olma halini almaya başladı. Bu hareketi fırsat bilen fitne ve şer odakları düğmeye basarak tarihin en büyük fitne hareketini bir daha sönmemek üzere başlattılar.
    Başını Yahudi asıllı Abdullah b. Sebe'nin çektiği bu fitne hareketi İslam'ın halifesinin şehadeti ile neticelendir. İbni Sebe'nin çıkardığı fitne neticesinde Mısır, Basra ve Kufe'den yola çıkan eşkıya güruhu Medine'ye varıp Halife'yi evinde muhasara etiler. Sayıları konusunda net bir açıklama yoksa da binin üzerinde oldukları rivayet edilmektedir. Halife Hz. Osman Radıyallahu Anh'ın evini muhasara altına alarak dış dünya ile bağlantısını kesmişlerdi, hiç kimse ile görüşmesine müsaade edilmemekte, ihtiyaçlarının teminine dahi izin verilmemekteydi. Önce Mescid'e çıkıp namaz kılmasını engelledirler, sonra da su ile olan irtibatını keserek muhasarayı daralttılar.
    Hz. Osman Radıyallahu Anh evinin müsait bir yerinden asilere hitab etti, şöyle dediği rivayet edilir:
    "Benim girmemi yasakladığınız Allah'ın Resulü'nün şu mescidi var ya, o ilk zamanlar çok dar ve küçüktü. Resul–i Ekrem, 'Her kim bu mescidi genişletirse, cennette ona çok yüksek bir makam verileceğini' buyurdu. Ben derhal Resul–i Ekrem'in emrini yerine getirdim. Siz şimdi beni bu mescitte namaz kılmaktan men ediyorsunuz. Biz Medine'ye geldiğimiz zaman Rume kuyusundan başka suyu tatlı olan bir kuyu yoktu. Resul–i Ekrem 'Kim bu kuyuyu satın alır da Müslümanlara vakfederse Allah cennette ona daha büyük bir ecir ihsan eder' buyurdular. Allah'ın inayeti ile bu iyiliği yapmak bana nasip oldu. Siz şimdi beni bu kuyunun suyundan mahrum ediyorsunuz…"
    Hz. Osman Radıyallahu Anh'ın bu hitabı da bir işe yaramadı. Asiler son darbeyi indirmek için harekete geçtirler. Osman Radıyallahu Anh'ın evinin kapısında nöbet bekleyen, halifeyi korumaya çalışanların arasında Resulüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in sevgili torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin de bulunuyordu. Asilerin son saldırısında Hz. Hasan yaralanmıştı, bu kargaşadan istifade eden asilerin elebaşları eve girmeye muvaffak oldu. Eve girenlerin arasında, Halife Ebu Bekir'in oğlu Muhammed bin Ebu Bekir de vardı. Muhammed bin Ebu Bekir Halife Osman Radıyallahu Anh'ın sakalını tuttu, tam bir şey yapacağı sırada, Osman Radıyallahu Anh ona:
    "Vallahi, eğer baban bu davranışını görseydi seni çok kötü karşılardı" dedi. Bu hitap karşısında bir anda neye uğradığını bilemez bir vaziyette, oradan hızla uzaklaştı. İçeri giren asilerden Gafiki melunu, bir demir parçası ile Hz. Osman'ın kafasına vurdu. O sırada elinde Kur'an–ı Kerim bulunuyordu, başından akan kanlar Kur'an–ı Kerim'in sayfalarını kana bulamıştı. Bir başka asi de kılıcı ile saldırdı, Halife'nin hanımı Naile, Halife'yi korumak için elini kılıca doğru uzattı, kılıç parmaklarını kesti. Ardından ikinci kılıç darbesi Hz. Osman'ın şehadetini getirdi.
    Hz. Aişe Radıyallahu Anha validemiz anlatıyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz hastalığının oldukça ilerlemiş olduğu bir vaktinde:
    "Yanımda ashabımdan birinin bulunmasını istiyorum!" buyurdular. Biz de:
    "Ey Allah'ın Resulü! Sana Ebu Bekr'i mi çağıralım?" dedik, sükut buyurdular. Bunun üzerine:
    "Sana Ömer'i mi çağıralım?" dedik, yine sükut buyurdular. Bunun üzerine:
    "Sana Osman'ı mı çağıralım?" dedik.
    "Evet!" buyurdular. Onu çağırdık. Derhal huzura geldiler. Resulullah onunla başbaşa kaldı. Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona konuştukça Hz. Osman'ın yüzü değişiyordu. Kays der ki:
    "Bana, Ebu Sehle Mevla Osman'ın anlattığına göre, Hz. Osman, yevmü'ddar'da (evinde muhasara edildiği günde) kendisine: "Resulullah bana bir ahidde (sözde) bulunmuştu. (Şu anda) ben ona kavuşmaktayım" demiştir.
    Hadisin ikinci ravisi Ali İbnu Muhammed'in rivayetinde Hz. Osman:
    "Ben bu ahid üzerine sabrediciyim" demiştir.
    Resulüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, dostu Osman'a kim bilir daha neler söylemişti. İşte o yüzden asilerin saldırılarında "Ben bu ahid üzerine sabrediciyim" demişti.
    Hz. Osman Radıyallahu Anh şehit edildiği gün oruçlu idi. O gün oruç tutmasını eşi Naile şöyle anlatmıştır. Bir gün öncesinde bir rüya görmüştü. Rüyasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i görmüştü, yanında Ebu Bekir ve Ömer de vardı. Resulullah:
    "Sabret, yarın akşam beraber iftar edeceğiz" buyurmuştu. İşte bu rüyadan dolayı ertesi gün oruç tuttu ve oruçlu iken şehit oldu.
    Hiç şüphe yok ki orucunu can dostları ile birlikte açmıştır.



    Çıkarılacak ders:
    Fitne ve fesadın ne kadar kötü bir şey oldukları bu olayda gözler önüne serilmektedir. İnsanlar bir defa raydan çıktı mı bir daha yola gelmeleri oldukça zordur. Buradaki işin en garip tarafı, yaptıkları işi ve icraatı İslam adına yapmalarıdır. İslam adına İslam'ın halifesini şehit edeceksin. İslam'ın adına, İslam Peygamberi'nin en candan dostunu, arkadaşını şehit edeceksin. Bütün bunları akıl almaz; işte bu yüzdendir ki, fitne, fesat ve hasetten uzak durmak gerekir. Bu olayla öyle bir fitne ateşi tutuşturuldu ki bir daha sönmemek üzere.


  6. #676
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: BU RESMİ YAPAN ÖLMÜŞ!!!!

    amin ecmain olsun

  7. #677
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 29.08.06
    Mesajlar: 61
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: BU RESMİ YAPAN ÖLMÜŞ!!!!

    ALLAH ISLAH ETSİN BUNLARI...

  8. #678
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

    OLAY BİR
    Son bilgilere göre ülkemizin nüfusu 73 milyona ulaştı. Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülke. Bulunduğumuz coğrafyada; her taşın altında bir kıvılcım her ormanda bir yangın var. Bundan 90 yıl öncesinde vilayetimiz (Filistin–Irak) olan toprak parçalarında, elli seneyi aşkın bir zamandır kan, zülüm ve gözyaşı bir an olsun eksik olmadı.
    Bir yanda modern silahlarla donanımlı bir İsrail ordusu diğer tarafta elinde sapan Filistinli çocuklar ve silahsız halk kitleleri. En küçük bir hareketi bahane yaparak alçakça saldıran şerefsiz bir İsrail devleti.
    Bir diğer güney komşumuz, bundan 90 sene önce vilayetimiz olan Irak. Orada da kan, gözyaşı, zulüm, tecavüz almış başını gidiyor. Çağın süper gücü, en modern silahlarını kullanarak, ayırım yapmaksızın katliamlarına devam ediyor.
    Filistin ve Irak…
    İki bölgenin de aktörü ve kaynağı aynı. Siyonist İdeoloji…
    Filisin ve Irak'ta yapılan zulümler, tecavüzler, cinayetler Arş'a ulaştı, yer kürenin her yerinden tepkiler yükseliyor. İnsanlar, inançları dikkate almaksızın tepki gösteriyorlar.
    Bundan birkaç ay önce Şili de Irak'ta yapılan zulmü protesto için yüz bin kişi gösteri yapmış.
    İngiltere'de, Fransa'da, İtalya'da hatta Amerika'da da gösteriler yapılmış. Bu mitinglere katılım 100 bin civarında olmuş. Bu ülkelerin nüfuslarına baktığımızda, Amerika hariç, diğerlerinin nüfusu ile ülkemizin nüfusu arasında fark yok.
    73 Milyon nüfuslu Ülkemizde, gerek İsrail–Filistin hadiselerini, gerekse Irak meselesini telin ve protesto etmek için sürekli mitingleri yapılır. Organizatörlerin bütün abartılarına rağmen 20 binden fazla katılım olmaz. 20 bin rakamı da abartılıdır, hiçbir telin mitinginin 10 bin kişiyi geçtiği görülmüş değildir.


    Hiç düşündünüz mü?

    İngiltere, Fransa, İtalya Ve Şili’de Yapılan Gösterilere 100 Bin Kişi Katılıyor da, Ülkemizdeki Gösteriler 10 Bin Kişi İle Niçin Yapılıyor?





    OLAY İKİ
    Ülkemizde adına cemaat denilen, İslam'a hizmet diye ortaya çıkan çok sayıda topluluk var. Cemaatlerin amaçları, insana ve insanlığa hizmet, kendi anlatımları böyle olduğu için aksi bir şey söylemek mümkün değil. Her bir cemaatin yegâne amacı, İslam dinine hizmet olduğu için, dolayısıyla da insana ve insanlığa hizmet yapmış oluyorlar.
    Cemaatleri detaylı incelediğimiz karşılaştığımız manzara hiçte iç açıcı değildir. Şöyle ki: A cemaati, B cemaatini beğenmez. C cemaati, E Cemaatini aşağılar. D cemaati, F cemaatini kötüler. Adeta bir kör döğüşüdür almış başını gidiyor.
    Nurettin Veren diye bir adam ortaya çıkmış. 40 yıl çatısı altında bulunduğu, bir cemaate saldırıyor. Akla gelebilecek her türlü saldırıyı yapıyor. Anlattıkları konusunda herhangi bir fikir beyan edecek durumda değiliz. Dikkatlerden kaçan bir hadiseyi kamuoyu ile paylaşacağız.
    Bu Nurettin Veren denen zat, 40 yıllık dostlarına savaş ilan etti, dikkat edin kimlerle birlik olup savaş ilan etti, ona bakalım.
    Bu Nurettin Veren denen zat, varlık sebeplerini, İslam dinini ortadan kaldırmak üzerine kuran, bir medya ve siyaset gurubu ile birlikte hareket ediyor.
    Doğu Perincek ve Medya gurubu, Cumhuriyet gazetesi ve Kanal Türk TV. Bu yayın organlarının gerek yayın politikaları, gerekse kadrolarının önemli bir kısmı, yıllardır İslam dinine karşı adı konulmamış bir savaşın içinde bulunuyorlar.
    Ey Nurettin Veren! Senin amacın nedir? Kime hizmet ediyorsun? "Elifi görse mertek zannedecek" adamlarla, kamuoyun ününe çıkıp, İslam dinini tartışmaya utanmıyor musun?
    Hiç şüphesiz Nurettin Veren bir tane değildir, içimizde çok sayıda Nurettin Veren bulunmaktadır.
    İnsanlığın ve İslam dininin tek bir düşmanı vardır, oda Siyonist ideolojidir. Yaşadığımız dünyada, bütün zulüm, işkence, tecavüz ve cinayetlerin arka planında Siyonist Yahudi'nin parmağı vardır.


    Hiç düşündünüz mü?

    En Büyük Düşman İnsan Ve İnsanlığı Yok Etmeye Çalışırken, Biz Ondan Habersiz Birbirimizle Niçin Uğraşırız? Bizim Birbirimizle Uğraşmamızda Siyonist İdeolojinin Parmağı Var Mıdır?



    OLAY ÜÇ
    Osmanlı devleti, dünya tarihinin en ihtişamlı, görkemli ve kudretli devletidir. Böyle bir geçmişe sahip olan millet, bu geçmişi niçin aşağılar, niçin karalar? Osmanlı Tarihini detaylı kaleme almış ciddi bir tarihçimiz yoktur. Bizim içimizden tarih yazan çıkmadı, ancak küçük hatıratlarla ve notlarla idare etmekteyiz.
    Örneğin İstanbul'un fethinin ayrıntısını Bizanslı tarihçilerden öğrenmekteyiz. Sultan Murad'ı, Yıldırım Bayezid'i, Yavuz'u Macar Hammer'den öğreniyoruz. Ve daha birçok tarihi hadiseyi batılı tarihçilerden öğreniyoruz.
    Bunun için denilmiştir ki; "biz tarih yazan millet değiliz, tarih yapan milletiz." Osmanlıyı yazan batılı tarihçilerin tamamına yakını, Müslüman Türk milletine ve İslam'a düşmandır. Üzerinde durulması gerekir ki; düşmanın yazdığı tarih ne kadar objektif olur.
    Buna rağmen batılı tarihçilerin yazıkları ile bizim son dönem sözde tarihçilerin yazdıklarına bakıyoruz, Avrupalı Müslüman Türk düşmanı tarihçilerin yazdıklarını rahmet diyerek yüzümüze sürüyoruz.
    Bizanslı meşhur tarihçi Dukas, İstanbul fethedildiğinde Fatih ile aynı yaştaydı ve fetih esnasında şehrin içinde bulunuyordu. Bu adamın yazdıklarına kulak verelim. Dukas diyor ki:
    "Fatih gemilerini, Beyoğlu sırtlarından yürüterek, Haliç'e indirdi."
    Bizim sözde yazar bozuntuları da, bu bir masaldır, diyorlar.
    Hammer ve bütün batılı tarihçiler diyor ki; Osmanlı padişahları, devirlerinin en yaman hükümdarları, cihangirleri ve yiğitleridir. Onların en büyük özellikleri dava adamı olmaları, ihtiras, zevk ve sefalarını hiçbir zaman, devletlerinin menfaatlerinin önüne koymamalarıdır.
    Batılılar bunu söylerken, burada bir istisnayı dile getireceğiz, son zaman, çöküş döneminde yaşanan bazı olaylar bunun dışındadır.
    Bizim sözde yazarçizer bozuntuları; Osmanlı Sultanlarını, miras yedi, uçkur düşkünü, haremden çıkmaz, zavallı mahlûkat olarak niçin yazarlar?


    Hiç düşündünüz mü?

    Milletimizi Tarinine Düşman Yapan Zihniyetin Amacı Nedir? Tarihin Hakikât Vesikalarını Kaldırıp Yerlerine Yalan Ve İftıralarla Dolu Haberler Niçin Konuluyor?



    OLAY DÖRT
    Yavuz Sultan Selim Han'ın teslim aldığı hilafet makamı kaldırıldı. Hilafet'in bir ülkede bulunmasının o ülkeye ne gibi bir zararı olabilir? İslam uleması yada İslam alimi olarak geçinen birkaç kendini bilmezin yaptığı yanlışları, İslam dinine mal etmek anlaşılır gibi değildir. Bugün bir buçuk milyara yaklaşmış bir İslam cemaatinin manevi temsil makamını kaldırmak, ülkemize ne kazandırmıştır? Bu sorunun muhakkak cevaplanması gerekir.
    Bir Ahmet, suç işledi diye bütün Ahmetleri cezalandırmak, yada bütün Ahmet'leri potansiyel suçlu kabul etmek ne kadar doğru bir yaklaşım olur?
    Terörist elebaşı ODTÜ mezunudur. ODTÜ'den bir terörist elebaşı çıktığı için, okulu niçin kapatmadılar? İşte bu örneklerde olduğu gibi, yapılan birkaç yanlış hareket Hilafet makamını kaldırmak için kullanmak doğru bir hareket midir?
    Hilafeti kaldırmak geçmiş büyüklerin ruhaniyetlerini üzmüştür. Başta Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin ve Yavuz Sultan Selim Han'ın ruhaniyetleri, hiç kuşkusuz hilafetin kaldırılmasından rahatsız olmuşlardır.
    Sultan Abdülhamıd Han, diş politikada yapacağı bir uygulamanın istişaresini yaptıktan sonra, İngiliz elçisine danışarak son kararını verirdi. İngiliz elçisi alınan kararı Osmanlının menfaatine doğru bir karar olarak görürse, Sultan Abdulhamıd, anlardı ki, bu karar bizim aleyhimizedir, karardan vazgeçerdi.
    İngiliz elçisi, kararı uygun bulmadığı için aleyhte görüş beyan ederse, Sultan Abdulhamıd, o zamanda kararı uygulardı.
    Özellikle 20 yüzyılda, batılı hiçbir devlet bizim menfaatimizi, bizim iyiliğimizi düşünmezdi. Özellikle Osmanlının sonrasında da Türkiye'nin hayrına olacak, hiçbir öneriyi bize sunmaları mümkün değildir. Batılı devletlerin tamamı, Lozan barış anlaşması için Hilafetin kaldırılmasını şart olarak koşmuştur. Batı hilafetin kaldırılmasını istemektedir. Başta İngilizler olmak üzere, tüm batı ülkelerinin istekleri doğrultusunda Hilafet kaldırıldı.



    Hiç düşündünüz mü?

    Hilafet Niçin Kaldırıldı?
    Hilafetin Kaldırılmasını Batı İstedi,
    Batı'nın Kalkmasını İstediği Bir Kurumun Kaldırılışını Yıllardır Kimler Kutluyor?

  9. #679
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    ÜLKEMİZDE AYRIMCILIK VARMIDIR?

    merhaba değerli kardeşler sizlerle şu konuyu tartışmak ve iyice irdelemek istiyorum bunun için sizin değerli görüşlerinizede ihtiyac var ülkemizde ayrımcılık varmıdır dini ırkı milleti görüşü ayrı olanlar dışlanıyormu görüşleriniz ve yaşadığınız varsa paylaşırmısınız selam ve dua ile

  10. #680
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 10.08.06
    Mesajlar: 267
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ÜLKEMİZDE AYRIMCILIK VARMIDIR?

    S.A...
    HALKIN BAKIŞ
    AÇISIYLAMI?
    DEVLETİN
    BAKIŞ
    AÇISIYLAMI?
    ŞAHSİ
    BAKIŞ AÇISIYLAMI?
    SELAMETLE...

Sayfa 68 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 1858666768697078118168 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •