Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 66 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 1656646566676876116166 ... SonuncuSonuncu
651 den 660´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #651
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.09.06
    Mesajlar: 104
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Birkaç Güzel Tavsiye

    AMİN KARDEŞİM BUNLAR NE GÜZEL SÖZLER BÖLE

  2. #652
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 28.08.06
    Mesajlar: 67
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Birkaç Güzel Tavsiye

    S.A.KARDEŞİM!AYETLER HİKMETLİ SÖZLER VE HADİSLER BİZLERE FADALIDIRLAR SİZDE BUNLARDAN EN GÜZEL OLANLARDAN SEÇİP BİZLERELE PAYLAŞITINIZ VE BİZLERE HATIRLATTIĞINIZ İÇİN ALLAH RAZI OLSUN....

  3. #653
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 20.07.06
    Mesajlar: 1.192
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Birkaç Güzel Tavsiye

    Bu sitede ne güzel insanlar, ne faydalı insanlar var, Yarabbim şükürler olsun sana. O kadar güzel açıklamışsınız ki güzelliğe güzellik katmışsınız. Rabbim sevabınızı yazsın İnşallah.
    Amaç insanlar biraz düşünsünler, neden varız? ne yapmalıyız? nereye doğru gitmekteyiz?
    Eğer bu soruların cevabını bulursak bence biz doğru yoldayız ve herkese de yardımcı olmalıyız. Rabbim bizleri hak yolundan ayırmasın.
    Selam ve dua ile.

  4. #654
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.08.06
    Mesajlar: 111
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: GÜZEL SÖZLER

    Çok güzel sözler.Allah razı olsun.Selametle...

  5. #655
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    KADIN VE AİLE GERÇEĞİ

    Ailenin önemi, cemiyetler açısından tartışılmaz bir hakikattir. Zira toplum ailelerden meydana gelir. Sağlam toplumlar, sağlam ailelerden meydana gelmiş toplumlardır. Aile cemiyetin yapıtaşı konumundadır. İslam, bu noktada ailenin muallimesi ve temel taşı olan kadına ayrı bir yer vermiştir. Allah'ın Resulü, "Cennet anaların ayakları altındadır" buyurmak suretiyle kadının bu üstünlüğünü ifade etmişlerdir. Bu noktada aile içindeki eğitim, ev idaresi ve sorumluluk konusu da kadının yerini, önemini ortaya koymaktadır. Nitekim bir hadis-i şerifte, "Dikkat edin, hepiniz çobansınız. Ve hepiniz güttüğünüzden mesulsünüz" buyrulmaktadır.

    Cenab-ı Hak, bu mükellefiyeti şöyle anlatır: "Kendinizi ve aile efradınızı cehennem ateşinden koruyun".

    Bir kimsenin, geçim için ailesine yaptığı harcama da övülmüştür. "Kişinin efrad-ı ailesine infak ettiği, sadakadır. Kişi, ailesinin ağzına koyduğu lokmadan muhakkak ecir alır" hadis-i şerifi bu hakikati beyan eder.

    Bu âyet-i kerime ve hadis-i şerifler, aile içerisinde karşılıklı sevgi, saygı, koruma, yardım, ihsan etme gibi İslam'daki aile modelinin nasıl yüce değerler üzerine kurulduğunu gösterir. Elbette bu yüce ve saadetli yuvada erkeğin en yakın yardımcısı kadındır. Bu yönüyle kadın aynı zamanda bir idarecidir.

    Ailede eğitimin önemini şu hadis pek güzel anlatır: "Kişi ehlinin cehaletinden daha büyük günahla Allah'a kavuşmaz". Kız çocuklarının eğitimine ve yetiştirilmesine İslam büyük bir önem vermiştir. Resul-i Ekrem şöyle buyurur: "Üç kızı olup, ihtiyaçtan kurtarıncaya kadar onlara iyi bakan, yedirip giydiren kimse elbette cenneti kazanır".

    Gerek eğitim, gerekse geçim hususunda efradına ve özellikle kadına ihtimam göstermemek büyük mesuliyet gerektirir. Bu mesuliyeti vurgulamak için, "Kişiye tekeffül ettiği kimseyi bakmaması, günah olarak kafidir" hadisi yeterlidir. İslam'dan başka hiçbir telakki, kadın ve çocuğun hukukunu koruma, ona riâyet etme bakımından bu derece bir sorumluluk anlayışını ortaya koyamamıştır.

    Yuva kurarken bir kadında aranılan vasıflar da kadının değerini ortaya koymaktadır. Kadında aranılan en önemli vasıf inançtır. Bu, zaten yaratılış gayesinin bir ifadesidir. Bunun dışında yüz ve huy güzelliği, ahlâk güzelliği, çocuk doğuran cinsten olması, namus ve iffetinin simgesi olarak bakireliğe önem verilmesi diğer önemli hususlardır ki, bunlar kadını layık olduğu yere ulaştıran alametlerdir.

    Resul-i Ekrem evliliğin devamı için, kadına iyi davranmayı ve onunla ülfeti tavsiye eder: "Sizden birinizin kalbine Allah bir kadınla evlenmeyi düşürdüğü vakit o kadına baksın. Zira bu sayede aralarında daha iyi ülfet olur" buyurmuştur.

    Allah'ın Resulü hayırlı kadını tarif ederken de, "Kadınlarınızın hayırlısı, kocası yüzüne baktığı zaman onu sevindiren, emrettiği vakit itaat eden, ayrıldığı vakit malını ve iffetini koruyandır" buyurmuşlardır. Bu deliller kadının bâtınî güzelliği olan dînî ve ahlâkî yönünün onun en önemli vasfı olduğunu anlatıyor. Bu sebeple kadın bâtınî ve manevi tehlikelerden korunmalı, güzel vasıflarla donatılmalı, hayırlı insanlarla yuva kurması sağlanmalıdır. Aksi halde kadın bir nevi felakete itilmiş olur. Nitekim Resul-i Ekrem, "Kızını fâsık kimseye veren, onunla ilişiğini kesmiş ve onu ateşe atmıştır" buyurur.

    İslam, karı-koca arasındaki âdâb-ı muaşeret kurallarını da o derece büyük bir hassasiyetle tarif eder ki, kadına verdiği değeri yalnız buradan bile anlamak mümkündür.

    Erkeğe; evlenirken düğün ziyafeti vermek, kadınla iyi geçinmek, kadının gönlünü hoş etmek için ara sıra şakalaşmak, çeşitli hususlarda kadını sevk ve idare etmek, iffet ve namusunu korumak, geçimini sağlamak, kadına hayırlı bilgi ve malumatları öğretmek veya öğrenmesini temin etmek, kadının yanlış tutumları varsa usulüne uygun olarak düzeltmek ve eğer Allah'ın hoşnut olmadığı boşanma vuku bulursa bu hususta da adalet ve edebe riayet etmek gibi vazifeler verilmiştir. Şimdi diyoruz ki: Kadının yerini, hak ve hukukunu gündem yapanlara, İslam'ın bu hususta getirdiği kural ve kaideleri inceden inceye etüd etmelerini tavsiye ederiz.

    Cenab-ı Hak, "Onlarla güzel geçinin, iyi muaşerette bulunun" ve "Yakın arkadaşına iyilik et" buyurmak suretiyle kadını korumayı ve ona iyi davranmayı emretmiştir. Resulullah (s.a.v) kadının kötü yönlerine katlanmayı ve bunun ecrinin büyük olduğunu da haber vermektedir: "Karısının kötü huyuna tahammül eden erkeğe Allah, iptilaya sabreden Eyüb (as)'a verdiği mükafat gibi mükafat verir. Kocasının kötü huyuna tahammül eden kadına da Firavun'un nikahında bulunan Asiye'ye verdiği mükafatı verir".

    İslam, kadına iyi davranmayı, kâmil imanın ve güzel ahlâkın ölçüsü kabul eder. "Müminlerin iman yönünden en kâmili, ahlâkı en güzel olanı ve ailesine karşı en çok lütufkâr davrananıdır". "Hayırlınız ailesine iyi davrananızdır. Ben ise aileme karşı en iyi davrananınızım". Demek ki örnek aile kurma ve devam ettirme hususunda da taklit edilecek numune Resul-i Ekrem'dir.

    İslam, kadına bu değeri verip onu korurken, erkeğe de hissi davranıp, kadının yanlış temayüllerine mahkum olmamayı emreder. Zira İslam'da aslolan, Allah'a kulluk yolunda istikamettir. Bu istikameti ister erkek bozsun, ister kadın; İslam bunu hoş karşılamaz.

    Resul-i Ekrem, "Kadına kulluk edenler (kılıbık) helak oldu" buyurarak ifrat ve tefridi kaldırmış, kadın erkek arasındaki dengeyi oturtmuştur. Keza İslam, kadının fıtrî zaaflarını kabul eder ve ona müsamaha gösterilmesi gerektiğini beyan eder. "Kadın eğe kemiği gibidir. Onu doğrultmak istersen kırarsın".

    İslam, kadına yapılan harcamayı Allah yolundaki tasadduktan üstün tutmuştur. Hadis-i şerifte: "Allah yolunda harcadığın para, bir köle azad için verilen para ve ehl-ü iyaline sarfettiğin paralar yok mu? İşte bunların en büyüğü ailene sarf ettiğin paradır" buyurmuştur.

    İslam'da, kız çocuğuna büyük önem verilmiş, onu koruma konusunda hassas ölçüler getirilmiştir: "O diri diri gömülen kız çocuğunun niçin öldürüldüğü sorulacak". İslam'da kız çocuğunun fazileti de övülmüştür. Allah'ın Resulü, "Her kimin kız çocuğu olur da, onu terbiye eder ve terbiyesini güzel eder, gıda verir ve gıdasını güzel verir, Allah-ü Teala'nın kendisine verdiği nimetlerden ona da bolluk gösterirse, o kız çocuğu, onun için bereket ve cehennemden kurtulup, cennete girmesi için bir kolaylık vesilesi olur" buyurmuştur. Diğer hadis-i şeriflerde de: "Kimin iki kız çocuğu veya iki kız kardeşi olur da, maişetlerini güzelce sağlarsa, onunla ben cennette şöyle beraberiz". "Kim ki Müslümanların çarşısına gider, oradan bir şey alır, eve gelir ve bunu çocuklarına verirken erkekleri değil de kızları tercih ederse, Allah o kimseye rahmetle bakar. Allah kime rahmetle bakarsa ona azap etmez" buyrulmuştur.

    İslam, boşanmayı Cenab-ı Hakk'ın en sevmediği mubah olarak görür. Erkek mümin, kadın yanlışa sapmadıkça onun kusurlarını affetmekle emrolunmuştur. "Eğer düzelir ve itaat ederlerse, artık onlarda kusur arayıp durmayın (ayrılmak için hile ve çareler arayıp durmayın)" âyeti bu gerçeği ifade eder.

    İslam dini evlenmeyi teşvik eder ve aile müessesesinin devamına büyük önem verir. "İçinizden bekarları evlendirin. Eğer fakir olurlarsa, Allah onları, fazl-u kereminden zengin kılar" âyetiyle Cenab-ı Hak, bizzat evliliği teşvik etmiştir.

    İslam'da erkek de, kadın da aile müessesesinde aynı şekilde sorumludur. "Kocalarının kadınlarda olan hakları gibi, kadınların da onlarda aynı hakları vardır".

    Kadının haklarını buraya kadar sıralamaya çalıştık. Erkeklerin de kadınlar üzerinde bir takım hakları mevcuttur. Resul-i Ekrem'in "Kendisinden kocası razı olduğu halde ölen her (Müslüman) kadın cennete girer" hadisi bu hakların özetle bir ifadesidir.

    "Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, kendisini yabancılardan korur ve kocasına itaat ederse, Rabb'inin cennetine girer".

    "Onlar hamile olur, çocuk doğurur, emzirir, yavrularına karşı son derece şefkatli ve merhametlidirler. Eğer kocalarına karşı küfran-ı nimette bulunmasalar namaz kılanları hemen cennete giderdi".

    Kadın ve erkeğin vazife, hak ve sorumluluklarının sahasını tespit etme noktasında şu hadise de güzel bir örnek teşkil eder: Ensar'ın kadınlarından Esma b. Yezid El Ensariyye bir gün Allah'ın Resulü'ne gelerek, "Ya Resulallah, ben arkamda bıraktığım bir grup Müslüman kadının elçisiyim. Benim gibi düşünüyorlar. Benim gibi söz ediyorlar. Şüphesiz Allah seni kadınlara ve erkeklere gönderdi. Biz de sana inandık ve tâbi olduk. Biz kadınlar evlerde oturup kaldık. Sizin evlatlarınızı yüklenenler olduk. Erkekler cemaat namazlarına ve cenazelere iştirak etmek gibi hususlarda üstünlük kazanıyorlar. Erkekler cihada çıktıklarında biz onların mallarını koruyor, çocuklarını yetiştiriyoruz. Büyütüp terbiye ediyoruz. Bu durumda ecir bakımından onlara ortak oluyor muyuz?"

    Resulullah (sav) ashabına döndü ve onlara, "Dini hakkında bir kadının bundan güzel bir sualini işittiniz mi?" buyurdu. Ashab, "Hayır ya Resulallah" dediler. Bunun üzerine Resulullah: "Haydi git Esma. Geride bıraktığın kadınlara bildir. Sizden birinizin kocasına güzel davranışta bulunup onun rızasını talep etmesi ve uygun davranışlarda bulunması bütün bu anlattıklarına bedeldir" buyurdu. Esma, Resulullah'ın kendisine söylediklerini müjdelemek üzere huzurdan ayrıldı.

    Kadının, annelik sıfatıyla da dinimizde ayrı bir yere mâlik olduğunu görüyoruz.

    Bir defasında adamın biri Allah'ın Resulü'ne gelerek, "Ya Resulallah hayatta en çok saygı göstermeye layık kişi kimdir?" diye sordu. Resulullah: "Annendir" buyurdu. Adam: "Ya sonra" diye sordu. Allah'ın Resulü yine: "Annendir" buyurdu. Adam bu kez: "Peki ya sonra, ya sonra ya Resulallah?" deyince, Peygamberimiz: "Sonra babandır" buyurdu".

    Ebu Umame'den nakledildiğine göre: Peygamber (s.a.v), Hayber'i kastederek ashabına, "Sakinleri zalim olan şu kenti almaya hazırlanın" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Hureyre annesine giderek: "Hazırlığımı gör, Peygamber (s.a.v), cihad için emir buyurdu", dedi. Annesi: "Beni yalnız bırakıp nasıl gidiyorsun" deyince Ebu Hureyre: "Ben Resulullah'tan geri kalamam" dedi. Bunun üzerine annesi: "Eğer gidersen şu sütüm sana haram olsun" dedi. Ve Peygamberimize giderek aynı şeyi ona da söyledi.

    Az sonra Ebu Hureyre Peygamberimizin yanına geldi Resulullah ondan yüz çevirdi. Ebu Hureyre:
    "Ya Resulallah, seni dargın görüyorum" deyince, Peygamberimiz:
    "Evet, ben sana dargınım. Annen, 'Sana hakkımı helal etmem' dediği halde onu dinlemiyorsun. Herhangi biriniz, annesine, babasına veya onlardan birine hizmet ettiği müddetçe cihadda olmadığını mı zanneder? Öyle zannetmeyin. Kişi annesine, babasına hizmet ettiği ve onların haklarını ödediği müddetçe cennettedir" buyurdu.


    Ebu Hureyre diyor ki: Peygamberimizin bu emri üzerine ben iki sene cihada çıkmadım. Ancak annem vefat ettikten sonra Peygamberimizle cihada çıkmaya başladım".

    Aynı eserde nakledilen bir başka olay da şudur: Hz. Ömer ve Hz. Ali Kâbe'yi tavaf etmiş ve tavafı ancak tamamlamışlardı ki, annesini sırtına almış bir delikanlının tavafa girdiğini gördüler. Anne, oğluna yük olduğunu beyan eden bir beyit okuyor, delikanlı ise annesine şu beyitlerle cevap veriyordu: "Benim sana yaptığımdan ne olur, anne. Sen beni dokuz ay karnında gezdirdin". Bunu duyan İmam-ı Ali, Hz. Ömer'e döner: "Ya Ebu Hafs, gel şu delikanlıyla yeniden bir tavaf edelim de, Allah, seni ve beni affetsin" demiştir.

    İşte İslam'da dolayısıyla gerçekte kadın budur. Kadın bu açıdan bir insanlık gerçeğidir

  6. #656
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 20.07.06
    Mesajlar: 1.192
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KADIN VE AİLE GERÇEĞİ

    Her başarılı erkeğin arkasında onu destekleyen bir eşi vardır. Annelerimiz, kadınlarımız elbette değerlidirler. Onların en büyük değeri de bence "anne" olmalarından kaynaklanmaktadır.

  7. #657
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.08.06
    Mesajlar: 111
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KADIN VE AİLE GERÇEĞİ

    Allah razı olsun.Zaten İslamı hakkıyla yaşasak hiçbir problemimiz kalmayacak.Allah hakkıyla yaşayanlardan eylesin.

  8. #658
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KADIN VE AİLE GERÇEĞİ

    amin kardeşim rabbim sizdende razı olsun kanak kardeşin sözüne katılıyorum her başarılı erkeğin ardında hayırlı bir bayan vardır dua ile

  9. #659
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    TARİHİN GÖZ YAŞLARI

    DEĞERLİ KARDEŞLER TARİHİN GÖZ YAŞLARI DEDİM ÇÜNKÜ TARİHİMİZDE GERÇEKTEN ÇOK GÖZ YAŞI VAR SİZE GÖRE TARİHİMİZİN EN ACI OLAYI NEDİR HANGİ OLAY SİZİ ÇOK DERİNDEN ETKİLEMİŞ VE İZ BIRAKMIŞTIR PAYLAŞMAK İSTERMİSİNİZ

  10. #660
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: TARİHİN GÖZ YAŞLARI

    Uhud savaşının ardından henüz dört ay kadar bir zaman geçmişti ki, Necid'den Ebû Berâ Medine'ye gelerek Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i ziyaret etti. Ebû Berâ Âmiroğulları kabilesinin Seyyidi ve lideri idi. Ebû Berâ, beraberinde bazı hediyeler de getirmişti. Bunları Resûlullah'a arzettiğinde, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:

    “Ben müşriklerin hediyesini kabul etmem. Hediyeni kabul etmemi istiyorsan, önce müslüman ol.” buyurdu. Sonra da İslâm dinini Ebû Berâ'ya anlattı. Anlatılanları dikkatle dinleyen Ebû Berâ, ne müslüman oldu, ne de anlatılanlara ilgisiz kaldı. Ebû Berâ:

    “Yâ Muhammed! Anlattığın şeyler, pek güzel ve şerefli şeylerdir. Ben burada tek başımayım. Benim kavmim kalabalıktır ve onlar benim sözümden çıkmazlar. Eğer yanıma arkadaşlarından birkaç kişi verirsen, onlar getirdiğin dini kavmime anlatırlar ve kavmim sana tâbi olur.” dedi.

    Ebû Berâ'nın teklifini dinleyen Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bu tekliften şüphelenmişti. Şüphesini Ebû Berâ'ya da anlattı:

    “Göndereceğim kişiler hakkında Necid halkından endişe ederim.” dedi. Ebû Berâ:

    “Yâ Muhammed! Göndereceğin öğreticiler için Necid halkından endişe etme. Göndereceğin kişiler, benim himayem altındadır. Benim himayem altında oldukları sürece onlara kimse dokunamaz. Onları gönder ki, Necid halkını bir an önce dininize davet etsinler.”

    Resûlullah'ın endişesi ortadan kalmamasına rağmen, yine de sonuç İslâm'ı tebliğ olunca, akan sular duruyordu. Resûlullah, Ebû Berâ'nın yeğeni Âmir bin Tufeyl'e bir mektup yazdı. Âmir bin Tufeyl, Ebû Berâ'nın vekaleti ile kavminin yönetimini üstlenmişti.

    Resûlullah talimat verdi, Münzir b. Amr başkanlığında bir heyet hazırlandı. Bir rivayette yetmiş kişi, bir başka rivayette de kırk kişi oldukları yazılıdır.

    Tebliğ heyeti yola çıkmadan Ebû Berâ, Medine'den ayrılmış, yurduna varmıştı bile. Kavmini durumdan haberdar etti.

    Tebliğ heyeti de yola çıktı, uzun bir yolculuktan sonra Bi'rimaûn'e su kuyusunun bulunduğu mevkiye geldiler. Bu kuyunun yanında mola verip, biraz dinlenmeye karar verdiler. O sırada tebliğ heyetinin geleceğini bilen, Ebû Berâ'nın yeğeni Âmir b. Tufeyl, çevresine topladığı kalabalık bir grupla, hain bir plan hazırlamış ve Bi'rimaûne kuyusunun yakınına kadar gelmişti.

    Başlarına gelecek olandan habersiz, istirahat eden müminler, yakınlarında bulunan topluluktan haberdâr olunca, içlerinden birini topluluğa göndererek, Resûlullah'ın mektubunu onlara vermeyi kararlaştırdılar. Bunun için de aralarından Harâm b. Milhân Radıyallahu Anh'ı görevlendirdiler. Milhân, Âmir b. Tufeyl'in yanına varınca, önce Resûlullah'ın mektubunu verdi. Âmir b. Tufeyl mektuba itibar etmeyip, okumadan yere attı. Hiçbir şey söylemeden Milhân'ı orada şehit ettiler. Ardından adamlarına Bi'rimaûne kuyusunun yanında bulunan diğer mü'minleri kuşatma emrini verdi. Mü'minleri kuşattılar. Müşrik topluluğu, kana susamıştı; tebliğden başka niyetleri olmayan bu güzel insanları, bu mazlumları katletmeye kararlı idiler.

    Başka çarenin olmadığını anlayan mü'minler de kılıçlarını çektiler ve kanlarının son damlasına kadar çarpışarak, şehit olmaya karar verdiler. Çarpışmaya başlamadan önce hep birlikte şu duayı yaptılar:

    “Ey Rabbimiz! Vaziyetimizi Resûlüne haber verecek senden başka kimsemiz yok. Resûlüne ve kavmimize haberimizi ulaştır ki, biz Rabbimize kavuştuk. Rabbimiz bizden hoşnut oldu, bizi de hoşnut kıldı.”

    Allah Celle Celâluhu bu sevgili kullarının isteğini yerine getirmişti.

    Cebrail Aleyhisselâm durumu anında Peygamberimize bildirdi. Haberi alır almaz Peygamberimiz bir hutbe verip, durumu ashabına bildirdi:

    “Kardeşleriniz, müşriklerle karşılaştılar. Müşrikler, onları kesip biçtiler, mızraklarla delik deşik ettiler. Kardeşlerinizden hiçbirini sağ bırakmadılar, hepsi şehit oldu.”

    Resûlullah, onların selâmlarına bizzat mukabelede bulundu. Üzüntüsü çok büyüktü, aynı günün sabah namazında, ikinci rekatta rükûdan doğrulduğu zaman katillere beddua etti.

    NETİCE:

    Onlara niçin ulaşılmaz? Onlar Resûlullah'ın arkadaşlarıdır. Onlar Resûlullah'ı dünya gözü ile görmüş, ona iman etmişlerdir. Onlar Rablerine kullukta en yüce makamı yakalamışlardır. Bunların hepsi doğru. Eksik olan başka bir şey var ki, onları gerçekten değerli kılan ve ulaşılmaz yapan odur.

    Onlar Allah ve Resûlü'ne öyle bir itaat ile bağlı idiler ki, Allah ve Resûlü'nün rızasının dışında olan her şeyi ellerinin tersi ile itmişlerdir. Onlar böyle bir soru ile karşı karşıya kalsalar, bütün dünya bir yana, Allah ve Resûlü'nün razı olmayacağı iş bir yana, hiç tereddüt etmeden dünyayı ellerinin tersi ile iterlerdi.

    İslâm'ı tebliğ için yola koyuluyorlar. Tek bir gaye var: İslâm'ı tebliğ etmek. Onlara pusu kuruyorlar, ölümden gayri yolları yok. Ya dinlerinden vazgeçecekler, düşmana teslim olacaklar ya da çarpışarak şehit düşecekler. Onlar ikinci yolu tercih ediyorlar; her biri çarpışarak şehit oluyor. Bi'rimaûn'e kuyusundan su yerine kan akıyor. Hep birlikte niyazdalar: “Ey Rabbimiz! Durumumuzu Resûlü'ne bildir! ” Ne iman, ne ihlas ve ne teslimiyet!..

    İçinde bulunduğumuz İslâm dini nimeti bize kolay ulaşmadı. İslâm dini kıyamete kadar var olsun diye bu güzide insanlar az mücadele vermediler. Bi'rimaûn'e şehitlerinin dahi üzerimizde hakları vardır


Sayfa 66 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 1656646566676876116166 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •